{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1259 <br>KARAR NO: 2024/1766<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/04/2021<br>NUMARASI: 2019/214 Esas -  2021/207 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya çeşitli türde atkı ve arma vb. ürünler satıldığını, davalının kısmi ödemeler yaptığını, borcun tamamının ödenmediğini bu nedenle; davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi ... E sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, ancak davalının takibe itiraz ederek durdurduğunu, İstanbul ... İcra Dairesi ... E sayılı icra dosyasına yapılan haksız itirazın kaldırılmasını, davalının kötü niyetli olarak icra takibine itirazı nedeniyle, en az %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın sunmuş olduğu faturaların kapalı faturalar olduğunu, fatura bedellerinin ödendiğini, bu nedenle haksız davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; davacı yanın ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihinde davalıdan 42.640,02 TL alacaklı olduğu, davalı yanın ticari defter ve kayıtlarına göre ise takip tarihinde davacıdan 9.234,93 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafça kesilen faturalara konu malların teslim edildiği/hizmetin verildiğine ilişkin olmadığı, davacı yanın tüm faturalarının davalı yanca deftere kaydedildiği, taraflar arasındaki ihtilafın davalı yanca borcun ödenip ödenmediği noktasında toplandığı, davacı yanca taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında hem açık hem kapalı faturalar kesildiği görülmekle davacı faturalarından toplam 35.387,61 TL tutarında olanının kapalı faturalar, toplam 45.375,89 TL tutarında olanının açık faturalar şeklinde olduğu, davacının da kabulünde olduğu üzere davalı tarafça 4 seferde toplam 38.643,48 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemelerin 2 tanesinin açık fatura bedelleri ile örtüştüğü, diğer ikisinin ise hem açık hem de kapalı fatura bedellleri ile örtüşmediği, ancak gerekçenin devamında açıklanacağı üzere kapalı fatura karinesine bağlanan sonuçlar sebebiyle bu ödemelerin de açık faturalar karşılığı yapıldığının mahkememizce kabul edildiği, davacı yanca KDV terkini yapılarak kaydedilmesi gereken 17.01.2014 tarihli faturadaki 520 TL KDV bedelinin talep edilmesinin davacı tarafından ihracatın gerçekleşmediğinin ispat edilememiş olması karşısında yerinde olmadığı,  toplam 45.375,89 TL tutarında açık faturalardan davalı yanca yapılan 38.643,48 TL tutarındaki ödeme ile mahkememizce kabul edilmeyen 520 TL'lik KDV bedelinin düşümü sonrası davacının açık faturalardan kaynaklı ödenmeyen alacak bakiyesinin 6.732,41 TL olduğu, her ne kadar davalı yanca dava dışı ... firmasına yapılan ödemelerin davacı alacağından düşülmesi gerektiği beyan edilmiş ise de, davacı ticari defterlerinde bu ödemelere ilişkin herhangi bir kayıt yer almadığı gibi ödemelerin davacıya yapıldığına dair verilen kesin süreye rağmen davalı yanca delil sunulmadığından savunmanın ispata muhtaç kaldığı, açık faturalar yönünden davacının kısmen alacaklı olduğu anlaşılmakla 35.387,61 TL tutarındaki kapalı faturalara ilişkin mahkememizce emsal alınan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/703 Esas, 2020/2138 Karar sayılı ilamının \"...tartışılması gereken husus takip konusu kapalı faturanın ödemeye karine teşkil etmesi hususunun ispat yükünün hangi tarafa ait olacağıdır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 30/09/2003 tarihli, 2002/6096 Esas, 2003/9066 Karar sayılı ve aynı dairenin 13/05/2003 tarihli, 2002/2192 Esas, 2003/5054 Karar sayılı emsal kararlarında, kapalı faturanın ödemeye karine teşkil edeceği ifade edilmiştir. Yine aynı dairenin, 18/01/2001 tarihli, 2000/6236 Esas, 2001/300 Karar sayılı emsal ilamında ise, kapalı faturanın ödemeye karine teşkil ettiği ve bu karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanamadığının gözetilerek hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir. Şu halde, kapalı faturanın mahkemeninde kabulünde olduğu üzere, ödemeye karine teşkil ettiğinin kabulü ile bu karinenin aksinin yani fatura bedelinin ödenmediği iddiasının davacı tarafça kanıtlanması gerekmektedir.