{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1874 Esas <br>KARAR NO: 2024/1939 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/778 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİHİ: 24/10/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)<br>KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; Davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin 24/02/1993 yılında, beş kardeş ..., ..., ..., ... ve ... tarafından eşit paylı olarak kurulduğunu, ...'nin  25/12/2002 tarihinde ortaklıktan ayrılmış olup payını diğer dört kardeşe eşit olarak devrettiğini, ...'nin vefatından sonra mirasçıları olan müvekkillerinin şirkete ortak olduklarını, müvekkillerinden  ..., ... ve ...'nin müteveffa ...'nin oğulları, ...'nin ise eşi olduğunu, ... ve ...'nin davalı şirketin iki kişiden ibaret müdürler kurulunda üye olduklarını, müvekkillerinin miras bırakanı ve kardeşleri tarafından 18/10/1999 tarihinde ... A.Ş ve 16/10/2022 tarihinde ... Ltd. Şti'nin kurulduğunu, bahse konu tüm grup şirketlerinin yöneticisi ve  müdürünün ... ve ... olduğunu, ...'nin vefatından sonra miras yoluyla pay sahibi olan müvekillerine amcaları ... ve ... tarafından sürekli olarak aile şirketlerindeki hisselerinin kendilerine satılarak ortaklıktan ayrılmaları için hakkaniyete ve gerçeğe uymayan yöntemler ile türlü tekliflerde bulunulduğunu, teklifleri kabul görmediğinde ise bu kez müvekkillerinin şirket yetkilileri olan amcaları tarafından şirket işleyişinin dışında bırakıldığını, 29/07/2024 tarihli 2023 yılı olağan genel kurulunun hemen arkasından gerçeğe aykırı sebepler ileri sürerek ilk olarak müvekkili ...'yi işten çıkarttıklarını, 11/10/2024 tarihinde ..., ..., ... ve ...'yi işten çıkarttıklarını, davalı şirketin  müdürlerinin rekabet yasağına aykırı davranarak; mevcut aile şirketinin içini boşaltmak, ortak oldukları diğer ticari faaliyetleri minimum düzeye indirmek ve mal varlığını aktarmak maksadıyla müvekkillerinden gizli ... Limited Şirketini kurduklarını,  şirket yöneticilerinin yeni şirket kurması ve birçok işlemi yeni şirket üzerinden devam ettirmesinin yasaya aykırı olduğunu, bütün kardeşlerin kuruluşundan itibaren ortak olduğu 3 şirketin genel merkezi olan binanın da yaklaşık 22 yıldır aile şirketlerinden davalı şirket üzerinden kira kontratı devam ediyorken ... Limited Şirketi adına 10/06/2023 tarihinde kontrat yenilenerek grup şirketlerinin kira bedelinden daha yüksek bedeller ile alt kiracı yapılarak zarar ettirildiğini, haksız kazanç ve menfaat sağladıklarını, yine kurulan şirket ile ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin faaliyet alanlarının örtüşmekte olduğunu, ürün çeşidi ve pazarlama alanlarının aynı olduğunu, ... Şirketinin davalı şirketin ve diğer grup şirketlerinin araç personel ve depolarını kullanarak haksız fayda sağladığını, şirket kurulduktan sonra davalı şirketin satışlarının hızla düştüğünü ve faaliyetlerinin sonlandığını, rekabet yasağına aykırı olarak yeni bir şirket kurulması ve halihazırda müdürleri oldukları, ortak oldukları aile şirketlerinin uzun yıllar oluşturduğu müşteri portföyü, ilişki ağı, network, markalar, personel ve onlarca aracı kullanarak haksız kazanç elde ettiklerini, şirket müdürleri tarafından kurulan yeni şirketin adresinin, diğer grup şirketlerin adresi olan ... Mah. ... Sok. No:... NO:... Kartal/İSTANBUL olduğunu, TTK 396 maddesindeki rekabet yasağına ilişkin davanın  ve ilgili davaların şirket adına açılabilmesi için davalı şirkete temsil kayyımı atanmasını, şirket müdürleri tarafından haksız rekabet eylemlerine devam edilmesinin şirketin ve diğer ortakların nezdinde ekonomik olarak güç ve hatta imkansız zararlara sebep olacak mahiyette olduğunu, bu sebeple öncelikle tedbiren davalı ... ile ... Ltd. Şti arasındaki iş ve işlemler ile ticari faaliyetin tedbiren durdurulmasını, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü, TTK md. 235 uyarınca tedbiren müdürlerin temsil yetkisinin kaldırılarak dava devam ederken bu yetkinin bir kayyıma verilmesini, temsil kayyımının rekabete aykırı fiillerin önlenmesi ve bağlı davaların açılması konusunda yetkilendirilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/10/2024 tarih ve 2024/778 Esas sayılı ara kararında; \"alep,limited şirket müdürlerinin temsil yetkisinin ihtiyati tedbiren kaldırılması ve dava süresince   davalı şirkete kayyım atanmasına  ilişkindir. TTK’da kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmayıp TMK 403/2 maddesinde kayyımın belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için atanacağı, 427.madde ile de bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamış ise kayyım atanır hükmünü içermektedir. Ticaret şirketleri özel hukuk alanında faaliyet gösteren, kar elde etmek gayesiyle kurulan ve genel kurulu tarafından seçilen yöneticileri tarafından yönetilmesi gereken kurumlardır. Mahkemelerce zorunluluk olmadıkça yönetim yetkisine müdahale edilmemelidir. Organ azli davası açılmadığı halde  kayyım atanması isteği aynı zamanda şirket yöneticisinin yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına gelmektedir. Davacılar vekilinin ileri sürdüğü TTK'nın 235.maddesi kolektif şirketlere mahsus olsa da koşulları var ise limited şirket müdürünün azli davasında; davadan önce ve dava sırasında temsil ve yönetim yetkisinin ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılması mümkündür.  