{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1844 <br>KARAR NO: 2024/1664<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t<br>ESAS NO: 2023/577 <br>KARAR NO: 2024/709<br>DAVA TARİHİ: 29/08/2018<br>KARAR TARİHİ: 14/10/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında taşeron sözleşmesinin imzalandığını, nüvekkilinin davalı şirket işyerinde çalışmak üzere elaman temin ettiğini, aralarında imzalanan sözleşmede davalı şirketin müvekkili personellerini kendi kadrosuna aldığı taktirde bu durumu bildirmesi gerektiğinin ve onay aldıktan sonra personelin bir aylık net maaşını müvekkiline ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirket sözleşmeye uymayarak toplam 48 işçiyi art arda kendi kadrosuna dahil etmiş ise de bu hususu müvekkiline bildirmediğini ve sözleşme gereği ödemesi gereken bir aylık net maaşı ödemediğini, bu nedenle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile takip bedelinin %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/05/2015 tarihinde imzalanan Taşeron Hizmetleri Sözleşmesinin sonraki yıllarda 2 kez sözleşme imzalanarak yenilendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında ticari ilişki neticesinde müvekkilinin davacıya toplamda 4.643.998,83 TL ödeme yaptığını ve ticari ilişkinin sonlandığı 31/12/2017 tarihi itibariyle davacıya hiçbir borcunun kalmadığını, bu tarihten sonra yeni bir sözleşme imzalanmadığını, ticari ilişkinin hiçbir döneminde müvekkili şirket bordrosuna geçen hiçbir çalışan için davacının herhangi bir hak ve alacak talep etmemesinin bu yönde bir talepte bulunmayacağının taahhüdü niteliğinde olduğunu, bu doğrultuda çalışan transferleri ile ilgili olarak taraflar arasında örtülü bir ilişki kurulduğunu, müvekkilinin davacı şirketle arasındaki ticari ilişkiyi sürdürmemesi sonucunda davacının bu talebini dile getirdiğini ve müvekkilini cezelandırmaya çalıştığını, zira davacının sözleşmenin sonlanmasından 5 ay sonra talepte bulunduğunu, sözleşme ilişkisi içerisinde bu hüküm işletilmiş olsa idi müvekkilinin bu sayıda personel transferi yapmayacağını, bu durumun ise davacının kötüniyetini gösterdiğini beyan ederek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI 1-Mahkemenin 11/11/2019 tarihli kararı; \"...taraflar arasındaki sözleşmenin devamı süresince davacı tarafça düzenlenen faturalarda sözleşmenin 4.5 maddesine uygun şekilde personel danışmanlık bedeline ilişkin talepte bulunulmadığı, davalı ... firmasına geçiş yapan işçilerin sigorta kaydında bu durumun açıkça anlaşılabilir olduğu dikkate alındığında davacı tarafın davalı tarafından kendilerine bildirim yapılmadığı, sonradan bu durumun öğrenildiği iddiasının da dinlenemeyeceği, davacının sözleşme süresince yapılan ödemeleri herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın kabul etmesi ve sözleşmenin 31.12.2017 tarihinde sona ermesinden sonra 31.05.2018 tarihinde düzenlenen ... no'lu faturaya dayalı alacak talebinin sözleşmenin 4.5 maddesine aykırı olduğu\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2-Dairemizin 21/06/2023 tarihli kararı; \"...ödeme emri tebligat parçasının dosya kapsamında ve UYAP sisteminde bulunmadığı ve mahkemece bu eksikliğin ikmal edilmediği anlaşılmakla, takibe karşı 7 günlük sürede itiraz edilip edilmediği ve davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süre içerisinde açılıp açılmadığı tespit edilememiştir. Somut olayda, dava konusu fatura davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı için, fatura nedeniyle alacaklı olduğu hususundaki ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı tarafından icra takip talebinde ve dava dilekçesinde, davalı tarafından kendi bünyesine geçirilen personellere ilişkin liste sunulmuş ancak bu hususta bir araştırma yapılmamıştır. Mahkemece, \"taraflar arasındaki sözleşmenin devamı süresince davacı tarafça düzenlenen faturalarda sözleşmenin 4.5 maddesine uygun şekilde personel danışmanlık bedeline ilişkin talepte bulunulmadığı, davalı ... firmasına