{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 24/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>NUMARASI\t: Esas  Karar <br>ASIL DAVADA <br>DAVACI \t:1) <br>\t  2) ... - ... Kendisine asaleten, ....'e veleyeten, ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - [<br>\t  Av. ... - \t<br>DAVALI \t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAHİLİ DAVALI \t: ... - ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br><br>BİRLEŞEN KONYA.ASLİYE TİC MAH.  ESAS SAYILI DOSYASINDA<br>DAVACI \t: ... - ... ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - <br>\t  Av. ... - <br>DAVALI \t: ... - ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 24/12/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 24/12/2024<br><br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Asıl davadaki davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 08/08/2015 günü sürücü ...... sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracı ile Konya istikametinden Aksaray istikametine seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza  neticesinde araç içerisinde yolcu olarak bulunan ...'in hayatını kaybettiğini, ..... plakalı aracın kaza tarihinin kapsayan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ... Sigorta şirketi tarafından hazırlanmış ise de ... Sigorta'nın  ...na devrolması ile ...nın sorumlu olduğunu, bu sebeplerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, destekten yoksunluk nedeniyle ölenin eşi ... için 100,00 TL, ölenin oğlu ..... için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın müracaat tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep  ve dava etmiş, duruşmada da bu beyanlarını tekrar etmiştir.<br>Birleşen Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasında  davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;  08/08/2015 günü sürücü ...... sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracı ile direksiyon hakimiyetini kaybettiğinden trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde araçta yolcu olarak bulunan ... ...'in yaralandığını, ..... plakalı aracın davalı ... şirketinde sigortalı olduğunu, müvekkilinin maluliyetinin %12 olarak belirlendiğini ancak bu oradan fazla maluliyeti olduğunu düşündüklerini, müvekkilinin kazadan sonra hayatının maddi olarak zor bir hal aldığından bahisle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili, yargılama gideri ve ücreti vekalet talep ve dava etmiş , duruşmada da bu beyanını tekrar etmiştir. <br>Asıl Davadaki davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Sigorta A.Ş’ne T.C Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından el konulduğunu, bu şirketin tüm ödeme işlemlerini kendi bünyesinde gerçekleştirdiğini, ... Sigorta A.Ş' nin müvekkili kuruma devrinin söz konusu olmadığını, iş bu davadan ötürü müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddini ve davanın ... Sigorta A.Ş'ne ihbarını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kamu kurumu niteliğini haiz müvekkili ..., ... yönetmeliğı’nin 9 ve 15. maddeleri esaslarına uygun olarak yapılan müracaatı değerlendirerek, yönetmeliğin 14. maddesi kapsamında tespit edilen tazminat miktarını hak sahiplerine ödeyecekken, davacı tarafından dava öncesinde başvuru yapılmadığını, bu sebeple müvekkili kurum davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu sebeplerle davanın usul ve esasa ilişkin olarak sundukları gerekçeler dikkate alınarak reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacıya tahmil edilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasında  davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsi geçen ..... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi tahtında sigortalandığını, işbu poliçe ile kişi başına toplam 290.000,00 TL’lik sakatlanma ve ölüm zararı teminatı sağlandığını, davacı 21.10.2016 tarihinde müvekkili kurumdan 66.528,00 tl maluliyet tazminatı aldığını, müvekkili kurum davacıya yapılan ödeme ile hesap borçtan ve yükümlülükten kurtulduğunu, davacılar tarafından imzalanan ibranamenin geçerli olduğunu ve borcu ortadan kaldırdığını, geçici iş görmezlik dönemi tazminat hesabına dahil edilmemesi gerektiğini, dava tarihi öncesinde müvekkili şirket tarafından davacıya ödeme yapıldığını ve müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğu yerine getirildiğini, alacağa yasal faiz işletilmesi hukuka uygun olacağını, bu sebeplerle davanın usul ve esasa ilişkin olarak sundukları gerekçeler dikkate alınarak reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacıya tahmil edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Konya .. Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; \" Talep, cevap, cevabi yazılar, kusur raporu, maluliyet raporu, aktüerya bilirkişisi tarafından sunulan rapor , ıslah dilekçesi ,yukarıda belirtilen yasal  düzenlemeler ve tüm dosya kapsamı gereğince Mahkememizce yapılan değerlendirmede;   davacının dava dışı ......'ın sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı araçta yolcu olarak seyahat halinde iken  aracın tek taraflı olarak yaptığı kazada yaralandığı, söz konusu aracın davalı ... tarafından ZMMS ile sigortalı olduğu, bundan sebep sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik,  bakıcı gideri zararları nedeni ile davalıdan  maddi tazminat talep ettiği, aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda ; davacı ... ....'in; Sürekli İş Göremezliği Nedeni ile Uğradığı Maddi Zararının;  09.02.2016 —- 10.06.2075 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %24 engel oranı ve TRH-2010 Kadın Mortalite Tablosuna göre; 1.657.452,74 TL, 09.02.2016 — 03.10.2061 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı % 15,2 maluliyet oranı ve PMF - 1931 Yaşama Tablosuna göre; 767.345,56 TL olduğunun tespit edildiği, Mahkememizce Konya BAM 3. HD'nin uygulamaları nazara alınarak PMF 1931 Yaşam Tablosuna Göre Yapılan Hesaplamaya itibar edildiği,  davacı vekili tarafından sunulan değer arttırım dilekçesinde talep edilen miktarın Mahkememizce taleple bağlılık ilkesi uyarınca hükme bağlandığı , buna göre  223.472, 00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ... şirketinden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Dava açılmadan önce sigorta şirketine yapılan başvuru dilekçesinin davalı sigortaya 0 teslim edildiği tarih dosya arasındaki belgelerden  tespit edilemediğinden davacı tarafa davalı tarafça yapılan ödeme tarihi olan 03.10.2016 tarihinden itibaren yasal  faiz işletilmesine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde ve dava değer arttırım dilekçesinde avans faiz işletilmesi talep edilmiş ise de ; davalı ... tarafından sigortalanan ..... plakalı aracın araç tescil  kayıtlarında kullanım amacının hususi olduğu görülmekle  Mahkememizce yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.<br>Bakıcı gideri tazminatı yönünden Mahkememizce yapılan değerlendirmede;  ATK İkinci Üst Kurulunun 27.04.2023 tarihli 1355 karar sayılı  raporunda davacının iyileşme süreci içerisinde 3 ay süreyle başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğinin bildirildiği,  aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 27.11.2023 tarihli raporda davacının talep edebileceği  bakıcı gideri tazminatının 3.820,50 TL olarak hesaplandığı, davacı vekili tarafından sunulan 28.11.2023 tarihli ıslah dilekçesinde dava dilekçesinde 50,00 TL olarak talep etmiş oldukları bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda 3.820,50 TL olarak arttırdıklarını beyan ettiği, artırılan kısım yönünden harcın tamamlandığı , tüm bu hususlar doğrultusunda davacının meydana gelen trafik kazası nedeni ile hak etmiş olduğu  bakıcı gideri tazminatı tutarının 3.820,50 TL olduğu kanaatine Mahkememizce varılmakla söz konusu tazminat tutarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>Müterafik kusur indirimi yönünden Mahkememizce yapılan değerlendirmede; emniyet kemeri açısından kaza tespit tutanağı incelendiğinde bu husus belirsiz olarak işaretlenmiştir. Bu hususa yönelik olarak Konya BAM 3. H.D.'nin  2022/1823 E.,  2022/2019 K. Sayılı ve  06/10/2022 tarihli ilamında da ifade edildiği üzere; Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, emniyet kemerinin takılı olup olmadığı \"belirsiz\" olarak işaretlenmiştir. Müteveffanın kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatı davalı ... şirketinin üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından, aslolan takılması olup, bu hususun aksinin davalı tarafça da ispatlanamadığından indirim uygulanmaması kararı yerinde olup istinaflar yersizdir.