{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1142 <br>KARAR NO: 2024/1768<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/03/2021<br>NUMARASI: 2019/723 Esas -  2021/255 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı müvekkilinin davalı şirkete 08.01.2019 tarihinde 526.496.46 TL tutarlı irsaliyeli fatura ile krom sattığını ve aynı gün teslim ettiğini, davalının borçlarının bir kısmını ödediğini, ancak  222.300 TL bakiye borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine İstanbul ...İcra Dairesi Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhinde icra takibine geçtiklerini, davalının haksız  itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ile itirazın iptaline, takibin devamına ve  alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmayacak şekilde takip tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi üzerinden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin bu ticari ilişki kapsamında davacı tarafa herhangi bir borcu olmayıp, 30.000 USD alacaklı olduğunu, davacının bu borcuna karşılık müvekkiline 31.07.2017 düzenleme tarihli 25.9.2017 ödeme tarihli 30.000 USD bedelli bonoyu teslim ettiğini, bono bedelinin ödenmemesi üzerine de davacı aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçtiklerini, müvekkilinin davacıya borcu olduğunun düşünülmesi halinde de bu alacağının takasının gerekeceğini, davacı tarafça ikame edilen haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi ve müvekkilinin 31.07.2017 düzenleme tarihli 25.9.2017 ödeme tarihli 30.000 USD bedelli bonoya dayalı borcu olduğunu bilmesine rağmen işbu davayı ikame eden kötü niyetli davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davanın icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı verilmesi istemine ilişkin olduğu, takibe dayanak alacağın 08/01/2019 tarih 526.496,46 TL bedelli fatura alacağının bakiye 222.300,00 TL lık kısmından kaynaklandığı, davalının davacıya borcu olmayıp 30.000 USD alacaklı olduğunu savunduğu, davacının davalı aleyhinde İstanbul ...İcra Dairesi Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığı, davalının da davacı ve dava dışı şahıs aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçtiği görülmüş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan muhasip bilirkişi incelemesinde, tarafların ticari kayıtlarının usulüne uygun tutulmuş oldukları, dava konusu takibe dayanak 08/01/2019 tarihli 526.496,46 TL bedelli faturanın taraf defterlerinde  kayıtlı olduğu, davacının ticari kayıtlarına göre davalıdan 507.547,31 TL alacaklı gözüktüğü, davalının kayıtlarına göre ise  2019 yılı sonu itibariyle davacıya 187.875,28 TL borçlu olduğu tespit edilmiş, davacının 526.496,46 TL bedelli fatura bedelinden 304.196,46‬ TL sının ödendiğinden bahisle 222.300,00 TL bakiye ana para alacağının tahsilini talep etmiş ise de ticari defterlerinde bu faturaya karşılık sadece 18.949,15 TL lık tahsilatın kayıtlı olduğu anlaşılmış olmakla, davalı tarafça davacıya borçlu olunmadığı savunulmuş ise de, takibe dayanak faturanın defterlerinde kayıtlı olması, bu faturaya karşılık yasal süresinde yapılmış bir itirazının yada düzenlenmiş bir iade faturasının olmaması, davalının yasal delil vasfı taşır kendi kayıtlarına göre davacıya 187.875,46 TL borçlu olduğunun tespit edilmiş olması ve davacının ticari kayıtları ile talebinin örtüşmemesi nedeni ile davalının ticari kayıtlarına itibar edilmiş, davacının davalıdan 187.875,46 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmakla,  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, takibe itirazının iptaline, takibin 187.875,28 TL alacak üzerinden devamına, davalının takas mahsup isteminin, mahsubu istenen 30.000 USD bedelli bonoda davacı ile birlikte dava dışı 3. Kişininde borçlu olduğu ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında borçlular hakkında takibe konu edilmiş olması nedeniyle reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının davalıya 31.07.2017 düzenleme tarihli 25.9.2017 ödeme tarihli 30.000 USD bedelli bonoyu teslim ettiğini, akabinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmiş fakat halen 30.000 USD bedelli bononun ödenmediğini, mahkemece işbu takas-mahsubu istenen bonoya dayalı takipte dava dışı 3 kişinin de davacıyla beraber borçlu olduğu belirtilmiş ise de bu durumun takas mahsuba herhangi bir engeli olmadığını, zira takas mahsubu istenen alacağının halen icra dosyasından tahsil edilemediğini, takas borcu sona erdiren nedenlerden biri olup takastan bahsedilmek için, her şeyden önce iki ayrı kimsenin karşılıklı olarak birbirlerinden alacaklı olmaları gerektiğini, henüz doğmamış veya takas anında sone ermiş alacaklar takas edilemeyeceğini, davalının alacağına konu bononun vade tarihi 25.9.2017 tarihi olup, icra takibine konu edilmiş ve henüz ödenmediğini, takas edilecek alacaklar aynı nitelikte ve aynı türden olması gerektiğini, mahkemece takas-mahsup talebinin göz ardı edildiği gibi davalı aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedildiğini, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira davalının davacı taraftan kesinleşmiş bir icra takibine dayalı