{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2021/1492 <br>KARAR NO:2024/2109<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:23/03/2021<br>NUMARASI:2019/534 Esas -  2021/346 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/12/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı olan dava dışı ... isimli şahsa ait ...plaka sayılı minibüsün karıştığı 11/03/2019 günlü trafik kazasında hasarlandığını, araç sahibinin aracında meydana gelen hasar onarım bedelinden kaynaklı alacağını vekil edeni şirkete devrettiğini ve temlik edenin aracında oluşan hasar onarım bedelinin 40.718,27-TL olduğunun 14/03/2019 tarihli ekspertiz raporuyla belirlendiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan ve zorunlu arabuluculuk başvurusundan da sonuç alınamadığını beyanla, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla, araç onarımından kaynaklı zarara karşılık olmak üzere 5.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden, bu talep kabul görmez ise de ihtar tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş, dava dilekçesinde ayrıca ekspertiz incelemesi için yapılmak zorunda kalının 720,71-TL'lik ödemenin de yargılama gideri olarak davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiş, 19/06/2020 günlü ıslah dilekçesi ile de; hasar bedeli alacağına ilişkin istek miktarını 28.659,49-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek;\"...davaya konu kazada dava dışı ...'ya ait ... plakalı araç sürücüsünün kendi yol bölümü olan şeridi takiben seyri sırasında aynı istikamette aynı şeritte önünde seyreden ... plakalı otomobilin önündeki aracın ani durması nedeni ile takip mesafesini korumadığından önündeki otomobile arkadan çarptığı, ...'in önünde giden aracı güvenli ve gerekli bir mesafeden takip etmediği, Karayolları Trafik Kanununun 56/c, 84/d ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 107, 157/4 maddelerinde açıklanan kusurları işlediği, kendi ve trafik güvenliğini tehlikeye attığı, kazanın meydana gelmesinde asli ve % 100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'nin öndeki araçla yeterli takip mesafesi içinde seyrettiği, önündeki aracın ani durması nedeni ile çarpmadan durabilmesi, ancak arkasından gelen aracın takip mesafesini korumayarak arkasından çarpması ve aracının, çarpmanın etkisi ile fırlayarak önünde ani durmak zorunda kalan araca çarpmasında alabileceği bir önlem bulunmadığı, ...'nin kazanın meydana gelişinde atfı kabil kusurunun bulunmadığı, ... plakalı araç sürücüsü ...'m araçların hasarlanmasıyla neticelenen trafik kazasının oluşumunda alabilecek herhangi bir tedbirinin bulunmadığı kendisine kusur izafe edilmesinin uygun görülmediği ve kazanın meydana gelişinde atfı kabil kusurunun bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin dava dışı ...'ya sigortalı araçta söz konusu kaza nedeni ile zararın poliçe teminatı kapsamında 12.058,78 TL ödemede bulunduğunu beyan ettiği, ödemenin yapıldığına yönelik dosyaya bir belge sunulmadığı, ancak davacı vekilinin son celsede dava dışı temlik edene yapıldığına dair beyanları kabul ettiği, mahkememizce usul ve yasaya uygun görülmekle hükme kısmen esas alınan kök ve ek bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği hasar tazminatının KDV dahil 40.718,27 TL olduğunun tespit edildiği, davalı tarafın yaptığı ödemenin düşülmesi halinde hasar bakiye bedelinin ( 40.718,27 TL - 12.058,78 TL) 28.659,49 TL olduğu, davacının bu tespit üzerinden davasını ıslah ettiği, her ne kadar ek raporda davalı sigorta şirketi nezdinde alınan ekspertiz raporunda ön camın daha önceden kırık olduğu ve ön cam silecek su deposunun önceden de kırık olduğu bilgisine itibar edilerek tazminatta indirim yapılmış ise de bu hususun ispata muhtaç olduğu değerlendirilmekle ıslahla arttırılan bedel üzerinden ve davalı sigorta şirketine araçta meydana gelen hasar bedelinin ödenmesi için 25/03/2019 tarihli ihtarnamenin davalı sigorta şirketine 26/03/2019 tarihinde teslim edildiği, buna göre 8 iş günü sonrasında temerrüdün oluştuğu dolayısıyla temerrüt tarihinin 05/04/2019 olduğu anlaşılmakla bu temerrüt tarihinden itibaren davanın kabulüne karar verilmiş, davacı dava konusu aracında hasar tespiti için ekspertiz hizmeti almış ve rapor için KDV dahil 720,71 TL hizmet bedeli ödemiş olduğundan 2019 yılı Sigorta Eksperleri Derneği tarifesine göre: davacının talep edebileceği ekspertiz ücreti KDV dahil 720,71 TL olduğu, ekspertiz ücreti ve hizmet bedeli yargılama giderleri içinde değerlendirilmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle; -Davanın ıslah dilekçesi ile arttırılmış haliyle KABULÜNE,-28.659,49-TL hasar bedelinin 05.