{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R <br>ESAS NO:2024/375 <br>KARAR NO:2024/2030<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:12/09/2023<br>NUMARASI:2014/996 Esas - 2023/647 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ:28/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.01.2014 tarihinde davalılarda ...' ın maliki olduğu ...plakalı aracı davalı sürücüsü....'nin davacı ...' ya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği, davacının çalışamadığı, bakıma ihtiyacı olduğu, tedavi süresince ilaç, ulaşım, hastane vs giderlerinin olduğu ve sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi zararının olduğu iddia edilerek tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat talep  etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın davalı müvekkili ... A.Ş. tarafından 07.01.2014 - 07.01.2015 vadeli  ZMSS poliçesi ile  sigortalanmış olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün olayın meydana gelmesinde kusuru olmadığından davalı ... Anonim Şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, isnad edilen kusurun kabul edilmediğini, tedavi giderlerinden ...' nın sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"1-Davanın maddi tazminat yönünden 08/11/2022 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulü ile; a-239.204,10-TL sürekli iş göremezlik+ 5.199,38-TL geçici iş göremezlik+ 1.071,00-TL bakıcı masrafı olmak üzere toplam 245.474,48 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 18/01/2014'den itibaren; davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ve dava tarihi olan 25/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davanın manevi tazminat talebi yönünden kabulü ile; a-20.000,00-TL manevi tazminatın, davalılar ... ve ...yönünden kaza tarihi olan 18/01/2014'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı... vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Islah edilen kısım için zamanaşımı itirazının kabulu ile davanın bu kısım yönünden reddine karar verilmemiş olması hukuka aykırı olduğunu, davanın kısmi dava olarak açıldığını, Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanununa göre  ıslah edilen tutarlar yönünden 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı ve olay tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi sona erdiğini, kısmi  davada dava dilekçesi ile talep edilmeyen kısımlar yönünden zamanaşımı süresi işlemeye devam ettiğini, ZMM sigortası işletenin karayolları Trafik Kanunundan kaynaklanan sorumluluklarından dolayı işletenin sorumluluğunu üstlendiğini, işletenin ve işletenin sorumlu olduğu sürücünün cezayı gerektiren diğer kanunlardan kaynaklanan kusurları sigorta poliçesi teminatı dışında kaldığını, hal böyle iken kasten yaralama nedeniyle oluşan zararın teminat dışında kaldığını,  ilk alınan ATK raporunda davacının kazadan dolayı tamamen iyileştiği tespit edildiğini, daha sonra alınan ATK raporunda ise sakatlık oranı verildiğini, her iki rapor birbiri ile çelişkili olduğunu, bu çelişkiler giderilmeden hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, kusur tespitleri hatalı olup, ceza /savcılık dosyasından yapılan maddi vakıalara ilişkin tespitler  farklı değerlendirilerek düzenlendiğini, Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre kusur tespiti yapılması kabul edilemeyeceğini, olayın kasten yaralama olarak gerçekleştiğini, kusurun Karayolları Trafik Kanununa göre tespiti nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini, geçici bakıcı gideri ve geçici işgöremezlik zararı teminat dışında iken aleyhe hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, davacının  ...'dan dan geçici işgöremezlik tazminatı alıp almadığı araştırılmadığını, bakıcı gideri... kapsamında olup bu tutarlar yönünden aleyhe hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, davacının bakıcı tuttuğuna dair kesin belge ve delil bulunmaması nedeniyle bakıcı gideri hesaplamasının net asgari ücret üzerinden yapılması gerekirken  brüt ücret ile hesaplanması hatalı olduğunu, dava dilekçesinde 1.000 TL lik maddi tazminat olarak dava açılmış mahkeme tarafından 1.000 TL lik dava değerinin hangi alacak kalemleri için ne tutarda talep edildiği konusunda davacıdan açıklama istenmediğini yine ıslah dilekçesinde de bu ayrıma gidilmeksizin dava ıslah edildiğini, davacının sürekli sakatlık,  bakıcı gideri ve geçici işgöremezlik zararlarının ne tutarda talep ettiği tespit edilmeden hüküm kurulması hukuka aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dava, HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına  tabi  olmaksızın, davanın  başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden davalı vekilinin ıslah zamanaşımına ve davanın kısmi dava olarak açıldığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  2021/23068 E.ve 2024/8397 K.sayılı kararı). 