{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1006 <br>KARAR NO:2024/1869<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/372Esas - 2022/29Karar <br>TARİH:20/01/2022<br>DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:28/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı şirket tarafından 31/12/2013 tarihinde ... Bankası ... Şubesi'nden altın kredisi kullanıldığını, kredi kapsamında 1.192.013,64-TL'nin şirket hesabına aktarıldığını, kredi kullanan şirketin, ... ve ailesine ait olduğunu, davalı şahısların iş bu kredi alacağı adına müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, ayrıca bu kredi için kefaletle birlikte ipotek de tesis edildiğini, alacaklı banka tarafından borç talep edilmesine rağmen ödenmediğini, söz konusu alacağın 1.277.500,00-TL'lik kısmının, müvekkili ile ... Bankası arasında imzalanan  ... Noterliği'nin 14/03/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı alacak temlik sözleşmesi ile müvekkilin tasarrufuna geçtiğini ve söz konusu alacağın müvekkili tarafından banka hesabına ödendiğini, bu şekilde ...'nin asıl alacaklı ... Bankasının alacağına halef olduğunu ve alacak haklarının müvekkiline geçtiğini, alacağın temlik alınması üzerine davalılara karşı ... sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, takibe itiraz edilmesi üzerine söz konusu itirazın kaldırılması talebiyle İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/277 Esas sayılı dosyasında icra takibinin kaldırılmasının talep edildiğini, talebin olumsuz usuli eksiklik nedeniyle olumsuz sonuçlandığını, bunun üzerine zorunlu ticari arabulucu başvurusu yapıldığını ve olumsuz sonuçlar aldıklarını, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden alınan 09/03/2020 tarihinde ihtiyati haciz kararı verilerek ... sayılı dosyasından ihtiyati haczin tatbikinin sağlandığını, karara karşı  yapılan itirazın mahkemece reddedildiğini ve ihtiyati haciz kararının kesinleştiğini, alacağın müteselsil borçlu ve müteselsil kefillerden tahsili adına işbu davanın açılmasının zaruri olduğunu, davalıların, genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalet sözleşmesi neticesinde, sözleşmede belirtilen kefalet tutarı ile sınırlı olmak üzere müteselsil kefil olarak borçtan sorumlu olduklarını, müteselsil kefillerin sorumluluğunun, ana para ve akdi faizi, bilcümle işlemiş ve işleyecek temerrüt faizleri ile her türlü masrafları kapsadığını, müteselsil kefil olan davalı şahısların, 31/12/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ekinde bulunan genel kredi sözleşmesi kefil imza sayfaları ile 31/12/2013 tarihinde 1.625.000,00-TL sınır ile her bir kefil için  imza attıklarını, bu kişilere ait eş muvafakatnameleri de imzalanarak sözleşmeye eklendiğini, dolayısıyla  kanunun aradığı kefalet şartlarının oluştuğunu ve borcun ödenmesi adına müteselsil kefillerden alacak talep edilebileceğini, dava konusu alacağın teminatı olarak ipotek tesis edildiğini, her ne kadar dava konusu alacak ipotek ile teminat altına alınmış ise de; söz konusu teminatın borçlu adına verilmiş bir teminat olduğunu, müteselsil kefiller adına verilmiş herhangi bir teminat bulunmadığını, dolayısıyla kredi borçlusu olmayan ve kredinin kefili konumunda bulunan kişiler açısından herhangi bir rehinle teminatın söz konusu olmadığını, nitekim bakılmakta olan uyuşmazlık adına, öncesinde yürütülen itirazın kaldırılması talebinin incelendiği Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 02/06/2016 tarihli, 2016/15891 esas ve 2016/15647 karar sayılı ilamı ile rehin kapsamının müteselsil kefilleri kapsamadığının net bir şekilde ortaya konulduğunu ve ipotek ile teminat altına alınan borcun, sadece asıl borçlu açısından ipoteğin teminat teşkil edeceğinin ifade edildiğini belirterek, alacağın temliki suretiyle devralınan 1.277.500,00-TL'nin ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ... ve ...