{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1667 <br>KARAR NO: 2024/1686<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/02/2021<br>NUMARASI: 2016/1188  E. - 2021/154 K. <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın ... Sanayi ve Ticaret AŞ yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... Sanayi AŞ yönünden kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekilleri tarafından  ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin  28.08.2015 tarihinde ... plakalı, ... şase nolu, ... 2015 model aracı davalılardan ... AŞ'den satın aldığını, araç faturasının bu şirket tarafından tanzim edildiğini,  diğer davalının ise aracın üreticisi olduğunu,  aracın  davacının Avcılar Belediyesinin temizlik işlerini ihale kapsamında  alması sebebiyle  Avcılar ilçesindeki işlerde kullanıldığını, aracın  ilk olarak 19.04.2016 tarihinde arızalandığını, hareket edemez hale geldiği için çekici yardımıyla yetkili servise götürüldüğünü,  aracın diferansiyelinin arıza yaptığını, bu arızaya bağlı olarak diferansiyel ve kovanı koparak yerinden çıktığını, arızanın  aracın imalat ve/veya parça kusurundan kaynaklandığını, aracın yaklaşık iki ay boyunca serviste kalarak tamir edilemediğini, davacının hiçbir şekilde süreçle ilgili bilgilendirilmediğini, olağan onarım süresinin aşıldığını, gereğinden fazla süren bekleme boyunca müvekkilinin mesleki faaliyetlerinin aksadığını, maddi zararı ortaya çıktığını,  bu nedenle davalılara Bakırköy ... Noterliğinin 07.06.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini,  aracın olağan tamir süresinde tamir edilemediği, arızanın da giderilemediği bildirildiğini, gizli ayıp ihbarında bulunulduğunu,  ayıplı aracın teslim alınması ve ayıpsız misli ile değiştirilmesinin talep ve ihbar edildiğini, aracın belirtilen süre boyunca onarımının yapılamaması sebebiyle  ayıbın gizli ayıp olduğunun ortada olduğunu, ihtarnamenin tebliğinden sonraki süreçte muhatabın talepleri yerine getirmediğini,  Büyükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/75 D. İş sayılı kararı gereğince keşif yapıldığını,  bilirkişi raporu hazırlandığını, 05.08.2016 tarihinde davalı ...  AŞ'ye  Beşiktaş ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, aracın halen serviste olduğunu mağduriyetin gün geçtikçe arttığının bildirildiğini, ancak  davalının  hiçbir yanıt vermediğini, davacının  aracı kullanamamaktan doğan maddi zararın daha fazla büyümemesi adına, mesleki faaliyetlerini sürdürebilmek için araca ihtiyaç duyduğundan 24.08.2016 tarihinde onarıldığı iddia olunan aracı her türlü dava hakkı saklı kalmak kaydıyla yetkili servisten teslim aldığını,  ancak  10:45’te servisten çıkış yapan aracın yine arıza sebebiyle yolda kalarak çekici marifetiyle 14:30’da tekrar yetkili servise getirildiğini,  05.09.2016’da aracın değiştirilmesi talebini kabul etmeyen davalıların aracın tamir edildiğini bildirdiğini,  yine dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilince yukarıda belirtildiği üzere daha fazla maddi zarara uğramamak adına aracın teslim alındığını,  19.04.2016 tarihinde arızalanan aracın 05.09.2016 tarihinde yani yaklaşık 5 ay sonra tamir edilip müvekkiline teslim edildiğini, davacı müvekkiline aracın yerine başka bir araç verilmemiş olması, geçen her gün zararın büyümesi, büyük bir aracın serviste kalmasının servisi de zor durumda bırakabileceği düşüncesiyle aracın teslim alındığını, aracın gizli ayıplı olduğunu, garanti belgesi kapsamında satışı yapılan bir malın  aynı arıza onarımdan sonra da gerçekleştiğinden cihetle Garanti Belgesi Yönetmeliği Madde 9 gereği aracın malın muhatap şirket tarafından teslim alınarak ayıpsız misli ile değiştirilmesi gerektiğini,  tacir olan müvekkilinin ticari işlerini yapmak ve taahhütlerini yerine getirmek üzere dava konusu kamyonu/aracı satın aldığını,  ancak aracın yaklaşık 5 ay çalışmaması nedeniyle müvekkilinin işlerinin  aksadığını, aracın  nakliyede kullanıldığını, özel olarak dizayn edildiğini, araç üstüne ekipman yerleştirildiğini,  bu aracın yerine basit, sıradan bir kamyon ikame edilmesinin imkansız olduğunu, bu aracın yapacağı işleri de başkaca bir kamyonun/aracın yapmasının da olanaklı olmadığını,  temizlik işleri yapan