{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/899 <br>KARAR NO: 2024/2026<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/02/2022<br>NUMARASI: 2021/405 E. - 2022/187 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı Banka tarafından, ... Bankası Avcılar Şubesine ait ... nolu 25/11/2018 keşide tarihli 30.000,00-TL bedelle çeke istinaden müvekkili hakkında İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, müvekkiline ödeme emri tebliğ edilmiş ve takibin kesinleşmiş olduğunu, çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davalıya böyle bir borcunun bulunmadığını belirterek, İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından müvekkili aleyhine açılan takibin iptaline, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, takibin dava sonuna kadar durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ibraz etmemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...DAVANIN KABULÜ İLE; davacının, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından davacının tazminat isteminin reddine,\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davacı ...'in  çekin keşidecisi olduğunu,  Çek süresinde bankaya ibraz edildiğinde Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1128 E. sayılı dosyasından 23.11.2018 tarihinde çek hakkında ödeme yasağı koyulmuş olduğunun öğrenildiğini,  Dava dışı Borçlu ve dava konusu çekin lehtarı Tasfiye Halinde ... Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından başlatılan kıymetli evrak iptali (Çek İptali) talebine ilişkin dava Muhatap Şirketin davadan feragat etmesi nedeniyle davanın reddine ve ödeme yasaklarının kaldırılmasına karar verildiğini ve 16.05.2019 tarihli kararı ile çek hakkında ödemeden men kararı kaldırıldığını ve  Müvekkili Bankanın alacağının tahsiline yönelik Davacı ... hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası nezdinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, iş bu dosya ile menfi tespit davası açıldığını, alınan bilirkişi raporunda icra takibine konu anılı çekin üzerinde yer alan imzanın Davacı ...'in eli mahsulü olmadığı yönünde değerlendirmede bulunulduğunu, Davacı taraf çek üzerindeki imzayı kabul etmemekle birlikte çekin ne şekilde elinden çıktığına yönelik bir beyanda bulunmadığını, delil sunmadığını ve konu hakkında yapmış olduğu bir şikayet başvurusu da bulunmadığını, Davacı taraf ve dava dışı Borçlu Tasfiye Halinde... Üretim Dış Tic. Ltd. Şti. Müvekkil kredi kuruluşlarını dolandırma kastı ile birlikte  hareket ettiğini, Çek üzerindeki imzanın keşideciye ait olmaması iddiası nedeni ile resmi belge üzerinde sahtecilik yapıldığı, usulüne uygun şekilde tanzim edilmediği ve Davacı tarafın Müvekkiline bir borcunun bulunmadığı iddiası bulunduğunu, Davacı tarafın ve dava dışı anılı şirketin dolandırıcılık kastı ile birlikte hareket ettiklerini, Davacı taraf ve ve dava dışı anılı şirket hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/35526 Sor. numaralı dosyası ile resmi belge üzerinde sahtecilik yapan şahıslar şikayet başvurusunda bulunulduğunu, dosyanın derdest olduğunu,-hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, Adli Tıp İhtisas Dairesi'nden yeni bilirkişi raporu alınarak yeniden inceleme yapılmasını talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava;  Davacı ...'in, ... Bankası A.Ş./Avcılar İstanbul Şubesinin TR..  nolu hesabı üzerinden keşideli, ... çek seri numaralı, 25.11.2018 tarihli, keşide yeri İstanbul olan ve 30.000,-TL miktarlı çekin keşidecisi olduğu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı ... hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası nezdinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Çekin üzerindeki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığının tespitinin teknik bilgi ve bilirkişi incelemesi gerektirmesi nedeniyle, dosya grafolog bilirkişisi... ye  tevdi edilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu raporunda; tetkik konusu, ... Bankasına ait ... sayılı.25/11/2018 tarihli ( ... Ürünle Ltd. Şti.) adına tanzim edilmiş 30.000- TLdeğerli çek aslının sağ alt tarafında bulunan inceleme konusu imzasının ...'in eli mahsulü olmadığı kanaatine varılmış olduğuna dair rapor sunulmuştur. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.  “imzanın sahte olması” iddiası  senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.  Dosya içerisinde bilirkişi raporu incelendiğinde, Bilirkişi raporunda,  inceleme konusu ve mukayese imzaların ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren imza örneklerinin incelendiği, asılları bulunduğu, Yargıtay'ın teknik olarak belirttiği hususlarda inceleme yapılmasına rağmen sonuca ulaşılamadığı, buna göre yeniden rapor alınması gerektirir bir delilin bulunmadığı, imzanın davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, buna göre yeniden incelenmesine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu çekte davacıya atfen atılı imzanın sahte olduğu, sahtelik iddiasının mutlak defilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, davalının bu yöndeki tüm istinaf isteminin reddinin gerektiği, Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca Adli Tıp Kurumu imza incelemesi yönünden son merci olmadığından, mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasının zorunlu olmadığı  bu kapsamda, davacının dava konusu çekten dolayı sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2022 tarih ve 2021/405 E., 2022/187 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.049,30 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 512,32 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.535,98‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d01e6b695c6d10eb","SID":"5861e70485303b22"}}