{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1865 <br>KARAR NO: 2024/1661<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2024/654 <br>DAVA TARİHİ: 31/10/2024<br>ARA KARAR TARİHİ: 11/11/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra takibi başlatıldığını, iş bu davanın itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, alacaklara konu olan yargılamanın daha önce İstanbul 10. ATM'de görüldüğünü, verilen ret kararının Bam tarafından iki kez kaldırıldığını, taraflar arasında 10/06/2009 tarihinde hisse devir sözleşmesi ve aynı tarihli ek sözleşme yapıldığını, ek sözleşme incelendiğinde 1 nolu başlıkta, alıcı davalılarca müvekkili satıcılara ödenecek olan 0,003 USD bedelin danışmanlık adı altındaki bir fatura ile ve lisans müddeti boyunca ödeneceği anlatılmaya çalışılmış olup son cümlesine bakıldığında aynen “Satıcılar bu hakkını alıcılara haber vermekle başkaca tüzel ve gerçek kişilere de devredebilirler” hükmünün yer aldığını, yani lisans müddeti boyunca ödenmesi gereken bu ücretin bir hak olduğunu, bu sözleşmedeki hususların davalılarca alınmış olan 2009/03 numaralı ve 05/08/2009 tarihli yönetim kurulu karar ile onaylandığını ve Kadıköy 13. Noterliğinde tasdik ettirildiğini, BAM kaldırma kararında hem ek sözleşmenin lisans bedeline yönelik düzenlenmiş olduğuna karar verilmiş olması, hem de Ortaklar Kurulu kararının yazılı delil olarak değerlendirilmesinin gerektiğine karar verilmiş olması karşısında davanın kabulü gerektiğini, ek sözleşme ile lisans müddeti boyunca yani 49 yıl boyunca üretilecek olan enerjiden 3 sent ...'a ödeme yapılması kararlaştırılmış ise de söz konusu bedel davalı tarafından vergi usul kanunu gereğince resmi şekilde ödenmesi gerektiğinden ve ... şahsen fatura kesemeyeceğinden, ...'ın göstereceği bir şirket tarafından ve danışmanlık faturası olarak fatura kesilmesinin kararlaştırıldığını, ...'ın alacaklarını davacı şirkete temlik ettiğini, icra takibinin ise bu nedenle davacı şirket tarafından başlatıldığını, işbu dava konusu iddiaların ve alacağın muaccel hale geldiğinin İstanbul 10. ATM'de görülen davada kanıtlandığını beyan ederek, müvekkili açısından telafisi güç zararların doğmasının önüne geçilmesi açısından dava konusu alacak bedelleri üzerinden ihtiyati haciz ve/veya  ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; \"İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/881 Esas, 2024/633 karar sayılı dosyaları celp edilmiş olduğu görüldü. İİK 257. Maddesinde, Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla  diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği öngörülmüştür.İİK 258. Maddesinin 1. Fıkrasının 2. Cümlesinde \"Alacaklı, alacağa ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.\" hükmü bulunmaktadır. Yaklaşık ispat kuralından hareketle ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir.İİK 257. Maddesinde para alacakları için ihtiyati haciz kararı verilebileceği belirtilmekle davacının davalılardan alacağının olup olmadığı mahkememizce yapılacak olan yargılama neticesinde ortaya çıkacağından  koşulları bulunmayan ihtiyati haciz talebinin reddine, HMK.nun 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceğinin veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK.nun 390. maddesine göre tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Davacının, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek delillerini sunmadığından haklılığı yapılacak yargılama sonucunda belirleneceğinden, HMK.nun 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir...\" gerekçesiyle; \"1-Davacının ihtiyati haciz talebinin İİK 257. Ve İİK 258. Maddelerine göre reddine, 2-İhtiyati tedbir talebinin, talep yargılamayı gerektirdiğinden reddine\" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, davanın yaklaşık değil neredeyse tam olarak ispat edildiğini, 2014 yılı üretilen elektrik nedeniyle  işbu davanın ikame edildiğini, müvekkili tarafından ayrıca bu güne kadar olan üretimler (2015-2016-2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023-2024) için de ayrı ayrı dava açılacağını, alacak miktarının büyüklüğü ve yapılan icra takiplerine itirazlar da düşünüldüğünde, müvekkilin alacağını alamama şüphesi/endişesi bulunduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını, ihtiyati haciz ve/veya  ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İnceleme ve değerlendirme Dava, 10/06/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ve aynı tarihli ek sözleşme uyarınca üretilen elektriğin kwh başına 0,003 USD tutarında belirlendiği iddia edilen bedelin 2014 yılı için üretilen elektrik üzerinden hesaplanan tutarının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı tarafça dava açılırken ihtiyati haciz veya ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça, ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz talep edilmiş ise de; Türk Hukuku'nda \"ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir\" şeklinde bir kurum bulunmadığından, talebin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmiştir. Uyuşmazlık, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik verilen kararın hukuka uygun olup olmadığı, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir...''; 390/2 maddesinde; \"Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.\" 390/3 maddesinde; \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır''; 391/1 maddesinde \"Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir\" düzenlemelerine yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 389/1 maddesi uyarınca ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Para alacakları ise ancak ihtiyati hacze konu olabileceğinden, ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Somut olayda, ihtiyati tedbir koşulları oluşmadığından ihtiyati tedbir isteminin reddi kararı netice itibariyle doğrudur. İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.\" hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nın 258/1 maddesinde yer alan \"…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….\" hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 23/01/2014 tarih 2023/18723 E.2014/1804 K.)<br>İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir. Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Somut olayda; davacı tarafça her ne kadar İstanbul 10. ATM'de görülen davada verilen karar ve BAM kararları nazara alınarak yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu ileri sürülmüş ise de; İstanbul 10 ATM'de görülen davada verilen ret kararlarının eksik inceleme neticesinde karar verildiği gerekçesiyle Dairemizce kaldırıldığı, kaldırma kararının ardından İstanbul 10. ATM'de yeniden görülen davada verilen kararın henüz kesinleşmediği ayrıca İstanbul 10 ATM'de görülen davanın 2013 yılı elektrik bedellerine ilişkin olduğu, eldeki davanın 2014 yılına ilişkin olduğu,  işbu dava konusu alacak talebi yönünden davacının haklı olup olmadığı, varsa alacağın miktarı, davalıların tamamının alacaktan sorumlu olup olmadıkları gibi hususların toplanacak deliller ve yapılacak inceleme neticesinde tespit edileceği, davacı tarafça sunulan delillerin bu aşamada alacağın varlığı ve muaccel olduğunu yaklaşık ispata yeterli olmadığından İİK'nın 257.maddesinde öngörülen ihtiyati haciz koşulları oluşmamıştır. Açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"648994b0804a13f5","SID":"4242740665477feb"}}