{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1037 <br>KARAR NO: 2024/2064<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/02/2022<br>NUMARASI: 2015/246 E. - 2022/43 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)|Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:  davalının davacının yazar ve hak sahibi olduğu ... 1,2,3,4,5,6,7 ve 8.sınıflar, ... 1,2,3,4 ve 5.sınıflar ve ... kitaplarından intihaller yaparak yeni kitaplar oluşturduğunu, davalının bu eylemlerinin davacının eserden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu ve mali - manevi haklarının ihlal edildiğini iddia ederek, FSEK 68. ve 70. madde hükümleri kapsamında maddi ve manevi tazminat ve eserden doğan haklara tecavüzün ref'ini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davalının uzun yıllardır sektörde tanınmış ve eserlerine itibar edilen bir yayıncı olduğunu, hiçbir şekilde davacının kitaplarından alıntı yapmaya ihtiyacı olmadığını, davacının iddia ettiği intihallerin nelerden ibaret olduğu konusunda bir örnek veremediğini, davacının soyut ve hiçbir dayanağı, gerekçesi olmayan iddialar ile huzurdaki davayı açtığını, bu nedenle de davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \" Davanın REDDİNE, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı asil tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı  istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının yetersiz gerekçeye dayalı ve   hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamındaki delilerinin yeteri şekilde değerlendirilmediğini, alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile oluşturulduğunu, hükme esas alınamayacağını, dosyaya sunduğu kesinleşmiş mahkeme kararlarında kitaplarımın ilim ve edebiyat eseri olduğu ve bu kitaplarından intihal yapıldığı sabit olduğu halde ve intihal kabul edilen  alıntılarla huzurdaki alıntılar aynı olduğu halde ,bunların görmezden gelindiğini,  mahkemenin  sadece bilirkişi raporu  sonuç bölümü ile gerekçe oluşturduğunu, yazarı olduğu Türkçe ve Edebiyat  kitaplardan   davalı tarafça intihal yapıldığını, özellikle ders kitabı niteliğindeki bu kitaplarda yer alan tabloların ve tablo tasarımlarının  izinsiz kullanıldığını , tabloların eserlerinin mütemmim cüzü olduğunu ,  intihal yapılan kısımları ayrıntılı olarak sunup ispatladığı halde dikkate alınmadığını , kendi eseri olan tabloların 1992 yılından önce hiç bir kitapta bulunmadığını ,  davalı kitaplarındaki alıntıların  yargıtay kararlarına göre intihal olduğunun sabit olduğunu davada  tazminatın hesaplanması sürecine gelinmişken  ve bu husus kazanılmış hak oluşturmasına rağmen durdurulmasının usule aykırı ve şaibeli  olduğunu, dosyaya sunduğu uzman görüşü ve raporların taban tabana zıt olduğunu bu çelişkinin giderilmemesinin ve uzman görüşünün yok sayılmasının  bozma sebebi olduğunu ,   davada  talep  ettiği maddi tazminatın   %50'sini, 2016 yılında, noter  işlemi ile  ...' ta  temlik ettiğini  mahkemenin  temlik işlemini  yok saydığını,  temlik alanın davada taraf olması  gerektiğini,  davalı savunmalarının ve bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığını mahkemeyi yanıltma amacı taşıdığını, bilirkişi raporunun taraflı olduğunu , gerekçeli rapora itirazlarının değerlendirilmesi gerektiğini, itirazlarının gerekçe de de değerlendirilmediğini belirterek mahkemenin  kararının kaldırılmasını  veya eksikleri giderecek şekilde gerekli incelemeler yapılarak davanın kabul edilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davacının yazarı olduğu Türkçe ve Edebiyat kitaplarına dayalı  eserden doğan haklarına intihal yoluyla