(...) vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları kabul etmemekle birlikte, dava konusu yapılan alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, dosyaya sundukları 14/03/2014 tarihli havale dekontuna göre, dava dışı ... Bankasının, kredi müşterisi davalı şirketin hesabından krediyi kapatarak borcu sona erdirdiğini, sona eren alacağın bir başkasına temlik edilmesi mümkün olmadığından davacının müvekkillerinden herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan 14/03/2014 tarihli havale dekontundan, 1.227.500,00-TL tutarındaki ödemenin, dava dışı ... Bankası'nın hesabına değil, davalı şirketin hesabına yapıldığının görüldüğünü, akabinde ... Bankası'nın şirket hesabından krediyi kapatarak borcu sona erdirdiğini, dolayısıyla borcun sona ermiş olduğunu, davacı tarafın, aynı belgelere istinaden daha önce müvekkilleri aleyhine, ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, borca itiraz etmeleri üzerine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/122 D.İş, 2014/125 karar sayılı ve 21/03/2014 tarihli ihtiyati haciz kararını alarak, bu kararı ... sayılı dosyası ile icra takibine koyduğunu ve bahsi geçen iki icra dosyasının birleştirildiğini, davacı tarafın .... sayılı dosyasındaki itirazlarının kaldırılması istemiyle dava açmış ise de, İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/914 esas ve 2018/656 karar sayılı kararı ile, davanın reddine karar verildiğini, davacının bu karara ilişkin temyiz ve karar düzeltme başvurularının da reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, ayrıca İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından usulü eksiklik sebebiyle davanın reddine karar verildiği iddia edilmiş ise de, bu iddianın gerçeği yansıtmadığının dosyanın celp edilmesi ile anlaşılacağını, temlik sözleşmesine göre 4.700.000,00-TL bedelli ipotek ile teminat altına alınmış olan bir alacak için, müvekkilleri aleyhine dava açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, ipotek konusu taşınmazın maliki olan....'nin, davacının kardeşi olduğunu ve davacının kardeşine değil de müvekkillerini karşı dava açmasının kötü niyet göstergesi olduğunu, teminat alınmış bir alacak için, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmadan ve rehin açığı belgesi alınmadan, müvekkilleri aleyhine dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte temlik sözleşmesine konu tutarın 1.277.500,00-TL değil 1.227.500,00-TL olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...ne usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 20/01/2022 tarih ve 2020/372 Esas - 2022/29 Karar sayılı kararında;\"Dava, dava dışı ... Bankası tarafından davalı şirkete kullandırılan ve davalı şahısların da müteselsil kefil olarak imzaladıkları kredi sözleşmesinden doğan alacağın davacı tarafça temlik alınmasına istinaden, temlik alının alacağın  davalılardan tahsili talebine ilişkin bulunmaktadır.Mahkememizce ... sayılı dosya örneği ile birleşme öncesindeki ... sayılı dosyası, İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/914 esas sayılı dosyası, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/190 D.İş ve 2020/209 D.İş karar sayılı kararı, dava konusu genel kredi sözleşmesi ve ekleri, ilgili dekontlar,  .... Noterliği'nin 14/03/2014 tarih ve ...yevmiye nolu \"alacak temliki sözleşmesi\", ihtarname, hesap özeti, ekstreler, kredi sözleşmesine ilişkin eş muvafakatnameleri, havale makbuzları, ...'nin SGK kayıtları, kredi sözleşmesine teminat amacıyla ipotek tesis edilen taşınmazın tapu kaydı, ipotek akit tablosu dosyamız arasına alınmış, davalı tarafın tanıklarının beyanları alınmıştır.  Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; davalı ...'nin 31/12/2013 tarihinde ... Bankası ... Şubesi'nden altın kredisi kullandığı, davalılar  ..., ... ve ...(...)'nun kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları,  kredinin teminatı olmak üzere davacının kardeşi ...'ye ait bir taşınmaz üzerinde kredi kullandıran ... Bankası lehine ipotek tesis edildiği, ipotek belgelerine göre söz konusu ipoteğin sadece kredi kullanan şirket lehine tesis edilmiş olduğu, kredi sözleşmesine istinaden alacaklı ... Bankası tarafından borcun ödenmesi talep edilmesine rağmen kredi borçluları tarafından borcun ödenmediği, davacı ile ... Bankası A. Ş. Arasında imzalanan .... Noterliği'nin 14/03/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı \"Alacak Temlik Sözleşmesi\" ile 1.227.500,00-TL'lik alacağın davacıya temlik edilmiş olduğu, temlik sözleşmesinin 6098 