{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/329 <br>KARAR NO:2024/3193<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:04/10/2023<br>NUMARASI:2021/833 E - 2023/510 K<br>DAVANIN KONUSU:Alacak <br>KARAR TARİHİ:26/11/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin ilgili  yönetmelikte bahsi geçen şartları sağladığından serbest tüketici sıfatı ile davalı ... A.Ş.'den elektrik tedarik edebilmek amacıyla 01.12.2020 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eki niteliğindeki \"...\" ile sözleşme sabit fiyatlı bir sözleşme halini aldığını,  \"...\"ün \"...\" bölümünde \"...\" yazılı olduğunu, yani tarafların 1 yıl süre ile imzaladıkları sözleşmede tedarik için kararlaştırdıkları fiyatı sabitlediklerini,taraflar arasındaki sözleşme devam ederken;...(...) adresinden müvekkiline ait muhasebe (... adresine 04.08.2021 tarihinde mail gönderildiğini, söz konusu mailde; \"... gelinen noktada oluşan maliyet artışları göz önüne alındığında, karşılanması mümkün değildir. Açıkladığımız. bu sebeplerle, 01.07.2021 tarihi itibariyle sabit fiyatla uyguladığımız aktif enerji bedeli aşağıdaki fiyatlama modeli 1. Opsiyon seçeneği ile revize edilecektir. (2. Opsiyon tercihiniz ise mail ile 12.08.2021'e kadar dönüşünüz gereklidir) Bu fiyat revizyonunu kabul etmemeniz halinde, 05.08.2021 Tarihine kadar sözleşmenizi sonlandırabileceğinizi, daha uygun teklif bulmanız durumunda her türlü kolaylık da sağlanacağanı, anılan sebeplerle sözleşmemizi sonlandırmanız halinde tarafınıza herhangi bir cezai bedel yansıtılmayacağını bildiririz.\" denilerek tek taraflı olarak fiyat revizyonuna gidildiğini, ancak taraflar arasında imzalanan sözleşme bir sabit fiyatlı sözleşme olup Sözleşme içeriğinde maliyet artışları durumunda fiyatta revizyona gidileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığını,Sözleşmenin Mücbir Sebepler başlıklı 5. maddesinde bile fiyat ile ilgili bir düzenleme bulunmamakta sadece elektrik temin edememe ve eksik temin etme hususlarında izenlenen mücbir sebepler bulunduğunu,  sözleşmenin imzalandığı tarih ile mailin gönderildiği tarih arasında geçen 7 aylık süreçte mücbir sebep sayılabilecek yeni bir durum meydana gelmemiş olduğu, dünya genelinde büyük sorunlara yol açan koronavirüs salgını dahi ülkemizde ilk defa 2020 Mart ayında görülmüş olup taraflar arasındaki sözleşme 2020 Aralık ayında imzalanmış olduğu, bu nedenle davalının öngörülebilir maliyet artışlarını daha sonradan bahane ederek ve sözleşmede kararlaştırılan mücbir sebep hallerine uymaksızın fiyat artışına gitmesinin  mümkün olmadığı,   davalının imzalanan sözleşmeye aykırı olarak müvekkiline sabit fiyatın dışında bedel yansıtmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği, bu sebeple de iadesi gerektiği, avalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak fazladan tahsil edilen tutarlardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ; elektrik piyasası koşullarının, taraflar arasındaki sözleşmenin akdedilmesinden sonra hızla değiştiği  ve artan maliyetler karşısında elektrik fiyatlarının hızlı bir ivmeyle artmış olduğu, buna bağlı olarak müvekkili şirketin elektrik tedarik ettiği üretici firma ile alım sözleşmesi, üretici firma tarafından erken feshedildiği,  hal böyleyken maliyetler, öngörülemez şekilde satış fiyatlarının çok üzerine çıkmış ve davacı ile anlaşılan şekilde sabit fiyat üzerinden elektrik tedariki sağlamak imkansız hale gelmiş olduğu, tüm bunlara rağmen müvekkilinin, sözleşmeyi feshetme yoluna gitmediği, iyi niyet çerçevesinde ve davacıyı mağdur etmeme amaçlı olarak, fiyatlama modeline ilişkin güncelleme yaptığı ve bu durumu davacıya bildirdiği, davacı vekilinin, mücbir sebep olmadığını beyan ettiği hususların  tüm ülkeyi hatta dünyayı etkileyen hususlar olduğu, Borçlar Kanununun 138. Maddesi “\"Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.