{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/68 <br>KARAR NO: 2024/1461<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 28/09/2021<br>NUMARASI: 2020/215 (E) - 2021/728 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 22/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;   <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 16/01/2020 tarihinde, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası  (ZMSS) poliçesi ile sigortalı... plakalı plakalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacıların yakını (davacılardan ...'nin eşi, ... ve ...'ın oğlu) ..'in vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik  davacı ... için 800 TL, ...için 100 TL, ... için 100 TL olmak üzere toplam 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkili şirkete 09/03/2020 tarihinde yapılan başvuru üzerine açılan hasar dosyası kapsamında 30/04/2020 tarihinde davacılara toplam 203.606,27 TL ödeme yapıldığını, hatır taşımasının ve müterafik kusurun varlığı halinde hesaplanacak tazminattan indirime gidilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davaya konu kaza sonucu davacının babası ...'in vefat ettiğini, %50 oranında engelli olan davacının ömür boyu babasının desteğinden yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 31/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı birleşen davaya cevap vermemiştir.Davacı vekili 28/05/2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacılardan ... için 232.749,08 TL, ... için 31.594,06 TL, ... için 26.907,33 TL, ...için 118.749,53 TL'ye artırmıştır.  İlk derece mahkemesince; \"A- Asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile;   a-50.945,99 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 01/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine, b-26.907,33 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 01/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine,c-31.594,06 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 01/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine,d-Fazlaya ilişkin talepler yönünden dava açıldıktan sonra davalı tarafından ödeme yapılmış olduğundan bu taleplerin konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, <br>B-Birleşen dava yönünden davanın kabulü ile 118.749,53 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 28/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı asıl ve birleşen dava davacıları vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.  Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın açılmasına davalının kendi kusuruyla sebep olduğundan  yargılama gideri ve vekalet ücreti hususunda gerçek zarar miktarının tamamı dikkate alınarak değer artırımı ile artırdıkları rakamın tamamı üzerinden davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğini, davalı tarafından asıl dava açıldıktan sonra (30/04/2020 tarihinde) herhangi bir protokol, sulh, ibra veya davacı tarafın onayı olmaksızın taraflarına ait hesap numarasına bilgi ve onayları dışında asıl alacak olarak 203.606,27 TL (... için 181.533,09 TL, ... için 22.072,88 TL olmak üzere) ödeme yapıldığını, davalıya ZMSS poliçesine istinaden ödeme yapması için 12/03/2020 tarihinde başvurulduğunu, davalı ile arabuluculuk görüşmeleri sırasında anlaşmaya varılamadığını, buna rağmen mahkemece hüküm kurulurken sanki sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce ödeme yapılmış gibi davanın konusuz kalması gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacıların toplam gerçek zararının 579.386,32 TL olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiğini, davalının kaza tarihindeki limit dahilinde (410.000 TL) söz konusu zarardan sorumlu olduğunun sabit olduğunu, davalı sigorta şirketi her ne kadar dava açıldıktan sonra ödeme yapmış ise de dava açıldığı tarihte (01/04/2020) temerrüde düşerek davanın açılmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinden müvekkillerine toplam ödenmesi gereken rakam olan 410.000 TL'nin vekalet ücretinden ve yargılama giderlerinden sorumlu olduğunu, mahkemece vekalet ücretine hükmederken gerçek zarar üzerinden karar vermesi gerekmekte iken davalı yan tarafından ödenen miktarı gerçek zarardan mahsup etmek suretiyle yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu,   kararın hüküm ve gerekçe kısmının birbiri ile çelişkili olduğunu, mahkemece ...'in hesaplanan gerçek zararından davalı yan tarafından yapılan ödemenin düşülmesi suretiyle hüküm kurulmuş iken davacılardan ... yönünden ...'