Sayılı TBK'nun 183 ve devamı maddelerinde öngörülen şartlara uygun olduğu, davacı tarafından alacağın temliki sözleşmesi gereğince 1.227.500,00-TL'nin davalı ...'nin ... Bankası ... Şubesi'ndeki hesabına alacak temliki sözleşmesinin yapıldığı 14/03/2014 tarihinde yatırıldığı anlaşılmaktadır. .... Bankası müşteri dekontunda da anlaşılacağı üzere davacı tarafça, alacağın temliki sözleşmesi gereğince 1.227.500,00-TL, \"Temlik Sözleşmesine İstinaden Ödeme\" açıklamasıyla davalı ...'nin, krediyi kullandıran bankadaki şubesindeki hesabına yatırılmış bulunmaktadır. Söz konusu ödemenin, alacağın temlikine istinaden yapıldığı açık olup, ...'nin hesabına para yatırılması nedeniyle borcun sona ermesi, sona eren borcun alacağın temlikine konu edilememesi gibi bir durum söz konusu bulunmamaktadır. Alacağın temliki sözleşmesin de de açıkça temlik bedelinin toplam 1.227.500,00-TL olarak alındığı belirtilmektedir. Bu nedenlerle alacağın temliki sözleşmesi ve temlik için yapılan ödemede usul ve yasaya aykırılık bulunmamakta olup, yapılan işlemler geçerli bulunmaktadır. Davacı bu şekilde alacağı temlik almış olup, temlik almış olduğu miktar yönünden kredi alacaklısı ... Bankası'nın halefi olarak, temlik almış olduğu alacak miktarını kredi sözleşmesinin asıl borçlusu ve müteselsil kefillerinden talep etme hakkı bulunmaktadır. Davacının kardeşi...'nin, davalı şirketin gizli ortağı olup olmaması, kredinin ...i için kullanılıp kullanılmamasının davacı bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Yine 6098 Sayılı TBK'nun 146. Maddesi gereğince, kredi sözleşmesinden kaynaklı alacaklarda zamanaşımı 10 yıl olup, davacı,... Bankasından alacağı temlik alıp, bankanın halefi olmakla, davacının alacak talepleri yönünden de zamanaşımı 10 yıl olduğundan, davacının talebinin zamanaşımına uğramış olduğu yönündeki savunmaya itibar edilmemiştir. Bu nedenlerle davacının dava dışı ...Bankası'ndan temlik almış olduğu toplam 1.227.500,00-TL'yi davalılardan talep etme hakkı olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. \"gerekçesi ile, '' Davacı tarafça açılan davanın KABULÜNE, 1.227.500,00-TL alacağın dava tarihi 23/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı gerçek kişiler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar ..., ... ve ...(...) vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu alacak iddiasının TBK'nın 82. maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun gözetilmediğini,Yargılama sürecinde ifade ettikleri gibi hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, iş bu davaya konu alacak iddiasının TBK'nın 82. maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacı tarafın 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde talepte bulunmadığından davanın gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini,1.227.500,00 TL tutarındaki ödemenin dava dışı ... bankasının hesabına değil, davalı şirketin hesabına yapıldığını ve kredi borcunun davalı şirketin hesabından kredi kapatılmak suretiyle sona erdirildiğini, davacının müvekkillerinden herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, mahkemenin açıklanan hususu nazara almadan verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,Dava dilekçesinde davalı şirketin ... Bankası ... şubesinden altın kredisi kullandığını, 1.192.013,64 TL’nin şirket hesabına aktarıldığını, kredi borcunun ödenmediğini, davacının söz konusu alacağın 1.277.500,00 TL’lik kısmını temlik aldığını ve bu tutarı dava dışı bankanın hesabına ödediğinin ileri sürüldüğünü, dilekçe ekinde Ek-2 olarak 14/03/2014 tarihli havale dekontunun dosyaya sunulduğunu, Davacı tarafından dosyaya sunulan 14/03/2014 tarihli havale dekontu incelenecek olur ise, 1.227.500,00 TL tutarındaki ödemenin dava dışı ... Bankasının hesabına değil davalı ... Şti’nin hesabına yapıldığının görüleceğini, dekontta paranın gönderildiğinin alacaklı hesabının .... Şti’ne ait olduğunu, açıkça belirtildiğini, 1.227.500,00 TL kredi müşterisi olan davalı şirketin hesabına gönderildikten sonra dava dışı ...Bankası şirket hesabından krediyi kapatarak borcunun sona erdirildiğini, davacının ödemeyi ... Bankasının hesabına değil de davalı şirketin hesabına yaptığını ve