{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ                                      <br><br>ESAS NO\t: 2023/365 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/1005 Karar<br><br>DAVA\t: MENFİ TESPİT (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 07/02/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı iddiası; müvekkilleri tarafından hem de banka aracılığıyla ödenen senet için senet alacaklısının hilafı hakikat beyanları ile önce ihtiyati haciz kararı alınmış, akabinde ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından aleyhe icra takibine geçilmiş olup huzurda söz konusu icra dosyasında müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile takibe konu tüm hacizlerin fekkine ve takibin durdurulmasına, kabul edilmemesi halinde ise icra veznesine yatacak paranın Alacaklı'ya ödenmemesi üzere teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise takdir edilecek teminat üzerinden ihtiyati tedbir kararı verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, hiçbir hakkı olmadığı halde kötüniyetle icra takibine geçildiği dikkate alınmak suretiyle davalının asgari %20 kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı savunması; davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu savcılık soruşturmasının müvekkili lehine takipsizlikle sonuçlandığını, davacının beyanlarının mahkemeyi yanıltma amacı taşıdığını, davacı tarafından banka aracılığı ile ödendiği iddia edilen senetlerin iş bu dosya konusu takibe koyulan senet olmadığını, dekontun açıklamasında da dava konusu senede (düzenleme ve vade tarihi belirtilmek suretiyle) atıf yapılmadığını, sunulan dekontların dava konusu senede ilişkin olduğu dekontun açıklamasından ispat edilemediği gibi başkaca bir kesin delille de senedin ödendiğinin ispat edilmediğini, taraflar arasında birden fazla borç ilişkisi olduğunu, davacı tarafça kötüniyetli şekilde başka senet için yapılan ödemelerin iş bu dosya konusu senet ödemesi gibi gösterilmek istendiğini, davacı tarafından birden fazla borç ilişkisi gizlenmeye çalışıldığından mahkemeyi yanıltacak şekilde müvekkilinin diğer borç ilişkisinden kaynaklanan senetleri sunamadığı iddiası ortaya atılmışsa da mahkemeye ekte sunulan fotokopilerle müvekkilinin elinde halen vadesi gelmemiş senetler olduğu, diğer bir ifade ile taraflar arasında birden fazla borç ilişkisi olduğu ve senetlerin ödendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığının sabit olduğu, aynı seri senetler hakkında takibin taliki veya iptaline ilişkin görülen borca itiraz davalarında borçluların davaları reddolunduğunu, davacılar hakkında kötü niyet tazminatına hükmolunduğunu, bu yönden, mahkemece verilen paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine ilişkin kararına itiraz ettiklerini, mahkemece davacının senede karşı senetle ispat zorunluluğunu yerine getiremediği gözetilerek kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, keza müvekkilinin borsacı olduğunu, yalnızca yasal faizi yönünden verilecek olan yasal faiz ve tazminatların zaman kaybı nedeniyle uğramış olduğu zararını karşılamamakta ve müvekkiline çok ciddi ölçüde maddi kayba neden olduğunu,  tüm bu nedenlerden ve resen nazara alınacak hususlar muvacehesinde; huzurdaki haksız davanın ve taleplerin reddini, kötü niyetli bir şekilde takibi durduran davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, mahkemece 31/05/2023 tarihli ara kararıyla verilen icra veznesine yatırılan paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının, davacının senede karşı senetle ispat kuralını yerine getirememiş olması karşısında kaldırılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;  <br>Dava, bonodaki ihdas nedeninin bono üzerinde yazılandan farklı  olduğundan (malen)  bahisle menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkememizin 19/12/2024 tarihli duruşmasında davacılar vekili \"Taraflar sulh olmuştur, bu konuda sözleşme imzalanmıştır, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, ayrıca teminatların iadesine karar verilmesini talep ediyoruz, her bir dosya yönünden ayrı ayrı beyanda bulunacağız, sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilebilir,\" şeklinde beyanda bulunmuştur; aynı tarihli duruşmada davalılar vekili ise \"Taraflar sulh olmuştur, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama talebimiz bulunmamaktadır, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilsin, davacıların teminatının karar kesinleştiğinde iadesine muvafakatimiz vardır,\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>HMK'nun 315. Maddesinde; \"Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir.\" hükmü yer almaktadır. <br>6100 sayılı HMK’nın 315. maddesine göre sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Şu hâlde mahkeme içi sulh, mahkeme tarafından bir hüküm verilmesine gerek olmaksızın davayı sona erdirir. Tarafların sulh yapmaları durumunda mahkeme sulh sözleşmesine göre karar verecek; taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle yargılamaya son verecektir. Diğer bir deyişle, mahkeme içi sulh davayı kendiliğinden sona erdirdiğinden mahkemenin bu sonucun ortaya çıkmasını sağlamak için ayrıca bir hüküm vermesine de gerek yoktur. Zira sulhun temel işlevi hükmün tamamlayıcısı olmak değil; hüküm yerine geçmektir. Dolayısıyla sulhun bizzat kendisinin ayrıca bir mahkeme hükmü verilmesine gerek olmaksızın doğrudan doğruya davayı sona erdirmesi doğaldır. Bu bakımdan mahkemenin vereceği “esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı” davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığını tespit ve tevsikten öte bir anlam taşımayacaktır (Tanrıver, s. 97). \"<br>İşbu dosyada,tarafların sulh olmaları sebebi ile davanın konusuz kaldığı, tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-HMK'nın 315/1 maddesi gereği KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 74.287,13 TL'den mahsubu ile bakiye 73.859,53 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,<br>3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,<br>4-Talep olmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, <br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf  yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/12/2024<br><br>BAŞKAN ...<br><br>ÜYE ...<br> <br>ÜYE ...<br> <br>KATİP ...<br> <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06b7e352c0c3025f","SID":"77e2363f9a565483"}}