müvekkilinin ticari yükümlülükleri çerçevesinde taahhüdünü gereği gibi yerine getirememesi, işleri eksik yapması yahut bir süre yapmamasının mümkün olmadığını, aksi taktirde kendi ticari sözleşmesini kaybetme, eksik iş nedeni ile tazminat ödeme riski ile karşı karşıya kalacağını, davalının basiretsiz tutumu nedeniyle müvekkilinin özel olarak dizayn ettirdiği kamyonu kullanamadığını, işlerinin aksadığını, daha fazla yevmiye ile adam çalıştırdığını,  diğer araçlarına ve çalışanlarına fazla mesai yaptırdığını,  bu şekilde dahi zararı engellemesinin mümkün olmadığını, zira  aracın günlük yaptığı seferlerle belli tonajda atığı nakliye ederek ticari kazanç sağladığını, araç çalışmadığı sürece müvekkilinin  zarar ettiğini,   bugün için bir çalışıp bir duran araçta zararın daha fazla büyümemesi için  aracın müvekkili tarafından kullanılmaya çalışıldığını,  ancak, bu hususun asla aracın kabulü anlamına gelmediğini,  bu noktada aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini ve aracın serviste kaldığı,  çalışmadığı günlere ilişkin ticari zararlarını talep etmek zorunda kaldıklarını, 5 ay serviste kalan  ve tonajı belli olan araç nedeniyle  her seferde ne miktar atık nakliye edebileceği belli olan aracın 5 aya yakın bir süre çalışmaması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın tespiti ve uğranılan zararın tam kusurlu davalılardan tazmini  gerektiğini,  davanın bunun için açıldığını ileri sürerek, ... plakalı, ... şase nolu ... 2015 model aracın serviste kaldığı süre dikkate alınarak ayıplı olduğunun tespitine  ayıplı araçtan davalıların müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduklarının tespitiyle, ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine,  yerine başka bir araç verilmeyen ve yaklaşık 5 ay süreyle kullanılamayan araç nedeniyle müvekkilinin ortaya çıkan ticari zararının tespiti ile fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000 TL'nin  01.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sanayi AŞ vekili, savunmasında özetle; dava konusu aracın ticari araç olması ve işbu uyuşmazlığa konu satım sözleşmesinin de ticari satıma dayanıyor olması nedeniyle, satılan aracın hukuki tabiyeti ve garanti şartları Türk Ticaret Kanunun atfıyla, Türk Borçlar Kanunu'na tabi olduğunu, bu doğrultuda, her şeyden önce, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, tarafların tacir olduğu ve somut olayda da ticari satım söz konusu olduğundan işbu uyuşmazlığa ticari satıma ilişkin hükümlerin uygulanacağının açık olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 23/1. maddesi atfıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219 vd. madde hükümlerine göre, malın ayıbı nedeniyle sorumlu tutulanın sadece satıcı olduğunu, satış sözleşmesinin tarafı olmayan imalatçının müteselsil sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava konusu aracın satıcısının, müvekkili şirketlerden ... Sanayi AŞ olmadığını,  müvekkili şirketin dava konusu aracın satış işlemine taraf olmadığını, bu itibarla, müvekkili şirketin taraf olmadığı bir sözleşmenin konusunu teşkil eden maldaki ayıp iddiasından dolayı sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, davanın her halükarda husumet yönünden müvekkil şirket lehine reddi gerekmekte olduğunu, ayıbın süresi içeresinde bildirilmediğini, dava konusu aracın, 28.08.2015 tarihinden 19.04.2016 tarihine kadar sorunsuz bir şekilde kullanılmasının, araçta üretimden kaynaklı bir sorun olmadığını açıkça gösterdiğini, bununla birlikte, araçta mevcut bir sorun olmadığını, zira yetkili servisin parça değişimini sağlayarak aracı onarmış olduğunu, davacının, yaklaşık bir yıl kullandıktan sonra diferansiyel arızasıyla servise başvurmuş ve yetkili servis, aracın ücretsiz onarımını gerçekleştirdikten sonra davacının halen aracın misli ile değişimini talep etmesinin kabul edilebilir olmadığını, onarımının gerçekleştirildiğini, hali hazırda arızası bulunmayan bir aracın bedel iadesi ya da misli ile değişimi Tüketici Kanununa tabi durumlarda bile söz konusu olamaz iken, davacının bir yıla yakın bir süre sorunsuz kullandığı aracın üretim hatalı olduğunu ileri sürmesinin  iyiniyet kapsamında değerlendirilemeyeceğini, somut durumda, araçtaki