kredi borcu şirket hesabından yapılan tahsilat ile kapatıldığını, borcun sona ermiş durumda olduğunu, sona eren bir alacağın bir başkasına temlik edilmesinin mümkün olmadığına ve sona eren bir alacak için yapılan temlik sözleşmesi geçersiz olduğuna göre, davalının  ... Noterliği’nin 14/03/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesine istinaden müvekkillerden bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, Öte yandan davacı tarafın dava dilekçesindeki beyanları incelenecek olur ise 1.227.500,00 TL tutarındaki ödemeyi dava dışı bankaya değil davalı şirkete yaptığını ikrar ettiğinin görüleceğini, dava dilekçesinin konu kısmında aynen şu ifadelere yer verildiğini;  \"Alacağın temlik suretiyle davacı müvekkil tarafından borçluya ödenen 1.277.500,00 TL'nin ticari faiz ve temerrüt faizi ile birlikte müteselsil kefil olan davalılardan tahsili istemidir\" davacı tarafın ödemeyi borçluya, yani davalı ... Şti'ne yaptığını beyan ettiğini, taraflarınca da aynı hususun ifade edildiğini, dava dışı banka tahsilatının davalı şirketin hesabından yapıldığını, dolayısıyla asıl borçlunun ödeme yaptığı için artık kefil olan müvekkilleri yönünden de borcun sona erdiğini,  Bu noktada  temlik sözleşmesinin mi yoksa ödemenin mi önce yapıldığının iş bu dava bakımından herhangi bir öneminin bulunmadığını belirttiklerini, iş bu davada önem arz eden hususun; borcun ne şekilde sona erdiği olması gerektiğini, borcun kredi müşterisi davalı şirketin hesabından kredinin kapatılması suretiyle sona erdirildiğini, davacının, dava dışı bankanın hesabına değil davalı şirketin hesabına ödeme yaptığını, kredi borcunun kapatılmasını sağlayan ödemenin, davacının hesabından değil davalı şirketin hesabından yapıldığını, kredi borçlusu şirketin hesabından ödeme yapılması ile birlikte müvekkilleri bakımından borcun sona erdiğini, davacının sona ermiş bir alacağı temlik aldığını ve sona eren bir alacak ile ilgili olarak müvekkillerden talepte bulunduklarını, Benzer bir olayda Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından verilen 2018/1940 - 2019/4302 E-K. sayılı ve 11/09/2019 tarihli karar cevap dilekçesinin ekinde dosyaya sunulduğunu, bahsi geçen karara göre; “Davacı vekilinin ... hakkında verilen karara ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı, davalılardan .... AŞ tarafından dava dışı... AŞ'den alınan kredinin teminatı olarak ipotek veren kişi, davalı ... ise bu kredinin kefili ve aynı zamanda davalı borçlu şirketin yönetim kurulu başkanıdır. İlk derece mahkemesince davacının davası davalı ...'ın kefil sıfatıyla diğer davalı şirketin borcunu şahsen bankaya ödeyerek bankanın şirketten olan alacağını ve bu alacağın teminatını temlik aldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. ... Hukuk Dairesi de davacının istinaf başvurusunu aynı gerekçe ile esastan reddetmiştir. Dosya içerisinde bulunan... ... Şubesi'nin 09.09.2011 tarihli dekontunda Davalı ...'ın 90.140 Euro havaleyi krediyi veren bankaya değil davalı ... AŞ'nin hesabına yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda kredi veren dava dışı banka kredi alacağını kredi müşterisi davalı şirketin hesabından krediyi kapatarak borcu sona erdirdiği için sona eren alacak ve bu alacağı teminat altına alan ipotek hakkını başka bir kişiye hukuken devredemez. Davalı ...'ın kredi borcunun kapatılması için şirket hesabına yatırdığı parayı şirketten talep edebileceğinden davacının davalı ... hakkında açtığı davanın ilk derece mahkemesince reddedilmesi ve bu karara karşı istinaf başvurusunun reddi doğru olmamıştır.” bahsi geçen karara konu olayda tıpkı davalarına konu olayda olduğu gibi; banka ile kredi alacağına ilişkin olarak temlik sözleşmesi yapıldığını, ödeme temlik sözleşmesi yapılan  bankanın hesabına değil kredi borçlusu şirketin hesabına yapıldığını, bankanın kredi borçlusu şirketin hesabından parayı tahsil ederek  kredi borcunu kapattığını, Yargıtay'ın bu olayda borcun sona erdiğine ve borç sona erdiği için alacağın temlik edilmesinin mümkün olmadığına hükmettiğini, Mahkemenin yargılamaya konu olay ile birebir örtüşen bu emsal Yargıtay kararını ve açıklamalarını dikkate almayarak hatalı değerlendirme sonucunda davanın kabulüne