meydana gelen  tecavüzün ref'i ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Yargılama sırasında Matematik kitapları ile ilgili iddiadan vazgeçilmiştir.Bilirkişi heyeti  07/10/2016  tarihli raporda; \" davacıya ait kitaplardaki intihal iddiaları konu edilen tablo, grafik ve soru kalıplarını her yazar veya yayınevinin kolaylıkla yapabildiğini, bu çalışmalar ve tabloların Türkçe öğretim tekniği olduğunu,  günümüz bilgisayar ve grafik teknolojisinin öğretim kolaylığı olduğunu, aynı zamanda konuların görselleştirilmesi ile zengin bir içeriğe sahip olmasını sağlayan teknik çizimler olduğunu, bu tabloları “Office” programları aracılığıyla çizebileceğini,  tabloların özgünlük, yaratıcılık gerektiren çalışmalar  olmadığını, her sözel hatta sayısal ders kitabında bu tip sıradan egzersizlerin kullanıldığını, davacının birçok intihal iddiasında belirttiği boşluk doldurma, altını çizme, eşleştirme, tablodan işaretleme, heceleme vb. yöntemlerin evrensel soru tekniği kalıpları olduğunu,  davacının şahsi buluşları olmadığını salt davacı tarafından kullanılmasının beklenemeyeceğini, davacının kendisine ait bir buluş, özgün bir anlatım tarzının taklit edilmiş olmadığını,  mevcut tablolar ve soru kalıplarının Türkçe öğretiminde sıradanlaşmış, taklit edilmeyi gerektirmeyecek düzeyde basit egzersizler olduğunu , intihal iddiasına konu  soru kalıplarının (eşleştirme, altını çizme, karışık verilmiş sözcüklerden anlamlı cümle oluşturma vs) ÖSYM ve MEB yıllardır uyguladığı sınavlarda sorduğunu, davacının belirttiği birçok intihal iddiasının  zorunlu olarak her yazar tarafından kullanılacak konu gereği alternatifsiz yöntemler olduğunu bahsedilen çalışmaların kalıplaşmış, şablon tablolar, egzersizler olduğunu , cümle benzerlikleri olmadığını, davacının yaratıcılığın ince uçlarını gördükler bazı intihal iddialarının (bakınız 10.intihal iddiası) üçgen yayıncılık tarafından kullanılmadığını, konudaki ortaklık ve şekilde benzerliklerden yola çıkarak intihal iddiasına kanaat getirmenin gerçekçi olmadığını belirtilen Türkçe ve Matematik kitaplarından Üçgen yayıncılık tarafından yapılmış bir intihalin söz konusu olmadığını\" belirtilmişlerdir.  Başka bilirkişi heyetinden alınan  12/09/2019 tarihli raporda; \" tabloların her meslek grubunda bilgi aklarımı ve tespitler için uygulanan genel bir yöntem olduğu, tabloların özgün eser olabilmesi için içeriğinde daha önce tespit edilmemiş, herkesin rahatlıkla yapamayacağı sıra dışı bir yaratıcılık içermesi gerektiği, halbuki işleyen konuların dil bilgisinin olmazsa olmaz konularından olduğunu, davacının özgün sayılabilecek örneklerine davalının kitaplarında yer vermediğini, ayrıca davacının binlerce sayfadan oluşan 13 kitabından davalının yayınladığı 20 kitap içinde belirtilen 21 kelimenin aynı ve makul ölçüler sınırları içerisinde olduğu, verilen örneklerin herkesin aklına gelebilecek mahiyette olduğu, intihal sayılamayacağı, bu nedenle davalı tarafından intihal yapıldığına dair bir bulguya rastlanılmadığı\" belirtilmiştir.  5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca, bir eser korumasından yararlanabilmek için ortaya çıkan eserin mutlaka Kanun’da sayılan eser türlerinden birine girmesi gerektiği gibi, ortaya çıkan eserlerde ise korunan unsur, eserin arkasındaki duygu ve düşüncenin ifade ediliş şeklidir. Her hangi bir ifadenin eser kapsamında korunabilmesi için de eserin tümü ya da koruma talep edilen parçasının FSEK m. 1/B-a uyarınca, sahibinin hususiyetini taşıması gerekmektedir. Bu meyanda, bilimsel gerçeklikler ,  tarihi olgular ( olaylar ), tüm insanlığa ait  matematiksel kavramlar, formüller, telif korumasında olmayan yöntemler,  kimsenin tekelinde olmadığından telif hakkı koruması kapsamında değildir.  \"alıntı yapıldığı söylenen noktaların, herkesin kullanımına açık olan tarihi ve maddi vakıalara dair bilgiler olup olmadığı, söz konusu bilgilere birçok kaynaktan ulaşılıp ulaşılamayacağı, alıntı yapıldığı söylenen kısımlar yönünden, tarihi ve maddi vakıalar dışında, FSEK 1/B-a kapsamında sahibinin hususiyetini yansıtan ve bir eser türü olarak korunan ifadelerin bulunup bulunmadığı tartışılmaksızın intihal suretiyle davacı tarafın çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiği düşüncesinden hareketle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.\"(Yargıtay 11. H.D, E. 2016/9284 K. 2017/4126 T. 17.7.2017) \"tablonun meclisteki üye dağılımının partilerin oy oranlarına göre belirlenmesini gösterdiği ve herhangi bir hususiyet içermediği, basit orantı yönteminin idare hukukunda kimseye bağlanması mümkün olmayan bir teori olduğu, herkes tarafından bilindiği, bunun için de kaynak gösterilmesinin gerekmediği, esasen bu tablonun çok benzerinin davalının 2006 basılı kitabında da yer aldığı, bir kısım yerde örneklerin birbirine benzemesinin konunun her iki kanunda aynı şekilde düzenlenmesinden  kaynaklandığı, \" (Yargıtay.11.HD. 04.11.2013, 2013/3702 E.-,2013/19563 K., ) \"bilinen yöntemler üzerinden yapılan istatistiki çalışma sonuçlarının tablo haline getirilmesinin fikri faaliyet ürünü olduğu tartışmasız olmakla birlikte, böyle bir yöntemin 5846 sayılı FSEK'nun 1/B ve 2. maddeleri anlamında sahibinin hususiyetini yansıtan ve anılan Yasa hükümleri kapsamında korunması gereken birer eser olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bir fikri ürünün elde edilmesi için kullanılan işletme metodu, yöntem ya da matematiksel kavramlar vb. faaliyetlerin eser olarak korunması mümkün değildir (TRIPS mad. 9/2)... laboratuvar sonuçlarının bilimsel metodlar kullanılarak tablo haline getirilmesinin, aynı konuda bilimsel çalışma yapan başka uzmanların da başvurabileceği ve benzeri sonuçları elde edebileceği bir yöntem olması nedeniyle, mahkemece bu faaliyetin davacının hususiyetini yansıtan birer eser olarak kabulü isabetli değildir. (Y.11.HD. 05.05.2014, 2014/2084 E.2014/8486 K.) Somut olayda , Davacıya ait davaya dayanak kitapların FSEK 2. Maddesi kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı kitaplarının bütün olarak eser vasfında olması yanında  içinden alındığı iddia edilen kısımların (tabloların)  da  FSEK kapsamında hususiyet taşıması , eser vasfında olması gerekir. Dosya kapsamına göre ,  davacı yazarı olduğu Türkçe ve Edebiyat  kitaplardan   davalı tarafça intihal yapıldığını, özellikle ders kitabı niteliğindeki bu kitaplarda yer alan tabloların izinsiz kullanıldığını , intihal yapıldığını  iddia etmiştir. Davacının aynı iddialara dayalı  başkaca yayıncılara açtığı kesinleşen  davalar sonucu  ihlal tespiti yapılıp tazminat verildiği  görülmektedir. Kesinleşen kararlarda davacının kitaplarının eser niteliğinde olması eldeki dava yönünden kesin delil teşkil etse de, dava dışı kişiler hakkındaki ihlal intihal tespitlerinin eldeki dava yönünden kesin delil olma vasfı söz konusu değildir. Zira her dava somut olayın özelinde sunulan ispat vasıtaları dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenlerle başkaca kararlarda intihal kabulünün veya reddinin  bu davada  varılacak sonuç bakımından bir etkisi yoktur. Mahkemece iki ayrı bilirkişi raporu alınmış olup her iki rapor da aynı doğrultudadır. 