{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1005 Esas<br>KARAR NO:2024/1541<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:01/12/2020<br>NUMARASI:2016/59 Esas, 2020/755 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili aleyhine dava dışı ... tarafından iş kazası nedeniyle  Bakırköy 2. İş Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, yargılama sonucunda davalı ile müştereken ve müteselsilen ödenmesine karar verilen meblağın... sayılı dosyasında takibe konulduğunu, 01/07/2011 tarihinde 86.732,73 TL ödeme yapıldığını, İş Mahkemesi kararının kesinleştiğini, davalı şirketin müvekkilinin alt yüklenicisi olarak iş yaptığı sırada dava dışı ...'ın davalı şirkette çalışırken  anılan davaya konu kazanın meydana geldiğini, dolayısı ile ...'ın müvekkili şirketin işçisi olmadığını, ücretini de müvekkilinin ödemediğini  belirterek 86.732,73 TL nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek  avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, kimsenin kendi kusurundan istifade edemeyeceğini, Medeni Kanunun 2. Maddesi uyarınca davacının böyle bir talepte bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, gerek asıl alacaklı yönünden gerekse rücu yönünden zaman aşımının dolduğunu, müvekkilinin kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/258 Esas sayılı dosyası ile de aynı konuda dava açıldığını, bu davanın reddi üzerine İstanbul 10 ve İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemelerinde davacı tarafından açılan davaların da reddedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacı ile davalı arasında 19/01/2006 tarihli AG-OG Elektrik Dağıtım Şebekeleri Arıza Onarım ve Bakım İşleri Teklif Birim Fiyatlı Hizmet Alım Sözleşmesinin akdedildiği, davalının sözleşme ile yüklenici olarak davacı idare için iş yapmayı üstlendiği, dava dışı ...'ın davalı namına davacıdan üstlenilen işi yaparken geçirdiği iş kazası sonucunda yaralandığı ve bu yaralanmasından kaynaklanan zararının tazmini bakımından iş bu davanın davacısı ile davalısı aleyhinde dava açtığı, huzurdaki davanın, anılan yargılama neticesinde verilen karar gereği takipte ödenen meblağın rücuen tazmini istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 23/5 nolu maddesinde; yüklenici olan davalının, İş sağlığı ve iş güvenliği tüzüğü ve yapı işlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğü hükümlerini yerine getirmeyi ve ayrıca tesisin yapımı sırasında çıkabilecek iş kazalarından ve bu kazaların sebep olacağı zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olacağını kabul ve taahhüt ettiği, dolayısı ile iş kazasının davacının tesisinde çalışılır iken meydana gelmiş olsa dahi davalı yüklenicinin kendi çalışanının zararından sorumlu olacağının sözleşme hükmü ile kabul ettiğinden  davalının Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2007/413 Esas sayılı dosyasında hükmedilen zarar miktarının tamamından sorumlu olduğu gerekçesi ile  davanın kabulü ile  86.732,73 TL nın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak;  davalı şirketin temerrüt tarihinin müvekkilinin icra dosyasına borcunu ödediği tarih olduğunu, bu nedenle ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 86.732,73-TL'nin tahsiline karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili şirketin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını,bilirkişi raporundaki  kusur oranını kabul etmediklerini, yeniden kusur araştırılması yapılma talepleri dikkate alınmaksızın karar verildiğini,  dava konusu olan alacak bakımından gerek asıl alacaklı yönünden yani kazanın oluş tarihi itibari ile ve gerekse rücu yönünden zaman aşımı süresinin dolduğunu, bilirkişi tarafından zamanaşımı değerlendirilmeden yapılan hesaplamayı bu yönden de kabul etmediklerini, kesinleşen tazminat davasında kusur durumunun %60 müvekkilinde ve %40 davacıda olduğu belirlenmiş ise de sözleşmede ki hüküm dayanak yapılarak ödenen miktarın %100’ünün müvekkili şirketten tahsiline karar verilmesinin yasaya ve kesinleşmiş mahkeme kararına aykırı olduğunu,  yasal faiz uygulanması gerekirken bu alacağa avans faizi uygulanmasının mümkün olmadığını  bu yönden de hükmün kaldırılmasını talep ettiklerini,  iş kazası davasındaki ilamın icrasındaki vekalet ücreti faiz ve mahkeme masrafları ile icra vekalet ücreti ve faizi ile icra giderlerinin de tamamının müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, zira burada ancak müvekkili şirketin kusuruna isabet eden kısımdan sorumluluğunun söz konusu olduğunu,Mahkemesince maddi ve manevi tazminat alacaklarına uygulanması gereken harç üzerinden harç tahakkuk ettirilmesi gerekirken bu şekilde harç tespitinin de yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, taraflar arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan edimin ifası sırasında meydana gelen iş kazası nedeniyle iş sahibi tarafından ödenen tazminatın yükleniciden rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne  karar verilmiş, taraflar hükmü istinaf etmiştir... sayılı dosyasında ...'