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1477. maddesine göre; Sigortacı, sigortalının, sorumluluk konusu olayı kasten gerçekleştirmesinden doğan zararlardan sorumlu olmaz.Bununla birlikte 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/1 maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa işleten zarardan müteselsilen sorumludur. Aynı yasanın 90. maddesinde; Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olacağı,  91. maddesinde; İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu,  86. maddesinde ise ; İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulacağı, sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakimin, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebileceği hüküm altına alınmıştır.Bunun yanında Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı B.4-a maddesinde; \"Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise\" rücu edilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı sigortacı tarafından ZMMS ile  sigortalı ...  plaka sayılı aracın, yaya olan davacıya çarpması neticesinde zarar oluşmuş, davalıya sigortalı araç sürücüsü ... hakkında olay sırasında aracını davacının üzerine sürerek kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmiş  ise de,  davaya konu kaza, Karayolları Trafik Kanununun 86. maddesinde sayılan mücbir sebep,  zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklanmamış, aracın işletilme halinde olması, zarar verici fiil, zarar ve uygun illiyet bağı şeklindeki sorumluluk için aranan şartlar gerçekleşmiş olup,  araç sürücüsünün kasıtlı eyleminin teminat dışı haller arasında düzenlenmeyip, rücuya tabi haller arasında düzenlenmiş olmasına göre; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları).Dosya kapsamından hükme esas alınan  aktüerya raporunun istinaf talep eden davalı vekiline  HMK 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde  davalı vekilinin süresi içerisinde bakıcı gideri hesaplamasının net asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğine ilişkin rapora bu yönden itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde  aktüerya raporunda ki bakıcı gideri hesaplaması bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden  aktüerya raporunda ki bakıcı gideri yönünden hesaplamaya ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.  Kaldı ki hükme esas alınan ATK maluliyet raporu ile  davacının 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğu belirlenmiş olup, brüt asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasında  isabetsizlik bulunmamaktadır.Kabule göre de davacı tarafından hükme esas aktüerya bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarı kadar dava değerini belirlemiş olduğundan, mahkemece belirlenen miktar üzerinden tazminata karar verilmesinde de  isabetsizlik bulunmamaktadır.İlk Derece Mahkemesince ATK'dan alınan 14/12/2016 tarihli maluliyet raporuna göre; davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine mahal olacak düzeyde araz bırakmadığı cihetle sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, geçici iş görememezlik süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği şeklinde kanaat bildirilmiştir.Dava dilekçesinde sözü edilen Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinden verilen  ve % 48 oranında maluliyet belirlenen rapor ile açıkça çelişki olduğu anlaşılmakla, çelişkilerin giderilmesi amacıyla, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre  (maluliyetin niteliği itibariyle  bu yönetmelik hükümleri ile rapor tanzim edilmesi mümkün değil ise  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Yönetmeliği esas alınarak rapor düzenlenmesi)  rapor tanzim eden ATK Üst Kurulu'nun 06/06/2022 tarihli raporuna göre; \"...’nın 18/01/2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %17.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği, kişinin sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı ancak iyileşme süresi içerisinde 1 ay süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğini tespit eden  maluliyet raporunun mahkemece hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir.Bu nedenlerle; davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı ... vekilinin A.Ş. yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 16.768,36 TL harçtan peşin alınan 4.234,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.534,36 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d02c7482ee79d85c","SID":"5be98d2fc6c66c3f"}}