{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1514 \t\t          (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN  <br>KARAR NO\t: 2024/1495                                     ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)<br><br>\t                        T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/01/2022<br>ESAS NO\t\t: 2020/38 E 2022/11 K<br><br>DAVACI\t:   <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 27/11/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 26/12/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı şirket vekili; müvekkili şirketin davalı şirketle ticari ilişkisinin bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari teammül gereği düzenlenmiş olan; kur farkı faturalarından doğan alacağın tahsili amacıyla; girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesi  talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı şirket vekili; davacı şirketin müvekkili şirkete düzenlemiş olduğu tüm faturalar incelendiğinde fiyat ve tutarın döviz cinsinden gösterilmediğini, döviz ile satış işlemi yapılmadığını, taraflar arasında dövizli satış anlaşması bulunmadığını, davacı yanın döviz cinsinde ticaretini kabul etmediklerini bildirerek davacı şirket aleyhine takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini  istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; kur farkı alacağının istenebilmesi için borcun yabancı para cinsinden ödeneceği ve kur farkı yansıtılacağı hususunda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunması gerektiği, davalı tarafın alacağın yabancı para ile ödeneceği veya kur farkı yansıtılacağını kabul etmediği, dava dosyası kapsamında taraflar arasında akdedilmiş kur sözleşmesi örneği bulunmadığı, tarafların ticari defterlerinde kayıtlı tüm faturaların Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş olduğu kur farkı yansıtılacağı hususunun davacı tarafça ispatlanması gerektiği ancak bu hususun usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı  gerekçesiyle davanın reddine, davacının takipte haksız olsa da kötü niyeti tespit edilemediğinden yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa  yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili; kur farkına dayanak olan faturalar yazan rakamlar her ne kadar TL cinsinden yazılı ise de yapılan alış veriş USD cinsinden olup faturaların sağ alt köşesinde satış kurunun yazılı olduğunu, TL cinsi bir satış sonrası kesilen TL cinsi bir faturada döviz kurunun yazılı olmayacağını, kesilen faturaların TL ye dönüştürülmüş haliyle kesildiğini, hangi kur dan hesaplandığının da faturada yer aldığını, ticaretin yabancı para cinsinden olduğu taraflar arasındaki yazışmalardan anlaşıldığını, faturaların usulüne uygun kesildiğini, faturada hem döviz cinsinden değeri hem de TL değeri yazdığını, bu faturalara istinaden düzenlenen kur farkı faturaların davalı tarafça müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, davacının kur farkı alacağı talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, kur farkı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı itirazın  iptali  istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Kur farkı alacağının istenebilmesi için,  taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin veya dövize endeksli bir ticari  ilişkinin bulunması  gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Bu nitelikteki bir alacağın istenebilmesi için uygulama ya da teamül aranmaz. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebilir. <br>Kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır.(Yargıtay 19 HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E., 2018/1950 K. sayılı kararı; 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E., 2017/8069 K. sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD 05/12/2019  2018/965 Esas 2019/5447 Karar). <br>\t Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararı).<br>Somut olayda; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalar Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş faturanın sol alt köşesinde ise  fatura tarihindeki yabancı para cinsinin kuru gösterilmiştir. Davacının kural olarak kur farkı talep etmesi mümkün ise de davacı alacağının tahsili için davacı tarafından verilen çekleri teslim aldığını  ve bir adet iade faturasını da kabul ederek ticari defter kayıtlarına işlediğini beyan ettiği gibi ticari defter kayıtlarından da ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaların  bedelinin çeklerle tahsil edildiği bir adet de iade faturasının kabul edildiği davacı defter kayıtlarındaki bakiye alacak bedelinin de  kur farkından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Malın geri iadesi  suretiyle yapılan ödemeler ile çek keşide edilmek suretiyle yapılan  ödemelerde kur farkı istenemez.<br> Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir. Yargıtay'ın bu konuya ilişkin içtihatları da yerleşik hale gelmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2021 tarih 2020/4821 E. 2021/65 K.; 19/04/2022 tarih  2020/7585 esas 2022/3142 karar sayılı ilamı)<br>Mahkemece açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekirken değişik gerekçe ile kur farkından kaynaklanan alacağın doğmadığı gerekçesiyle davnın reddine şeklinde gerekçe oluşturulması doğru olmamıştır.<br>\tBu durumda Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2.maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiğinden \"gerekçe düzeltilerek ve değiştirilerek yeniden esas hakkında\" karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davacı vekilinin istinaf isteminin mahkemenin gerekçesine yönelik olarak kabulü ile,  HMK'nın 353/1-b-2.maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinin gerekçesi düzeltilerek Dairemiz gerekçesinde yer alan nedenlerle yeniden hüküm tesisine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;<br>2-)Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/38 Esas, 2022/11 Karar ve  12/01/2022 kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>3-a)Davanın REDDİNE,<br>  b)Kötü niyet tazminatın yasal koşullar oluşmadığından bu hususa yönelik talebin reddine,<br>c)Alınması gereken 80,70 TL harçtan peşin alınan 565,89 TL harcın mahsubu ile fazla alınan  485,19 TL'nin karar kesinleştiğinde davacı tarafa idaresine,<br>ç)6102 sayılı TTK 5/A mdsi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11, 13, 14.md ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri Uyarınca Hesaplanan Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>d)Davalı taraf vekil ile temsil edildiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca Hesaplanan ve takdir olanan 7.128,99 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>e)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>f)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırına iadesine,  <br>İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,    <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere  27/11/2024  tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>Başkan...<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip...<br>   e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a9cce0bb1726de8","SID":"959aec67f656856d"}}