\" şeklinde olduğu, karine olarak kapalı faturanın ödendiğinin kabulünün gerektiği, kapalı faturaya dayanan tarafın ayrıca herhangi bir ödeme belgesi ibrazına gerek bulunmadığı, karinenin aksini iddia edenin iddiasını yazılı delille ispatla mükellef olduğu, somut olayda kapalı fatura karinesine dayanan davalı yanın savunmasını ispat kapsamında üzerine yüklenmiş bir külfetin bulunmadığı, aksine kapalı faturaların ödenmediğini iddia eden davacı yanın iddiasını ispatla mükellef olduğu, dosya kapsamında davacı yanın iddiasını ispata yeterli delilleri bulunmadığından mahkememizce hatırlatılmasına rağmen yemin deliline de başvurulmadığından davacı iddiasının ispatlanamaması nedeniyle kapalı faturalar yönünden ileri sürülen talebin reddine, açık faturalar yönünden ödenmediği anlaşılan 6.732,41 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, davalı yan takipten önce temerrüde düşürülmediğinden ve TTK'nun 1530. maddesi koşulları somut olayda bulunmadığından işlemiş faiz talebinin reddine, lakin takip faturaya dayanmakla alacak davalı yanca da belirlenebilir yani likit olduğundan takibe haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının zorunlu arabuluculuk toplantılarına mazeretsiz şekilde katılmadığını, ancak kararda davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ve yargılama giderleri kabul- red oranına göre paylaştırılmış olup iş bu husus kanuna açıkça aykırı olup istinaf incelemesi ile kararın kaldırılması gerektiğini, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-11 bendinde; Arabuluculuk toplantılarına katılmayan davalı tarafın  tüm arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulmasının dışında  ayrıca  tüm yargılama giderlerinden  sorumlu tutulacağı ve lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği açıkça belirtildiğini, dosya kapsamında alınan raporlar birbirleri ile çelişmekte olup, raporlar arası çelişkilerin giderilmediğini, 2012 yılına ait kayıtların tekrar incelenmesi için dosya bilirkişiye bir daha gönderilmiş olup,  bu sefer bilirkişi ek raporunda;  42.640.02 TL lik fatura toplamının, 35.387,61 TL lik kısmının müvekkil ... tarafından faturanın alt tarafına kaşe ve imza yapılmak suretiyle kapalı olarak düzenlendiği ve davalı ... şirketinin ticari defterlerinde kapalı hesabından çıkılarak işleme alındığının belirtilerek  hatalı ve gerekçesiz şekilde kök raporu ile çelişkili raporu sunulduğunu, dava konusu faturaların kapalı fatura olduğu iddiası gerçeklikten uzak olup söz konusu faturaların kapalı fatura gibi kaşelenmiş olması sadece ödeme yapıldığına karine teşkil etmekte ancak kesin ödeme kaydı içermediğini, iş bu karinenin aksi her zaman ispatlanabilmekte olup, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök raporunda açıkça tespit edildiği üzere ilgili faturaların davalı ticari defter kayıtlarında dahi 'kapalı fatura usullerine göre kaydedilmemiş olması' keza davacı şirket defterinde de kapalı fatura olarak işleme alınmamış olması, anılan fatura bedellerine ait ödemelerin davalı tarafından muhtelif tarihlerde kısmi olarak yapılmasıaçıkça gösterdiğini, iş bu faturalar kapalı fatura niteliğinde olmadığını ve bedellerin peşin olarak ödenmediğini, Yerleşik Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde açıkça kabul edildiği üzere; kapalı fatura düzenlenmesi sonrasında borçlu tarafından ödeme yapılması hali 'Kapalı faturanın bedelinin ödendiği' karinesinin aksinin ispatladığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kapalı faturaların ödendiğini gösterir belge ve dekont olmamasına rağmen ödendiği varsayılmış  ve davalı tarafça yapılan muhtelif tarihli ödemelerin sadece açık faturalara istinaden yapıldığına yönelik hatalı değerlendirmelerde bulunulduğunu, raporda davalı tarafça yapılan son iki ödemenin kapalı faturalar ile örtüşmediği belirtilmiş ise de işbu ödemelerin açık faturalar ile de örtüşmediği dikkate alınmadığını, nitekim kapalı faturalar ile ödemelerin birebir örtüşmemesi; fatura bedellerinin ödenmediği hususunu da açıkça göstermekte olup, bu hususlara dikkat edilmemesinin hatalı olduğunu, kapalı olarak düzenlendiği söylenen faturalar müvekkil şirket kayıtlarında kapalı fatura olarak işleme alınmadığını, tarafların ticari ilişkilerinde cari hesaba göre çalışmakta olup, kapalı fatura olarak düzenlendiği iddia edilen faturalara kısmi ödemelerin yapıldığı ortada olup nitekim bir sonraki ödeme olan 20.11.2013 tarihli 9.235,35 TL tutarlı ödemenin de  bilirkişi tarafından açık ya da kapalı olarak adledilen hiçbir fatura bedeli ile tam olarak örtüşmediği de görülmekte olup, davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığı aşikar olup yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere faturaların kapalı olarak düzenlenmesinden