{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1156 <br>KARAR NO: 2024/1732<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/10/2020<br>NUMARASI: 2018/1185 Esas -  2020/617 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı, ... Tic. Ltd. Şti.'ni yürüttüğü taşıma işleri kapsamında doğabilecek olası rizikolara karşı ... numaralı Yurt içi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigortası Abonman Sözleşmesi ile teminat altına alındığı, İzmir'de bulunan ... Ticaret A.Ş. firması, 52 kutu, 1.208,064 adet mavi preform emtiasını Bursa'da bulunan ... Gıda Nak. Tic. Ltd. Şti. firmasından satın aldığı, söz konusu emtiaların Bursa'dan İzmir'e taşınması işi davacı sigortalısı tarafından üstlenildiği, bizzat sigortalı tarafından gerçekleştirilmediği, davalı ...'ya ait ... plakalı araca 52 kutu 1.208,064 adet mavi preform emtiası 26.04.2018 tarihinde yüklendiği ve davalı ... tarafından teslim alınarak onun sevk ve idaresinde taşındığı, 26/04/2018 tarihinde İznik ili Yenişehir ilçesinde  davalı sürücü ...'nın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı trafik kazasının meydana geldiği ve taşınan emtiaların hasar gördüğü, kaza ile ilgili trafik kaza tespit tutanağı düzenlendiği, ilgili tutanak ile davalı sürücünün kazanın oluşumunda kusurlu olduğunun tespit edildiği, gönderici firma tarafından yapılan incelemeler sonucunda, ürünlerin birinci kalite olarak kullanılmasının uygun olmadığı şeklinde değerlendirme yapıldığı ve davacıya bildirildiği, davacı sigortalısı tarafından, meydana gelen zarar sonrasında davalı ...'ya Bakırköy ... Noterliği kanalıyla ihtarname gönderildiği, söz konusu hasarlı emtialara ilişkin sovtaj araştırmasının yapıldığı ve birkaç yerden sovtaj teklifi alındığı, en yüksek teklif ... Ürünler Ltd. Şti. firmasından alındığı ve buna ilişkin fatura kesildiği, hasar sonrasında dava dışı gönderen firma tarafından davacının sigortalısına yansıtma faturası kesildiği ve hem davacıya hem de sigortalısına bildirimde bulunulduğu, davacı tarafından sigortalısına önce hasar bedeli olan 58.230,00 TL'nin ödendiği ve bu bedelin rücusu amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden davalılar/borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığı, sonrasında da KDV bedeline ilişkin olarak 10.481,40 TL ek ödeme yapıldığı ve buna ilişkin olarak da İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası nezdinde icra takibinin başlatıldığı, olay sonucunda meydana gelen zarardan  davalıların müştereken ve müteselsilen  sorumlu olduklarını,  davalı ...'nın taşımanın yapıldığı ... plakalı aracının maliki olduğu, Bu sebeple  oluşan zarardan sorumlu olduğu, davalı ... aynı zamanda taşımanın yapıldığı ... plakalı araç ile taşıma işleri yapmak üzere K1 türü yetki belgesine sahip olduğu, bu yönüyle davalı ...'nın  dava konusu emtianın zarara uğramasından dolayı sorumlu olduğu, davalı ...'nın ise bahse konu taşıma işlemini gerçekleştiren kişi olduğu, zarara sebebiyet veren kazanın  davalı ...'nın hakimiyetinde iken gerçekleştiği, kazanın oluşumunda kusurlu olduğu,  sevk irsaliyesinde de davalı ...'nın adının geçmekte olduğu, emtiaları taşımak üzere teslim aldığı ve zararın onun hakimiyetinde iken meydana geldiği, emtiaların hasarlı tesliminden ve oluşan zarardan sorumluluğunun olduğu, araç maliki ve yetki belgesi sahibi olan davalı ... ile emtianın hakimiyetinde bulunduğu sırada kusurlu davranışı ile zarara uğramasına sebep olan davalı ..., müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, hasarın davalıların hakimiyeti sırasında meydana geldiğinden  davalıların oluşan hasardan sorumlu olduğu, bu nedenle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile yine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden davacının başlattığı icra takiplerine borçluların yapmış oldukları itirazın haksız ve mesnetsiz olduğu, tamamen kötü niyetli olarak davacının alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla yapıldığı, dilekçede açıklanan tüm nedenlerle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı ve ... E. sayılı dosyasına borçlular/davalılar tarafından yapılan haksız itirazların her iki dosya yönünden de iptali ile takiplerin 68.711,40 TL üzerinden devamını, haksız itirazları