arızalı parça değiştirilmiş olduğunu ve araçta mevcut arıza ve değer kaybı olmadığını, davacının atıfta bulunduğu Garanti Belgesi Yönetmeliği madde 9/a'nın tüketiciler için düzenlendiğini, davacının tüketici olmaması sebebiyle bundan faydalanamayacağını, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının, dava dilekçesinde yer verdiği iddiaların gerçeği yansıtmadığını,  davacının, işleyecek temerrüt faiziyle birlikte 10.000-TL tazminat talebi hukuka uygun olmadığını, müvekkili şirket gıyabında yapılan incelemeye dayanılarak Büyükçekmece 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/75 D.iş dosyası kapsamında hazırlanan raporun, müvekkili şirket aleyhine delil teşkil edemeyeceğini, müvekili şirketin tespit talebinden, bilirkişi raporunun ... Sanayi AŞ'ye tebliğ edilmesi suretiyle haberdar olduğundan ve keşfin müvekkili şirkete haber verilmemesi sebebiyle keşfe katılınamamış olunduğundan, söz konusu tespitin müvekkil şirketin gıyabında yapılmış olduğunu, müvekkilinin ticari garanti uygulamasının onarım esasına dayandığını, araç değişi ve ya bedel iadesine ilişkin olmadığını,  davacının elinde bulunan garanti kılavuzunda da yer aldığını,  bu nedenle müvekkili şirket aleyhine delil teşkil etmemesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı şirket davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava hukuki niteliği itibariyle, dava konusu aracın onarımının uzun sürmesi ve geç teslim edilmesi dolayısıyla onarımda geçen sürede uğranılan kazanç kaybının tazminine ilişkin tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taraflar arasında davacı tarafından satın alınan araçtaki ayıbın niteliği, (gizli açık vs.) üretimden kaynaklı olup olmadığı, davalı ... Husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, araç ayıplı ise davalıların sorumlu olup olmadıkları, davacının kazanç kaybının oluşup oluşmadığı, oluştu ise miktarı ile zarardan davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında  toplanmaktadır. Tüm dosya kapsamına göre; davalıların tek satıcısı ve yetkili satıcı olduğu ... plakalı kamyonet niteliğindeki ticari aracın 28/08/2015 tarihinde davalı ... Ltd. Şti. tarafından davacıya satıldığı, söz konusu araçta meydana gelen diferansiyel arızası sebebiyle dava dışı servise çekilerek garanti kapsamında tamir edildiği, alınan bilirkişi kök ve ek raporunda özetle; dava konusu araçta gizli ve açık ayıp olmadığı, dava konusu aracın 19/04/2016 tarihinde dava dışı servise teslim edildiği, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 13/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren ve 19/04/2016 tarihinde yürürlükte olan satış sonrası hizmetler yönetmeliği ekindeki tabloda kamyon ve kamyonetlerin servis hizmetinin 30 iş günü içerisinde tamamlanmasının zorunlu olduğunun belirtildiği, bu durumda damperli kamyonun onarımının tamamlanarak en geç 25/05/2016 tarihinde sahibine teslim edilmiş olması gerektiği, ancak bu süreden tam 82 iş günü sonra ( tatil günleri hesaba eklenerek) 05/09/2016 tarihinde tamir edilerek sahibine teslim edildiği, emsal damperli kamyonun Haziran-Ağustos 2016  tarihinde günlük ortalama kira bedelinin 140,00 TL olduğu ve kira süresince davacının kendi aracını kullanamayacağı ve yıpranma olmayacağı için 20,00 TL nin düşürülmesi ile günlük ortalama zararının 120.00 TL olduğu ve davacının 82 iş günü  geç teslim sebebiyle 9.840,00 TL talep edebileceğinin belirtildiği, dava dilekçesi incelendiğinde davacının aracın ayıplı olması sebebiyle satış ile verilen garanti sözleşmesine dayanan geç teslime bağlı olarak zarar talep ettiği, alınan bilirkişi kök ve ek raporunda araçta meydana gelen hasarın aracın ayıplı olmasından kaynaklanmadığının, kullanıma bağlı oluştuğunun belirtildiği, her ne kadar davacı tarafından sunulan tespit raporundaki ayıba ilişkin kanaat ile dosyada alınan kök ve ek rapor arasında  çelişki oluşmuş ise de; bu çelişkinin giderilmesi için kurulan ara kararda belirtilen bilirkişi ücretinin süresi içeresinde yatırılmadığı gibi davacı vekilinin 12/10/2020 tarihli beyan dilekçesinde dava konusu aracın bilirkişi incelemesinde hazır edilmesinin mümkün olmadığı, zira aracın 3. kişiye devredildiğinin belirtildiği, devamla