{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2421 <br>KARAR NO: 2024/2429<br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/03/2021<br>NUMARASI: 2020/327 Esas, 2021/166 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ:  28/11/2024<br>Taraflar arasındaki alacak davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaklaşık 10 yıl boyunca davalı yana borç verdiğini ve tüm bu ödemelerin banka kanalıyla yapıldığını, müvekkilinin en son 2013 yılı başlarında davalı yana sonrada geri ödeme taahhüdü karşılığı verdiği tutarların geri verilmemesi üzerine yaklaşık 3 yılı aşkın süre çeşitli şekillerde alacağının ödenmesini istemiş ise de davalı yanın ödeme yapmaktan ısrarla kaçındığını, en son 07/09/2016 tarihinde keşide edilen ihtarname ile alacağın tespiti ve ödenmesinin sağlanması amacıyla davalı yanın ön görüşmeye davet edildiğini ancak davalının mernis adresinin de bulunmaması üzerine ihtarname tebliğ edilemediğini, huzurdaki davanın fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.0000,00-TL üzerinden açılmış ise de müvekkili ...’e ait ... Kadıköy Şubesi, ... Kozyatağı kurumsal şubesi ile ... Bankası İmes Şubesi ne müzekkere yazılarak müvekkili banka hesabından davalı ... ad ve hesabına yapılmış tüm havale işlemlerinin Mahkememizde celp edilmesi halinde müvekkilinin davalı yana yapmış olduğu tüm ödemelerin ortaya çıkacağını, öncelikle banka kayıtlarının mahkememizce celbi ile HMK nın 400 md. Kapsamında delil tespiti talebinin kabulü ile yapılacak yargılama neticesinde haklı davamızın kabulü ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.000,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların ... Pazarlama ve Tic. A.Ş. nin kuruluşu sırasında 1980 yılında ortaklık yaptıklarını ve gelişen süreç içinde oluşan ... Holding A.Ş. bünyesinde ortaklıklarının devam ettiğini ve pek çok şirkette birlikte ortaklıları olduğunu, geçen uzun zaman içinde davacı müvekkiline olan borçlarını dava dilekçesinde bahsi geçen şekilde banka hesabına ödendiğini, hatta tarafların 2013 yılında ortaklıklarını bitirmeleri sırasında ...nin şirketlerdeki hisselerini ...’e devri sırasında ...'in müvekkili ...'ye 3.504.343,00-USD bedeli ... bankasının ... numaralı hesabına ödeme yaptığını, böylece tarafların ortaklıklarını bitirdiklerini ve birbirlerinden herhangi bir hak ve alacakları kalmadığını, açıklandığı üzere davaya konu yapılan banka havaleleri ile davacı tarafından müvekkile borç para verilmediğini, söz konusu havale işlemlerini davacının müvekkile olan borcunun ödenmesine dair işlemler olduğunu, ayrıca hisse devirlerinden önce davacının müvekkilinden iddia ettiği büyük miktarda alacağı var ise neden ortaklığını bitirmemiş ve hisse devirleri sırasında ayrıca büyük miktarda ödeme yaptığını, iddia edildiği gibi bu derece yüksek alacağı olduğunu beyan eden tarafın hisse devirleri sırasında ayrıca büyük bir ödeme yapmak yerine devir bedelini alacağına mahsup etmesinin beklendiğini, oysa tam aksine davacı müvekkile hisse devirleri için büyük miktarda ödeme yapmasının borç verilmesi değil borç ödemesi olduğunu ispatladığını,  davanın zamanaşımı nedeniyle reddi ile haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; \" ..Davacının davasının reddine,.. \"  karar verilmiş, bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, \"... Bankası A.Ş. ve ... Bankası A.Ş tarafından gönderilen banka kayıtlarından müvekkilimiz ile davalı arasında olağandışı şekilde sistematik bir şekilde para transferi olduğu, bu transferlerin davalının ortağı ve finans işlerinden sorumlu yönetim kurulu üyesi (CFO) olduğu şirketlerden önce müvekkilimizin hesaplarına, daha sonra da benzer talimatlarla davalının şahsi hesabına aktarılmak suretiyle yapıldığı anlaşılmaktadır.Bu itibarla, HMK 203/1-b maddesinin “İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler” tanımı kapsamında senetle ispat kuralının istisnası dikkate alınarak yargılama sırasında bildirilmiş olan tanıklarımızın dinlenilmesi gerekirken, deliller toplanmaksızın ve eksik inceleme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. ...Devir ve temlik edilen hisse değerlerinin şirket kayıtlarının tetkiki ile tespiti, dolayısı ile davalının dolaylı olarak hesabına aktardığı para transferlerinin hisse bedelleri olup olmadığının belirlenmesi mümkündür. Ancak bu konuda sayın mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır....arasında “REFİNANSMAN ve SENDİKASYON KREDİSİ SÖZLEŞMESİ” imzalanmıştır. Şirketlerin malî durumlarındaki bozulma nedeniyle hisseler değerini yitirmiştir. Yapılan hisse devirleri, diğer şirket varlıkları gibi alacaklı bankalara rehin verilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle değer taşımayan hisseler karşılığı müvekkilimizin davalıya borçlanması ve borç ödemesi söz konusu değildir. Bu husus şirket hisselerinin işlem tarihi olan 2013 yılı değerlerinin tespiti ile ispatlanacak niteliktedir....zikredilen şirket defter ve kayıtları üzerinde hisse bedelleri ile ödemlerin kadri marufluğu yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiştir....Davalı kendisine yapılan ödemlerin hisse devir bedeli olduğunu iddia etmektedir. Anonim şirket hisse devirleri teamül olarak düzenlenen senetle değil, basılı hisse senetleri veya muvakkat ilmühaberlerin teslimiyle veya hisse senedi basılı değilse Yönetim Kuruluna hitaben taraflarca yazılan  yazı üzerine alınan yönetim kurulu kararı ile devredilerek  ortaklar pay defterine işlenir. Bu itibarla, HMK 203/1-b maddesinin aradığı  senetle ispat kuralının istisnası olan “İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler” tanımı somut olayla uyumludur. Bu nedenle hisse devri ve bedellerinin ödemeleri konularında tanık dinlenmesi gerekmektedir. ...