{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1140 <br>KARAR NO: 2024/1707<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/03/2021<br>NUMARASI: 2019/581 Esas -  2021/240 Karar<br>DAVA: Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin 1983 yılında kurulduğunu, 1991 yılından itibaren ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nin hissedarı olduğunu, davalının ...’a ait hamiline yazılı hisse senetlerinin kendisinde olduğundan bahisle, pay sahipliğinin tanınması, bedelsiz paylardan yararlandırılması ve kar paylarının ödenmesine ilişkin Bilecik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/203 E. sayılı dosyası ile dava açtığını ve işbu davanın derdest olduğunu, Söz konusu hisse senetlerinin 06.10.1995 tarihinde ...’a tevdii edildiğini ve o tarihten itibaren ...’ın zilyetliğinde olduğunu, söz konusu hisse senetlerinin 01.10.2009 tarihli 2009/28 sayılı yönetim kurulu kararı ile iptal edildiğini ve böylece hisse senetlerinin müvekkiline ait olduğunu, böylece dava konusu hisse senetlerinin dolaysız zilyet olan ...’a iade edilmesi talebi ile TMK m.683 uyarınca malik sıfatı ile huzurdaki davanın açıldığını, Müvekkilinin ...’a ilk olarak 1991 yılında ortak olduğunu, defter kayıtlarında da bu hususun sabit olduğunu, bu tarihten itibaren bütün genel kurullara katıldığını, sermaye artırımlarına dahi müvekkilinin katıldığını, kar payı ödemelerini müvekkilinin aldığını, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirketin halka arzı sürecinde gündeme geldiğini ve 04.07.1995 tarihli yönetim kurulu kararı ile hamiline yazılı hisse senedi basılmasına karar verildiğini, 10.07.1995 tarihli genel kurul kararında şirketin sermayesinin yükseltildiğini ve 95/17 sayılı yönetim kurulu kararı ile toplam 36.500 adet hisse basıldığını, bu hisselerin 06.10.1995 tarihinde ortaklara teslim edildiğini, ancak hisse senetlerinin oldukça fazla olması ve halka arz sürecinde hisse senetlerinin tamamının tek elden yürütülmesi amacıyla aynı tarihte saklanmak üzere ...’a tevdi edildiğini, 1 Ocak 2005 tarihli para biriminde yapılan değişiklik ve 1 Ocak 2010 tarihinde para birimindeki yeni ibaresinin kaldırılmasından ve ayrıca halka arzdan vazgeçilmesinden sonra, 01.10.2009 tarih 2009/28 sayılı yönetim kurulu kararı ile 36.500 adet basılan hisse senetlerinin iptaline, iptal edilen hisse senetlerinin yerine yeni hisse senetlerinin basılana kadar geçici ilmühaber basılmasına karar verildiğini, 15.08.2018 tarihli genel kurul toplantısında da şirket hisselerinin nama yazılı olmasına karar verildiğini, bu genel kurul kararma müteakip 10.10.2018 tarihli 2018/4 sayılı yönetim kurulu kararı uyarınca da, nama yazılı payları temsilen pay senetlerinin basımının gerçekleştiğini ve müvekkiline verildiğini, geçici ilmühaberlerin de geri alınarak iptal edildiğini, Davalının hisse senetlerini kimden, ne zaman ve hangi bedelle elde ettiğini açıklayamadığını, davalının söz konusu senetleri meşru bir şekilde iktisap ettiğini açıklaması gerektiğini, davalının bugüne kadar ... ile hiçbir ilişki kuramadığını, hisse senetlerinin maliki olduğu yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının hiçbir genel kurula katılmadığını, sermaye artırımına katılmadığını ve kar paylarının hiçbirini talep etmediğini, neticeten müvekkilinin maliki olduğu davaya konu, iptali edilmiş ve geçersiz hisse senetlerinin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin dava dışı şirkette %38 hissedar olduğunu, davacı ve dava dışı şirketin sahte işlemler yaptığını, 2017 yılında noterden ihtarname gönderildiğini, hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğunu, bunun aksinin yani müvekkilinin hak sahibi olmadığının yazılı belge ile kanıtlanmasının mümkün olduğunu, 2009 yılına kadar yapılan genel kurullarda hamiline yazılı hisse senetlerinin ibraz edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının çoğu genel kurula yetkilendirme yaparak birilerini gönderdiğini, bu durumda hamiline yazılı hisse senetlerinin açıkça bilgilerinin yazılmış olması gerektiğini, ancak böyle bir yetkilendirme yapılmadığını, tutanakların