ile takiplerin durmasına sebebiyet veren borçlular/davalılar aleyhine, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar aleyhine açılmış davanın yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili mahkemenin Sakarya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri ve icra dairesinin de Sakarya İcra Daireleri olması gerektiği, davacı ile hiçbir hukuki bağlarının bulunmadığı, davalılar aleyhine doğrudan başlatılan bu davanın hukuki dayanağının olmadığını, davalıların \"... Nakliyat Tic. Ltd. Şti'nin nakliyesini yaptığı için ancak bu şirketin dava açma yetkisi bulunduğunu, bu sebeplerle açılan davaya husumet itiraz ettiklerini, açılan davanın usulden reddedilmesi  gerektiğini, davacının \"... Tic. Ltd. Şti.\" adında bir şirketin alt taşıyıcısı olduğunu, taşıma işini \"... Nakliyat Tic. Ltd. Ştl \"nin yaptığını, davalının kendisine verilen nakliyeyi zamanı ve güzergâhı önceden belirlenen yere bu nakliyeyi taşıdığını, taşıma işini yaparken oluşabilecek olumsuzluklardan nakliyesi yapılan şirket ve taşıma sigortası yapan şirketin sorumluluğu  olduğunu, bu sebeple, davalının önceden sigortası yapılan \"... Nakliyat Tic. Ltd. Şti.\" tarafından yapılan malzemeyi belirlenen yere götürüp teslim etmek üzere anlaşma yaptığını, davalıdan kaynaklanmayan tek taraflı araçtaki teknik bir arızadan dolayı oluşan kazadan davalının %100 kusurlu sayılarak borçlandırılmak istendiği için kabul etmediklerini, meydana gelen kazada davalının hafif yaralandığını, aracında hasar meydana geldiğini, kaza sırasında alınan malların \"... Nakliyat Tic. Ltd. Şti.\" tarafından alındığını, bu malların davalının bilgisi ve rızası dışında satıldığını, davalıların dava konusu olayda tam kusurlu sayılarak hak talep edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davalıların kişisel hatalarından kaynaklı bir kusurlarının bulunmadığını, \"... Nakliyat Tic. Ltd. Şti'nin taşınacak malı davalılarına verdiği andan itibaren sigorta yapma zorunluluğu bulunduğunu, aracın teknik arızasından meydana gelen bir kazada davalıların tam kusurlu sayılmasının olağan akışa ters düştüğünü, trafik kazasında ki kusura da itiraz etmek gerektiğini, Haklarında açılmış bu davanın hukuki dayanaktan yoksun olması sebebiyle reddi gerektiği, dilekçede açıklanan tüm nedenlerle açılmış olan karşı davanın usul ve esas yönünden reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ... TTK 879. maddesi gereğince taşıyıcının çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetinden yararlandığı diğer kişilerin görevleri sırasındaki fiil ve kusurlarından sorumlu olduğu, taşıyıcı eşyayı varma yerinde ''teslim aldığı haliyle'' alıcısı emrine veya onun temsilcisine teslim borcunu üstlendiği, yükleme yerinden varış yerine kadar taşıdığı eşyaya gelecek zararlardan sorumlu olduğu, ancak eğer kayıp yada hasar yüke özgü bir kusurdan yada taşıyıcının önleme imkanı olmayan bir durumdan ileri gelmiş ise yada malın yüklenmesi, yığılması yada boşaltılması ile oluşan bir durumdan ileri gelmiş ise yada malın özelliği durumundan oluşmuş ise taşıyıcının malda oluşan zarardan sorumlu olmadığı, bu anlamda taşıyıcının basiretli ve deneyimli bir taşıyıcının göstermesi gereken özeni göstermesi gerektiği, bu anlamda taşıyıcının göndereni uyarmadan ve taşıma senedine de çekince koymadan taşınacak eşyanın ambalajsız veya araca ve güzergaha uygun şekilde sabitlenmemiş olması halinde eşyayı teslim alması durumunda ve eşyada bu yüzden bir hasar mevcut olması halinde ve taşıyıcının da nezaret borcu gereği hatayı fark edip edemeyeceğinin tespit edilmesi, fark edebileceği halde de yükün ambalajsız yada hatalı istifleme veyan usulüne uygun sabitlenmemesinden kaynaklanırsa zararın taşıyıcı ile gönderen arasında paylaştırılması gerektiği, 26/06/2018 tarihli ekspertiz raporunda emtianın ... plakalı kamyon sürücüsü davalı ...'nın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı trafik kazası sonucu hasar gördüğünün belirtildiği, davalı tarafın araçta teknik bir arızanın kazaya sebep olduğunu savunduğu ancak dosya kapsamında buna ilişkin belge bulunmadığı(sunulmadığı), dolayısıyla davalıların iddialarını ispatlayamadıkları, oluşan hasara taşıyıcının  ayrıca davalı ...'nın KTK'nın 3. Ve 85. maddeleri