{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1959 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2207<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13.06.2024 - 06.11.2024 (Ek Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2024/390 Esas 2024/571 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ\t: 25.12.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25.12.2024<br><br>\tİzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.06.2024 - 06.11.2024 (Ek Karar) tarih 2024/390 Esas 2024/571 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi tasfiye memuru ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA :Davacı vekili,... Şirketi'nin ...'nün ... Sicil numaralı üyesi iken 8846 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ilana rağmen bildirimde bulunmadığı için 18.09.2015 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, davacı ile sicilden resen terkin edilen şirket arasında genel kredi sözleşmeleri bulunduğunu, davanın ... Şirketi'nin sözleşmeye aykırı davranışı ile kredi sözleşmelerine dayalı borçlarını ödememesi sebebiyle davacı bankanın şirketten tahsil edilemeyen kredi alacağının tahsili için şirketin ihyası davası olduğunu, sicilden resen terkin edilen şirkete ait ticaret sicil gazetesinde yayımlanan son adres yerinin ... Mah. ... Cad. ... Sitesi ... Apt. No:.../... K:... D:... .../... adresi olduğunu, davalı tarafa karşı uyuşmazlık konusu alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatılmak için Torbalı 3. Noterliği'nin 14 Mart 2022 tarih ve 2659 yevmiye no'lu ihtarnamesi gönderilse de ilerleyen tarihlerde şirketin resen terkin edilmesi sebebiyle icra takibine girişilemediğini, davacının ... Şirketinde bulunan alacaklarının tahsili için icra takibine girişilmesi ve  alacak takibinin sonuçlandırılması ile sınırlı olarak TTK 547 maddesi uyarınca ek işlemler sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyası ve işlemlerin devam edebilmesi için tasfiye memuru atanması gerektiğini, TTK 547 maddesinin 1.fıkrasında “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.” denilmek suretiyle alacaklıların şirketin ihyasını talep edebileceğinin düzenlediğini, ek tasfiyenin sadece tasfiyenin kapanmış olmasına rağmen halen alınması zorunlu ek tedbirlere gereksinim duyulması halinde söz konusu olabileceğini, zorunluluk yoksa ek tasfiyeye gidilemeyeceğini, bu hüküm bağlamında şirketin yeniden sicile kaydedilmesini ve ek tasfiye yapılmasını zorunlu kılabilecek durumların TTK 547.maddesi gerekçesinde açıkça belirtildiğini, buna göre; “şirketin yararına sonuç doğuracak bir davanın açılması, şirketin bir davada davalı olarak bulunması veya aleyhine icra takibi yapılması söz konusu” ise ek tasfiye yoluna gidilebileceğini, tasfiye işlemlerinin eksik olması halinde şirketin ihyasının mahkemeden talep edileceğinin açık olduğunu, somut olayda da sicilden terkin edilen şirketin üye işyeri borçlarının tamamının ödenebilmesi için şirketin ihyası gerektiğini belirtilerek, 18.09.2015 tarihinde sicil kaydı silinerek sicilden resen terkin olunan ... Şirketi'nin ihyasına, şirketin resen terkin sebebi gözetilerek tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı taraf usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, dava dışı ... Şirketi'nde bulunan alacakların tahsili için icra takibi yapılacağı ve dava açılacağından bahisle şirketin ihyasına karar verilmesine yönelik dava açıldığı, dava dışı şirketin 18/09/2015 tarihinde kapanışının sicile tescili yapılarak ünvan ve işletme kaydının sicilden resen silindiği, davacı tarafından dava dışı ... Şirketi'nde bulunan alacakların tahsili için icra takibi yapılacağı ve dava açılacağı belirtilerek ihya talep edildiği, davacı tarafın dava dışı şirketin ihyasını talep edebilmesi için haklı sebeplerinin mevcut olduğu ve davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunduğu davanın kabulü ile, ...' nün ... sicil numarasında kayıtlı iken 18.09.2015 tarihinde sicil kaydı  silinen ... Şirketi'nin davacı tarafça yapılacak icra takibi ve söz konusu takip sebebiyle açılacak dava ile  sınırlı olmak kaydı ile ihyasına, tasfiye memuru olarak .... TC kimlik nolu ...'ın  atanmasına karar verilmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince 06.11.2024 tarihli ek karar ile, davacı ... A.