\" şeklindeki beyanlarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki savunmalarını tekrarla, \"...Davacının iddiasının aksine davaya konu olayda davanın niteliği gereği tanık dinlenilmesi mümkün değildir. ...Davacı taraf istinaf dilekçesinde,  bizim dilekçelerimizde ifade etmediğimiz hususları beyanda bulunmuşuz gibi iddia etmeye devam etmektedir.... davacı taraf borç para verdiğine dair herhangi bir yazılı delil sunmadığından şirket hisse bedellerinin belirlenmesi yönünden bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi haklı ve hukuka uygun olmuştur. ...Davacı tarafın, davada bahsi geçen paraların müvekkile borç olarak gönderildiğine dair iddiası tamamen asılsızdır. ...\" şeklindeki beyanlarıyla istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, ödünç sözleşmesine bağlı alacak talebine ilişkindir. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir.İspatın konusu HMK'nın 187 nci maddesinin birinci fıkrasında \"tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar\" olarak açıklanmıştır. Kanun maddesinde zikredilen vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir.Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı konusu TMK'nın “İspat yükü” başlıklı 6 ncı maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür\"  şeklinde düzenlenmiştir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ıncı maddesine göre de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”.Madde metninde geçen \"karine\" sözlük anlamıyla bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olguyu anlamaya yarayan çıkarımlardır ve her şeyden önce süregiden hayat seyrini düzene koyan hukukta doğabilecek belirsizlikleri gidermek için kullanılırlar (Türk Hukuk Lügatı; Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s. 664). Karineler bir hukuki durumun aydınlanması, bir hukuki görüşe güvenin korunması veya muamele hayatının özel gereklerinin karşılanması şeklinde bir ispat zorunluluğunu kaldırması yahut kurumların varlığının korunması gibi çeşitli amaçlara hizmet eder. Açıkça kanun koyucu tarafından öngörülebilecekleri gibi (kanuni karine), tarafların olay iddialarının doğruluğu veya bir delilin güvenilebilirlik derecesi hakkında insanlar ve yaşam konusundaki tecrübelerden yararlanılarak hâkimin belli olmayan vakıalar hakkında sonuç çıkarması (fiili karine) suretiyle de gerçekleşebilir (Bilge Umar/Ejder Yılmaz: İsbat Yükü, İstanbul 1980, s.165). İspat yüküyle ilgili olarak uyuşmazlıklarda belirsizliğin önüne geçmeye yarayan karinelerden biri de havale konusunda karşımıza çıkar.Sözlük tanımında havale, bir kimsenin kendi hesabına, başka birine para ya da değerli belge ya da başka misli şeyler vermeye bir üçüncü kişiyi yetkili kılmasından doğan sözleşmelerdir (Türk Hukuk Lügatı, s. 475).Havale, somut olayda uygulanması gereken BK'nın 457 ve devam maddelerinde düzenlenmiş olup kanun koyucu 457 nci maddede havaleyi \"bir akittir ki onunla muhalünaleyh, bilvekale kendi namına kabza salahiyettar olan muhalünlehe muhil hesabına nakit veya kıymetli evrak veya sair misli şeyler itasına mezun kılınır\" şeklinde tanımlamıştır.Türk Borçlar Kanunu'nun 555 inci maddesi düzenlemesi de buna paralel olarak \"Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir\" şeklindedir.Yerleşik içtihatlara göre havale, kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Bir başka anlatımla, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı karineten kabul edilir ve bu  karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Günümüzde sıklıkla bankalar aracılığıyla havaleler gerçekleştirilmektedir ve banka havalelerinde havale eden kişi havale evrakına paranın gönderiliş nedenine dair bir açıklama eklenmesini sağlayarak bunun bir borç ödemesi olmadığını vurgulayabilir. Bu niteliği haiz bir açıklamaya rağmen havale eden ile havale alıcısı arasında paranın gönderiliş nedenine ilişkin ihtilaf doğması hâlinde ispat yükünün kimin üzerinde olduğu, her somut olayın özelliğine göre ve bilhassa havale alıcısının açıklamalı gönderi üzerine gerçekleşen hareket şekli de dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenmelidir.Bu kapsamda dava konusu havale incelendiğinde; davacı davalı hesabına \"borç\" açıklaması olmadan para gönderdiği anlaşılmaktadır. Havalede bulunan açıklama, işlemin havale edilene olan bir borcun ödenmesi amacıyla yapılmadığını vurgulamak üzere, havalelerle ilgili karinenin aksini gösterir bir şekilde ve borç olduğu ayrıca belirtilmek suretiyle kaleme alınmamıştır.Ancak davacı yemin deliline de dayandığından davacıya yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda; davacının istinaf talebinin kabulüne, HMK m.353/1-a-6 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen kapsamda yargılama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/03/2021 tarih, 2020/327 Esas, 2021/166 Karar  sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, 3.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4.Davacının yatırdığı istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 5.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, 6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,  28/11/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"474762ff5f282d20","SID":"0f5082030612cca4"}}