\" hükmünü havi olduğu, Piyasa koşullarındaki öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü değişikliğin, müvekkil şirketten kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıktığı ve müvekkil şirketten aynı şartlarda ifanın istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde değiştirdiğinin  açık olduğu, bu durumda kanunun, müvekkili şirkete fesih hakkı vermesine rağmen, müvekkil, ahde vefa ilkesine de uygun olarak, iki tarafı da mağdur etmeyecek şekilde, yeni bir fiyatlandırma modeline geçilmesi hususunda bildirim yaptığını, döviz kurundaki dalgalanmaların dahi öngörülebilir kabul edilmediği durumda tüm elektrik piyasasını etkileyen, maliyetleri olağanüstü şekilde artıran bir durumun öngörülemez kabul edileceğinin  izahtan vareste olduğunu beyanla , davanın  reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda ;  \"sözleşme süresi de nazara alındığında  davalının piyasa şartlarındaki değişikliği ileri sürerek belli bir süre sözleşme dışı daha yüksek birim fiyat uygulaması  hem  sözleşme hükümleri hem maddi hukuk hükümlerine aykırı olup, davacının bedel iadesi istemesinde haklı olduğu\" gerekçesiyle ;Davanın Kısmen Kabulü İle,202.064,43 TL maddi tazminatın 5.000-TL'sinin 17/12/2021 tarihinden (dava tarihi) itibaren, kalan 197.064,43-TL'sinin ise 15/09/2023 (ıslah talebini harçlandırdığı tarih) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,  karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı davalı vekili istinaf etmiştir.Davalı  vekilince verilen  istinaf dilekçesinde özetle;cevap dilekçesindeki hususlar tekrar edilerek, maliyetler, öngörülemez şekilde satış fiyatlarının çok üzerine çıktığı ve davacı ile anlaşılan şekilde sözleşmede yer alan sabit fiyat üzerinden elektrik tedariki sağlamanın müvekkili şirket yönünden imkansız hale geldiği, tüm bunlara rağmen müvekkili şirketin , TBK madde 138 uyarınca kendisine tanınan sözleşmeyi feshetme hakkını kullanmamış, iyi niyet çerçevesinde ve davacıyı mağdur etmeme amaçlı olarak, fiyatlama modeline ilişkin güncelleme yaptığı ve  davacıya tazminatsız fesih hakkı da tanındığı,ancak kendisi sözleşmeyi feshetmek suretiyle uğradığını iddia ettiği zararı önleme imkanı varken sözleşme ilişkisini devam ettirdiğini, iyi niyetli şekilde hareket etmediğini,herhangi bir piyasa araştımasına girişmediğini,  güncellemeye sebep olan hususların, tüm ülkeyi hatta dünyayı etkileyen hususlar  olduğu ,bu durumdan  etkilenen tarafın sözleşmeyi aynı hükümlerle sürdürmesinin beklenmesi, hakkaniyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmamayacağı,bu hususta imsal Yargıtay ve BAM kararları olduğunu, davacının müvekkil şirket nezdinde dava konusu sözleşme kapsamında herhangi bir alacak hakkı bulunmadığına ilişkin beyanlarımız saklı kalmak kaydıyla dosyada mevcut bilirkişi raporunda 01.07.2021 tarihi itibariyle kullanılması gereken formül üzerinden hesaplama yapılmamış, bilirkişilik görevi gereği gibi yerine getirilmemiş olduğu,hatalı bu bilirkişi raporunun hükme esas alındığını,ayrıca elektrik piyasasında meydana gelen mücbir nedenlere ilişkin olarak güncellenen fiyatlama modeli davacıya e-posta yoluyla bildirildiğini,  davacının e-postaya ve kesilen faturalara itiraz etmeden veya ihtirazi kayıt koymadan ödeyip aylar sonra fazla ödeme yapıldığını iddia etmesinin  de kötüniyetli olduğunu,  davacının basiretli tacir olmanın görünümlerinden biri olan iletilen faturaya sekiz günde itiraz edilmesi gerektiği hususuna aykırı davranışının mahkemece  görmezden gelinmiş, diğer bir deyişle davacının kendi hatasından