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf sebepleri; sigortalı ... tarafından vekil edeni sigorta şirketine gönderilen ve  yargılama sırasında taraflarınca dosyaya ibraz edilen dilekçede; temliknamenin esasen sigortalının bilgisi dışında imzalatıldığı, talebin haksız bir talep olduğu ve hasar bedelinin de olması gerekenden daha fazla gösterildiği konusundaki açıklamalarla, müvekkilinin davaya karşı koyma nedenleri üzerinde hiç durulmadan karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, ayrıca davacı firmanın bizzat kendisi tarafından düzenlenen bir ekspertiz raporuna dayanılarak böyle bir davayı açamayacağı ve uyuşmazlığında bu rapor esas alınarak sonuçlandırılamayacağının karar yerinde gözetilmediği ve dahi ortada talep edilen miktar kadar bir zarar olduğu davacı tarafça usulüne uygun şekilde kanıtlanamadığı halde davanın yazılı biçimde tümüyle kabul edilmiş olmasının da kabul edilemez bulunduğu, kabule göre de davacı şirket tarafından herhangi bir hasar başvurusu yapılmadığından dava konusu edilen tutar için dava tarihinden ıslah edilen tutar için de ıslah tarihinden yasal faize hükmedilmesi gerekirken, davacı taraf lehine avans faizine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğu hususuna yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen araç hasar bedelinin kasko sigorta poliçesi kapsamında tahsili isteğine ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın karışmış olduğu 11/03/2019 günlü çoklu trafik kazasında hasarlandığı, sigortalı ... tarafından vekili aracılığıyla 25/03/2019 tarihinde davalı sigortacıya başvuruda bulunarak ... Şirketi tarafından düzenlenen 14/03/2019 günlü ekspertiz raporuna dayanarak KDV dahil 40.718,27-TL araç hasar bedeli ile 720,71-TL ekspertiz ücretinin tarafına ödenmesinin talep edildiği, bu istem üzerine davalı sigortacı tarafından hasar dosyası açılarak, 16/05/2019 tarihinde ...'ya 12.058,78-TL tazminat ödemesi yapıldığı anlaşılmakta olup, açıklanan bu hususlarda taraflar arasında da herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davacı şirket tarafından, sigortalı ...'nun  14/03/2019 günlü temlik sözleşmesi ile araç onarım bedeli alacağını temlik ettiği ileri sürülerek, iş bu sözleşmeye dayanarak eldeki dava açılmış ise de; davacı şirket tarafından dosyaya ibraz edilen temlik sözleşmesi incelendiğinde, iş bu sözleşmede hangi tarihte oluşan hasardan kaynaklanan alacağın temlik edildiği ve temlik edilen alacağın ne kadar olduğu konusunda herhangi bir belirleme bulunmadığı görülmüş; temlikname tarihinin de sigortalı tarafından davalı sigortacıya yapılan başvuru tarihinden önce olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca eldeki dava açılmadan önce alacağı temlik aldığını iddia eden davacı şirket tarafından davalı şirkete yapılmış bir başvuru da bulunmamaktadır. Alacağın temliki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 93 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 183. maddenin 1. fıkrasında kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği kabul edilmiş olduğuna ve bu durumda davacının  temlik tarihi itibariyle davalılardan olan alacağını temliknameye dayalı olarak isteyebilecek bulunmasına  (Bknz. Yargıtay 17.HD'nin 2020/3102 Esas, 2021/591 Karar sayılı ilamı) göre davacının görülmekte olan davayı açmasında kural olarak usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakta ise de; talep konusu alacak araç hasar onarım bedelinden kaynaklı bir alacaktır.Bu durumda, davacı şirket sadece temlik edene ait araçta oluşan hasar bedelinin  davaya  dayanak kılınan ekspertiz raporundaki kadar olduğunu ve  araç onarımı gerçekleşmiş ise  bu onarımın talep edilen miktar karşılığında yapıldığını ve  davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin fiili onarım bedelini karşılamadığını   kanıtlamalıdır.Dosya kapsamında, sigortalı aracın onarılması için ... Oto isimli yere bırakıldığı ve  onarımın da  bu yerde gerçekleştirildiği konusunda bir takım bilgiler mevcut ise de,  aracın gerçekten onarılıp onarılmadığı ve bu onarım  ...Oto tarafından gerçekleştirilmiş ise onarımın ne şekilde ve ne   bedel karşılığında yapıldığı mahkemece  araştırılıp belirlenmemiş ve taraflar da bu konuda somut herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.Yani görülmekte olan davada ne davacı  ne de davalı  aracın onarılıp onarılmadığını, onarılmış ise ne bedelle