Ş. tarafından ihya talepli dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 13/06/2024 tarihli karar ile davanın kabulüne dair hüküm tesis edildiği, gerekçeli kararın; hükmü istinaf eden tasfiye memuru ...'a 03/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, iş bu kararın istinaf süresinin az yukarıda incelenen yasa maddesi de dikkate alınarak 17/07/2024  tarihi mesai saati bitimiyle dolduğu (internet ortamında yapılan başvurular için 23:59:59), adı geçen tasfiye memuru vekili ise 06/08/2024 tarihi itibariyle hükmü istinaf ettiği, dolayısıyla gerekçeli kararın tebliğ süresi dikkate alındığında istinaf dilekçesinin HMK 345. Madde de vurgulanan yasal 2 haftalık süreden sonra yapıldığı anlaşılmakla; tasfiye memuru ... vekilinin 06/08/2024 tarihli istinaf dilekçesinin yasal süreden sonra verildiği gerekçesiyle HMK 346. Maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı tasfiye memuru ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Tasfiye memuru ... vekili, ...'a ilişkin hiçbir evrağın dava dilekçesi, tensip tutanağı, ara karar evrakının tebliğ edilmediği gibi gerekçeli kararın da usule ve yasaya uygun şekilde tebliğ edilmediğini, bu sebeple ...'ın işbu dosyanın ve gerekçeli kararın varlığından 05/08/2024 tarihinde haberdar olduğunu, bu sebeple tebliğ tarihinin 05/08/2024 tarihi olduğunu, dolayısıyla istinaf kanun yoluna başvuruya ilişkin süreler içerisinde istinaf başvuru dilekçesi mahkemeye gönderildiğini, mahkemece verilen ek kararın hukuka, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  tasfiye memuru olarak atanan ...'a dosyaya ilişkin dava dilekçesi dahil her türlü evrakın da tebliğ edilmesi gerektiğini, gerekçeli kararın Tebligat Kanununa ve usule aykırı olarak muhtara tebliğ edildiğini, ancak iade döndüğünü, daha sonra tekrar tebliğe çıkarıldığını ve Tebligat Kanunu 21/1.maddesi hükümleri uygulanmayarak tasfiye memurunun savunma hakkının ihlal edildiğini, dava dosyası içerisindeki tebliğ mazbatası incelendiğinde bu hususların açığa çıkacağını, Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadıgını “tahkik etme” görevini yüklediğini, burada tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu TK'nın 23/7 ve Yönetmeligin 35/1-f bendi geregince tebliğ evrakına yazacağını ve maddede açıkça belirtildigi üzere ilgilisine imzalatacağını, muhatap veya yerine tebligat yapılacak kimseyi bulamayan tebligat memuru, önce o kimsenin sürekli mi geçici mi o adreste bulunmadığını ve bulunmama sebebini doğru şekilde araştırmakla yükümlü olduğunu, bu araştırmanın özellikle muhatabın geçici belirli bir süre mi, yoksa tamamen mi adresten ayrılmış olup olmadığını tespit bakımından önemli olduğunu, böyle bir araştırma yapmadan ve bunu tutanağa geçirmeden bir tebligat yöntemi belirlemenin mümkün ve doğru olmadığını, tüm bu bahsedilen nedenlerle tebliğ işleminin usulsöz olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/126 Esas 2022/160 Karar 17.02.2022 tarihli ilamı ile Tebligat Kanunu 21/1.maddesi uyarınca nasıl tebligat yapılması gerektiğinin açıklandığını, esasa yönelik olarak davacı bankanın dava dilekçesinde, .... Şirketi'ne 14.03.2022 tarihli ihtarname gönderildiğinin beyan edildiğini, Mahkeme tarafından araştırma ve inceleme yapılmaksızın gerekçeli kararda da 14.03.2022 tarihli  ihtarname gönderildiğinin ifade edildiğini, ancak davacı bankanın beyan ettiğinin aksine ... Şirketi'ne gönderilen ve dava dilekçesinin ekinde delil olarak sunulan ihtarnamenin 14.03.2022 tarihli değil 14.03.2012 tarihli olduğunu, üstelik davacı tarafın yalnızca ihtarname sureti sunduğunu, tebliğ şerhine ilişkin bir belgenin de sunulmadığını ve delil olarak dayanmadığını, mahkeme tarafından yanlış beyan ve mesnetsiz delillere dayanılarak yeterli ve gerekli inceleme yapılamaksızın hüküm tesis edildiğini, ...'