{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1258 <br>KARAR NO: 2024/1706<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/10/2020<br>NUMARASI: 2018/702 Esas -  2020/571 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Banka ile dava dışı ... San. Ve Nak.Tic.Ltd.Şti arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden krediler kullandırıldığını, kefillerin müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladıklarını, kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin yapılmadığını, hesabın kat edilerek asıl borçlu ve kefillere keşide edildiğini, yine ödeme yapılmaması üzerine rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, ancak haksız ve kötü niyetli itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, alacağın likit olduğunu iddia ederek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Davacı banka ile dava dışı ...Ltd.Şti arasındaki 18/01/2011 tarihli 150.000 TL tutarlı, 12/06/2014 tarihli 300.000 TL tutarlı, 21/11/2012 tarihli 650.000 TL tutarlı, 05/11/2015 tarihli 1.250.000 TL tutarlı genel kredi ve teminat sözleşmesine davalıların müteselsil kefil olarak imza attıkları, anılan sözleşmelerden kaynaklı borcun ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından  hesabın kat edilerek davalı kefiller aleyhine 16/04/2018 tarihli ihtarnamenin keşide edildiği, 568.598,69 TL  nakti borcun ve 6.210,00 TL gayrinakti borcun bulunduğu bildirilerek 24 saat içinde ödenmesinin ihtaren bildirildiği, bu ihtarnamenin davalılardan  ... ve ...'a 17/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalılardan Yasin adına ise ihtarnamenin bila tebliğ iade edildiği, yapılan tetkikte davalı ... tarafından 2011 tarihli kefalet beyanında bildirilen adresine bu ihtarın gönderildiği, oysa sonraki tarihli kefaletlerinde davalı ...'in farklı bir adres bankaya bildirdiği tespit edilmiş, takibe konu alacak yönünden davalı ...'in temerrüdünün oluşmadığı, TTK 7/1-2 cümle maddesi gereğince işlemiş faiz alacağı isteminden sorumlu bulunmadığı kanaati Mahkememizde oluşmuştur. Davalılar ... ve ... yönünden ise tebliğ ve mehil gözetildiğinde 19/04/2018 tarihinden itibaren temerrütlerinin gerçekleştiği belirlenmiştir. Davalıların imzalarının bulunduğu sözleşmelerde taksitli ticari kredilerin açıkça düzenlenmiş olması karşısında her bir davalının takip ve davaya konu, taksitli ticari krediden kaynaklı borçtan kefaletleri kapsamında sorumlu bulundukları kanaati Mahkememizde oluşmuştur. Buna karşın gayrinakti alacak istemi yönünden kefillerin sorumluğu yönünden, çek bedellerinin depo edilmesine ilişkin davalı kefiller yönünden açık bir düzenleme bulunmadığı tespit edilmekle, gayrinakti alacak istemi yönünden talebin reddine karar vermek gerekmiştir.  Yapılan inceleme kapsamında, raporda takip tarihinden sonra yapıldığı bildirilen tahsilatların tarihlerinin esasında dava tarihi olan 08/06/2018 tarihinden sonrasına ait olduğu belirlenmekle infazda dikkate alınmasına dair karar verilmiş, yapılan tespitlere Mahkememizce iştirak olunarak davanın kısmen kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalılar dava dışı şirket ... San. Ve Nak. Tic. Ltd. Şti.'ye kullandırılan kredilere müteselsil kefil olduğunu, bilindiği üzere genel kredi ve teminat sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayanlar sözleşmede belirtilen azami tutar kadar, asıl borçluya kullandırılan ve kullandırılacak kredilerden müteselsil olarak sorumlu olduklarını, taraflarca imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmelerinde açık olarak, asıl borçluya kullandırılacak tüm krediler ve asıl borçluya teslim edilecek çek defterlerinde, asıl borçlu tarafından ödemede temerrüde düşülmesi durumunda müteselsil kefillerin de sorumluluğunun doğacağına ilişkin madde açık olarak düzenlenmiş olup bu nedenle, asıl borçluya kullandırılan tüm kredilerden ve gayrinakit riskten dolayı müteselsil kefillerin sorumluluğu bulunduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, gayri nakdi krediden davalı kefillerin sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Davacı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında muhtelif tarih ve limitlerde genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalılar bu sözleşmelere müteselsil kefil olmuştur.Davacı banka tarafından kredi borçlusuna çekilen Beyoğlu ... Noterliğinin 16/04/2018 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği ve kredi borcunun ödenmesi ihtar olunmuştur. Davacı takip alacaklısı tarafından, kredi borçlusu şirket ve davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"sözleşme, ihtarname ve hesap özeti\" sebebine dayalı olarak toplam 571.145,83 TL nakdi alacağın tahsili, 6210,00 TL'nin depo edilmesi istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 581/1. maddesine göre, kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Aynı Kanun’un 586/1. maddesine göre ise; kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bununla birlikte banka ile asıl borçlu müşterisi arasında imzalanan davalıların da kefil olarak imzaladığı genel kredi sözleşmelerinin 4.5. maddesinde, müteselsil kefilin kredi borçlusunun bankaya karşı borçlardan kefalet limiti dahilinde sorumlu olacağı belirtilmiştir. Ancak kural olarak kefil, asıl borçlunun bankaya karşı tüm yükümlülüklerini değil fakat bankanın çek sorumluluk bedelini muhataba tazmin etmesi hâlinde bu bedeli ödemeyi borçlanmaktadır. Zira henüz tazmin edilmeyen çek sorumluluk bedelinin depo edilmesinin borçlusu kefil değil lehine çek hesabı açılan asıl kredi borçlusudur (Reisoğlu, Seza: Türk Kefalet Hukuku, Ankara, 2013, s. 219). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun12.03.2020 Tarih, 2017/11-36 Esas ve 2020/290 Karar sayılı ilamında; kefil olunan gayrinakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefilin kendi hakkında da uygulanacağını genel bir ifade ile kabul etmesinin, kefili, teminat mektubu bedelini depo etme yükümlülüğü altına soktuğunu iddia etmenin, kanun koyucunun kefili koruma amacı ile çeliştiğine, zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubunun bedelini ayrı bir garanti sözleşmesi ile garanti etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanmasının uygun olacağına, bu durumda davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşmede açıkça teminat mektubunun bedelini depo etme yükümlülüğü bulunmadığından depo talebinden kefilin sorumlu olmadığının kabulü gerektiğine karar vermiştir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi dayanılan sözleşme maddelerinde, henüz ödenmemiş çek sorumluluk bedellerinden oluşan gayri nakdi kredinin depo edilmesinden asıl kredi borçlusunun yanı sıra davalı müteselsil kefilin de sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle çek sorumluluk bedeli tutarlarının depo edilmesinin davalı kefillerden talep edilmesi mümkün değildir.  HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0a55ba87d776996","SID":"98514d552530f6bd"}}