Ancak mahkememizde açılan dava müdürün azli talebine ilişkin değildir. Bu nedenle ilgili madde hükmünün uygulanması mümkün olamayacaktır. HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. \"şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Davalı şirkete,  şirket yöneticileri hakkında  TTK 396 maddesine dayalı dava açılabilmesi için  temsil kayyımı atanması talebi ile açılan davada davalı şirket müdürlernin yönetim yetkisinin kısıtlanması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davacının haklılığının yaklaşık olarak ispat etmesi gerekip, şirket müdürünün şirketi veya davacı ortağı zararlandırıcı işlemler yapabileceği ileri  sürülmüş ise de  davanın bulunduğu bu aşamada iddialarının haklılığı yönünden yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmakla,ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.\" gerekçesi ile; \"Davacının ihtiyati tedbir talebinin HMK 389. ve devamı Maddesindeki \"yaklaşık ispat koşulunu\" karşılamadığı görülmekle TALEBİN REDDİNE,...\" karar verilmiş, verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde detaylı olarak açıklandığı üzere davalı şirket yetkilileri tarafından rekabet yasağına aykırı olarak kurulan ... Ltd. Şti. davalı şirket ile aynı alanda faaliyet göstermekte olup davalı şirket üzerinden yapılan işlemler ile haksız kazanç elde edildiği, dolayısıyla davalı şirket ile ilgili şirket arasındaki iş ve işlemler huzurdaki davada uyuşmazlık konusu olduğu, keza bu sebeple davalı şirkete temsili kayyım atanmasının talep edildiği, haklılıkları hususunda yaklaşık ispatı sağlayacak deliller gösterilmesine rağmen Mahkemece talebin usul ve yasaya aykırı olarak reddine karar verildiği, bu sebeple istinaf başvurusunun kabulü ile ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasını, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalı şirket ile ... Ltd. Şti. arasındaki ticari faaliyetlerin tedbiren durdurulması için şirket müdürleri ... ve ...’nin temsil yetkisinin kaldırılarak dava devam ederken bu yetkinin bir kayyıma verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davalı şirketin yetkili müdürlerinin rekabet yasağına aykırı davrandığı ve şirketi zarara uğrattığı iddiası ile şirket adına davaların açılması için temsil kayyımı atanması ve temsil kayyımına yetki verilmesi talebine ilişkin davada,  davalı şirket ile rekabet yasağına aykırı olarak ilişkide bulunduğu ... Ltd. Şti. arasındaki ticari faaliyetlerin tedbiren durdurulması için şirket müdürleri ... ve ...’nin temsil yetkisinin kaldırılarak dava devam ederken bu yetkinin bir kayyıma devrine ilişkin ihtiyati tedbir talebidir. Mahkemece davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İhtiyati tedbir HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan geçici hukuki korumadır. 389. maddeye göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Ayn yasanını 390 Maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Kural olarak şirketler  genel kurul tarafından seçilen yöneticileri tarafından temsil ve ilzam edilir. TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca  bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Şirket  yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. Somut uyuşmazlıkta; davacılar vekili, davalı şirketin yetkili müdürlerinin dava dışı ... Ltd. Şti.ni kurarak ve bu şirket ile ilişki içerisinde bulunarak rekabet yasağına aykırı davranıldığı ve davalı şirketi zarara uğrattıklarını, şirketin zararının tazmini için davalı şirket adına açılacak davalarda şirketi temsilen temsil kayyımı atanmasını ve tedbiren davalı şirketin müdürlerinin yetkisinin kaldırılarak şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir. Ancak davalı şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi iş bu dava yöneticinin azli davası da değildir. Bunun yanında davacılar tarafından ileri sürülen iddialar ara karar tarihi itibariyle yaklaşık olarak ispat edilmediğinden ve  davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde (nitelikte) ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak;  ilk derece mahkemesi ara karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,  3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8610bdc4d4efab09","SID":"cb9e27d8210b0e85"}}