ın gerçek zararından davalı yanın yapmış olduğu ödeme düşülmeden hüküm kurulduğunu, dosyaya kazandırılan 17/05/2021 tarihli hesap raporunda davalı tarafın yaptığı ödeme düşülmeksizin 410.000 TL üzerinden yapılan garame hesabı sonucunda ... için 232.749,08 TL zarar hesap edildiğini, davalı tarafından dava açıldıktan sonra ...'e 181.533,39 TL ödeme yapıldığını, mahkemece ... yönünden 50.945,99 TL (Mahkemece burada da hesap hatası yapıldığını, zira 232.749,08-181.533,39=51.215,69 TL olması gerektiğini) üzerinden hüküm kurulduğunu, davacılardan ... yönünden ise davalı tarafın yaptığı ödeme düşülmeksizin 410.000 TL üzerinden yapılan garame hesabı sonucunda 31.594,06 TL zarar hesap edildiğini, davalı tarafından dava açıldıktan sonra ...'e 22.072,88 TL ödeme yapıldığını, mahkemece gerekçeli kararın içeriğine göre 31.594,06-22.072,88=9.521,18 TL'ye hükmedilecek iken 31.594,06 TL'ye hükmedildiğini, bir başka anlatım ile mahkemece davacılardan ... yönünden hesaplanan gerçek zarardan davalıların yapmış olduğu ödemeyi düşerek hüküm kurulduğunu, ... yönünden gerçek zarar üzerinden hüküm kurulduğunu, gerekçeli kararın içeriği ile hüküm kısmının çelişkili olduğunu, bu nedenle mahkemenin hükmettiği toplam tazminat miktarlarının poliçe limitini aştığını, bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntemin, bakiye ömür tablosunun, kusur oranlarının, gelire ilişkin verilerin ve diğer verilerin de hatalı olduğunu, ayrıca hükme esas alınan 17/01/2021 tarihli hesap raporunun düzenlendiği tarih itibarıyla gelire ilişkin kullanılan veriler doğru olsa da işbu dosyada ödeme yapılacak/kararın kesinleşeceği tarihte bu verilerin değişeceğini ve hesabın hatalı hale geleceğini, bu nedenle yeniden hesap raporu alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin verdiği karar ile poliçe limit sınırının aşıldığını, davacı tarafça müvekkili şirkete 09/03/2020 tarihinde yapılan başvuru sonucunda açılan hasar dosyası kapsamında 30/04/2020 tarihinde davacıların hesabına toplam 203.606,27 TL  ödeme yapıldığını, müvekkili sigorta şirketinin poliçe kapsamında ölüm ve sakatlık limitinin 410.000 TL olduğunu, davacılara ödenen tazminat miktarları ile mahkeme tarafından hükmedilen toplam tazminat miktarının 431.803,18 TL olduğunu, mahkemece hükmedilen toplam tazminat miktarlarının ödenmesi halinde poliçe limitinin aşılacağını, mahkemece bu husus gözetilerek tazminat miktarlarının poliçe limitine göre hesaplanması gerekirken hukuka aykırı olarak şekilde karar verildiğini, mahkemece  karara esas alınan bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yöntemi kullanıldığını, tazminat hesaplaması yapılırken TRH 2010 yaşam tablosu ile birlikte 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, müvekkili şirketin ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri düşülerek sonuç tazminatın belirlenmesi gerekirken mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, ödenen tutarın güncel değeri belirlenmeden bilirkişi tarafından tespit edilen tutarların fahiş olduğunu, mükerrer ödemeye yol açacağını, müteveffanın sigortalı araçta karşılıksız taşındığını, bu nedenle olayda hatır taşımacılığı mevcut olup mahkemece bu yönde değerlendirme yapılmadığını, mahkeme kararına esas bilirkişi raporunda müteveffanın kendi can güvenliği nedeniyle gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığı ve müterafik kusur durumunun tespitinin yapılmadığını, mahkemece yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:  Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesindeki Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Genel Şartlar’a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararı sonrası, ZMSS Genel Şartlar ve ekindeki cetvellerle getirilen ve tazminatın hesaplanmasında uygulama alanı bulan %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanması artık mümkün değildir. Tazminatın, %1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen progresif rant formülü kullanılarak hesaplanması gerekir. Somut olayda ilk derece mahkemesince karara dayanak yapılan 17/05/2021 tarihli aktüer raporunda; Yargıtay'ın güncel  kararları gereğince bakiye ömrün belirlenmesinde  TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak progresif rant yöntemine göre ve desteğin asgari ücret düzeyinde kazanca sahip olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamada destekten yoksun kalma zararının davacı eş ... için 328.906,42 TL, ... için 38.023,76 TL, ... için 44.646,74 TL,  ... için  167.809,40 TL olmak üzere toplam 579.386,32 TL olduğu,   ancak davalının kaza tarihindeki teminat limiti olan 410.000 TL'yi aştığından garameten paylaştırma yapılarak sigorta şirketinin ödeyebileceği tazminat miktarı davacı ... için 232.749,08 TL, ... için 26.907,33 TL, ... için 31.594,06 TL ve ... için 118.749,53 TL olduğu, davalı tarafından 30/04/2020 tarihinde  ... için 181.533,39 TL, ... için (9.851,42 TL + 12.221,46 TL olmak üzere) 22.072,88 TL tazminat ödemesinin  her hangi bir ibraname olmaksızın ödendiği, buna göre dava tarihinden sonra  yapılan ödeme güncelleştirilmeksizin ... için (232.749,08 TL - 181.533,39 TL) 50.945,99 TL,  ... için (31.594,06 TL - 22.072,88 TL)  9.521,18 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından dava açıldıktan sonra 30/04/2020 tarihinde davacılardan ... için 181,533,09 TL, ... için 22.072,88 TL olmak üzere toplam 203.606,27 TL ödeme yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davadan sonra yargılama devam ederken yapılan ödeme tutarının yasal faiz eklenmeksizin (güncelleştirilmeksizin) hesaplanan tazminattan indirilmesi gerekir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/ 58 E. ve 2019/12186 K. sayılı kararı). Davacıların maddi zararını  dava tarihinden sonra yapılan