ve hazirun cetvellerinin aceleyle düzenlendiğini, Hamiline yazılı hisse senetlerinin pay defterine kaydının zorunlu olmadığını, payın serbestçe devredilmesi ilkesinin anonim ortaklıklarda temel ilke olduğunu, hamiline yazılı hisse senetlerinin temel niteliklerinden birisinin anonimlik olduğunu, hamiline yazılı hisse senetlerinin devrinde zilyetliğinin devrinin yeterli olduğunu, fiilen zilyet olan kişinin hamil olduğunu, Merkezi Kayıt Kuruluşu Anonim Şirketi’nin 29.11.2006 tarihli genel mektup kapsamında incelemenin yapılması gerektiği ve bu imha işleminin nasıl olarak yapıldığının burada açıklandığını, hisse senedinin imha edilebilmesi için kabul edilen yöntemlerin uygulanması gerektiğini, bu yöntemlerin hiçbirinin yapılmadığını, neticeten müvekkilinin 3000 adet hamiline yazılı hisse senedinin sahibi bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Davalı tarafça ... şirketinin kuruluş aşamasında hamiline hisse senedi karşılığı olan 75.920 adet hissenin sahibi olduğu belirtilmiş ise de dosyada mübrez sicil kayıtları ile, genel kurul tutanaklarının yapıldığı tarihten kısa süre sonra tescil ve ilan edildiği “Ticaret Sicillerinin Aleniyeti İlkesi” gereği  davalının, dava dışı şirketin genel kurul yaptığı ve kar payı dağıttığını öğrenme imkanına sahip olmasına rağmen uzun yıllar dava dışı ... şirketinin hiçbir genel kurula katılmadığı, genel kurullara katılmaya yönelik bir irade beyanı sunmadığı,davalının pay sahipliğinden doğan haklarını dava dışı ...’a karşı şimdiye dek kullanmadığı ve kar payı alımına yönelik bir talebinin şimdiye kadar olmadığı davacı şirketin ise  1991 yılından itibaren genel kurullara katıldığı, kar payının davacı şirketçe alındığı , davalının elinde bulunan pay senetleri, kanun, anasözleşme ve yetkili organ kararları çerçevesinde hukuken geçerli nitelik taşımadığı bu hali ile davaya konu edilen hisse senetlerinin geçersiz olduğu, bu nedenle davanın kabulüne, ...\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının davalı elinde bulunan hamiline yazılı hisse senetlerinin kendisine ait olduğunu beyan ederek dava açmış olup dayanağının ise 06.10.1995 tarihli hisse senedi devir ve teslim tutanağı olduğunu ancak, söz konusu teslim tutanağının resmi bir özelliği söz konusu olmadığını sunulan belgelerin çok rahatlıkla sonradan düzenlenmiş olabileceğini,  bilindiği üzere hamiline yazılı hisse senedinin nasıl devir edileceği yasal olarak belirlendiğini, davanın kendilerine değil, beyan ettiği üzere hamiline hisse senetlerini teslim ettiğini beyan ve iddia ettiği kişiye karşı açılması gerektiğini, TMK’un 989. md çalındığını iddia eden kişi çalınma tarihinden itibaren 5 yıl içinde bu davasını açması gerektiğini, davacının, söz konusu hisse senetlerinin çalındığı yönünde bir iddiası söz konusu olmadığını, bu yönde bir başvurusunun da olmadığını, gerekçede “geçici ilmühaber fotokopisinin sunulu olduğu, anılan ilmühaber üzerine iptal kaşesinin yer aldığı ve ilmühaberin geçersiz kılındığı görülmüştür” dendiğini bu belgenin öncelikle aslının sunulamadığını, sunulmuş olsa bile bunun her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğunu, basiretli bir tacir, gerçekten hamiline hisse senetlerini iptal edecek ise iptal kaşesinin hisse senetlerinin üzerine basılması gerektiğini, söz konusu hisse senetlerinin bir zarfın içine sığacak kadar alanı değil, bir kasayı dolduracak kadar alanı kapsadığını, mahkemece davalının haklarını kullanmamış olması onun hak sahibi olmadığına gerekçe olarak sunmaya çalıştığını, bu hisse senetlerindeki hakların kullanılmamış olması onların mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşısında en azından ek rapor alması gerekirken, bize tamamen davacı lehine hazırlanmış bilirkişi raporu ile hüküm kurulmuş olup savunmalarında da arz edildiği üzere “davacı, hamiline hisse senetlerinin 1995 yılında basılmış olduğu, 06.10.1995 tarihinde kendilerine teslim edildiğini beyan etmektedirler”, ancak bu tarihten sonra yapılan genel Kurul tutanaklarına bakıldığında ise dosyaya sunulan 10.07.1995 tarihinden sonraki hazurun cetvellerinde her