sonra ödeme yapıldığının anlaşılması halinde ihtilafa konu faturaların ödendiğinin ispat yükünün davalıya ait olduğunu, davacı şirketçe KDV terkini yapılmadan muhasebe kayıtlarına alınması usul ve yasaya uygun olduğunu, mahkemece davalının temerrüde düşmediği yönünde de hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, tarafları tacir olan işbu davada uyuşmazlık konusu iş; ticari işten kaynaklanan fatura alacağı olduğunu, bu nedenle Türk Ticaret kanununda düzenlenen md. 21  ile md. 1530/ 2 ve 4  numaralı bendinin uygulanması gerektiğini, faturaları tebliğ aldıktan sonra itiraz etmeyen ve ticari defterlerine işleyen davalı borçlunun temerrüde düştüğünün kabulü ile davalı taraf aleyhine faize hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan ve faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takip konusu alacağın tahsil edilip edilmediği ile yargılama masrafı ve vekalet ücretinin belirlenmesi noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"muavin dökümü ve dökümde yer alan faturalar\" sebebine dayalı olarak 42,640,02 TL asıl alacağın 2.142,66 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 18/11/2014 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında takip konusu alacağa esas faturaların 35.387,61 TL'sinin kapalı fatura olarak düzenlendiği tespit edilmiştir. Ticari örf âdet gereği kapalı faturanın bedeli ödenmiş fatura olduğuna karine teşkil edeceğinden, bu durumun aksini ispat etme yükümlülüğü davacı üzerindedir. Davalı fatura bedelini ödemiş olduğunu ayrıca ispatla yükümlü değildir(Yargıtay 11. HD'nin 14/11/2016 Tarih ve 2016/757 E. - 2016/8777 K. Sayılı kararı). Davacı kendi defterinde kayıtlı bulunan dava konusu kapalı faturalar nedeniyle alacaklı bulunduğunu, yani davalının fatura bedellerini ödemediğini ispat edecektir. Davacının ticari defterlerinde bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemede davacı tarafından davalıya dava konusu 45.375,89 TL açık(veresiye), 35.387,61 TL kapalı (peşin) olmak üzere toplam 80.763,50TL fatura düzenlendiği, bu faturaların tamamının davacı tarafından muhasebe hesap ve kayıtlarına cari hesap borcu olarak kaydedildiği, davalının ise davacıya cari hesaba konu açık/veresiye faturalar için 38.643,48 TL ödeme yaptığı,  bu şekilde davacının muhasebe hesap ve kayıtlarında davalıdan (45.375,89+35.387,61+520,00=81.283,50-38.643,48=) 42.640,02 TL alacağının olduğu, bu tutardan kapalı fatura tutarı 35.387,61 TL ve ihraç kaydıyla teslim edildiği 17.01.2014 tarih 503332 seri numaralı faturada KDV terkin edilmesi gerekirken davacının bu faturayı KDV terkini yapmadan muhasebe hesap ve kayıtlarına aldığı tutar olan 520,00 TL düşüldüğünde geriye davacının 6.732,41 TL alacağı kaldığı tespit edilmiştir. Davalının ticari defterlerinde ise, davalının davacıdan 9.234,93 TL alacağı bulunmaktadır. Ancak davalı tarafından dava dışı ... şirketine kesilen 30.01.2014 tarih ... seri numaralı fatura ile 02.04.2014 tarih ... seri numaralı fatura için davacıya ... şirketi tarafından 19.03.2014 tarihinde 5.164,75 EUR ödeme gönderildiğinin iddia edilerek bu bedelin davalı tarafından davacı cari hesabına 15.967,34 TL borç kaydedilmiş ise de ... tarafından davacıya gönderilen ödemeyle fatura tarihlerinin fatura bedellerinin uyuşmadığı gibi davalının bu bedelin davacıya temliki ile ilgili dosyaya bir belge sunmaması karşısında söz konusu 15.967,34 TL davalı kayıtlarından çıkarıldığında davacının davalıdan 6.732,41 TL alacağı olmaktadır. Bu haliyle taraf defterleri de mutabık olmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davaya konu faturalardan 35.387,61 TL tutarındaki kısmı kapalı fatura olup, bu kapalı faturaların bedelinin ödendiği karinesi mevcuttur. Davacının bu karinenin aksine davaya konu kapalı faturaların davalı tarafından ödenmediğini yazılı/kesin deliller ile ispat etmesi gerekli olup yemin deliline de dayanılmadığı nazara alınığında böyle bir ispat söz konusu değildir. Davalının ticari defterinde ödeme kaydı bulunmaması da davacının kapalı fatura bedellerini tahsil etmediğini ispata elverişli değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 102/1. maddesine göre, Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Kapalı faturalar ödemeye karine teşkil ettiğinden davalının ödemelerinin açık/veresiye fatura borçlarından mahsup edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu haliyle söz konusu ödemelerin kapalı faturalara yönelik kısmi ödeme kabul edilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın  6.732,41 TL yönünden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. TBK'nın 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur. Aksine bir sözleşme olduğu veya taraflarca vade belirlendiği iddia ve ispat edilmediği gibi icra takibinden önce davalı/takip borçlusu temerrüde düşürülmediğinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yerinde değildir. Fatura tebliği temerrüt ihtarı yerine geçmediği gibi TTK'nın 1530. Maddesinin eldeki davada uygulama yeri yoktur. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan 18/A(11) maddesi, \"Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.\" şeklindedir. Dosyada sunulu bulunan arabuluculuk son tutanağında taraflara davet mektubu gönderildiği, davalı yetkilisine telefonla da ulaşıldığı ancak davalının arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeniyle anlaşma sağlanamadığı belirtilmiştir. Davalı tarafça kendisine arabuluculuk davetinin yapılmadığı iddia edilmemiştir. Davalının geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi nedeniyle davalı yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulup, ayrıca davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A(11) maddesi göz ardı edilerek kabul red oranına göre davalının yargılama masrafından sorumlu tutulması ve davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde olmamıştır. Ancak, 7531 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değiştirilen ve 22/6/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Dairemizin karar tarihi itibariyle de yürürlükte bulunan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun18/A(11) maddesi, \"Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Usul hükmü niteliğinde bulunan bu düzenlemenin derhal uygulanması gerekir. Buna göre, davalının geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle reddedilen kısım yönünden davalı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin yarısına karar verilmesi gerekir. Ancak, Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davalı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin yarısının dahi ilk derece mahkemesince davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinden fazla olduğu nazara alındığında, bu husus kaldırma nedeni yapılmamıştır. Bunun dışında, yargılama masrafı ve arabuluculuk ücreti bakımından ise davacıya isabet eden miktarların yarısına isabet eden tutarların da davalıya yükletilmesine karar verilmelidir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davalının arabuluculuk görüşmelerinin ilk toplantısına katılmadığı gözetilmeksizin yargılama masrafı ve arabuluculuk ücreti hakkında karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın kısmen KABULÜ İLE, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 6.732,41 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile asıl alacak 6.732,41 TL'ye takip tarihinden itibaren takipte belirtilen oranlarda faiz uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Alacağın % 20'si oranındaki 1.346,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının peşin yatırdığı 764,78 TL harçtan alınması gerekli 459,89 TL karar harcın mahsubu ile fazla yatan 304,89 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yatırılan  459,89 TL peşin, 44,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 504,29 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre davanın kabul kısmı üzerinden  hesaplanan  4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın ret kısmı üzerinden hesaplanan 5.707,54 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 1.600,00 TL bilirkişi ücreti, 93,50 TL tebligat vs.posta masrafı olmak üzere toplam 1.693,50 TL  yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesap edilen ve davalıya isabet eden 254,59 TL ile davacıya isabet eden yargılama masrafının yarısı olan 719,45 TL'nin toplamı 974,04 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11. maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve ret oranına göre hesap edilen ve davalıya isabet eden 198,44 TL ile davacıya isabet eden yargılama masrafının yarısı olan 560,78 TL'nin toplamı 759,22 TL'nin davalıdan alınarak; kalan 560,78 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, 9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 54,5‬0 TL olmak üzere toplam 216,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f4587912cd92faf","SID":"ea17fd33a4874a7a"}}