ve ne şekilde onarıldığını ve onarıma  ilişkin ödemeyi kimin yaptığını açıklamamış ve bu konuları gösterir herhangi bir belge ibraz etmemiş; davacı ise sadece dayanağı olan ekspertiz raporu ile belirlenen ve gerçek onarım bedeli olduğunu iddia ettiği KDV dahil hasar bedelinin kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Her ne kadar yargılama sırasında temin edilen 02/06/2020 günlü kök bilirkişi raporunda; hasarlı araca ait kaza fotoğrafları ile davacı tarafça ibraz edilen ekspertiz raporu incelendiğinde hasarların aracın ön bölgesinde gerçekleştiği, ön tampon, motor kapağı, ön çamurluk ve ön iç aksamlarında hasar olduğu, davaya konu hasar ile ekspertiz raporunun birbiriyle uyumlu bulunduğu, bu nedenlerle davacının talep edebileceği hasar tazminatının KDV dahil 40.718,27-TL olduğu bildirilmiş ve müteakip davalı tarafın itirazı üzerine temin edilen 03/03/2021 günlü ek raporda da; kök rapordaki görüş tekrarlanarak, davalının yaptırmış olduğu hasar ekspertiz raporunun eksik olduğu, örneğin; ön kaputun komple değişmesi gerektiği tespit edilmişken, kaputa yönelik kilit, menteşe, ses yalıtkanı ve aksesuara yer verilmediği, keza hasarlı araç fotoğraflarında plastik reflektörün hasarlandığı görülüyorken, hasar ekspertiz raporunda bu hususa yer verilmediği, ayrıca davalının yaptırmış olduğu ekspertiz raporunda değişen parçalarda %34 servis iskontosu yapıldığı, bunun anlamının eş değer parça kullanılacağı olduğunu, bu durumda; davalı sigorta şirketi tarafından yaptırılan hasar ekspertiz raporunun eksik ve hatalı bulunduğu kanaatine varıldığı, ancak iş bu sigorta ekspertiz raporunda bulgu olarak sunulan ön camın daha önce kırık olduğu ve ön cam silecek su deposunun önceden de kırık olduğu bilgisine itibar edilerek, bu iki parçaya yönelik parça fiyatları ve işçilik bedelleri, davacının talep edebileceği tazminattan düşülebileceği, buna göre davacının talep edebileceği hasar tazminatının KDV hariç 32.984,19-TL olduğu sonucuna varıldığı ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme mahkemece kabul edilir ise; davalının bakiye borcunun 20.945,41-TL olacağı açıklanmış ise de;  davacı tarafın dayandığı ekspertiz raporuyla, davalı sigorta şirketi tarafından yapıldığı belirtilen ödemeye dayanak kılınan ekspertiz raporu arasında ciddi fark olduğu anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere; sigortacı varsayımsal değil, sigortalısının talep konusu kaza nedeniyle uğradığı gerçek ve fiili zararı tazminle yükümlü bulunduğundan, mahkemece   davalı tarafın savunmaları üzerinde durulmadan ve eğer araç onarılmış ise  fiili durumun taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira  herkes iddiasını kanıtlamakla mükelleftir.Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; aracın onarımını sağlamış olması muhtemel ...'dan, sigortalı aracın talep konusu trafik kazasından sonra taraflarınca onarılıp onarılmadığı, onarım gerçekleşmiş ise bu onarımın nasıl ve ne bedel karşılığında yapıldığı ve  dahi yapılan onarıma ilişkin ödemeyi kimin karşıladığı sorularak,  onarıma ilişkin tüm bilgi ve belgelerin istenilmesi ve ondan sonra  ulaşılacak sonuca göre temlik edenin dolayısı ile de  temlik alanın  uğradığı gerçek zararın ne olduğunun tereddüt oluşmayacak biçimde  belirlenmesi olmalıdır.Aksine düşünce fiilen mevcut olmayan/gerçekleşmeyen bir zararın haksız tazmini gibi bir sonuca sebebiyet vereceğinden, hukuk sistemimizde  korunması olanaklı değildir.Bununla birlikte kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklı davada, sigortacının temerrütünün ihbar tarihinden itibaren 45 gün sonra gerçekleşeceğinin de gözetilmemesi doğru olmamıştır. Hal böyle olunca;  davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun  kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü kapsamında kaldırılmasına ve  az yukarıda açıklanan biçimde inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılarak taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından yeniden bir karar verilmek üzere  dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği  sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1-Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile,  İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  23/03/2021 tarih ve 2019/534 Esas -  2021/346 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde davalıya İADESİNE, 4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise  ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6951295ce6a7dfab","SID":"1d96864d0aa539d6"}}