ödeme güncelleştirilmeksizin belirleyen aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamakla beraber raporda maddi hata yapılarak davacı ... için yapılan ödeme güncelleştirilmeksizin hesaplanan tazminattan indirildiğinde 232.749,08 TL - 181.533,39 TL= 51.215,69 TL tazminat hesaplanması gerekirken daha az (50.945,99 TL) hesaplandığı anlaşılmış, mahkemece de adı geçen davacı için bu yönüyle eksik tazminata hükmedilmiştir. Davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda garameten paylaştırma sonucu davacı ... için hesaplanan tazminattan davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan ödeme güncelleştirilmeksizin düşülerek belirlenen (31.594,06-22.072,88=9.521,18 TL) 9.521,18 TL'ye hükmedilmesi gerekirken yapılan ödeme gözetilmeden poliçe limitini aşacak şekilde 31.594,06 TL'ye hükmedilmesi doğru olmamıştır. Taraf vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmüştür. Somut olayda, hatır taşıması bulunmakla beraber yalnız asıl davada hatır taşımasının ileri sürüldüğü göz önüne alınarak, mahkemece hükme esas alınan  aktüer raporunda asıl dava davacıları için garame yapılmadan hesaplanan destek tazminatından %20 hatır indirimi yapıldığında dahi (birleşen dava davacısı için garame yapılmadan hesaplanan 167.809,40 TL destek tazminatı da gözetilerek) davacıların destek zararı sigorta limitinin üzerinde kaldığından hatır taşıması indirimi yapılmasının sonuca etkisi olmayacaktır.Desteğin müterafik kusurlu olduğuna yönelik dosya kapsamında herhangi bir bilgi belge bulunmadığı, davalı tarafça da bu hususun kanıtlanmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.  Davalıya sigortalı araç kamyonet olup ticari nitelik  taşıması nedeni ile  avans faizine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dava açıldıktan sonra yapılan ödeme nedeniyle davanın o miktar kadar konusuz kaldığı ve HMK'nin 331. maddesindeki \"Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder\" hükmü gereğince davanın açılmasına davalı tarafça sebebiyet verildiğinden davalı yararına konusuz kalan miktardan dolayı vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre:<br>A)Asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile;  1-51.215,69 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 01/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine, 2-26.907,33 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 01/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine, 3-9.521,18 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 01/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine, 4-Fazlaya ilişkin talepler yönünden dava açıldıktan sonra davalı tarafından ödeme yapılmış olduğundan bu taleplerin konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.986,98 TL karar ve ilam harcından, asıl davaya isabet eden 989,92 TL ıslah harcı ve 54,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.044,32‬ TL'den mahsubu ile bakiye 4.942,66‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davacılar tarafından yatırılan 989,92 TL ıslah harcı ve 54,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.044,32‬ TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydına,8-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 4.080 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...e verilmesine, 9-Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 9.521,18 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 10-Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 11-Dava açıldıktan sonra kısmi ödemede bulunulması ve bu kısım yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 12-Davacılar tarafından yapılan ve asıl davaya isabet eden 639,33 TL bilirkişi ücreti,  419,12 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.058,45 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,  13-Davalı  tarafından yapılan  yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>B)Birleşen dava yönünden davanın kabulü ile; 1-118.749,53 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 28/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 8.111,78 TL karar ve ilam harcından, birleşen davaya isabet eden 403,61 TL ıslah harcı ve 54,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 458,01‬ TL'den mahsubu ile bakiye 7.653,77‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 15.231 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydına,5-Davacı ... tarafından yapılan ve birleşen davaya isabet eden 260,66 TL bilirkişi ücreti, 170,88 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 431,54 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 403,61 TL ıslah harcı ve 54,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 458,01‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>C)Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, II-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından iadesine,2-Davalı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından iadesine, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 55 TL posta ve tebligat gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0a25a81d864e212","SID":"f00864c4d06573eb"}}