karar verdiğini, İstanbul 22. icra Hukuk Mahkemesi’nin 2017/914-2018/656 e-k. sayılı kararı ile müvekkillerinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığının belirlenmiş olduğunu, aynı kredi ve temlik sözleşmelerine istinaden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucunda verilen istinafa konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacı tarafın daha önce aynı kredi ve temlik sözleşmelerine istinaden müvekkilleri aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkileri adına taraflarınca yasal süre içerisinde borca itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, daha sonra davacı tarafın İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/122 D.İş – 2014/125 K. sayılı ve 21/03/2014 tarihli ihtiyati haciz kararını alarak bu kararı ... sayılı dosyası ile icra takibine koyduğun ve bahsi geçen iki icra dosyasının birleştirildiğini,Davacı tarafın,... sayılı dosyasındaki itirazlarının kaldırılması istemiyle dava açmış olduğunu, İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2017/914-2018/656 E-K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, davacının bu karar aleyhine temyiz ve karar düzeltme yasa yollarına başvurduğunu, bu başvuruların reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2017/914-2018/656 E-K. sayılı kararı ile müvekkillerinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığının belirlenmiş olduğunu, aynı kredi ve temlik sözleşmelerine istinaden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin açık olduğunu,İpotek verilen taşınmazın maliki ...i'nin kardeşi olması sebebiyle onun aleyhine herhangi bir icra takibi başlatmadığını, müvekkillerinden talepte bulunan davacının kötüniyetli olduğunun tüm açıklığıyla ortada olduğunu, TMK'nın 2. maddesi gereğince davacının dürüstlük kuralına aykırı bu davranışının hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığının gözeltilmediğini,Dava dilekçesinin ekinde bir örneği dosyaya sunulan temlik sözleşmesinin 2. maddesine göre,  “temlik edilen alacak; müteselsil kefil ve müşterek borçlulardan Merter Kesenli’nin maliki olduğunu, İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, ... Mahallesinde kâin ve tapuda ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı bahçeli apartman ve A,B ve C Bloklu ... Apartmanlar nitelikli taşınmazda, ... arsa paylı, .. Blok, Zemin+...kat, ...nolu dubleks mesken bağımsız bölüm üzerine 15.12.2011 tarih ve ... yevmiye numarası ile 4.700.000,00 TL tutarında tesis edilen 1. derece ipotek ile teminat altına alınmıştır.”İpotek konusu taşınmazın maliki olan ...'nin davacı ...’nin kardeşi olduğunu,Davacının kardeşi olan ...'nin davalı.... Şti'nin gayrı resmi ortağı olduğunu, ...'nin şirketin gayrı resmi ortağı olduğu için kendisine ait taşınmazı ipotek olarak gösterdiğini, müvekkili ...'nun aralarındaki ortaklık ilişkisi sebebiyle ...'ye gönderdiği paralara ilişkin para makbuzları delil dilekçesinin ekinde dosyaya sunulduğunu, yine ...'ye ait SGK kayıtlarının celp edilmiş olduğunu, ...'nin resmiyette şirkette ortak olmadığı için Bağkur sigortalılığının bulunmadığını, kendisini şirket çalışanı olarak sigortalı gösterdiğini, bunun kayıtlarda net bir şekilde görüleceğini, gerek dosyaya sundukları para makbuzları, gerek ...'ye ait SGK kayıtları ve gerekse de tanıkların anlatımları birlikte değerlendirildiğinde ...'nin .... Şti'nin gayrı resmi ortağı olduğunun tüm açıklığıyla ortada olduğunu,İİK’nın 45. maddesi gereğince ipotek ile teminat altına alınmış bir alacak için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmadan müvekkilleri aleyhine dava açılmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, yargılama konusu olayda asaleten ve kefaleten doğan tüm borç için teminat amaçlı ipotek verilmiş olduğunu, İİK'nın 45. maddesi gereğince  ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmadan ve rehin açığı belgesi alınmadan müvekkilleri aleyhine dava açılmasının mümkün olmadığını,Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/12284 - 2017/7780 E-K. sayılı kararına göre; “Uyuşmazlık konusu 28.11.2015 tarihli ipotek akit tablosunun şartlar başlıklı bölümünün 1. maddesinde \"...'nın.... her türlü asalet ve kefalet borçları\" için ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ipoteğin davacının oğlu olan ...'nın 3. kişiler lehine vermiş olduğu kefaletlerin de teminatı olduğu ve bu yönde kefalet sorumluluğunun bulunup bulunmadığı araştırılarak bir karar verilmek gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.”Davacının 4.700.000,00 TL bedelli ipotek ile teminat altına alınmış bir alacak için müvekkilleri aleyhine dava açmasında herhangi bir hukuki yararının bulunmadığının açık olduğunu, davaya konu alacağın neredeyse dört misli meblağlı bir ipotek ile teminat altına alındığını, bir alacak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takiple rahatlıkla tahsil edilebilecekken, alacak tutarı kadar malvarlığı bulunmayan müvekkilleri aleyhine dava açılmasının alacaklının gerçek niyetini ve bu yollarda herhangi bir hukuki yararının bulunmadığının açıkça ortaya koyulduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” kuralına yer verildikten sonra takip eden fıkrada da,“Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” denildiğnii, hakkın kötüye kullanılması yasağının açıkça hüküm altına alındığını, davacının 4.700.000,00 TL bedelli ipotek ile teminat altına alınmış olan bir alacak ile ilgili olarak, sırf ipotek borçlusunun kendisinin kardeşi olduğu için, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmadığını, müvekkilleri aleyhine dava açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, hakkın kötüye kullanılması niteliğindeki davranışların hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığına göre davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,Davacının kardeşi ...nin gayrıresmi ortağı olduğu şirket adına çekilen krediyi ödemediğini, krediyi başka işleri için harcadığını, davacının ise, kardeşi tarafından ödenmesi gereken bir kredi borcu ile ilgili olarak,  çekilen krediden 1 TL dahi elde etmeyen müvekkillerden talepte bulunduğunu, bu yaklaşımın hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığını,Davanın kısmen reddedilmesine rağmen müvekkilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olduğunu, istinafa konu kararın bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu, İş bu davanın 1.277.500,00 TL üzerinden açılmış olduğunu, dava dilekçesinde harca esas değer olarak bu tutarın gösterildiğini, fakat mahkemece davanın 1.227.500,00 TL üzerinden kabulüne karar verildiğini, dolayısıyla davanın kısmen reddedildiğini, bu durumda AAÜT gereğince müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak  mahkemece açıklanan hususu gözetmeyerek müvekkili lehine vekalet ücretine hükmetmemiş olduğunu, istinafa konu karar bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu,Her ne kadar davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde bunun bir yazım hatası olduğunu iddia etmiş ise de, davacının bu iddiasının doğru olmadığını, dava dilekçesinde harca esas değerin 1.277.500,00 TL olarak gösterildiğini, adli yardım talebinin reddine dair karar sonrasında peşin harç bu tutar üzerinden yatırıldığını, dilekçe içeriğinde temlik edilen tutarın 1.277.500,00 TL olduğunun yazıldığını, sonuç ve istem kısmında 1.277.500,00 TL'nin müvekkilleri ve davalı şirketten tahsilinin talep edildiğini, taraflarınca cevap dilekçesinde temlik sözleşmesinin tutarının 1.277.500,00 TL değil 1.227.500,00 TL olduğu ifade edilinceye kadar bu hususta herhangi bir beyanda bulunulmadığını, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde bir maddi hatanın söz konusu olmadığını ve davacının müvekkillerinden 1.277.500,00 TL talep ettiğini, Davacının, sunduğu cevaba cevap dilekçesinde iddialarına dayanak olarak gösterdiği Yargıtay kararlarının yargılamaya konu olayda uygulanma imkanı bulunmadığını, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/17671 - 2016/619 E-K. Sayılı kararında dava değeri 100.000,000 olarak yazılmış ise de, peşin harcın 100.000 TL üzerinden yatırıldığını,Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2013/3225 - 2013/8389 E-K. Sayılı kararında da, taşınmaz bilgisinin yanlış yazıldığını, söz konusu kararın yargılamaya konu olay ile benzer bir yanı olmadığını Yukarıda açıklanan sebepler ve istinaf mahkemesince re'sen dikkate alınacak hususlar doğrultusunda; İstinaf başvurularının kabulüne, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/01/2022 tarihli ve 2020/372 E. - 2022/29 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri, harç ve masraflar ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne,  karar verilmiş ve karara karşı davalı gerçek kişiler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut olayda, Dava dışı  temlik eden  ... Bankası ... Şubesi ile  davalı ... arasında 31/12/2013 tarihli 1.300.000,00 TL. Miktarlı GKS. İmzalandığı, iş bu sözleşmeyi ..., ..., ...