ın . ... firmasi aleyhinde 29.149,37 TL  asıl alacak, 11.341,90 TL faizi, 10.000,00 TL manevi tazminat, 3.890,96 TL faizi, 4.506,43 TL dava vekalet ücreti, 506,00 TL yargılama gideri, 80,06 TL ilam gideri olmak üzere toplam 59.474,72 TL nın tahsili bakımından 05/08/2010 tarihinde icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Davacı tarafından 04.07.2011 tarihinde icra dosyasına  86.732,73 TL ödeme yapılmıştır.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, iş kazasında malul kaldığını iddia eden yüklenici işçisinin açtığı tazminat davası ve ilamın icrası için yapılan takip kapsamında davacı işsahibinin yaptığı ödemelerin, davalı yükleniciden rücuen tazmini gerekip gerekmediği, davanın zamanaşımı süresi içinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.Davalı vekili istinaf dilekçesinde davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını ileri sürdüğünden  öncelikle davanın zamanaşımı süresi içinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.Taraflar arasındaki Elektrik Şebekeleri Arıza, Onarım, Bakım İşleri Hizmet Alımı Sözleşmesi'nin 38. maddesinde uyuşmazlık halinde Beyoğlu Mahkemelerinin yetkili kılınması nedeniyle, davada İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili olup davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde olmadığı gibi, eser sözleşmesinde zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, davacı işsahibinin iş mahkemesi ilamı nedeniyle 2011 yılında ödeme yaptığı ve ödenen bedelin rücuen tazmini için 2016 yılında dava açtığı gözetildiğinde, davalının zamanaşımı savunması da yerinde olmadığından mahkemece işin esasının incelenmesine geçilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ayrıca kesinleşen tazminat davasında kusur durumunun %60 müvekkilinde ve %40 davacıda olduğu belirlenmiş ise de sözleşmede ki hükme dayanak yapılarak ödenen miktarın %100’ünün müvekkili şirketten tahsiline karar verilmesinin yasaya ve kesinleşmiş mahkeme kararına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Bakırköy 2. İş Mahkemesi'nin 2007/413 Esas 2010/491 Karar sayılı dosyasında; ... tarafından iş bu davanın davacısı ve davalısına karşı iş kazasından kaynaklanan tazminat davası açıldığı, dosya kapsamında yaptırılan incelemede kazanın meydana gelmesinde % 60 oranında iş bu dava davalısı ... İnşaat, % 40 oranında davacı ... şirketinin kusurlu olduğunun tespit edildiği, 29/06/2010 tarihinde, 29.149,37 TL maddi tazminatın ve 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği görülmüştür. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; 31/01/2020 tarihinde, iş mahkemesince yapılan yargılama ve aldırılan bilirkişi raporunda, davaya konu tazminatın kaynağı iş kazasının meydana gelmesinde davalının % 60 davacının ise %40 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiğini, takip ile tahsil edilen 86.732,73 TL'nin kusur oranları dikkate alındığında 52.039,64 TL sının davalının sorumluluğunda olduğunu ve davacının bu miktarın davalıdan tahsilini talep edebileceği belirtilmiştir. Dosya kapsamında yer alan İş Mahkemesi dosyası içeriğine göre,  dava dışı işçinin  elektrik direklerinin yerini değiştirmek için gittikleri yerde eski elektrik direğinin kablolarını kesmek için  çıktığı elektrik direğinden düşmesi sonucunda davaya konu iş kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında 20.01.2006 tarihinde \"Elektrik Şebekeleri Arıza, Onarım, Bakım İşleri Hizmet Alımı Sözleşmesi\" imzalanmıştır. Bu sözleşme, somut olayda uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi hükmünde tanımı yapılan bir eser sözleşmesidir. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davacı ile davalı arasında imzalanan AG-OG Elektrik Dağıtım Şebekeleri Arıza Onarım ve Bakım İşleri Teklif Birim Fiyatlı Hizmet Alım Sözleşmesinin  19/01/2006 tarihinde davacı ile davalı arasında bir yıl süre ile yapılmış olduğu, sözleşmenin \" Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş İle İlgili Çalıştıracağı Personele İlişkin Sorumlulukları\" başlıklı 23.5 maddesinde'YÜKLENİCİ, ''İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'' ve ''Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'' hükümlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Tesisin yapımı sırasında çıkabilecek iş kazalarından ve bu kazaların sebep olacağı zararlardan doğrudan doğruya YÜKLENİCİ sorumludur.'' düzenlenmiştir. Yine aynı sözleşmenin 23.6 maddesinde de ''YÜKLENİCİ'nin ihale konusu işlerde çalıştırdığı personelin işin yürütümü esnasında maruz kalacağı iş kazaları nedeniyle ortaya çıkacak cezai ve hukuki sorumluluk YÜKLENİCİ'ye ait olacaktır. Ancak kazaya maruz kalan personelin yüklenici veya İDARE aleyhine dava açması halinde dava konusu tutar yüklenici hak edişlerinden bloke edilecektir. Dava sonucunda İDARE'ce ödenmek zorunda kalınacak tazminat tutarının bloke edilen miktardan fazla olması halinde bakiyesi de yüklenici tarafından hiçbir ihtar ve mahkeme kararına gerek olmadan İDARE'nin yazılı talebi üzerine 15(onbeş) gün içerisinde idareye ödenecektir. \" hükmünü içermektedir. Yargıtay 15. HD'nin 2013/6812 Esas, 2014/4301 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere sözleşmenin bu hükmü mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 99/2 maddesi hükmüne uygun ve iş sahibi olan davacının hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin “sorumsuzluk anlaşmasıdır. Borçlar Kanunu'nun 99. maddesine göre borçlunun kendisinin hile veya ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma, kesin olarak hükümsüzdür.  Ancak borçlunun kendisinin hafif kusurundan sorumlu olmayacağına dair bir sözleşme hükmü geçerli olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasındaki akdî ilişki bir eser sözleşmesidir. İş sahibi ile yüklenici arasındaki akdî ilişkinin niteliğine ve İş Mahkemesi kararında açıklanan olayın oluş şekline göre, davacı iş sahibi kurumun yetkililerinin kusur oranının hafif derecede olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin 23.5 maddesinde kararlaştırılan sorumsuzluk anlaşması uyarınca, dava konusu alacaktan ve yine davacının dava dışı işçinin icra takip dosyasına ödediği icra masrafları ve icra vekalet ücretinin tamamından davalı yüklenicinin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki davacının yaptığı ödeme bakımından, davalının belirttiği şekilde kusurlu olduğundan da söz edilemez. Son olarak her iki tarafın da tacir olması sebebiyle Mahkemece hükmedilen alacak bakımındanavans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı vekili kararı faiz başlangıç tarihi yönünden istinaf etmiştir. Davacı vekili, faize, dava tarihinden değil ödeme tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Davalı iş mahkemesinde görülmüş olan davada davalı olarak bulunduğuna göre davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebileceği açıktır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11.03.2020 tarih, 2017/50 E. 2020/1743 K. Sayılı ilamı) Bu sebeple faiz başlangıcının ödeme tarihi olması gerekirken, mahkemece olaya uygun düşmeyen bir tarihten faiz başlatılması doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında  aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/59 Esas, 2020/755 Karar sayılı ve 01/12/2020 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-a)Davanın KABULÜNE, 86.732,73 TL nın ödeme tarihi olan 04.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 5.924,71 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.481,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.443,53  TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvuru harcı ve 1.481,18 TL peşin harç ile 109,50 TL posta masrafları ve 1.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam  3.219,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden; 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.481,17 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.053,57 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,6-Davacı tarafından karşılanan 221,40 TL istinaf harçları ile 22,00 TL istinaf yargılama giderleri olmak üzere toplam 243,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,8-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının  taraflara İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb2c5e0ec410d52d","SID":"0ac6d164b1747c2c"}}