geçiş yapan işçilerin sigorta kaydında bu durumun açıkça anlaşılabilir olduğu dikkate alındığında davacı tarafın davalı tarafından kendilerine bildirim yapılmadığı, sonradan bu durumun öğrenildiği iddiasının da dinlenemeyeceği, davacının sözleşme süresince yapılan ödemeleri herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın kabul etmesi\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı tarafından kendi bünyesine geçirilen personeller yönünden davacıya bir bildirim yapılmadığı anlaşılmakla, sözleşmenin 4.5. hükmü davacı tarafından alacağın istenebilir hale geldiği zamanı göstermekte olup bu süre içerisinde talepte bulunulmaması talebinden vazgeçtiği anlamına gelmediği gibi sözleşme süresi içerisinde davalı tarafından ödemelerin davacının düzenlediği faturalara dayalı olarak yapıldığı sabit olduğundan ihtirazi kayıt ileri sürülmesi de mümkün değildir. Bu durumda mahkemece davacının liste halinde sunmuş olduğu personellere ait SGK kayıtları getirtilerek, işçilerin davacı bünyesinde çalışmaya başladığı tarihin tespit edilmesi, 01/01/2017-31/12/2017 tarihleri arasında geçerli sözleşmeye istinaden çalışan işçilerden davalı bünyesine geçenler tespit edilerek, sözleşmenin 4.5. hükmü gereğince davacının alacaklı olduğu miktarın hesap ettirilmesi, bu hesabın ise dosya kapsamında yer almayan sözleşmenin eki niteliğinde olduğu 6.maddede ifade edilen \"Ek A\" temin edilerek yapılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece eksiklikler ikmal edildikten sonra gerekirse yeni bir rapor yada ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına...\" karar verilmiştir. <br>3-Mahkemenin 14/10/2024 tarihli kararı; \"...Mahkememizce yapılan yeniden yargılama ile davacı vekilince sunulan 2015 - 2016 - 2017 yıllarına ilişkin Maliyet Analiz Formu, 2017 Şubat, Mart ve Nisan aylarına ilişkin davalı şirekt yetkilisi tarafından e-mail yolu ile gönderilen puantaj dökümleri suretleri, SGK'dan davalı şirketin  01/01/2017 - 29/08/2018 tarihine ait çalışanları gösterir iş yeri kayıtları dosya içerisine alınmıştır. Dosya Mali Müşavir ve SGK Uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 30/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda; KDV hariç ödenmesi gereken tutarın 62.830,00 TL, 31.05.2018 tarihli faturanın KDV dahil bedelinin 74.139,40 TL olması gerektiği, icra takibinden önce temerrüdün gerçekleştiği tespit edilemediğinden işlemiş faiz hesaplaması yapılmadığı, 03.07.2018 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 74.139,40 TL alacaklı olduğu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında yazılan müzekkere ile; ödeme emri tebligatının borçlu şirkete 10/07/2018 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu belirtilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, BAM karar ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; BAM ilamı uyarınca SGK'dan celp edilen 01/01/2017 - 29/08/2018 tarihine ait çalışanları gösterir iş yeri kayıtları, ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişilerce tespit  yaptırılmış olup yapılan tespitlere göre, taraflar arasında 01.01.2017 tarihinde akdedilen sözleşmenin 4.5. maddesi “Müşteri deposunda ve Efor kadrosunda bulunan bir personelin müşteri tarafından kendi kadrosuna alınmak istenmesi halinde personelin 1 maaş bedelince danışmanlık hizmetleri bedeli takip eden ayın faturasına yansıtılacaktır” şeklinde olduğu, sözleşmenin “Hizmet Bedeli ve Ödemeler” kenar başlıklı 6. maddesi ise “Efor her ayın 5’inde geçen 30 günün hizmet bedelini tevkifatlı olarak faturalandırılacak ve müşteriye ulaştıracaktır. Ek A’da bildirilen Efor’un adam başı fiyat teklifi geçerli olacaktır…” şeklinde olduğu, dosya içeriğinde yer alan ve sözleşme eki olan Ek A da yer alan tutarlar incelendiğinde “brüt maaş” ibaresinde yer alan tutarların, Sosyal Güvenlik Kurumuna beyan edilen sigorta primine esas kazançların brüt tutarı olduğu, bu tutarlar üzerinden hesaplama yapıldığı, buna göre davacı şirketten davalı şirkete