{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1126 <br>KARAR NO: 2024/1709<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/03/2021<br>NUMARASI: 2019/219 Esas -  2021/110 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  ... nolu 410 Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... İmalat Tic. Paz. Nakl. İhracat San. Ltd. Şti. ye ait emtianın Adana'dan ...'a nakliyesinin davalı firma tarafından üstlenildiğini, emtianın sigortalının Adana'daki tesisinden Mersin Limanına karayolu ile Mersin Limanından New York Limanı' na deniz yolu ile ve New York Limanından alıcı firmanın tesisine taşınmasının davalı firma tarafından organize edildiğini, hasarsız olarak yüklenen emtianın alıcıya hasarlı olarak teslim edildiğini, görevlendirilen sigorta eksperi tarafından hazırlanan ekspertiz raporunda kırılmanın yükleme, aktarma, nakliye sırasında oluşan sarsıntılar veya konteynerin zemine bırakılması sonucu oluşabileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin sigortalısına 36.214.12TL sigorta tazminatı ödediğini, bu ödeme ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre sigortalısının haklarına halef olduğunu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ancak davalının itirazı nedeni ile alacağını tahsil edemediğini beyanla, itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  yabancı dildeki belgelerin usulüne uygun onaylı Türkçe tercümelerinin sunulmadığını, bu belgelere karşı beyanda bulunma hakkını saklı tuttuğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu olaya CMR hükümlerinin uygulanması gerektiğini ve CMR m. 30 uyarınca usulüne uygun hasar ihbarında bulunulmadığını, CMR m. 17/2 uyarınca yük hasarından sorumlu olmadığını, talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu ve sorumluluğun CMR m. 23/3 uyarınca sınırlı olduğunu, sovtaj bedelinin hesaplanmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Dava konusu olayda zararın taşıyanın yahut fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuruyla gerçekleştiğini ispat yükü taşıyandan talepte bulunana aittir. Yine  zarara sebep olan olayın, eşya taşıyanın hakimiyetinde iken meydana geldiği hususu dahi ispatlanamamıştır. Bıı çerçevede ve dosyaya taşıyanın yahut adamlarının kusuruyla zararın meydana geldiğini ispata yarayacak bir belge ya da bilgi sunulamamış olması karşısında, TTK m, 1185/4 uyarınca taşıyan lehine oluşan karinenin çürütülemediği kanaatine ulaşılmıştır. Dosya içeriğinde hasarın TTK. 1185/1. maddesine uygun şekilde taşıyana ihbar edildiğine veya TTK. 1185/2. maddeye uygun olarak tarafların katılımıyla mahkemece inceleme yapıldığına dair bir belge ya da bilgi bulunmadığından, bu durumda TTK m. 1185/4 hükmü gereğince, taşıyanın eşyayı deniz taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği,  eşyada bir zıya veya hasar meydana gelmiş ise, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten kaynaklanmış olacağının kabul edileceği, ancak bu karinelerin aksinin ispat edilebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu hasarının nasıl meydana geldiğinin ve taşıyana atfı mümkün bir kusur sonucunda oluşup oluşmadığının ispatlanamadığı kanaatiyle davanın  reddine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu zarar nedeniyle davalı şirketin sorumluluğu bulunduğunu, alıcı firma tarafından alınan konteynerin tahliyesi sırasında 2 kasa muhteviyatı 100 adet cam emtiasının kırık olduğunun tespit edildiğini, davalının freight forwarder olarak üstlenmiş oldukları bu taşıma nedeniyle davalı şirketin, yükü  teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından, hasara uğramasından sorumlu olduğunu, davalı şirket tarafından bu taşımanın her aşamasının organize edilmiş durumda olduğunu, TTK'nın \"taşıyıcının sorumluluğu\"na ilişkin 1178. maddesinin davalıların navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğu ve  eşyanın zıyaı veya hasarından, zıya ve  hasarın  eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumlu olduğu ortaya konulmuş olup yargılama devam ederken alınan bilirkişi raporunda yapılan hatalı değerlendirmeler esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı bu yönde yapılan itirazlarının giderilmeden hatalı değerlendirmeler ile reddine karar verildiğini, davanın reddine dair karara esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen 1185/1'e uygun şekilde zarar ihbarında bulunulmadığına dair gerekçenin hukuken kabulünün mümkün olmadığını, sigortalı emtiaların bulunduğu konteynerin tahliyesi sırasında 2 kasa muhteviyatı 100 adet cam emtiasının kırık