12.09.2019 tarihli Dil ve Eğitim konusunda uzman  bilirkişilerden oluşan heyetten alınan rapor , ayrıntılı, denetime elverişli ve gerekçeli olduğundan hükme esas alınabilir niteliktedir.  Davacının bilirkişi raporunun taraflı olduğu, delillerin çarpıtıldığı ve algı oluşturmak üzere düzenlendiğine dair iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.  Alınan bilirkişi raporlarında,  davacının intihal olarak gösterdiği bölümler ile davacıya ait kitapların ilgili bölümleri  tek tek karşılaştırılmıştır.  12.09.2019 tarihli  bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere,  davacıya ait kitaplarda Türkçe dil bilgisi konularının işlendiği , bu alanda tablo ile boşluk doldurma ile  anlatımın 1928 yılından beri dil bilgisi öğretiminde kullanılan bir yöntem olduğu, söz konusu alanda bu anlatım yöntemlerinin  yeni olmadığı ,  tüm bilim dallarında olduğu gibi  çağdaş eğitim alanında da  tablo kullanımının geçerli bir  bilimsel metod olduğu, tabloların ve boşluk doldurmanın davacının özgün fikri olmadığı, kitapların içeriğindeki tabloların eserin bir parçası olarak ayrıca hususiyet taşıyan  eser vasfının bulunmadığı,   taraflara ait kitapların müfredat gereği aynı konuları içermesinin , konu anlatımında dil bilgisinin gerektirdiği  benzer örneklerin verilmesinin de olağan bir durum olduğu, davalının oluşturduğu tabloların sütun sayısı, başlık, verdiği sözcük ve cümlelerin davacı  kitaplarındaki içerikle benzer olmadığı , farklı bir tarzda oluşturulduğu, davacı kitaplarındaki  özgün olabilecek kısımların davalı kitaplarında yer almadığı, taraf kitaplarında kullanılan \"ev , ağaç vs gibi ortak kelimelerin Türkçe'de çok sık kullanılan herkesçe ilk akla gelecek sözcükler olduğu , Türkçe eğitim kitabında ortak kelimelerin olmasının intihal olarak değerlendirilemeyeceği , davalının kitaplarındaki benzer alıştırmaların ve kaynaştırma harflerinin öğretilmesi için uygulanan \"...\" sözcüğü uygulamasının  davacı eserlerinden çok önce yazılmış kitaplarda da yer aldığı, keza isim şehir oyunun anonim olduğu , davacının kitaplarından intihal yapıldığı iddia edilen, alıntılanan  tablo ve içeriklere birçok kaynaktan ulaşılabilecek eğitim metodu olduğu ,  alıntı yapıldığı söylenen kısımlar yönünden, herkesçe kullanılan eğitim metodu olması dışında  FSEK 1/B-a kapsamında sahibinin hususiyetini yansıtan ve bir eser türü olarak korunan içerikler olmadığı ,bu nedenlerle davanın reddi kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı,  08.04.2016 havale tarihli 09.03.2016 düzenleme tarihli temlik sözleşmesini  dosyaya ibraz etmiş  ve bu sözleşmeye göre  taraf teşkili sağlanmadığını ileri sürmüş ise de, söz konusu temliknamede temlik alana doğacak  tazminatın tahsil yetkisi verildiği, talep edilen telif tazminatının varlığı halinde  alacağını temlik ettiği kısmı mahsup edilerek hüküm kurulabileceği  gözetilerek  temlik alanın  davaya  taraf olarak dahil edilmemesinin usulü bir  eksiklik olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim davacının aynı hukuki nedene dayalı olarak dava dışı başka bir yayın evine açtığı davada temlik alan taraf olarak davaya dahil edilmemiş  tespit edilen telif tazminatından temlik ettiği alacak mahsup edilerek hüküm kurulmuş Yargıtay 11. Hukuk Dairesi  2020/7005 - 2022/1626 sayılı kararı ile onanmıştır. Sonuç olarak, değerlendirilen delillere göre,  yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının   istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Davacının İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/02/2022 tarih ve 2015/246 E., 2022/43 K. sayılı kararına karşı  davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0486746b7939e3df","SID":"a205a2c8f94a54e5"}}