nedense hangi tarihe ilişkin oldukları belirtilmeyen tutanaklar olduğu anlaşılmakta davacının söz konusu hisse senetlerini ibraz ederek toplantıya katılmadığını, davacının beyan ettiği 2009 yılına kadar hiçbir genel Kurul Tutanağında hamiline yazılı hisse senetlerinin ibraz edilerek genel kurula katılım yapılmadığı, halbuki hamiline yazılı hisse senetlerinde Genel Kurul Yapılırken hamiline yazılı hisse senetlerinin ibrazı gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan Genel kurula yetkilendirme yazılarında ... Şirketi adına yetkilendirme olduğu, halbuki hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, bunların temsili için hangi hisse senetlerinin (seri noları) ile birlikte belirtilmesi gerektiği, ancak bunların belirtilmediği, bize göre ellerinde hamiline yazılı hisse senetleri olmadığı, ancak %100 katılım sağlamış gibi Genel Kurul yaptıklarını, bu durumda hamiline hisse senetlerin davalı elinde olması nedeniyle bunlar üzerinde üçüncü bir kişinin hak sahipliği beyanının bir geçerliliğinin olmadığını, hamiline yazılı hisse senetlerinin özelliği itibarıyla kazanç elde etmesi yanında menkul kıymeti kolaylıkla elden çıkarma olanağında sahip olmak isteyen yatırımcı bakımından büyük avantaj ve kolaylık sağlaması düşünüldüğünü, bu nedenle devri diğer hisse devirleri gibi özel bir izne veya işleme tabi tutulmadığını, hamiline hisse senedinin en açık şekli malın teslimi ile söz konusu olacağını, hamiline hisse senedinin bizzat teslimi ile bu hak teslim alana geçeceğini, yargı ve bilimsel görüşler hamiline hisse senedinin devrini ve elinde bulunduranın haklarını üstün tutmakta olup, davalı şirket yasaları hiçe sayarak ve müvekkilin maliki bulunduğu hamiline yazılı hisse senetlerini değiştirmeden nama yazılı hisse senedi düzenlenmesi sahte kıymetli evrak basımı anlamına geldiğini, hisse senetlerinin davalıda bulunması durumunda bunların karşılığı çıkarılan nama yazılı hisse senetlerinin de davalıya verilmesi gerektiğini, bu düşünce ile hareket edilmesi durumunda hamiline yazılı hisse senetlerinin hiçbir teminatı kalmamış olacaktır ki, bu durum hızlı gelişen ve günün koşullarında önem arz eden hamiline yazılı hisse senetlerine olan güveni bitireceğini, böyle bir savunmanın yasal yönden de kabulünün mümkün olmadığını, davacı, 2954 adet hisse senedinin kendilerine ait olduğunu beyan etmekte ancak cevap dilekçemizde arz edilen  tabloda da gösterildiği üzere 3.000 adet hisse senedi olduğu, kupür değerinin de 75.920,00 TL olduğunu, bu durumda sadece davacı değil, diğer ortaklarında hamiline yazılı hisse senedi piyasaya arz ettiğini, Bilirkişiler senet asıllarını bile görmemiş ve bu yönde bir girişimleri de söz konusu olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, rıza dışında elden çıkan anonim şirketin hamiline yazılı hisse senetlerinin geri verilmesi davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hamiline yazılı hisse senetlerinin davacının elinden rızası dışında çıkıp çıkmadığı ve davalının iyiniyetli yetkili hamil olup olmadığı noktasındadır. Dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 04/07/1995 tarih ve 17 sayılı yönetim kurulu kararı ile 36.500 adet hisse hamiline yazılı olarak basılmıştır. Bunlardan, 06/10/1995 tarihli hisse senedi devir teslim tutanağı ile toplam 2954 adet ve 75.680.000.000 e.TL bedelli hamiline yazılı hisse senedi davacı ... A.Ş.'ye teslim edilmiştir. Şirketin pay defterinde de davacının hamiline yazılı hisse senetlerinin aynı gün şirkete tevdi edildiği kaydı düşülmüştür. Davalı ... tarafından ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. aleyhine Bilecek 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/203 esas sayılı dosyasında açılan davada şirkete 75.920,00 TL tutarlı pay itibariyle ortak olduğunun tespiti ve bazı ortaklık haklarının ödenmesi talep edilmiştir. Davacı tarafça, davalının, esasen kendilerine ait olan ve rızası dışında elden çıktığını ve yönetim kurulunca da iptaline karar verildiğini iddia ettiği toplam 2954 adet ve 75.680.000.000 e.TL bedelli hamiline yazılı hisse senedinin kendisine iadesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Hamiline yazılı hisse senetlerinin çıkarıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu(e.TTK)'nun 412. Maddesine göre, şirketin tescilinden sonra hisse senedi çıkarılmasına bir engel bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 484(e.TTK'nın 409). maddesine göre, pay senetleri, hamiline veya nama yazılı olur. Bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için hamiline yazılı pay senetleri çıkarılamaz. Bu hükme aykırı olarak çıkarılanlar geçersizdir. İyiniyet sahiplerinin tazminat hakları saklıdır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 489(e.TTK'nın 415). maddesi uyarınca da hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle(teslim ile) hüküm ifade eder. TTK'nın 658/1(e.TTK'nın 570/1). Maddesine göre, senedin metninden veya şeklinden, hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile veya hamiline yazılı senet sayılır. Borçlunun defilerinin düzenlendiği TTK'nın 659. Maddesi, \" (1) Borçlu hamile yazılı bir senetten doğan alacağa karşı, ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senedin metninden anlaşılan def’ilerle, alacaklı her kim ise ona karşı şahsen sahip olduğu def’ileri ileri sürebilir. (2) Borçlu ile önceki hamillerden biri arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde geçerlidir. (3) Senedin, borçlunun rızası olmaksızın tedavüle çıkarıldığı yolunda bir def’i ileri sürülemez.\" şeklindedir. TTK'nın 661 vd. maddelerinde, hamiline yazılı hisse senetlerini zayi ettiğini iddia eden kişinin iptal davası açabileceği, hisse senetlerinin ibrazı halinde ise hisse senetlerinin iadesi davası açması için mahkemece süre verileceği düzenlenmiştir. Ancak iptal davası açılmadan önce hisse senetlerinin kimde olduğunun ortaya çıkması halinde anılan maddelerde açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu halde de hisse senetlerinin iadesi istemiyle dava açılacağında duraksama bulunmamaktadır. Açılacak bu dava duruma göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 683. maddesine göre istihkak davası olabileceği gibi TMK'nın 989. Maddesine göre taşınır davası da olabilir. İstihkak davası ayni hakka, taşınır davası ise zilyetliğe dayalıdır. Ayrıca taşınır davası iyiniyetli zilyet yönünden hak düşürücü süreye tabi iken, istihkak davası herhangi bir süreye tabi değildir. İstihkak davasında davacı ayni hakka sahip olduğunu ispat yükü altındadır. Davalının iyiniyetle mülkiyeti veya sınırlı bir ayni hak kazandığı durumlarda, davacının malik sıfatı kalmayacağından dava reddedilir. Davalı zamananaşımı definde bulunmuş ise de, istihkak davası herhangi bir zamanaşımı süresine tabi olmayıp, davalının söz konusu savunması yerinde değildir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, hamiline yazılı hisse senetlerinin devrinde her ne kadar zilyetliğin devri ile pay sahibi sıfatı kazanılmış olsa da dosya münderecatında, bu hisse senetlerinin teslim / tesellümüne ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılamadığı, genel kurullara davalının katılmadığı, sürekli olarak davacının katıldığı, kar payının davacıya ödendiği, kar payının da uzun yıllardır davacıya ödenmiş/ödeniyor olmasının davalının pay sahipliğinden doğan haklarını dava dışı ...'a karşı şimdiye dek kullanmadığının göstergesi olduğunu, davalının elinde bulunan pay senetlerinin, kanun, ana sözleşme ve yetkili organ kararları çerçevesinde hukuken geçerli nitelik taşımadığını, bu nedenle hisse senetlerinin geçersiz olduğu kanaati bildirilmiş ve ilk derece mahkemesince bu rapor hükme esas alınmıştır. Ancak söz konusu rapor hükme esas alınacak nitelikte değildir. Zira, hamiline yazılı hisse senetlerinin devrinde zilyetliğin devri ile pay sahibi sıfatı kazanılmış olsa da hiçbir gerekçe gösterilmeden bu hisse senetlerinin teslim / tesellümüne ilişkin belge aranması çelişki arz etmektedir. Oysa raporun genel açıklama kısmında açıkça hamiline yazılı pay senetlerinin devrinde yalnızca zilyetliğin nakli yeterli olup, devrin ayrıca anonim ortaklığa bildirilmesi ya da bir deftere kaydedilmesinin söz konusu