olduğu tespit edilmiş ve tespitin akabinde hasara ilişkin tutanak tutularak \"iki kırık kasa, tt02 toplam 100 kırık\" şeklinde şerh düşülmüş olup dava dilekçesi ekinde sunulan ve ilgili memurlarının imzasının dercedildiği teslim teselsül talimatı ile TTK 1066/2 gereğince eksikliğin resmi memur tarafından belirlendiğinin tespiti karşısında sigortalı emtialarda meydana gelen hasar nedeniyle ihbarın var olduğunun kabulü gerektiğini, davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücreti avukatlık asgari ücret tarifesine aykırı şekilde belirlenmiş olup maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça TTK m.1185/1'e uygun şekilde zarar ihbarında bulunulmadığını ve dava konusu zarara sebebiyet veren davalı şirket olduğu iddia edilmişse de dosya kapsamına sunulan delil ve belgelerle bu durum ispat edilemediğini, davalıya usulüne uygun bir ihtar yapılmadığı halde davacı tarafça iddia edilen olaydan davalının sorumlu olduğundan söz edilemeyeceğini, dosyaya ibraz edilen konişmentoda ''yükleten yükler, istifler'' kaydı ve ''fcl'' kaydının yer aldığını, dava konusu zarardan davalının sorumlu olmadığını, davalının kendisi açısından maldaki sorumluluğunu eksiksiz yerine getirdiğini, eksiksiz yerine getirmediğinin ispatının da iddiada bulunan tarafta olduğunu, yani zararın taşıyanın yahut fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuruyla gerçekleştiğini ispat yükü taşıyandan talepte bulunana ait olduğunu, dosyaya sunulan Konişmentoda da görüleceği üzere ''Yükleten yükler, istifler'' ve ''FCL'' kaydı yer almakta olup söz konusu bu kaydın bir karine teşkil ettiği gibi aksi ispat edilince kadar böyle kabul görüldüğünü, dosyaya sunulan belgelerle bu durumun aksinin ispat edilemediğini, eşyanın konteyner içine yüklenip istiflenmesinin taşıyan tarafından yapıldığı ispat edilmediğinden, davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olmasının mümkün olmadığını, davacının, bu iddialarının sözlü iddiadan öteye geçmemekte olup bu husus hakkında yazılı bir delil dosyaya ibraz etmediğini, bu sebeple davacı tarafın iddiaları varsayımdan ibaret olduğunu beyanla, davacının istinaf başvurusunun reddi ile davacı şirketin %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava,  değişik tür araçlar(multimodal) ile taşıma sözleşmesine konu emtianın hasarlanması nedeniyle sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hasarın taşıma sırasında meydana gelip gelmediği, hasar ihbarının yapılıp yapılmadığı, davacının geçerli bir halefiyeti bulunup bulunmadığı noktasındadır. Dava konusu taşımaya ilişkin ... numaralı Kombine Taşıma Konşimentosu, göndereni davacının sigortalısı ... Otomotiv Ltd. Şti., alıcısı ... firması, yük 18 ahşap kasa kavisli cam, yükleme limanı Mersin, varış Limanı Newyork, yükün taşınacağı gemi ..., teslimat kişisi ... olarak taşıyıcı sıfatıyla davalı ... tarafından düzenlenmiştir. Taşımaya konu ihracata ilişkin satıcı tarafından kesilen faturaya ... teslim kaydı işlenmiştir. Gümrük beyannamesinde de teslim şekli ..., ödeme şekle mal mukabili olarak belirtilmiştir. ... Tarafından düzenlenen 09/11/2018(TR:11/09/2018) tarihli belgede, 2 kutunun kırık olduğu belirtilmiştir. Davaya konu taşıma davacı ... tarafından sigortalanmış olup, hasar ihbarında bulunulması üzerine, ekspertiz raporu alınmış ve tespit edilen hasar bedeli 36.214,12 TL olarak 12/11/2018 tarihinde sigortalıya ödenmiştir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı ve diğer takip borçluları hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"19/09/2018 tarihinde meydana gelen hasar nedeniyle ödenen sigorta tazminatının nakliye işini üstlenen borçlulardan rücuen tahsili\" sebebine dayalı olarak 36.214,12 TL asıl alacak ve 735,20 TL işlemiş faizinin tahsili istemiyle 20/12/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalının, satıcının tesisinden Mersin Limanına kara taşımasını, Mersin Limanından Kewark Limanına deniz taşımasını ve Kewark Limanından alıcının tesisine kara taşımasını üstlendiği ihtilaf konusu değildir. Bu haliyle dava, değişik araçlarla yapılan (multimodal) uluslararası taşıma sırasında  meydana gelen hasar bedelinin davalı taşıyıcıdan rücuen  tahsili istemine ilişkindir. Değişik araçlarla taşımaya ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 902. maddesi \"Bu Kitabın Birinci ve İkinci Kısım hükümleri, aşağıdaki şartların tamamının bir arada varlığı hâlinde, değişik tür araçlar ile taşıma sözleşmelerine de uygulanır: Eşyanın taşınması bütünlük gösteren bir taşıma sözleşmesine dayanıyorsa, bu sözleşme bağlamında taşıma değişik türde araçlarla yapılacaksa, taraflar, her bir türdeki araç için ayrı sözleşme yapmış olsalardı, söz konusu sözleşmelerin en az ikisi farklı hükümlere bağlı tutulacak idiyse, aşağıdaki hükümlerle, uygulanması gerekli milletlerarası sözleşmelerde aksi yolda bir düzenleme yoksa.