{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 26/08/2024<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 17/12/2024<br><br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, Davalı tarafından icra takibine konu edilen ve bir örneği dilekçemiz ekinde sunulan bonolar incelendiğinde, müvekkil şirkete ait olduğu iddia edilen kaşenin üzerinde herhangi bir isim - soy isim bulunmadığı ve bir imzanın bulunduğu görülmektedir. (EK:1 - 28.02.2016 düzenleme, 28.05.2022 ödeme tarihli ve 100.000 USD  ile 700.000 USD bedelli bonolar)<br>Ancak müvekkil şirketin, bononun düzenlendiği 28.02.2016 tarihi itibariyle müvekkil şirket müdürü ... olup; harici araştırma neticesinde bu yönde bir senet imzalanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için imzanın müvekkil şirket yetkilisine ait olduğu kabul edilse dahi, bonoların daha sonradan ve eski tarihli olarak, davalı ile eski müvekkil şirket yetkilisi arasında muvazaalı şekilde düzenlenmiş ve imzalanmış olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı vekili tarafından daha önceki dava dosyalarına sunulan beyanlar da davalının elinde takip konusu senetlerin daha evvel mevcut olmadığına ve borç iddiasının 300.000 usd ile sınırlı olduğuna işaret etmektedir. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için senetlerdeki imzanın önceki yetkiliye ait olduğu ve senedin geçerli olduğu varsayılsa dahi, senetlerin doldurma anlaşmasına aykırı olarak doldurulması sebebiyle de işbu icra takibine itirazımızın kabulü gerekmektedir. İşbu dilekçemizin 1 nolu paragrafında da belirtildiği üzere, senet üzerindeki imzanın eski müvekkil şirket yetkilisi ... ait olmadığının kuvvetle muhtemel olduğuna dair uzman Bilirkişi Raporu mevcuttur. Keza dilekçemizin ilerleyen aşamalarında da ifade edildiği üzere; senedin sahte ve muvazaalı şekilde düzenlendiğine işaret eden bir çok maddi olgu ve yazılı belge de bulunmaktadır. Diğer yandan, her ne kadar İİK m. 72 gereği icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında teminat karşılığı takibin durdurulması mevzubahis olmasa da konuya ilişkin emsal kararlarda, senedin sahteliğine ilişkin kuvvetli emarelerin bulunması halinde 6100 sayılı HMK'nun ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri gereği icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerektiği belirtilmektedir. 6102 sayılı TTK m.5 gereği menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvuru bir dava şartı olduğundan, tarafımızca dava öncesi arabuluculuk başvurusu gerçekleştirilmiş olup; müzakereler neticesinde anlaşmaya varılamadığını gösteren son tutanak, işbu dilekçemiz ekinde sunulmaktadır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... eldeki dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı taraf dava konusu 700.000,00 $ ve 100.000,00 $ bedelli bonolardaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, bonoların temnat vasfında olduğunu iddia etmekle iddialar tahkikat aşamasında yapılacak araştırma ile ortaya konulabileceğinden, bu aşamada alacak kambiyo senedine dayandığından, yaklaşık ispat hususunda Mahkememizde kanat oluşmadığından tedbir talebinin reddine ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının lehtarı olduğu iki adet bonoya dayalı olarak müvekkili şirket hakkında ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadıklarına ilişkin açılan menfi tespit davasında icra takibinin durdurulması taleplerinin reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasındaki tek hukuki ilişkinin 30/11/2015 tarihli eser sözleşmesi ve eki protokolin ibaret olduğunu bu ilişki kapsamında ihtilaflı bedelin 250.000 USD olmasına rağmen müvekkili şirkete karşı takibe konu edilen toplam bono bedelinin 1.100.000,00 USD tutarında ve bonoların düzenlenme tarihlerinin protokol tarihi olan 28/02/2016 tarihi olduğunu bonolardan bir tanesinin ihtilaflı kısım olan  300.000 USD ile aynı olması ile takibe konu edilen iki bononun toplam protokol bedeli olan 800.000 USD ile aynı olması, icra takibine konu 300.000 USD tutarındaki bono üzerindeki vade tarihi ile diğer kısımların farklı yazıldığının açık olması davalının ihtilaflı 300.000 USD'nin tahsili hususunda yıllarca süren yargılamalara katlanmasına rağmen bu davalarda kesinlikle icra takibine konu ettiği bonoları ileri sürmemesi ancak 250.000 USD tutarının davada aleyhine karar verildikten