geçtiği belirtilen 40 kişinin 2017 yılı sözleşme eki Ek A da yer alan brüt maaş tutarının 1.777,50 TL olduğu, buna göre, bir kişi için 1.777,50 TL üzerinden maaş hesabı yapıldığında net tutarın; brüt 1.77,50, sigorta pirimi %14 248,85 , işsizlik primi %1 17,78, vergi matrahı 1.510,88, gelir vergisi %15 226,63, damga vergisi %0,759 13,49 olmak üzere net 1.270,75 olduğu, bu tutarın tek kişi için olduğuna göre 40 kişi için: 1.270,75 X 40 = 50.830,00 TL olduğu, öte yandan 8 kişi için sözleşme eki Ek A da brüt maaş 2.098,17- TL olarak gösterilmiş, Sosyal Güvenlik Kurumuna da bu brüt tutar sigorta primine esas kazanç olarak bildirildiği, şu halde tek kişi için net ödenecek tutarın;  brüt 2.098,17, sigorta pirimi %14 293,74 , işsizlik primi %1 20,98, vergi matrahı 1.783,44, gelir vergisi %15 267,52, damga vergisi %0,759 15,93 olmak üzere net 1.500,00 olduğu, 8 kişi esas alındığında toplam tutarın: 1.500,00 X 8 = 12.000,00 TL olacağı, sözleşme eki Ek A da yer alan tutarlar üzerinden dosya içeriğindeki listeye göre toplam tutarı bulmak için her iki tutar toplandığında, 50.830,00 + 12.000,00 = 62.830,00 TL’lik bir sonuç elde edildiği, şu halde taraflar arasındaki sözleşme eki Ek A da yer alan tutarlar üzerinden yapılan hesaplamada dikkate alınması gereken tutar; 62.830,00 TL olduğu,  KDV hariç ödenmesi gereken tutarın 62.830,00 TL, 31.05.2018 tarihli faturanın KDV dahil bedelinin 74.139,40 TL olması gerektiği, icra takibinden önce temerrüdün gerçekleştiği tespit edilemediğinden işlemiş faiz hesaplaması yapılmadığı, 03.07.2018 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 74.139,40 TL alacaklı olduğu...\" gerekçesiyle; \"1-Davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin 74.139,40-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek % 9,00 oranında ve TCMB tarafından belirlenen değişen oranlarda  yasal faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İİK. 67/2. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20’si oranında (14.827,88-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme neticesinde hatalı karar verildiğini, davacının 3 yıllık ticari ilişkinin bitiminden 5 ay sonra taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 4.5. maddesine dayanmak sureti ile fatura düzenlemesinin gerek sözleşmeye gerekse TTK md. 18/2’ye açıkça aykırı olduğunu, davacının sözleşmenin ifası süresince temin ettiği çalışanların müvekkili şirket kadrosuna geçirilmesine sessiz kalarak maddeyi zımni olarak yürürlükten kaldırdığını, işçilerin neredeyse tamamının 2017 yılının Ağustos ve Eylül aylarında ayrılıp aynı tarihlerde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, davacının ise müvekkili ile ticari ilişkisinin devam ettiği tarihlerde herhangi bir talepte bulunmadığını, davacının bu süreçte hiçbir talepte bulunmamasının müvekkili ile olan ticaret hacminin yaklaşık 5.000.000,00 TL (Beşmilyon Türk Lirası) olması ve bu ticari ilişkiyi sekteye uğratmak istememesinden kaynaklandığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemesi kaydı ile işbu maddenin yürürlükte olduğu kabul edilse dahi davacının müvekkilinin herhangi bir çalışanı kendi bordrosuna geçirdiği ayı takiben çalışanın 1 maaş bedelini faturaya yansıtması gerektiği aşikar olup ticari ilişkinin bitiminin üzerinden 5 ay geçtikten sonra işbu maddeye dayalı olarak herhangi bir hak talep edemeyeceğini, ayrıca müvekkili tarafından kendi kadrosuna alınan çalışanların davacı tarafından bir başka iş yerinde çalıştırılma ihtimalleri olmadığından davacının uğramış olduğu herhangi bir zararın da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafın KDV isteyemeyeceğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasında; davacı tarafından 74.493,40 TL asıl alacak, 514,31 TL işlemiş faiz (yasal faiz %9) olmak üzere toplam 75.007,71 TL alacağın, asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle 03/07/2018 tarihinde takip başlatıldığı, ödeme emrinin 10/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça yasal süre içerisinde 17/07/2018 tarihinde ödeme emrine itiraz edildiği ve davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca 1 yıllık hak süşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. Takibe konu fatura ... no.lu, 31/05/2018 tarihli, \"Personel Danışmanlık Bedeli\" açıklamalı KDV dahil 74.493,40 TL olarak düzenlenmiştir. Takip talebinde ayrıca davalı şirkete geçiş yapan 48 personelin listesi sunulmuştur. Taraflar arasında \"Entegre Hizmetleri Sözleşmesi\" başlıklı, davacının \"Efor\", davalının \"Müşteri\" olarak anıldığı, ilki 01/05/2015-31/12/2015 tarihleri arasında, ikincisi 01/01/2016-31/12/2016 tarihleri arasında, üçüncüsü ise 01/01/2017-31/12/2017 tarihleri arasında geçerli üç sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmenin Konusu başlıklı 1.maddesi; \"İşbu sözleşmenin konusu lojistik alanında koordinatör firma olarak 3.şahıslara hizmet veren Müşterinin depolarında saklanan 3.şahıs ürünlerinin; mal kabul, sipariş hazırlama, yükleme, boşaltma, istifleme ve Müşteri Saha Yöneticisi tarafından talep edilen diğer depoculuk işlerinin Efor tarafından yerine getirilmesidir.\", Müşterinin Yükümlülükleri başlıklı 4.maddenin 4.5.bendi; \"Müşteri deposunda ve ... kadrosunda bulunan bir personelin müşteri tarafından kendi kadrosuna alınmak istenmesi halinde personelin 1 maaş bedelince danışmanlık hizmetleri bedeli takip eden ayın faturasına yansıtılacaktır\", Hizmet Bedeli ve Ödemeler başlıklı 6.maddesi; \"... her ayın 5'inde geçen 30 günün hizmet bedelinin tevkifatlı olarak faturalandıracak ve Müşteri'ye ulaştıracaktır. Ek A'da bildirilen ...un adam başı fiyat teklifi geçerli olacaktır...\" şeklinde düzenlenmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.5.maddesi uyarınca davalı kadrosuna geçen personel için 1 maaş danışmanlık bedeli ödeneceği hususunda tarafların anlaştıkları açıktır. Sözleşmede bu bedelin takip eden ayın faturasına yansıtılacağı düzenlenmiş ancak davacı tarafından dava konusu fatura taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği 31/12/2017 tarihinden sonra tanzim edilmiştir. Mahkemece alınan raporda; taraf defterleri arasındaki tek farkın dava konusu 74.493,40 TL bedelli faturadan kaynaklandığı, faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olup, davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..\" şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Somut olayda, dava konusu fatura davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı için, fatura nedeniyle alacaklı olduğu hususundaki ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı tarafından icra takip talebinde ve dava dilekçesinde, davalı tarafından kendi bünyesine geçirilen personellere ilişkin liste sunulmuş, kaldırma kararının ardından mahkemece yapılan araştırmada isim listesinde yer alan 48 personellerin tamamının davalı şirkette çalışmaya başladığı tespit edilmiştir. Mahkemece mali müşavir ve SGK başmüfettişi bilirkişi heyetinden alınan raporda her bir işçi yönünden gerekli hesaplamalar yapılmış olup yapılan hesaplamaların dosya kapsamında yer alan kayıtlara uygun ve denetlenebilir olduğu anlaşılmakla, hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilmemiştir. Sözleşmenin 4.5. hükmü davacı tarafından alacağın istenebilir hale geldiği zamanı göstermekle, bu süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde talep hakkının sona ereceğine dair bir hüküm de sözleşmede yer almadığı gibi yine aynı sürede talepte bulunulmamasının davacının talebinden vazgeçtiği yönünde değerlendirilmesi ise mümkün değildir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesine göre, Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Dava konusu edilen alacağın ise sözleşmenin 4.5.maddesine göre davacı şirket çalışanı iken davalı şirket bünyesine geçen personeller nedeniyle talep edilen bir ücret olup mal ve ya hizmet teslimine ilişkin olmadığı anlaşılmakla, mahkemece 62.830,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken  KDV tutarı da dahil edilerek 74.139,40 TL'ye hükmedilmesi isabetli görülmemiş, davalı vekilinin istinaf talebinin bu yönden kabulü gerekmiştir. İİK'nın 67/2 maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" düzenlemesi yer almaktadır. İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır.  Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07/06/2006 tarihli, 2006/19-295 E. 2006/341 K. sayılı ilamı) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29/03/2023 tarihli 2022/6-1019 E. 2023/267 K. sayılı ilamında bu husus; \"...Likid alacak bakımından aranan “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, diğer bir anlatımla borçlunun, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” ölçütü birçok tartışmayı sona erdirmekle beraber, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin,  alacağın likid olup olmadığı ile ilgili başlı başına bir kıstas olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Çünkü mahkeme uygulamasında “hesap işi”, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerden olduğundan  borçlunun, kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğu asıl alacak ve temerrüt faizine itiraz etmesi hâlinde, mahkemenin, alacaklının alacağının miktarını, bizzat tespit etmeyip bilirkişi vasıtasıyla belirleyeceğinden, likid olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesi ile likid sayılmaması doğru olmayacaktır (Hukuk Genel Kurulunun 17.10.2012 tarihli ve 2012/9-838 Esas, 2012/715 Karar sayılı kararı).\" şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda; davacı şirket çalışanı iken davalı şirket bünyesine geçen personeller, bu personellerin aldıkları ücretler bellidir ve sözleşmenin 4.5.maddesine göre alacak tutarı hesaplanabilir niteliktedir. Bu durumda alacağın likit olduğu anlaşılmakla mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi yasaya uygundur. Ancak KDV tutarının reddi gerektiği için icra inkar tazminatının da KDV tutarı düşülerek 62.830,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanması gerektiği kanaatine varılmıştır. Yapılan açıklamalar uyarınca; mahkemece KDV dahil edilmeksizin, davanın kısmen kabulüne kararı verilmesi gerekirken, alacak tutarına KDV eklenmesi hatalı olduğundan, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2024 tarihli 2023/577 E. 2024/709 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK, a-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin 62.830,00 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b-İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan  12.566,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.291,92 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 1.280,95 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.010,97 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, ç-Davacı tarafından yatırılan 1.280,95 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davacı tarafından yapılan 5.900,00 TL bilirkişi ücreti, 232,50 TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 6.132,50 TL yargılama giderinden, kabul red oranı dikkate alınarak hesaplanan 5.136,58 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, e-Davalı tarafça yapılan bir gider olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, f-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, g-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan 12.177,71 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ğ-Yatırılan gider avansından artan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 2-İstinaf yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.693,71 TL'den mahsubu ile bakiye 1.266,11 TL'nin ilk derece mahkemesinde davalı tarafa ia<br>de edilmesine, c-Davalı tarafça yapılan 1.887,00 TL (istinaf harçları ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Yatırılan gider avansından artan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/12/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8104fc8a776d7acd","SID":"e210998005b15aec"}}