\" şeklindeki ilamı mucibince müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.<br>Islah edilen miktarın zaman aşımına uğradığına yönelik davalı tarafça yapılan itirazın değerlendirmesinde ; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/11657 Esas 2019/5769 Karar sayılı 08/05/2019 tarihli ilamında \"... Somut olayda; davaya konu trafik kazasının 25.10.2009 tarihinde gerçekleştiği, aynı kazada sürücü Birkan Özkan'ın vefat ettiği, yolcu Zeynep Sude Bozdağ'ın yaralandığı dikkate alındığında ceza zamanaşımı süresinin 5237 Sayılı TCK'nın 85/2 ve 66/1-d maddesi gereğince 15 yıl olduğu, bu durumda hakem heyetince zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilip tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal olmayan gerekçeyle başvurunun zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.\" şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği görülmektedir. Somut dava dosyamızda da meydana gelen trafik kazasında yolcu ...'in vefat ettiği ve yolcu ... ...'in yaralandığı dikkate alındığında ceza zaman aşımı süresi 15 yıldır. Kaza tarihi  08.08.2015 günü olduğundan ıslah edilen miktarlar yönünden davanın  zaman aşımına uğradığına yönelik savunmaya Mahkememizce itibar edilmemiştir ve; <br>ASIL DAVA YÖNÜNDEN;<br>Asıl dava dosyasının davacısı ... (kendi adına asaleten, ..... adına velayeten) yönünden açılan davanın REDDİNE<br>BİRLEŞEN  KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN .... Esas sayılı dosyası yönünden;<br>Birleşen ... Esas sayılı dosyanın davacısı ... ... yönünden açılan davanın davacı vekilinin 25.08.2023 tarihli ve 28.11.2023 tarihli talep artırım dilekçeleri doğrultusunda KISMEN KABULÜ ile; <br>223.472,00  TL sürekli iş göremezlik tazminatı,<br> 3.820,50 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 227.292,5  TL maddi tazminatın davalı ...'dan davadan önce davacıya yapılan ödeme tarihi olan  03.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, <br>Davacının geçici iş göremezlik maddi zararı bulunmadığından bu yöndeki talebinin REDDİNE\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ...Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazının kabulü ile ıslah edilen tutarlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken aleyhe hüküm kurulmasının hukuka aykırı olup kararın kaldırılmasının gerektiğini, müvekkil şirket tarafından davacıya 66.528 TL tutarında ödeme yapıldığını, ödeme tarihi itibariyle davanın tüm zararının karşılandığını, davacının peşin olarak almış olduğu tazminatı 2016 yılından karar tarihine kadar kullanarak kazanç elde ettiğini, hesaplamada yasal faiz eklenerek güncellenmesi değil, 2016 yılındaki tutarın 2023 yılına denkleştirilmesinin gerektiğini, teminat limitini aşacak şekilde hüküm kurulduğunu, davacının devam eden maluliyeti tespit edilmemiş olup, güncel olarak maluliyetinin durumunun araştırılmadığını, alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmeliklere uygun olarak hazırlanmamış olup, kararın eksik inceleme nedeniyle kaldırılmasının gerektiğini, tazminat ödemesi yapıldıktan sonra ek tazminat için başvuru yapılmadan dava açılmış olup, başvuru şartı ek tazminat için yerine getirilmediğini, bu nedenle başvuru şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmemiş olmasının hatalı ve eksik olduğunu, temerrüt tarihi hatalı olup, müvekkil şirket aleyhine faize hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda sigortalı araç sürücüsü ve işletene yüklenebilecek kusur oranı indirimi yapılmadığını, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmadan hüküm kurulduğunu, davacı yararına bakım giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı ve bakıcı giderinin teminat dışı kaldığını, tazminat hesaplama yöntemi hatalı olup, TRH 2010 bakiye yaşam tablosu kullanılması gereken hesaplama tekniği devre başı ödemeli belirli rant hesaplama tekniği ile teknik faiz %1,8 oranı olması gerekirken hesaplamanın teknik faiz %0 ve prograsif rant tekniği ile yapılmasının hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile birleşen Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas dosyası ... Karar sayılı 21/03/2024 tarihli ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden incelenerek kaldırılmasına, iptaline ve inceleme sonuna kadar tehiri icra kararı verilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davacılar vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; 10/08/2023 tarihli bilirkişi raporları dikkate alınarak karar verildiğini, iş bu raporda asıl dava yönüyle müvekkillerden ... ve  ..... için destekten yoksun kalma zararı hesaplanırken dava öncesinde yapılan ödemenin yeterli olduğu belirtildiğini, bu hususa katılmadıklarını, müvekkillerin zararının yapılan ödemenin çok üzerinde olduğunu, sigorta şirketince yapılan ödemenin zararı karşılamadığını, bu nedenle güncel verilere göre hesap yapılıp zararın tespitinin gerektiğini, ayrıca raporda %35 kusur oranına göre hesaplama yapıldığını, ancak bu kusur oranının gerçeği yansıtmadığını, birleşen dosyada davacı ... ... için de yapılan tazminat hesabının da eksik ve hatalı olduğunu, her ne kadar poliçe limiti üzerinde kalsa da tazminat olması gerekenden az hesaplandığını, tüm bu nedenlerle Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... karar sayılı kararının istinaf talepleri doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Mahkemece verilen karar, davacılar ve  birleşen dava yönünden davalı ...  tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir.  <br>Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. <br>-Davalı ...'nın, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı, dolayısıyla temerrüt/faize ilişkin istinafı;<br>2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile  yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü \"Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir\" denilmiştir.<br>Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına (ya da ...na) karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.<br> 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır\".<br>HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.\" denilmiş,<br> 2.fıkrada ise, \"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.\" düzenlemesi mevcut olup;<br> 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. <br>Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle  davacı tarafın, dava tarihinden önce davalı sigortaya belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurduğu, sigorta şirketinin buna binaen hasar dosyası açtığı ve ödeme yaptığı,  dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde  yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği, temerrütün de başvuru tarihinden itibaren geçmesi gerekli sekiz günlük yasal süre de nazara alındığında \"hükmün esas alındığı en geç ödeme tarihi itibariyle\" oluştuğundan, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin itirazı yerinde değildir. <br>-Davalı sigortanın, ıslaha karşı  zamanaşımı itirazda; <br>Borçlar Kanunu’nun “Müteselsil mesuliyet” ana başlığını, “Haksız fiil halinde” alt başlığını taşıyan 50’nci maddesinin birinci cümlesi  “Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer'an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar.” şeklinde düzenlenmiştir.<br>Benzer açıklama 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Müteselsil sorumluluk” ana başlığını, “Dış ilişkide” alt başlığını taşıyan 61. maddesinde de yer almaktadır. Madde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.<br>Yine TBK 62. Maddede \"Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.<br>Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.\" düzenlemesi bulunmaktadır.<br>Böylece kanun koyucu birden fazla kimsenin müşterek kusurlarıyla bir zarara sebebiyet vermesi halinde, bu kimselerin zarara uğrayana karşı müteselsilen sorumlu olmalarını öngörmüştür. Aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri  zarar nedeniyle davacıya karşı müteselsil (zincirleme, dayanışmalı) olarak sorumlu durumundadırlar. Alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden (veya birkaçından) borcun tamamının veya bir kısmının ödenmesini isteyebilir.<br>2918 sayılı KTK.nun 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin,zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenirken, 2. fıkrasında ise, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı kanunun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır.  Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.<br>Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; trafik kazası nedeniyle üçüncü kişilerin oluşan zararından müteselsil sorumluların, ölümlü kaza kazada vefat nedeniyle, Türk Ceza Kanunu çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması (taksirle ölüm), eylemle ilgili ceza davasının anılan hükümde öngörülen cezanın türü ve süresi itibariyle 15 yıllık  zamanaşımı süresine tabi olması, bu itibarla davanın ve yapılan ıslahın uzamış ceza zamanaşımı süresinde bulunmasına göre, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi yerinde olup, zamanaşımı itirazı yersizdir. (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/17-27 Esas, 2015/1530  Karar sayılı ilamı ile  Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2009/7346 Esas, 2010/4703 Karar sayılı ilamı)<br>-Davacı tarafın ve davalı sigortanın kusur itirazında; <br>Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, \"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür\", yine aynı kanunun 50.maddesinde, \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır\" denilmektedir.<br> Yine aynı kanunun, 50. Maddesinde, \"Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır\" hükmüne yer verilmiştir. <br>Aynı kanunun \"Tazminatın İndirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde; <br>\"Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.<br>Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, \"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur\"  denilmektedir.<br> İncelemeye konu mahkeme dosyasında hükme esas alınan, olayla ilgili raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği Karayolları Fen Heyeti'nin kusur raporu,  tüm dosya kapsamındaki deliller nazara alınarak,  asıl dosya davacıları küçük Kenan'ın ve onun davranışlarından sorumlu babası diğer davacı ...'nın, yukarıda yazılı Borçlar Kanunun 52. Maddesi gereğince zarar görenler olarak kusurlu davranışları ile zararın oluşmasına/artmasına neden olmaları nedeniyle kendilerine yüzde yetmiş oranında kusur izafe edilmesi yerinde olup,  davalı sigortanın sigortalısı aracın sürücüsünün de tali düzeyde yüzde otuz  kusurlu olduğunun dosya kapsamındaki deliller, ceza dosyası kapsamı  ile sabit olup,  davacı tarafın itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, tarafların buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir. <br>-Davalı sigortanın, maluliyet raporuna yönelik itirazda;<br>Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ile bir talepte bulunulması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi esaslı unsurdur.<br> Bu belirlemenin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarih 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihinden sonra ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir. <br>Somut olayda, kaza tarihi itibariyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine  uygun olarak raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'nca,  maddi ve hukuki vakılara uygun raporun hükme esas alınmasında  bir isabetsizlik bulunmadığından,  buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür.<br>-Davacılar ve davalı sigortanın, hesaplama yöntemine aktüer raporuna dair itirazında; <br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir. <br>Kaza tarihi 08/08/2015, davalı sigortanın poliçe tarihinin ise daha önce olarak 18/02/2015 tarihi olup hesaplamada PMF1931 yaşam tablosunun ve % 10 artırma eksiltme uygulanarak hesap yapılmasının yapıldığı aktüer raporunun hükme esas alınarak alacak miktarının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacının buna yönelik itirazı yerinde değildir. <br>-Davalı sigortanın, ibraname ve ödemeye ilişkin itirazlarında; <br>2918 sayılı KTK'nun 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu  husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.