kaynaklanan mesnetsiz alacak iddiasının  yerinde görülmüş olduğu,bu durumun da taraflar arasında eşitsizlik yarattığı, COVİD-19 pandemisi mücbir sebep sayılmakta olup işbu sebebin vuku bulması karşısında müvekkili şirketin basiretsiz davranmak suretiyle davacıyı zarara uğrattığı iddiası abesle iştigal olduğu, müvekkili şirketin meydana gelen mücbir sebebe rağmen bir ahde vefa örneği olarak sözleşmeyi ayakta tutmak adına ve davacının  herhangi bir zarara uğramaması adına elinden geleni yaptığını,bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava, alacak talebine ilişkindir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"Aşırı ifa güçlüğü\" kenar başlıklı 138 inci maddesi :\"Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.\"hükmünü içermektedir.Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebüs Sic Stantibus -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu bağlamda hakim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yaranına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar. Bununla birlikte her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan \"irade özgürlüğü\", \"sözleşme serbestisi\" ve \"sözleşmeye bağlılık\" ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai, tali (ikinci derecede) yardımcı nitelikte olup, ancak uyarlama kurumun şartlarının mevcudiyeti halinde anılan kurumun uygulanması gündeme gelebilecektir.Aşırı ifa güçlüğü başlıklı bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak az yukarıda ifade edildiği üzere \"sözleşmeye bağlılık\" ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Somut olayda , dosya içeriğine göre  taraflar arasında sabit fiyatla elektrik satışına ilişkin sözleşme imzalanmış olup, davalı tarafça davacıya yapılan bildirimde, pandemi düzeyindeki salgın hastalık ve maliyetlerin artması sebebiyle taahhüt edilen sabit fiyat yönünden revizyona gidileceği bildirilmiştir.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; Taraflar arasında 10/12/2020 tarihli Elektrik Satış Sözleşmesi imzalanmıştır.Sözleşme hükümleri incelendiğinde; Madde -2 Sözleşmenin Konusu;Bu Elektrik Satış Sözleşmesi (“Sözleşme\" olarak anılacaktır), elektrik enerjisinin yalnızca tedariki ile sınırlı olmak üzere, dağıtım hatları aracılığıyla MÜŞTERİ' nin yukarıda (veya birden fazla sayaç olması durumunda Ek-i Sayaç Listesi nde) belirtilen tüketim noktasında tüketeceği elektrik enerjisinin satışına ve ilgili işlemlere ilişkin koşulları düzenlemektedir. Ek Protokolün, 10/12/2020 tarihli sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilmiş,sabit fiyat kararlaştırılmış olduğu görülmüştür.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. Maddesinde \"mücbir sebepler\" halleri  düzenlenmiştir.Bu maddede ,salgın hastalık halinin mücbir sebep olarak düzenlenmediği görülmüştür.Ancak ,dosyadaki bilgi ve belgelere göre ,davalı tarafından ,davacı şirkete  elektrik enerjisi vermeye devam edilmiştir.İki tarafa borç yüklüyün sözleşmelerde ,tek taraflı revizyona gidilmesi hukuken mümkün değildir. Bu durumda ,taraflarca imzalanan Sözleşme uyarınca  “Taraflarının Yükümlülükleri”nin devam ettiğinin kabulü gerekmektedir.Bu durumda ,davalı şirketçe tek taraflı revizyon ile belirlediği fiyat üzerinden fatura düzenlemesi ve tahsil etmesi sözleşmeye ve  hukuka aykırı olmakla,yöntemince hazırlandığından hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı,istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 13.803,02  TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.180,90 TL harcın mahsubu ile bakiye10.622,12 TL'nin davalıdan  alınarak hazineye irat kaydına,İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"304607063343c31a","SID":"087c06fbf530b65d"}}