alacağı bulunduğundan hiçbir şekilde kabul etmemekle beraber işbu borcu ödememekte haklı hukuki gerekçeleri de bulunduğunu, dolayısıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de hukuka aykırı olup davalının ödeme emrine itirazı haklı olup gelinen aşamada davalının davacıdan olan alacaklarını takas-mahsup ettiğinden itiraz etmekte haklı olduğunu, bu çerçevede davacının bakiye alacağı kalmayacağı dahi ortadayken davalının davacıya ödeme yapmasının hukuken beklenemeyeceğini, bu alacağının bilirkişi kanalıyla da hesaplandığını ve takas mahsup durumunda davacının bir alacağının bulunmadığının açık bir şekilde ifade edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satıma dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının alacağı bulunup bulunmadığı ve davalının ileri sürdüğü takas def'inin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı tarafça davalıya 08/01/2019 tarih ve 526.496,46 TL bedelli fatura düzenlenmiştir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura bedeli bakiye alacağı\" sebebine dayalı olarak 222.300,00 TL asıl alacağın 18.365,00 TL işlemiş faizi ile birlikte tahsili istemiyle 25/06/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf diğer savunmalarının yanı sıra takas def'ine dayanmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerine göre 507.547,31 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise, takibe konu faturanın defterlerinde kayıtlı olduğu ve takip tarihi itibariyle 187.875,28 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, davalının kendi ticari defterlerinde 187.875,28 TL borçlu olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davalının bu miktar itibariyle borçlu olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı tarafından, davacı ve avalist hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"31/07/2017 tanzim tarihli ve 30.000,00 USD bedelli bono\" sebebine dayalı olarak 30.000,00 USD TL asıl alacağın 4.246,03 USD işlemiş faizi ve 90,00 USD komisyonu ile birlikte tahsili istemiyle 04/02/2020 tarihli takip talebi ile takas iddiasına konu olan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Bu takibe konu bono  davacı ... tarafından davalı ...Ş. Lehine 31/07/2017 keşide ve 25/09/2017 vade tarihli olarak 30.000,00 USD bedelli olarak malen kaydıyla keşide edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 139/1. Maddesine göre, iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. TBK'nın 143/1. Maddesine göre de, takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Takas, iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden aynı cinsten ya da özdeş (aynı nitelikte) ve istenebilir olan alacak ve borçlarının,  taraflardan birinin takas  itirazını dermeyan etmesi  suretiyle borç ilişkisinin tamamen veya kısmen sona erdirilmesidir. Takas sonucu her iki borç daha az olan borç miktarınca sona erer. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlar. Takas talebi karşı dava olarak ileri sürülebileceği gibi karşı dava açmaya gerek olmaksızın def’i yoluyla da ileri sürülebilir. Takas bir def’i olduğundan taraflarca ileri sürülmeden mahkemece re’sen dikkate alınamaz. Ayrıca, takas geriye etkili olarak sonuç doğurur. Davalının takasını ileri sürdüğü bonoya dayalı alacağı vade tarihi olan 25/09/2017 tarihinde muaccel olmuş, davacının alacağı ise davalı tarafça inkar edilmeyen ve aynı zamanda teslim tarihi olduğu ileri sürülen 08/01/2019 tarihli fatura tarihi itibariyle muaccel olmuştur. Dolayısıyla davalının ileri sürdüğü takas 08/01/2019 tarihi itibariyle sonuç doğuracaktır. Kambiyo takibine konu edilen bono, işlemiş faizi ve komisyon toplamı 34.336,03 USD'nin takas edilebildiği tarihteki kur olan 5,4443 Türk Lirası üzerinden karşılığı 186.935,64 Türk Lirası ve bono bedeline 08/01/2019 tarihine kadar işleyecek faizden oluşan davalı alacağı nazara alındığında takasın ileri sürülmesiyle davaya konu edilen ve 187.875,28 TL olduğu anlaşılan davacı alacağı sona ermiş durumdadır. Aynı miktarda davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu ettiği alacağı da sona ermiştir. Davacı tarafça, davalının takasa konu ettiği bononun teminat olduğu ileri sürülmüş ise de senet üzerinde malen kaydı bulunmakta olup bu kaydın aksi yazılı delille ispatlanmalıdır. Dosyada bu yönde bir delil bulunmadığı gibi, söz konusu bononun davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasının sonucu bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davalının takas def'inin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davalının icra takibine konu ettiği alacağının takas edilemeyeceğinden bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Takas nedeniyle davanın REDDİNE, 2-Davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Başlangıçta peşin olarak alınan 2.593,00 TL harcın işin hitamında alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından, fazla alınan 2.165,4‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 35.568,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 23,50 TL olmak üzere toplam 185,6 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b117250baac93ff3","SID":"47fd2132867541d4"}}