<br>Somut olayda; davalı ... ile birleşen dosya davacısı ... tarafından imzalanmış 03/10/2016 tarihli kayıtsız şartsız ibraname düzenlenmiş olup, bu ibraname tarihinden itibaren iki yıllık hak düşürücü süre içinde birleşen dava açılmış bulunduğundan, yapılan ödemenin alınan aktüer bilirkişi raporu ile kaza tarihi itibariyle yetersiz olduğu anlaşılması nedeniyle, ödemenin yasal faiz işletilmek suretiyle alacaktan mahsup edilmek suretiyle bakiye tazminat miktarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazlar reddedilmiştir. Ancak;  <br>Asıl dosya davacıları yönünden alınmış bir ibraname dosyada bulunmadığı ve davaya ... Sigorta'nın davaya dahil edildiği tarihten önce ödeme yapıldığı görüldüğünden, her ne kadar Mahkemece, asıl dosya davacılarına destekleri ... için davalı ... tarafından daha önce yapılan ödemeye göre, ödeme tarihine göre ayrıca hesap yapılarak borcun bulunmadığı sonucuna varılmış ise de,  bu haliyle karşı taraftan ibraname alındığı iddia ve ispat edilmediğinden, Mahkemece davalı tarafa süre verilerek ibraname sunulmaması halinde,  yapılan ödemelerin makbuz hükmünde olup ödeme tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek, hüküm tarihindeki güncel verilere ve davacı tarafın yüzde yetmiş kusuruna göre bakiye tazminat alacağı belirlenmesi gerekirken, ibraname varsayılarak  değerlendirme yapılması usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle asıl dosya davacılarının istinafının kabulüne karar verilmiştir. <br>-Davalı sigortanın, geçici iş göremezlik döneminde bakıcı giderine ilişkin; <br>Dava dilekçesinde, davacının geçici iş göremezlik dönemi içerisinde bakıma muhtaçlığından söz edilip bakıcı gideri talep edilmiştir. Hükme esas alınan ATK raporunda  ise  davacının maluliyetinin belirlenip iyileşme süresi olacağı belirtilmiş ve ayrıca bakıcı ihtiyaç süresi de belirlenmiş olmasına göre; bu durumda mahkemece, davacının bakıcı gideri talebi yönünden Adli Tıp Raporunda belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere bakıcı gideri belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itiraz yersizdir. <br>- Davalı sigortanın, müterafik kusura ilişkin itirazın incelenmesinde :<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. <br>Somut olayda davalı ... vekili, vefat edenin emniyet kemeri takmadığının araştırılmadığını ve indirim yapılmadığını savunmuştur. Olaya ilişkin soruşturma dosyası, ceza mahkemesi değerlendirilmesi ve eldeki dosya kapsamı incelenerek, emniyet kemeri takılıp takılmadığı, takılmış ise bunun ölümde etken olup olmadığının değerlendirilip karar yerinde tartışılarak sonucuna göre tazminat miktarından % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi gerektiğinden, buna yönelik de davalı vekilinin itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>-Davalı sigortanın hatır taşımasına dair itirazında; <br>Dava 6100 sayılı HMK döneminde açılmış olup davalı cevap dilekçesinde hatır taşıması savunmasında bulunmamıştır. Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği; alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı için de her aşamada ileri sürülemeyeceği hususları dikkate alınmak suretiyle; davalı tarafça süresinde ileri sürülmeyen hatır taşıması indirimi yapılmaması yerinde olup buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür.(Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/10102 esas 2019/4225 karar sayılı ilamı)<br>-Kabule göre; davalı sigortanın teminat ve limitine itirazında; <br>Asıl dosyadaki vefat eden desteğin ve birleşen dosyadaki malul kalan Hatice için kaza tarihi itibariyle kişi başı teminat limitinin 290.000-TL, kaza başına teminat limitinin ise 1.450.000-TL olup, bu kişiler ve onların destek görenleri adına davadan önce yapılan ödemelerin teminat limitinden mahsup edilerek tazminat miktarının belirlenmesi yerindedir. <br><br> Bu nedenlerle, davacılar ve davalı ...Ş vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar ve davalı ...Ş istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile; ilk derece mahkemesi  kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden taraflarca yatırılan, başvurma harçları dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatıranlara iadesine,<br>4-İstinaf eden taraflarca istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.353 uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/12/2024<br>\t\t\t\t<br><br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br><br> <br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96344460b6be53bd","SID":"be30379d8ef9bad1"}}