sonra bonolara dayalı olarak icra takibine girişmesi müvekkili şirketin eski yetkilisini şirket nezdindeki yetkisinin, protokol ve bonoda görünen düzenleme tarihlerinden yalnızca bir kaç hafta sonra sona ermesi ve eski yetkilinin imza sahibi olduğu dönemde müvekkili şirketin açılış ve kapanış tasdikli ticari defterlerinde de bu senetlerin yer almaması hususları birlikte gözetilip davalı ve dava dışı eski şirket yetkilisi ... hakkında da Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundukları da dikkate alınarak icra takibinin durdurulması taleplerinin kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu  istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>İstinafa tabi ara karar, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin  26/08/2024 tarihli karardır.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Geçici hukuki koruma tedbirleri HMK’nın 10. Kısmında; ihtiyati tedbir, delil tespiti ve diğer hukuki koruma tedbirleri olarak düzenlenmiştir. Medeni usul hukuku dışında da geçici hukuki koruma tedbirleri de bulunmaktadır. Bunun en yaygın olanı da ihtiyati hacizdir.<br>HMK’nın 389. Maddesinde ihtiyati tedbirin, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde,” verilebileceğine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. İhtiyati tedbirin verilebileceği bu şartlar dikkate alındığında ihtiyati tedbirin amacı da ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan ihtiyati tedbir, yargılama ile elde edilmesi amaçlanan hakka kavuşmanın yarattığı sakıncaların giderilmesi açısından alınacak en önemli geçici hukuki koruma tedbiri olarak karşımıza çıkmaktadır.<br>1965 yılında yapılan yasal düzenleme ile hukukumuza giren menfi tespit davası, İİK 72/2. Maddesinde takipten önce açılan ve İİK 72/3. Maddesinde de takipten sonra açılan olmak üzere iki şekilde düzenlenmiştir. İİK 72/2. maddesi gereğince takipten önce açılan menfi tespit davasında talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde  icra takibinin durdurulabileceği, takipten sonra İİK 72/3. maddesince açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istenilebileceği şekilde bu davaya özgü ihtiyati tedbirler düzenlenmiştir.<br>Sonuç olarak; Davacı taraf  icra takibinden sonra İİK 72/3 maddesi uyarınca eldeki menfi tespit davasını açmış olup yukarıda içeriği aktarılan yasal düzenleme nedeniyle icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerinde ise de, davacının aynı zamanda bu talebi yerinde görülmez ise  İİK 72/3. maddesi gereğince icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesini de talep ettiği yasal düzenleme gereğince İİK 72/3.maddesi gereğince % 20 teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi hatalı olmuş olup davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 26/08/2024 tarih ve ... Esas sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-a-İhtiyati tedbir talebinin KISMEN  KABULÜ İLE,<br>b-İİK'nın 72/2.maddesi uyarınca icra takibinin durdurulması talebinin REDDİNE,<br>c-İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca talebin KABULÜ İLE  27.198.640,00 TL'nin %20'si olan 5.439.728,00'TL nakdi teminatın ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubunun ihtiyati tedbir talep eden tarafça kararın kendisine tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde ilk derece mahkemesine ibraz edilmesi ve dava dosyası ile icra dosyasındaki tarafların aynı olması halinde Şarkikaraağaç İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine girecek olan paranın İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi yönünden İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,<br>d-Tedbir işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>e-İhtiyati tedbir kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 393. maddesi uyarınca kararın tebliğ veya tefhim edildiği tarihten itibaren bir hafta içerisinde uygulanmasının talep edilmemesi halinde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağı hususunun ihtarına, <br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 427,60 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde  davacıya İADESİNE, <br>b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan  yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br>....<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"baabd5c34e806386","SID":"2504f553d705c2bd"}}