{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ                                              <br><br>ESAS NO\t: 2023/666 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/1012 Karar<br><br>DAVA\t: MENFİ TESPİT (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 21/02/2023<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı iddiası; müvekkilleri ile davalının 13/04/2022 tarihinde \"Hisse Devir Sözleşmesi\" imzaladığını ve yine aynı tarihte \"Hisse ve Varlık Devir Protokolü\" imzalamak suretiyle ilk sözleşmenin belirli maddelerinin yenilendiğini, bu iki sözleşmedeki ortak hususun, davalıdan bir kısım hisse ve varlıklar alındığını, karşılığında 13/04/2022 keşide tarihli sıralı senetler verildiğini, senetlerin TL üzerinden düzenlenirken, kurdaki anlık değişim ve anılan senetler minimum 4.320.000 TL olarak ödeneceği maddesi gözetilerek 4.350.000 TL bedelli düzenleme kararı alındığını, senetlerin keşide tarihlerinin 13/04/2022 olduğunu, senetteki 4.320.000 TL - 4.350.000 TL bedel farklılığını kötüye kullanmak suretiyle 4.350.000 TL'lik senetlerin protokolden ayrı başka bir nakdi borç ilişkisinden kaynaklı düzenlenmiş havası verilerek bedeli banka üzerinden ödenmiş senetle hakkında ihtiyati haciz kararı almak suretiyle icra takipleri başlatıldığını, başkaca senet/senetler bulunmadığını, başkaca bir hukuki veya ticari ilişki de olmadığını, var olan ilişkinin tasfiyesinin Hisse Devir Sözleşmesi ve Protokole bağlandığını, icra takiplerine konu, senetlerin aynı senetler olduğunu, başkaca senet olmadığını, bu sebeple olmayan bir borcun olduğu iddiasıyla müvekkillerinin icra tehdidi altında bulunulduğunu, hisse devir sözleşmesi ve protokol haricinde başkaca borcun olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek davalı şirket tarafından iddia edildiği şekilde 13/04/2022 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi ve aynı sözleşmenin belirli maddelerinin revize edildiği Hisse ve Varlık Devir Protokolünden başkaca bir borç ilişkisinden kaynaklı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı savunması; davacı yanca ileri sürülen tüm iddia ve beyanların asılsız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, sırf müvekkilinin zarara uğratıp alacağına kavuşmasını engellemek için oluşturulmuş koca bir kurgunun ürünü olduğunu, söz konusu iddia ve beyanların mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini, şöyle ki; öncelikle davacı tarafın iş bu davada, harca esas değer kısmında gösterdiği miktarın 4.350.000,00-TL olduğunu, yani bu miktarın iş bu davaya müstenit 13.04.2022 tanzim, 25.02.2023 vade tarihli 4.350.000,00- TL bedelli bononun içerdiği borç miktarı ile aynı olduğunu, yani davacının kısacası iş bu menfi tespit davasında, söz konusu bonodan ötürü borçlu olmadığının tespitini istediğini, tüm bu hususlar muvacehesinde davacının,  hukuki varlığı ve bedeli ödenmediği kabul edilen bir senedin menfi tespit davasına konu edilmesi, söz konusu senedin ödemesini geciktirerek alacaklıyı zarara uğratma gayesinden ibaret olduğunu, davacının iş bu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığını gösterdğiini, hal böyle iken; mahkemece huzurdaki menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, iş bu davaya konu senet borcunun ödenmediğinin davacının kabulünde olduğunu, borcu ödenmediği ikrar edilen bir senet için açılmış olan iş bu haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, iş bu davaya konu senedin nakden kayıtlı bir senet olduğunu, söz konusu kayıttan da anlaşıldığı üzere; senet bedelinin taraflarınca nakden ödendiğini, ayrıca senet üzerinde yer alan bedel kaydının aksini savunan tarafın iddiasını ispatla mükellef olduğunu, davacı, taraflarınca icra takibi açılmadan önce haksız ve kötü niyetli bir şekilde açmış olduğu iş bu menfi tespit davası neticesinde, tedbir kararı alarak icra takibini durdurduğunu, müvekkilinin alacağına geç kavuşmasından ötürü uğramış olduğu zarar nedeni ile davacı aleyhine alacağın %40'ı oranında tazminata hükmedilmesi gerektiğini, iş bu menfi tespit davasında tesis edilmiş  olan tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu tedbirin kaldırılması gerektiğini, tüm bu nedenlerden ve resen nazara alınacak hususlar muvacehesinde; öncelikle 22.02.2023 tarihli İhtiyati Tedbir Kararının kaldırılmasını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın  reddini, ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilin uğradığı zararın tazmini için Türk lirasının enflasyon karşısındaki değer kaybı da göz önüne alınarak alacağın %40'ı oranında tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;  <br>Dava, bonodaki ihdas nedeninin bono üzerinde yazılandan farklı  olduğundan (malen)  bahisle menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkememizin 19/12/2024 tarihli duruşmasında davacılar vekili \"Taraflar sulh olmuştur, bu konuda sözleşme imzalanmıştır, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, ayrıca teminatların iadesine karar verilmesini talep ediyoruz, her bir dosya yönünden ayrı ayrı beyanda bulunacağız, sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilebilir,\" şeklinde beyanda bulunmuştur; aynı tarihli duruşmada davalılar vekili ise \"Taraflar sulh olmuştur, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilsin, davacıların teminatının karar kesinleştiğinde iadesine muvafakatimiz vardır,\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>HMK'nun 315. Maddesinde; \"Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir.\" hükmü yer almaktadır. <br>6100 sayılı HMK’nın 315. maddesine göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (Tanrıver, s. 97). \"<br>İşbu dosyada,tarafların sulh olmaları sebebi ile davanın konusuz kaldığı, tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-HMK'nın 315/1 maddesi gereği KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 74.287,13 TL'den mahsubu ile bakiye 73.859,53 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,<br>3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>4-Talep olmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Davacılar tarafından yatırılan teminatın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, <br>6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf  yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/12/2024<br><br><br>BAŞKAN ...<br> <br>ÜYE ...<br> <br>ÜYE ...<br> <br>KATİP ...<br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"56efc8e5538ad85b","SID":"f6d6ce991a680253"}}