(...)'nun 1.625.000,00 TL. miktarla müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, kredinin teminatı olmak üzere davacının kardeşi ...'ye ait bir taşınmaz üzerinde kredi kullandıran ... Bankası lehine ipotek tesis edildiği, ipotek belgelerine göre söz konusu ipoteğin sadece kredi kullanan şirket lehine tesis edilmiş olduğu, bu kredi sözleşmesine istinaden davalı şirkete altın ve TL. Kredileri kullandırıldığı, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine dava dışı  ... Bankası A.Ş. Tarafından borçlular ... Şirketi, ..., ...,..., ve ...(...)'na  İstanbul ... Noterliğinden gönderilen 02/08/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile kredili mevduat sebebiyle 17.988,09 TL. Ve altın kredisinden kaynaklı 15.248,11 gram has altın veya ödeme günündeki ons değeri üzerinden hesaplanacak USD karşılığı veya USD.nin TL. Karşılığının  nakden iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 24 saat içinde ödenmesinin ihtaren bildirilerek hesabın kat edildiği anlaşılmıştır.Temlik eden ... Bankası A. Ş. İle davacı temlik alan ... arasında   ... Noterliği'nin 14/03/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı \"Alacak Temlik Sözleşmesi\" ile; Tarafların, Banka'nın, Muhataptan nakdi kredilerden kaynaklanan kısmi alacağını ve teminatını oluşturan aşağıda dökümü yazılı ipoteği takip hakları ile birlikte Temlik alana devir ve temlik konusunda aşağıdaki şartlarda anlaşmaya varıldığı konulu  1.227,500,00TL.miktarlı Temlik Sözleşmesi imzalandığı,temlik sözleşmesinde; ''  ... Bankası A.Ş. tarafından; ..., ..., ... ve ... nun müşterek borçlu müteselsil kefaleti ile .... ŞTİ lehine tesis edilen ve kullandırılan İstanbul .... Noterliğinin 02.08.2013 tarih ... yevmiye numaralı: ihtarmamesine konu — borcun 1.227.500,00 TL tutarlık kısmı; 14.03.2014 tarihi İtibariyle ... (T.C.K:...28)\" ye Borçlar Kanunu'nun 183, ve müteakip maddeleri uyarınca devir ve temlik edilmiş, temlik bedeli olarak da toplam 1.227,500,00 TL alınmıştır. 2. ... Bankası A.Ş, tarafından; Banka alacağının 1.227.500,00 TL tutarlık kısmının akdi faiz ye ferileri ile birlikte ve bu alacağın teminatını teşkil eden; ...' nin maliki olduğu; İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, ... Mahallesinde kain ve tapuda ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı bahçeli ... apartman ve A,B ve C Bloklu ... nitelikli taşınmazda, ... arsa paylı, ... Blok, Zemin +...kat,1nolu dubleks mesken bağımsız bölüm üzerine 15.12.2011 tarih ve ... yevmiye numarası ile 4.700.000,00 TL tutarında tesis edilen 1 derece ipotek teminatının serbest dereceden istifade hakkı ile birlikte alacağın tahsilini tekeffül etmemek kayıt ve şartıyla ...'ye devir ve temlik edildiği...,'' belirtilmiştir.Davacı tarafça ibraz edilen ... Bankası müşteri dekontu incelendiğinde; Davacı tarafından, alacağın temliki sözleşmesi gereğince 1.227.500,00-TL, \"Temlik Sözleşmesine İstinaden Ödeme\" açıklamasıyla 14/03/2014 tarihinde davalı ...'nin, krediyi kullandıran banka şubesindeki hesabına yatırılmış bulunmaktadır. Söz konusu ödemenin, alacağın temlikine istinaden yapıldığı açık olup, ...'nin hesabına para yatırılması nedeniyle borcun sona ermesi, sona eren borcun alacağın temlikine konu edilmesi gibi bir durum söz konusu bulunmamaktadır.Davanın, genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve TBK. 146 madde uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, mahkemece, zamanaşımı itirazının reddine yönelik verilen karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olduğundan bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Temlik alan ... tarafından 1.277.500,00 TL. Alacağın