müvekkilinin araç maliki olduğu dönemde aracın çalıştırılamamasından kaynaklanan zararının mevcut olduğu  ve bu yöndeki tazminat talebine ilişkin davasının devam ettiğini belirterek bilirkişi ücretinin bu kapsamda değerlendirmesini ve tespitini talep etmiş olduğu görülmekle aracın yapılacak incelemede hazır edilmesinin devralan davacının davaya katılmaması sebebiyle mümkün olmadığı  dolayısıyla ayıp yönünden inceleme yapılmasının ve rapor tanziminin mümkün olmayacağı gözetilerek bu hususta yeniden ara karar oluşturulmadığı, davacının bir diğer talebi olan kazanç kaybı yönünden alınan rapor içeriklerinin dosya kapsamına uygun olduğu, davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu diğer olumlu zararlarının ise satış ve garanti sözleşmesi kapsamında davalılardan talep edilemeyeceği kanaatine varıldığından yeniden  rapor alınmasına yer ve gerek olmadığı, davacının kazanç kaybı talebi yönünden aracın onarımının başka bir serviste yapılmış olması, toplanan deliller ve alınan raporlar ışığında araçta meydana gelen hasarın araçtaki ayıptan kaynaklandığının açık olmadığı ve parça teminin geç yapılmış olması sebebiyle talebin garanti sözleşmesi kapsamında olduğu değerlendirilerek; davalı ... Ltd Şti'nin sorumluluğunun bulunmadığı, bu hususta verilen garantinin diğer davalı ... San. A.Ş tarafından davacıya verildiği, dolayısıyla davalı ... Ltd Şti aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... Sanayi A.Ş. aleyhine açılan kazanç kaybına ilişkin davanın kısmen kabulü ile 9.840,00 TL'nin 01/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, davalı ... AŞ aleyhine açılan kazanç kaybına ilişkin davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... AŞ aleyhine açılan kazanç kaybına ilişkin davanın kısmen kabulü ile 9.840,00 TL'nin 01.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ  vekili  ve davalı ... Sanayi AŞ vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  kararın haklı ve hukuka uygun olduğunu,  fakat müvekkili lehine diğer davalı ile birlikte tek maktu  vekalet ücreti hükmedilmesi yönündeki kararının  hatalı olduğunu, davanın, müvekkili yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddi halinde kendini vekil ile temsil ettiren davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bunun yanında müvekkiline karşı açılan davanın ret sebebi ile diğer davalı ... Sanayi AŞ'ye karşı açılan davanın reddi sebepleri birbirinden farklı olup AAÜT  hükümlerine göre red sebepleri birbirinden farklıysa davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mezkur davada davalılar yönünden red sebebinin birbirinden farklı olduğundan her bir  davalı yönünden ayrı ayrı  vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın düzeltilerek müvekkil aleyhine maktu vekalet ücreti hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... San. AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu arızanın arızanın üretimden kaynaklı olmadığının açık bir şekilde tespit edildiğini,  müvekkilinin  garanti sözleşmesindeki taahhüdü, malın garanti süresi içerisinde gerek malzeme ve işçilik gerekse de montaj ve tasarım hatalarından dolayı arızalanması hallerini kapsadığını,  somut olayda, söz konusu arızanın üretim kaynaklı olmadığını, kullanıcı kusuru nedeniyle arızalandığının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, kullanım kaynaklı meydana gelen arıza nedeniyle müvekkiline sorumluluk yükletilemeyeceğini, atıf yapılan Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a dayanılarak çıkartılmış  olduğunu, işbu uyuşmazlıkta uygulama alanı bulamayacağını, dava konusu araç için verilmiş olan ticari garanti belgesinde de 30 işgünü içinde tamir taahhüdü yer almadığını bu sürenin sadece tüketici garantisinde yer aldığını,  ekte garanti belgesini sunduklarını,  davaya konu araç için azami tamir süresi bulunduğu, bu sürenin 30 gün olduğu ve somut olayda 30 günlük bu sürenin geçirilmiş olduğundan bahisle müvekkili aleyhine sorumluluk değerlendirmesi yapılmasının  hatalı olduğunu,  müvekkilinin  30 günlük sürede tamir yükümlülüğü/taahhüdü, sadece hukuki anlamda tüketici statüsüne karşı bulunduğunu, davacı tacir olduğundan  davacının  iş bu taahhüdün kapsamına dahil olmasının hukuken mümkün  