{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/621 <br>KARAR NO:2024/1819<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/11/2021<br>NUMARASI:2020/262 Esas - 2021/769 Karar<br>DAVA:Şirketin Feshi ve Tasfiyesi<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin 27/10/2016 tarihinde davalı şirkete hissedar olduğunu, şirket müdürü olarak davalı ortak ...'ın tek başına yetkili olarak şirketi yönettiğini, davalı şirketin inşaat işleri yapmakta olduğunu, şirket müdürünün diğer ortaklara danışmadan, ortaklar kararı almadan şirketin zararına inşaat sözleşmeleri yaptığını,inşaat maliyetini gerçek maliyetinin çok üzerinde bildirdiğini,daire satış bedellerini gerçek değerinin çok altında gösterdiğini, şirketin kar etmediğini, zarar ettiğini belirttiğini,defalarca defterleri inceletme talebinde bulunulduğu halde, olumsuz yanıt verildiğini, güven ortamı kalmadığını belirterek davalı şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>TEFRİK:Şirket ortakları ... ve ... bakımından açılan  dava tefrik kararı verilerek ayrı esas kaydı yapılmıştır.<br>CEVAP:Davalı vekili; davacı tarafın bugüne kadar şirketle hiçbir şekilde ilgilenmediğini ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davacı tarafın son çare olan şirketin feshi dava yoluna başvurmadan önce herhangi bir talepte bulunmadığını, diğer hukuki yolları tüketmediğini, davada şirket ortaklarına husumet yöneltilmesinin yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatına aykırı olduğunu, huzurdaki davada husumetin yalnızca şirkete yöneltilmesinin gerektiğini, müvekkil şirketin halen faal durumda olup ve 29.06.2018 tarihinde tamamlayarak teslim etmiş olduğu konut projesinde iskanın halen alınamadığını, şirketin sözleşmesel yükümlülükleri de devam ettiğinden şirketin feshi ve tasfiyesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; somut olayda, davalı şirketin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiği, şirket yönetiminde yöneticiden kaynaklanan nedenlerin TTK'nın 553 vd. maddeleri gereği müdürün sorumluluğunu gerektirse dahi feshi gerektirmeyeceği, bilirkişi incelemesinde bu noktada davacı lehine bir durum tespit edilemediği, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını inceletmediği yönündeki iddianın da tek başına ve münhasıran şirketin feshi iddiasının kabulü için yeterli olmadığı, davacının, şirketin TTK nın 636 madde  hükmünde belirtilen haklı sebeplere yönelik iddiasını somutlaştıramadığı ve ispatlayamadığı,davalı şirket tarafından tamamlanmış projeler olduğu, ancak proje bedellerinin tahsil edilememesi  ve iskan masrafının ödenmemesi karşısında ruhsat alınamadığı, bu durumun tek başına ve münhasıran şirket müdürünün sorumlu tutulmasını ve şirketin feshini gerektirmediği, proje bedellerinin ödenmemesinin dayanağı ile ilgili somutlaştırılmış bir vakıa olmadığı gibi iskan masrafının ödenememesiyle ilgili somutlaştırılmış bir vakıa da mevcut olmadığı, halihazırda faal olan şirketin iç yapısı içinde alacağı bir takım tedbirler alınmasına engel bulunmadığı, somut olayın özelliği gözetildiğinde halihazırda tamamlanmış projeleri olan ve sözleşmesel yükümlülükleri devam eden şirket yönünden fesih şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; davacı şirketin sadece bina yapmak için kurulduğunu, şirketin yönetmekle sadece ...'ın yetkilendirildiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yapılan binada yükleniciye düşen tüm dairelerin satıldığını ve bedelinin tahsil edildiğini, giderlerinin de bu satış bedelinden karşılandığını, ısrarla şirket hesaplarının incelenmesi talebine rağmen ...'ın bu talepleri reddettiğini, binadan düşen kar payının belirlenmesinin istenmesine rağmen mahkemece başkaca alternatif çözümler aranmasını gerekçe göstererek talepleri reddettiğini, binanın yapımının tamamlanması ile tasfiyenin gerçekleşmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, limited şirketin TTK 636. madde uyarınca feshi istemine ilişkindir.TTK nın 636/3 maddesi uyarınca limited şirketlerde haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. TTK nın  636/5 maddesinde  yapılan atıf nedeniyle limited şirkette sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir.Haklı sebepler, kanunda tahdidi olarak düzenlenmemiş olup yargı kararları ve doktrinde yer verilen bazı haklı sebep teşkil edebilecek fiil ve davranışlar, zorunlu organların mevcut olmaması, genel kurulun toplanamaması, bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, uzun süre kar dağıtılmaması, gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması, ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırtılmaması, aile şirketlerindeki husumet ve ortaklar arasındaki çekişmeler emsal oluşturabilecek niteliktedir. Sermayesi 600.000-TL olan davalı şirket, davacı (128.400-TL), dava dışı ... (434.000-TL) ve ...'nun (37.600-TL) ortaklığından teşekkül etmekte olup ortaklardan ... münferit yetkili müdür olarak görev yapmaktadır.Somut olayda davacı ortak, müdürün diğer ortaklara danışmadan, ortaklar kurulu kararı almadan şirketin zararına inşaat sözleşmeleri yaptığı, inşat maliyetini gerçek maliyetin çok üzerinde bildirdiği, şirkete ait daire satış bedellerinin gerçek değerinin çok altında sattığı, bu sebeple şirketin kâr edemediği, ortakların ticari defterlerin incelenmesi taleplerine olumsuz yanıt verdiği iddialarıyla davalı şirket ortaklığının feshi ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.Taşınmaz satışlarının ortaklar kurulu kararı alınmadan yapıldığı ileri sürülmüş ise de şirket esas sözleşmesi incelendiğinde, şirketin faaliyet konusu olarak diğer faaliyetlerin yanında taşınmaz alım satımına da yer verildiği görülmektedir. Bu durumda şirketin faaliyet konusuna giren bir hususta ortaklar kurulu kararı alınmasında zorunluluk bulunmamaktadır. Davacı tarafça, ortaklara şirket kayıtlarının incelettirilmediği ileri sürülmüş ise de davacının TTK'nın 614. maddesi kapsamında şirketin işleri ve hesapları hakkında bilgi almak amacıyla girişimde bulunduğuna, davalı tarafça davacıya bu hakkının kullandırılmadığına ilişkin bir delil ibraz edilmemiştir.Dosyaya gelen müzekkere cevaplarına göre davalı şirketin inşaat projesini tamamladığı, taşınmazların satıldığı, ancak iskanın alınamadığı anlaşılmaktadır. Davacının dairelerinin rayiç fiyat altında satıldığı, şirketin kar etmediği ileri sürülmüş ise de davacının bu iddiasını yargılama sırasında da somutlaştırmamış, rayicin altında satış iddiası soyut nitelikte kalmıştır. Bu şekilde şirkete zarar verildiği iddiası ispatlanamamıştır. Halihazırda tamamlanmış projeleri olan ve sözleşmesel yükümlülükleri devam eden davalı şirketin bu aşamada tasfiyesi şartları gerçekleşmediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70‬-TL harcın mahsubu ile kalan 346,9‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44763cba91e6e8f9","SID":"378b80cf6c152bb9"}}