{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ                                       <br><br>ESAS NO\t: 2024/254 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/993 Karar<br><br>DAVA\t: MENFİ TESPİT (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 06/02/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı iddiası; müvekkili ve davalı, 13.04.2022 tarihinde ... A.Ş. şirketine ait ... A.Ş. şirketi hisselerinin müvekkiline devri konusunda anlaştığını, bu anlaşma kapsamında da taraflar arasında; resmiyette geçerli olacak ve söz konusu hisselerin değerinin 50.000.000TL olarak kabul edildiğini \"Hisse Devir Sözleşmesi\" (\"Sözleşme\") yine aynı tarihte taraflar arasında asıl geçerli olacak ve hisselerin değerinin 7.500.000 USD (Amerikan Doları) olarak kabul edildiğini \"Hisse ve Varlık Devir Protokolü\" (\"Protokol\") imzalandığnı, Protokol ile sözleşmedeki bazı maddelerde revizeler yapılmış ve yeni hususlar eklendiğini, söz konusu bu Sözleşme ve Protokoldeki ortak hususun: müvekkili tarafından ... A.Ş. şirketine ait ... A.Ş. şirketi hisseleri alındığını; karşılığında 13.04.2022 keşide tarihli sıralı senetler verildiğini, bu senetler düzenlenirken de sözleşmedeki tutar olan 50.000.000,00TL'lik ödemeler resmi olarak gösterilecek bedel olduğundan 11 eşit 1 artık taksit olmak üzere 12 taksit halinde banka üzerinden ... A.Ş. hesabına, tarafların anlaştığı asıl bedeli tamamlamak adına yapılacak sonraki ödemeler ise davalıya yapılacağını, taraflar arasında bu kısım özelinde herhangi bir tartışma bulunmadığını, senetler TL üzerinden düzenlenirken de, kurdaki anlık değişim ve yukarıda anılan senetler minimum 4.320.000,00TL olarak ödenecektir maddesi gözetilerek senetleri 4.350.000,00TL bedelli düzenleme kararı alındığını, bu şekilde düzenlenen senetler davalıya teslim edildiğini ve bu senetler, vadesi geldikçe, Protokolde verilen banka hesabına Sözleşme ve Protokolde yazılı ödeme açıklamasıyla (\"bitexen hisse satış bedeli\") 4.350.000,00 TL olarak ödendiğini, gidişat bu şekilde devam ederken, bu sıralı senetlerdeki 4.320.000,00-TL, 4.350.000,00-TL bedel farklılığını kötüye kullanmak suretiyle sanki 4.350.000,00-TL'lik senetler protokolden ayrı başka bir nakdi borç ilişkisi kaynaklı düzenlenmiş havası vererek ihtiyati haciz kararları almak suretiyle icra takipleri başlatıldığını, davalının bu kötüniyetli tavrı karşısında, menfi tespit davaları açıldığını ve bu davalar takipler tedbiren durdurulduğunu, halbuki, davalı tarafından çekilen 28.01.2023 tarihli ihtarda dahi \"tarafınızca 15.05.2022 tarihinden itibaren yapılmaya başlanan taksit ödemelerinde, sadece senet üzerinde yazan rakamlar üzerinden banka havalesi yoluyla yapılmış olup, protokolün yukarıda belirtilen kur farkında yönelik ödeme koşulu eksik ifa edilmiştir\" denmek suretiyle Protokol kapsamında düzenlenen senetler üzerinde 4.350.000,00TL yazdığı ikrar edildiğini, EK-3'e bakıldığında, Protokol kapsamındaki ödemelerin tamamının 4.350.000,00TL olarak yapıldığı ayrıca görüleceğini, yine aynı ihtarda, protokolde \"senetlerin 300.000USD bedelli olacak şekilde düzenlenip verileceği\" maddesi bulunuyor olmasına rağmen; senetlerin, tarafların ortak irade ve kabulüyle TL olarak düzenlendiği de kabul edildiğini, protokole konu ödemesi yapılan bu senetler bedelsiz kalmasına rağmen davalı tarafından icraya konu edildiğinden, davalı hakkında \"bedelsiz senedi kullanma\" suçu nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının HMK 216-2 maddesi uyarınca sözleşmeye konu senetleri ibraz etmesi gerektiğini, açıklanan nedenler; icra takiplerine konu, soruşturmaya konu, ödeme dekontuna konu senetler, aynı senetler olduğunu, bu sebeple olmayan bir borcun olduğu iddiasıyla icra tehdidi altında bulunulduğundan 13.04.2022 düzenlenme tarihli, 25.09.2023 vade tarihli 4.350.000,00-TL tutarındaki senedin icraya konulmaması hakkında, Sayın Mahkeme aksi kanaatte olur ise; senedin icraya konu edilmesi halinde ilgili takibin durdurulması için teminatsız veya mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında açılacak ihtiyati haciz talebi ve icra takibi hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>Davalı savunması; Davacılar, açmış oldukları işbu dava ile, davaya konu 13.04.2022 düzenleme, 25.09.2023 vade tarihli, 4.350.000,00TL bedelli senede ilişkin, 13.04.2023 Tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ve Hisse ve Varlık Devir Protokolü'nden başkaca bir borç ilişkisinden borçlu olmadıklarının tespiti ile ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü talep ettiklerini, işbu taleplerinin  baştan sona kötü niyetli bir kurgunun ürünü olduğu ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yanca ileri sürülen tüm iddia ve beyanlar asılsız ve hukuki mesnetten yoksun olup, dikkate alınmaması gerektiğini, ibraz edilen ödeme dekontunda senet alacaklısına ödeme yapılmadığı açıkça görüldüğünü, dava konusu senet alacaklısı ... olup; 13.04.2022 tarihli protokolün  hiçbir maddesinde ... adı geçmemekte ... adına ödeme yapılacağı yer almadığını, davacılar tarafından sunulan ödeme dekontunda da ödemenin, dava dışı taraf ... yapıldığı ihtilafsız olduğunu, bu nedenle ibraz edilen dekontun esasen başka bir borç ilişkisinden kaynaklanan borca ilişkin olduğu şüpheye yer vermeyecek şekilde açık olup, dava konusu senet ödenmediğini, neticeten, yukarıda izah edilen sebepler ile davacıların takibe konu senetleri ödememiş olması, diğer senetlere ilişkin ödeme yapılırken açıklama kısmında işbu davaya konu icra takibine müstenit senetlere açık bir şekilde atıf yapılmaması, özetle iddialarını ispatlar nitelikte herhangi bir delillerinin mevcut olmaması, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu gösterdiğini, davacıların 13.04.2023 Tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ile aynı tarihli Hisse ve Varlık Devir Protokolü'nden  başkaca bir borç ilişkisinden borçlu olmadıklarının tespitine yönelik  tüm iddiaları yukarıda izah edilen ilişkiler ve senetler kapsamında ispat olunduğundan, davacıların işbu haksız  davasının reddedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;  <br>Dava, bonodaki ihdas nedeninin bono üzerinde yazılandan farklı  olduğundan (malen)  bahisle menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkememizin 19/12/2024 tarihli duruşmasında davacılar vekili \"Taraflar sulh olmuştur, bu konuda sözleşme imzalanmıştır, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, ayrıca teminatların iadesine karar verilmesini talep ediyoruz, her bir dosya yönünden ayrı ayrı beyanda bulunacağız, sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilebilir,\" şeklinde beyanda bulunmuştur; aynı tarihli duruşmada davalılar vekili ise \"Taraflar sulh olmuştur, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilsin, davacıların teminatının karar kesinleştiğinde iadesine muvafakatimiz vardır,\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>HMK'nun 315. Maddesinde; \"Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir.\" hükmü yer almaktadır. <br>6100 sayılı HMK’nın 315. maddesine göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (Tanrıver, s. 97). \"<br>İşbu dosyada,tarafların sulh olmaları sebebi ile davanın konusuz kaldığı, tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-HMK'nın 315/1 maddesi gereği KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 74.287,13 TL'den mahsubu ile bakiye 73.859,53 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,<br>3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>4-Talep olmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Davacılar tarafından yatırılan teminatın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, <br>6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, <br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf  yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/12/2024<br><br><br>BAŞKAN ...<br> <br>ÜYE ...<br> <br>ÜYE ...<br> <br>KATİP ...<br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a38d5bffcb53323c","SID":"4071394b9724ade9"}}