bulunmadığını, dosya kapsamında yer alan bilge ve belgelerde, dava konusu aracın davacıya 5.9.2016 tarihinde teslim edildiğine ilişkin bir belge de yer almadığını, davada davalılar yönünden verilen ret sebebinin birbirinden farklı olduğunu, bu bağlamda, her bir davalı için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken iki davalı yönünden tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ayıplı araç satışı nedeniyle meydana geldiği iddia olunan kazanç kaybının davalılardan tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın ... Sanayi ve Ticaret AŞ yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... San. AŞ yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesince 09.02.2021 tarihli duruşmada davacının aracın misliyle değişim talebinin tefriki ile ayrı esasa kaydedilmesine karar verilmiş, davacının diğer talebi olan aracın arızlanması ve tamir süresince aracı kullanamaması sebebiyle  oluşan zararının tazmini talebi yönünden ise davanın davalı ... AŞ hakkında  kısmen kabulüne,  davalı ... AŞ yönünden ise pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir. Davalı ... San. AŞ vekilinin  istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen hükme karşı  davalı ... San. AŞ vekilince  istinaf başvurusu yapılmış ise de, davalı ... San. AŞ vekili 30.03.2021 tarihli dilekçesiyle, istinaf başvurusundan feragat ettiğini bildirmişlerdir. Davalı ... San. AŞ vekilinin  vekaletnamesinde  kanun yollarından (istinaftan) feragat yetkisinin bulunduğu, dilekçenin elektronik imzayla imzalandığı belirlenmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... San. AŞ istinaf başvurusundan feragat etmesi nedeniyle HMK'nın 349. maddesi uyarınca istinaf  başvurusunun feragat nedeniyle reddine dair karar verilmiştir. Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekilinin  istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; AAÜT'nin 3/2 maddesinde,  müteselsil sorumluluk da dâhil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağının hüküm altına alındığı  görülmektedir. Somut olayda, dava değeri 10.000 TL olan eldeki davada davanın davalı ... AŞ yönünden   kısmen kabulü ile  9.840,00 TL'nin davalı ... AŞ'den alınmasına karar verilmiş, bu davalı yönünden 160.00 TL yönünden davanın reddine, diğer davalı ... AŞ yönünden  de pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece kendisini vekille temsil ettiren  ve ret sebebi farklı olan davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken  4.080,00 TL tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.  Zira ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca davalı Ford... AŞ lehine  AAÜT'nin  13/2 maddesine göre 160,00 TL vekalet ücretine, davalı ... AŞ lehine ise AAÜT'nin 7/2 maddesine göre 1.600,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekteydi.  Ancak ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle davalılar lehine hükmedilen  4.080,00 TL vekalet ücretinin müteselsilen tahsiline  hükmedilmediği, mahkemenin hatalı hükmünü istinaf edenin davalı ... AŞ olduğu,  istinaf edenin aleyhine hüküm verilemeyeceği, davacı tarafın da herhangi bir istinafı bulunmadığı nazara alındığında davalı ... AŞ'nin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı ... Sanayi AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 349/2 maddesi  uyarınca  feragat sebebiyle reddine,  davalı ... San.ve Tic. AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ise  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davalı ... San. AŞ vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 349/2 maddesi  uyarınca  feragat sebebiyle reddine,2-Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca   esastan reddine, 3-Davalı ... San. AŞ tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,  istinaf peşin karar harcının talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince, bu davalıya iadesine, 4-Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ'den davalıdan tahsiline, 5-Davalılar ... San. AŞ ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 7-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.28.11.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b65d814fc1cef42e","SID":"92d1c5197881cd9d"}}