davalılardan tahsili talebiyle istinafa konu alacak davasının açıldığı, davacı vekili 14/09/2020 tarihli cevaba cevap dilekçesi ile; Dava dilekçesinde 1.227.500,00 TL yazılması gerekirken sehven 1.277.500,00 TL olarak ifade edilen değerin HMK 183. madde kapsamında maddi hata olarak değerlendirilip düzeltilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nın 141. maddesinde; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada herhangi bir sınırlamaya ve yasaklamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını serbestçe değiştirebilecekleri veya genişletebilecekleri kabul edilmiştir. Bu düzenlemeye göre, dilekçe teati aşamasında taraflar değiştirdikleri veya genişlettikleri iddia ve savunmaları doğrultusunda talep sonucunuda yeniden belirleme imkanına sahip olacaklardır. Örneğin davacı taraf, yazılı yargılama usulünde süresinde verdiği cevaba cevap dilekçesinde değiştirdiği veya genişlettiği iddiasına göre talep sonucunu yani dava konusunuda değiştirip  artırarak veya eksilterek, nihai talebini ileri sürebilecektir. Davacı yanın iddialarında uyuşmazlığın genel çerçevesi içerisinde  kaldığı yani dava konusu uyuşmazlık dışında -farklı vakalara istinaden- yeni bir talep ileri sürmediği sürece,  cevaba cevap dilekçesinde talep sonucunda değişiklik yapmasını  engelleyen yasal düzenleme bulunmadığı gibi, HMK'nın 141. Madde gerekçesinde de bu sonuca ulaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, tarafların yazılı yargılama usulünde teati aşamasında HMK'nın 141. madde hükümlerine göre, talep sonucunu yeniden belirlemek için karşı tarafın rızasına, kısmi ya da tam ıslah yapmasına ya da kısmi feragat sayılmasına gerek ve neden olmayacaktır. Ön inceleme duruşmasında da davacının cevaba cevap dilekçesindeki son iddialarına ve talep sonucuna, davalının ikinci cevap dilekçesindeki savunmasına bağlı kalınarak uyuşmazlık tespit olunarak, tespit edilen uyuşmazlığa göre tahkikat yapılarak dava sonuçlandırılacaktır. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/12759 E. - 2016/6702 K. - 2017/938 E. 2019/4802 K.) Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; davacı yan, dava dilekçesindeki talep sonucu süresinde verdiği cevaba cevap dilekçesinde değiştirip eksilterek dava değerini 1.227.500,00 TL. olarak belirlediğinden, yargılamanın bu dava değeri üzerinden yapılarak karar verilmesi gerekecektir.Esasen, dava dilekçesi içeriğinde de davacı tarafça 1.227.500,00 TL. Alacağın temlik alındığı açıkça beyan edildiğinden, dava değerinin maddi hata sonucu yüksek gösterildiği de  anlaşılmaktadır. Mahkemenin de, davacının cevaba cevap dilekçseinde belirlediği dava değeri üzerinden davayı tamamen kabul edip yargılama giderlerine hükmettiği anlaşılmaktadır.Yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda kısmi feragat söz konusu olmadığından davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Davalı tarafın, davacıya temlik edilen alacağın miktarına ilişkin yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde bir itirazın olmadığı, dava dışı banka tarafından davacıya temlik edilen miktar yönünden temlik alan davacının kredi alacaklısı ... Bankası'nın halefi olarak, temlik almış olduğu alacak miktarını kredi sözleşmesinin asıl borçlusu ve müteselsil kefillerinden talep etme hakkı bulunmaktadır.Davacının kardeşi ...'nin, davalı şirketin gizli ortağı olup olmaması, kredinin ... için kullanılıp kullanılmamasının davacı bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Mahkemece davanın kabulüne yönelik kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı gerçek kişiler vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı gerçek kişiler vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği  kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ..., ..., ...(...)'nun  istinaf başvurularının  6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  83.850,52  TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 20.963,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 62.887,52‬  TL harcın davalılardan  tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. \t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13f1c743cbd96581","SID":"39add75c7c2c2bba"}}