\" hükmünü haiz olup, (d) bendinde belirtildiği ve madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken milletlerarası sözleşme yoksa TTK’nın 850 ve devamı maddeleri uygulanır. Kural böyle olmakla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin taraf olduğu CMR Konvansiyonu’nun 2. maddesinde aksine hüküm bulunmaktadır. Anılan maddede \"Mal yüklü taşıt, 14 üncü madde hükümlerinin uygulandığı haller dışında yolun bir kısmında deniz, demiryolu, nehir, kanal veya havayoluyla yük boşaltılmadan taşındığı hallerde bu Sözleşme taşımanın tümü için uygulanır. Ancak diğer taşıtlarla yapılan taşımalarda ortaya çıkan kayıp, hasar veya gecikmelerin, karayolu taşımacısının bir fiil veya ihmalinden doğmayıp yüklerin diğer taşıtlarda taşınması sırasında ve nedeniyle oluşabileceği kanıtlanır ise, Karayolu taşıyıcısının sorumluluğu bu Sözleşmeye göre, eğer sözkonusu diğer taşıtlar ile yükün taşınması için yasal koşullara uygun olarak o taşıt taşıyıcısı ile gönderen arasında bir mukavele yapılmış sayılır ve o mukavele konulması gelenekleşmiş hükümlere göre tayin edilir. Ancak, konulmuş bu gibi koşulların bulunmaması hallerinde, karayolu taşıyıcısının sorumluluğu bu Sözleşmeye göre tayin edilir. Eğer, karayolu taşımacısı diğer taşıtlar ile de taşıma yapıyor ise, sorumluluğu bu maddenin 1 inci paragrafına göre tayin edilir. Ancak bu durumda, karayolu ve diğer taşıtlar ile taşıma yapan kimse, iki ayrı kişi gibi işlem görür.’’ düzenlemesi yer almaktadır(Yargıtay 11. HD.'nin 28/04/2022 Tarihi ve 2020/1615 E. -  2022/3580 K. Sayılı kararı). Zıyaa, hasara veya teslimdeki gecikmeye yol açan olayın taşımanın hangi kısmında meydana geldiğine ilişkin ispat yükü, bunu iddia eden tarafa ait olup eldeki davada hasarın taşımanın hangi kısmında meydana geldiğine ilişkin bir ispat bulunmamaktadır. Bu halde CMR'nin 2. Maddesi uyarınca, yük, denizyolu ve karayolu taşıması şeklinde taşındığından CMR Sözleşmesinin uygulanması gerekir. Bilirkişi heyeti hasarın oluş şekline ilişkin olarak, dava dosyasına sunulan fotoğraflardan iki tahta kasanın üst kısmında kalan boşluk için iki kasanın spanzet kayışlarla konteyner yan duvarına bağlanarak tedbir alınmış olunduğunun görülemediği, dolayısı ile dosyaya sunulan fotoğraflara göre alt sıradaki iki adet TT02 sandığın üstü ile tavanın arasının boşluk kaldığı, indirme bindirme işlemleri sırasında üstü boş kalan sandıkların hareket etmiş ve içindeki malzemenin yan yatmış olabileceği ve konteyner içi yüklemenin deniz taşımasına uygun yapılmadığı kanaati bildirilmiş, ayrıca hasarın tam olarak taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğini tespit edilemediği ifade edilmiştir. CMR'nin 17/4-b maddesinde, ambalajlanmadıkları veya kötü ambalajlandıkları zaman, özellikleri gereği fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması veya hatalı ambalajlanmış olması hali de taşımacının sorumlu tutulamayacağı sebepler arasında düzenlenmiştir. Dosyada bulunan konişmentoda “yükleten yükler, istiller” kaydı ve “FCL” kaydı yer almaktadır. Buna göre konteyner içi yüklemenin gönderen tarafın sorumluluğunda yapıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu kaydın aksine olarak eşyanın konteyner içine yüklenip istiflenmesinin taşıyan tarafından gerçekleştirildiği de iddia ve ispat ispat edilmediğinden, hasarın yükleme ve istifleme hatasından kaynaklanması nedeniyle davalı taşıyanın meydana gelen zarardan sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4. maddesindeki, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur, şeklindeki düzenleme karşısında davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, Dairemizin karar tarihi itibariyle geçerli olan maktu vekalet ücreti nazara alındığında bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır. Davalı tarafça da davacı şirketin %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir. İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin  kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. -  2021/443 K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar reddedilen kısım yönünden takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Taraflarca başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"09fe26408be1ab92","SID":"8db0f717cb79613d"}}