olmadığı, zilyetliğin nakli ile pay senedini devralanın, gerek ortaklığa gerekse üçüncü kişilere karşı ortaklık sıfatını kazandığı ifade edilmiş durumdadır. Ayrıca, bilirkişi raporunda  davalının yaklaşık 25 yıldır pay sahibi olduğunu iddia ettiği belirtilmiş ise de yapılan incelemede dosya kapsamında davalının bu yönde bir beyanına rastlanılmamıştır. Aksine davalı taraf hisse senetlerini iktisap tarihini ve sebebini açıklamamıştır. Davacı tarafça da istinafa cevap dilekçesinde davalının ...'a gönderdiği e-posta tarihi itibariyle hisse senetlerini ele geçirdiğini ileri sürmüştür. Davacı tarafça davalının hisse senetlerini hangi şekilde iktisap ettiğini ispatla yükümlü olduğunu iddia etmiş ise de, kıymetli evrakın niteliği gereği davalı hisse senetlerini kimden ve ne şekilde iktisap ettiğini ispat yükü altında değildir. Bu halde, davalının senetleri iktisap tarihi belli olmamasına rağmen, davalının ortaklık haklarını çok uzun zamandır kullanmadığı yönündeki mahkeme kabulü yerinde değildir. Davacının genel kurullara katıldığı belirlenmiş olmakla birlikte şirket hisselerinin hamiline yazılı olduğu dönemde davacının pay sahipliğinin, genel kurullarda hamiline yazılı hisse senetlerine göre tespit edilip edilmediği incelenmemiştir. Anonim şirket hamiline yazılı hisse senetleri de hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı kıymetli evraklar arasındadır. Bu tür hisse senetleri şirket esas sözleşmesindeki değişikliğin dışında fiziken de iptal edilmedikleri sürece geçerliliklerini korurlar. Hisse senetleri üzerindeki mülkiyet hakkı zaman geçmekle veya genel kurul toplantılarına hiç veya uzun süre katılmamış olmakla ortadan kalkmaz(Yargıtay 11. HD'nin 06.03.2023 tarih ve 2021/6369 E. - 2023/1322 K. sayılı kararı). Dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin 01/10/2009 tarih ve 2009/28 sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin son sermaye yapısına göre hisse senetleri basılana kadar geçici ilmühaberlerin basılmasına, eski geçici ilmühaberlerin ve eski hisse senetlerinin iptal edilerek geçersiz sayılmasına karar verilmiştir. Bu kez dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin 15/08/2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile şirket hisseleri nama yazılı hisse senedine tahvil edilmiş, 10/10/2018 tarih ve 2018/4 sayılı yönetim kurulu kararı ile de nama yazılı pay senetlerinin pay defterine kaydedilmesine, daha önce dağıtılmış geçici ilmühaberlerin pay sahiplerinden toplanılmasına ve iptal edilmesine karar verilmesiyle dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin temsil ettiği payların, şirket hisseleri nama yazılı hisse senedine tahvil edildiğinde davacı uhdesinde kaldığı tespit edilmiştir. Yönetim kurulu kararı ile geçici ilmühaber çıkarılmasına ve genel kurul kararı ile şirket hisselerinin nama yazılı hisse senetlerine tahviline karar verilmesine rağmen, geçici ilmühaber basımından ve tahvilden önceki hamiline yazılı hisse senetlerinin pay sahiplerinden iade alınması ve imhasıyla ilgili bir karar ve tutanağa dosya içerisinde rastlanılmamıştır. Hal böyleyken bilirkişi heyeti tarafından davalının elinde bulunan pay senetlerinin, kanun, ana sözleşme ve yetkili organ kararları çerçevesinde hukuken geçerli nitelik taşımadığını, bu nedenle hisse senetlerinin geçersiz olduğu ifade edilmiş ise de, söz konusu yönetim kurulu kararları uyarınca yeni pay senetlerinin kime verileceği değerlendirilmemiştir. Bunların yanı sıra ilk derece mahkemesince Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazılmış ise de, bu müzekkere davacı yönünden yazılmış olup, uyuşmazlığın çözümüne etkisi bulunmamaktadır. Bu halde Merkezi Kayıt Kuruluşuna yeniden müzekkere yazılarak dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin hisselerinin kaydileştirilip kaydileştirilmediği ve dava konusu hisseler ile ilgili herhangi bir işlem tesis edilip edilmediğinin sorulması gerekir. O halde, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda inceleme yapılıp yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6cb03a85fdfbb80c","SID":"2017b674017b2cf6"}}