ın tasfiye memuru olarak atandığı ... Şirketi 18.09.2015 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, bu demek oluyor ki davacı bankanın şirketin resen terkin edilmesi nedeniyle icra takibine girişilmediği beyanlarının hukuki gerçekle yansıtmadığını, zira davacı banka tarafından sunulan evraklarda 14.03.2012 tarihli kat ihtarnamesinin şirkete tebliğ edildiğinin iddia edildiğini, ... Şirketi'nin resen terkin edildiği tarihin ise 18.09.2015 tarihi olduğunu, şirketin faal iken bankanın icra takibine girişebileceği en az 42 ayı bulmaktayken, 9 yıl önce tasfiye edilen bir şirketten ve 12 yıldan daha fazla süre geçmiş bir borcun tahsili talep etmenin iyi niyetle bağdaşacak bir durum olmadığını, davacı bankanın sunduğu 14.03.2012 tarihli ihtarname ile muaccel hale gelen bir borcun varlığı olduğunu düşünülse dahi davacı bankanın işbu davayı açtığı 12.02.2024 tarihi itibariyle söz konusu borcun 10 yıllık genel zaman aşımına uğradığını, 14.03.2012 tarihinden bu yana davacı banka tarafından ... Şirketi aleyhine zaman aşımını kesecek mahiyette ne bir alacak davası ne de bir icra takibi yapıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle ek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, dava dışı ... Şirketi'nin ihyası istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİstinafa gelen tarafın karar tebliğine ilişkin istinaf nedenlerinin irdelenmesinde; Tebligat Kanunu'nun 21. Maddesinde \"Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.\" şeklinde düzenleme bulunmakta olup, Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiş olup, buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır.<br>\t Somut olayda, gerekçeli kararın tasfiye memuru ...'a tebliğine ilişkin düzenlenen tebligatta, gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, tebliğ imkansızlığı nedeniyle tebliğ evrakının mahalle muhtarına teslim edildiği, 2 nolu haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığı  belirtilmiş olmakla Tebligat Kanunu’nun 21/1 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği'nin 30 ve 35. maddelerine göre de usulsüzdür. Bu nedenle ek karara yönelik istinaf başvurusunun yerinde olduğu kabul edilerek, ek kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve dava dosyasının esasının incelenmesine geçilmiştir.<br>\t6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci bendi kapsamında  ilgili ticaret sicilinden resen silinen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ek tasfiyesi yani uygulamadaki deyimi ile  “ihyası” meselesi de  düzenlenmiş olup,  anonim ve limited ortaklıklar ile kooperatiflerin resen sicilden silinmesinden sonra alacaklılar veya hukuki menfaatleri bulunan kişiler, haklı sebeplerin (dava açma, icra takibinde bulunma vs.) bulunması halinde ilgili anonim veya limited ortaklıklar ile kooperatiflerin ek tasfiyesini asliye ticaret mahkemesinden talepte bulunabilirler. Aynı maddenin on beşinci fıkrasının beşinci cümlesinde ise “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesi somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 tarih, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren  13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle eklenen geçici 7 nci maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin  Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazetenin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiş olup, Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında; “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…) mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest davalara derhal uygulanacağı nazara alınarak bir karar verilmesi gerekir. ( Yargıtay 11. HD'nin09.01.2024 tarih ve 2023/6903 E. 2024/93 K. )<br>\tÖte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 547/1. maddesinde; “Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler” hükmünü içermektedir.<br>\tTTK 547. maddeye göre açılan ihya davalarında süre söz konusu değildir. TTK'nın 547/2. maddesinde \"Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\" hükmüne yer verilmiş olup, ek tasfiyeye ilişkin prosedür emredici ve kamu düzenine ilişkindir.<br>\tBu kapsamda, alacaklı davacının dava dışı ... Şirketi'nin ihyasında hukuki yararın bulunduğu, davacının işbu talebi evvelce yapması gerektiğine ilişkin istinaf nedeninin yerinde olmadığı gibi, ihyaya konu edilen genel kredi sözleşmesine yönelik zamanaşımı def'inin ise, işbu şirketin ihyası davasına konu edilemeyeceği değerlendirilmekle, istinafa gelen vekilinin istinaf nedenleri yerinde değildir.<br>\tİstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Tasfiye memuru ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Tasfiye memuru ... yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, tasfiye memurunun ek karara yönelik yatırmış olduğu harcın talep halinde iadesine,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle tasfiye memuru ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"31bc6a10df95a92e","SID":"b500be5bef56d340"}}