gereğince ... plakalı aracın işleteni olarak kusursuz sorumluluğu olduğu, diğer davalı ...'nın ise haksız fiil sorumluluğunun bulunduğu, bu anlamda davalıların müteselsil sorumluluklarının olduğu, davacı ... tarafından sigorta teminatı altına alınan emtianın davalı tarafça taşınması sırasında meydana gelen kaza sonucunda hasar uğradığı, kazanan meydana gelmesinde taşımayı gerçekleştiren araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, ancak olayın oluşunda kasıt ve kötü niyetinin dosya kapsamı itibariyle tespit edilemediği, dolayısıyla davalı taşıyıcının meydana gelen zararda sınırlı sorumlu olduğu, emtiaların  ağırlığının 13.722 KG olduğunun belirtildiği, CMR 23. Maddesi kapsamında ispat yükünün sorumluluğunu sınırlamak isteyen taşımacıya ait olduğu, ancak davalı taşımacı tarafından bu miktarın tespitine yönelik bir delil sunulmadığı, dolayısıyla toplanan deliller kapsamında karar verilmesi gerektiği bu kapsamda raporda belirtildiği şekilde takip tarihindeki kur üzerinden yapılan hesaplamada 8,33*13,722 kg=114,30  ÖÇH karşılığının  8,3252 TRY/SDR karşılığının 951,605 TL nin sorumluluğun üst sınırı oluşturduğu, bu rakamın gerçek zarar miktarı olarak bilirkişice tespit edilen 64.733,89 TL'nin üstünde olduğundan davacı sigortalının davalı taşımacıdan talep edebileceği rakamın bu rakamla sınırlı olduğu  anlaşıldığından bilirkişi ek  raporundaki hasar bedelinin gerçek zarar bedeli olduğu ve davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin ise alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden reddine, davanın kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dava konusu hasar bedeline bir varsayım üzerinden karar verildiğini, davanın iki ayrı icra dosyasına dayandığını, objektif dava birleşmesi durumunda her bir dava için ayrı vekalet ücretlerine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,  borç likit olduğunu, zararın davalılarca da bilinmekte olması ve icra takibine haksız yere itiraz edilmesi karşısında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından toplanması gereken tüm delillerin toplanmadığını ve inceleme konusu yapılmadığını, davacı tarafın muvafakatleri olmadığı halde süresinden sonra sunmuş oldukları delillerin ise hükme esas alındığını ve tüm bunların gerekçesi hakkında da gerekçeli kararda hiçbir açıklamaya yer verilmediğini, İlk Derece Mahkemesine husumet itirazında bulunulduğunu, ancak husumet itirazı hakkında olumlu karar verilmediğini, davacının sigortalısı olan asıl taşıyıcı şirketin taşımanın yerine getirilmesinde yararlandığı tüm kişilerin ifayı yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de sorumlu olduğunu, Söz konusu poliçede, gerek  sigortalı ... Nakliyat Tic. Ltd. Şti.'nin kendisinin taşıdığı gerekse kiraladığı araçlarla emtiasını taşıması sırasında gerçekleşen tüm rizikoların sigorta konusu kapsamı içerisinde ve poliçe kapsamında olduğu için meydana geldiğini ileri sürdükleri rizikonun davacı ... tarafından karşılandığını, dava konusu olayda müvekkillerinden kaynaklanmayan tek taraflı araçtaki teknik bir arızadan dolayı oluşan kaza sonrası müvekkillerin %100 kusurlu sayılarak karar verildiğini, böyle bir kusurun ve borcun riziko kapsamında olmadığı varsayımında dahi kabul etmenin mümkün olmadığını,  kaza sonrasında müvekkilin taşımış olduğu malzemenin davacı sigortalısı ... Nakliyat Tic. Ltd. Şti. tarafından alındığını, çünkü sorumluluğun bu şirkete ait olduğunu, alınan malların şirket tarafından satıldığını, bu işlemlerden müvekkillerin bilgi sahibi  olmadığını, bilgisi ve rızası dışında alınarak tasarruf edilen mallar ile ilgili olarak müvekkillerinin sorumluluğu bulunmadığını, çünkü taşınan malların sigortası olduğunu, burada müvekkillerinin sorumlu olmadığını ve dosyadaki raporların da bu yönde olduğunu,  tasarruf edilen bu mallarla ilgili resen delil araştırması yapılması gerekmekte iken sanki davalılar uhdesinde kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin de açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkil aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı ve yüksek hesaplanmış olduğunu, yine müvekkil lehine hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olarak düşük hesaplandığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta  poliçesi ile  sigorta  örtüsüne alınan  emtianın taşıma sırasında hasarlanması nedeniyle sigortalısının zararını tazmin eden sigortacının, ödediği bedeli alt taşıyıcı ve aynı zamanda araç işleteni ile araç sürücüsünden rücuen tahsili davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Mahkemenin istinaf incelemesine konu edilen  kararının redde ilişkin bölümü  karar tarihi itibarı ile HMK'nun 341/2. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altındadır.  Ancak karar davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine davacı vekilince süresinde verilen istinafa cevap dilekçesi ile de istinaf başvurusu tekrarlanmış olmakla davacının istinaf istemi HMK 348. düzenlemesi kapsamında  katılma yolu ile istinaf  kapsamında değerlendirilerek incelemeye tabi tutulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde,  takiplerin yapıldığı icra daireleri ile itirazın iptali davasını gören mahkemenin yetkili bulunup bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, icra inkar tazminatı verilesinin gerekip gerekmediği, 2 ayrı icra takibi bulunmakla 2 ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği, ilk derece mahkemesinin kararının gerekçe içerip içermediği, davalıların husumetlerinin bulunup bulunmadığı, hasarın teknik arıza nedeniyle meydana gelmiş olmasının davalıların sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmadığı, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin doğru belirlenip belirlenmediği noktalarında toplanmaktadır. Davacının dava dışı sigortalısı ... Ltd.Şti.'nin yapacağı taşımalara ilişkin  Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta  abonman sözleşmesi (Blok) düzenlediği, sigortalının üstlendiği taşıma işinin alt taşıyıcı olan ve aynı zamanda yükün taşındığı aracın maliki ve işleteni olan davalılardan ...'ya ait, diğer davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile taşınması esnasında, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile tek taraflı trafik kazası meydana geldiği, aracın ve dorsenin devrildiği ve yükün hasarlandığı, hasar bedelinin sigortalıya 12/07/2018 tarihinde 58.230 TL ve 08/08/2018 tarihinde KDV olarak da 10.481,40 TL olarak ödendiği anlaşılmaktadır.  Davacı ... dava dışı sigortalısına hasar bedelini ödemiş olması nedeni ile sigortalısının haklarına TTK 1472 maddesine göre halef olmuştur. Aynı zamanda  davacı taraf ile dava dışı sigortalısı arasında düzenlenen  05/07/2018 tarihli  ibranamede \"  bu hasara sebebiyet verenler hakkındaki her türlü dava, talep ve hakkımı ... sigorta A.Ş.'ne devir ve temlik ettiğimi kabul  ve bayan ederim.\" beyanıyla alacağın TBK 183 ve devamı hükümlerince davacıya temlik edildiği görülmektedir. Bu duruda davacının aktif husumetinin bulunduğu, fiili taşıyıcı ve aynı zamanda işleten ve sürücü olan davlıların hasardan sorumlu oldukları anlaşılmakla bu  yönlere ilişen istinaf istemleri yerinde değildir. İtirazın iptali davalarında usulüne uygun olarak başlatılmış bir icra takibi bulunması dava şartı olup, icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmış olmasının da takibin usulüne uygun olabilmesi için gerekli şatlardan bir tanesi olduğu açıktır. İİK'nın 62/1. Maddesine göre ise, itiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İcra dairesinin yetkisine yapılan itirazda, itiraz eden borçlunun yetkili icra dairesini  bildirmesi gereklidir. Davalı takip borçlusu  itirazında, yetkili icra dairesinin bildirilmediği takdirde ortada usulüne uygun yetki itirazı bulunmadığından taraflar yönünden takip yapılan icra dairesinin yetkisi kesinleşecektir. Davalı takip borçluları itirazlarında yetkili icra dairesinin yerleşim yeri olan SAKARYA  İcra daireleri olduğunu bildirmişlerdir. Davacı, zararını tazmin ettiği sigortalısının halefi olarak eldeki davayı açmaktadır. Davacı ile davalılar arasında akti bir ilişki bulunmamaktadır. Davaya  konu taşıma, emtianın  Bursa ilinden İzmir iline taşınmasına ilişkin olup yurt içi taşıması niteliğindedir. Bu haliyle dava konusu taşımaya TTK hükümlerinin uygulanması gerekir. İİK'nın 50/1. Maddesine göre, para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde ise, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesine göre de, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin ifa edileceği yer belirlenmemişse, ifa yerinin 6098 sayılı TBK'nın 89. Maddesine göre belirleneceği izahtan varestedir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde, İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, bu kapsamda icra dairesinin yetkisine itirazın HMK'daki mahkemelerin yetkisini düzenleyen hükümler çerçevesinde, ön sorun (hadise) şeklinde incelenip karara bağlanması gerekir. İcra müdürlüğünün yetkisine vaki itirazın haklı olduğu sonucuna varılması halinde, mahkemece, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekecektir. Zira, itirazın iptali davalarında ödeme emrinin takip borçlusuna yetkili icra dairesince tebliğ edilmiş olması, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde HMK'nın 114/2. anlamında özel bir dava koşuludur. Dosya kapsamındaki belgeler göre, dava dışı sigortalı şirketin  merkezi GÜNGÖREN/İSTANBUL'dadır. Davalıların yerleşim yeri ise ARİFİYE/SAKARYA'dır. Dava dışı sigortalı ile davalılar arasına taşıma ilişkisine ilişkin yazılı bir sözleşme sunulmadığından sözleşmenin yapıldığı yer belirlenememiştir. Buna göre icra takibinin tarafların hiçbirinin yerleşim yerinde yapılmadığı açıktır. TTK.nun 1472 nci maddesine göre rücuan alacak istemine ilişkindir. Anılan maddede düzenlenen halefiyet yasal, sınırlı ve cüzi halefiyet niteliğindedir. Halefiyete dayalı rücu davası esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının onun halefi olarak sigortacı tarafından açılması olduğundan, sigortalı ile ona zarar veren arasındaki yasal hükümlere göre görülüp sonuçlandırılır. Yargıtay’ın 17.01.1972 gün 1970/2 Esas 1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre, halefiyet ilkesi gereği alacağa halef olan sigorta şirketinin sahip olduğu hak ve yetkiler sigortalısının sahip olduğu hak ve yetkiler ile sınırlı olup,  bu kapsamda sigorta tazminatını ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde başlattığı takipte yetkili icra dairesi, sigorta ettirenin sorumlular aleyhine yapabileceği takipte yetkili olan icra dairesi olacaktır. Davacı şigorta şirketi TTK 1472 maddesi uyarınca sigortalı ile davalı arasındaki taşıma sözleşmesinin hükümleri ile bağlı olup, alacağı temlik almış olması da bu bağlılığı ortadan kaldırmayacağından temlik alan sıfatıyla da bağlıdır. Taşıma sözleşmesi uyarınca sözleşmenin ihlal edilmesi nedeniyle meydana gelen zararlar ve taşımaya konu eşyanın hasar ve ziya  halinde taşıyıcının sorumluluğu sözleşmeye aykırılık hükümleri kapsamında özel olarak düzenlenmiştir.  Olayın meydana gelişi haksız fiil niteliğinde olduğu kabul edilmesi halinde haksız fiilin meydana geldiği yer de Bursa İli İznik İlçesi olması nedeniyle dava haksız fiile göre yetkili mahkemede de açılmamıştır. Eldeki uyuşmazlıkta TBK'nın 89. Maddesinin  sigortalısı yönünden uygulanma imkanı bulunmakla birlikte onun adresi icra takibinin ve davanın açıldığı İstanbul Anadolu Adliyesi yargı çevresi olmayıp Bakırköy adliyeleridir. Sonuç olarak icra takibi İİK 50 ve HMK da düzenlenen yetkili gösterilen yerlerden birinde başlatılmamıştır. Davalılar takibe itirazlarında davalıların ikamet yeri olan Sakarya icra dairelerini yetkili icra dairesi olarak bildirmişlerdir. Bu haliyle icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz usulüne uygun ve gösterilen icra dairesi de HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine sayılan yerlerden bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam olunarak kısmen kabulüne dair verilen karar isabetli değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece dava şartına ilişkin icra dairesinin yetkisi hatalı değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın dava şartı yokuluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Davanın 6100 sayılı HMK 114/2 ve 115/2 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 4-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 829,86 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile fazlaya dair  402,26 TL'nin davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, b-Davacı tarafından istinaf şamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34f981d7af20ab4b","SID":"a7cdaadc48b1e444"}}