{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/642 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1527<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:10/12/2018 (Dava) -  30/12/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2018/1438 Esas - 2021/1173 Karar <br>DAVA\t\t: Tazminat (Trafik Sigortası Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 24/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24/10/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  30/12/2021 tarihli 2018/1438 Esas ve 2021/1173 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ... idaresindeki  davalı sigorta şirketine trafik poliçesiyle sigortalı ... plakalı araç ile 09.08.2018 tarihinde müvekkili ...  sürücüsü ... idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması nedeniyle müvekkil aracında maddi hasar meydana geldiğini, tramer kayıdında müvekkile ait araç sürücüsüne verilen %50 oranında  kusuru kabul etmediklerini,  müvekkil kaza esnasında yeşil ışıkta geçtiğinden kusuru olmadığını, diğer aracın ise kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle tam kusurlu olduğunun sabit olduğunu, kaza sonrası servise çekilen müvekkil aracının hasarı yapılan ihbar edilmesi üzerine açılan hasar dosyası kapsamında  eksper raporu doğrultusunda tespit edilen  Toplam KDV dahil 13.641,14 TL.ye tamir edilerek faturası kesilip müvekkiline teslim edildiğini, araçta meydana gelen hasar bedeli  13.641,14 TL olmasına rağmen sigorta şirketince %50 kusur oranına  binaen 21.09.2018 tarihinde 2.973,00-TL ödeme yapıldığını, kalan bakiye ödenmediğini, sigorta şirketinin yapmış olduğu eksik ödemeyi kabul etmediklerini, fiyatların yan sanayi parça fiyatları üzerinden  sigorta şirketinin dikte ettirmiş olduğu fiyatlardan tespit edildiğini, böylelikle fahiş oranda iskonto yapıldığını, müvekkilinin kusuru olmamasına rağmen kusur oranının %50 olarak alındığının görüldüğünü, sigorta şirketinin her  ne ad altında olursa olsun  çeşitli indirim ve iskontoları yaparak gerçek zarardan daha az ödeme yapmasını kabul etmediklerini, müvekkili eksper rapor tanzimi için  ödediği 236,00-TL ücretin yargılama giderlerine dahil edilmesi gerektiğini, yine müvekkili kaza nedeniyle  ödediği 250,00-TL çekme ve kurtarma bedelini temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte  davalıdan talep ettiklerini, ihbar tarihi olan 13.08.2018 tarihinden 8 iş günü sonraki  tarih olan 24.08.2018 tarihinden, bu mümkün olmadığı takdirde kısmi ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte hasar tazminatının ödenmesini talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkil aracının uğradığı hasar nedeniyle bakiye hasar bedeli için 100,00-TL nin 24.08.2018 tarihinden itibaren avans faiziyle hüküm altına alınmasını, eksper ücreti olan 236,00-TL nin yargılama giderleri içinde kabul edilmesini, çekici ücreti olan 50,00- TL nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket nezdinde dava konusı  ... plakalı araç trafik poliçesiyle sigortalı olduğunu, davacıya ait aracun 09.08.2018 tarihinde meydana gelen kazadaki  hasarın tazmini talebinde bulunulması üzerine müvekkil şirket tarafından açılan 41844415 nolu  hasar dosyası kapsamında yaptırılan ekspertiz incelmesi sonucu davacı aracında tespit edilen 5.946,56-TL hasarın davacının %50 kusur oranına isabet eden 2.973,28-TL hasar bedeli müvekkil şirket tarafından davacıya ödendiğini, eksper raporu uyarınca davacının müvekkil şirketten başkaca hasar talep etme hakkı bulunmadığını, ayrıca çekici ücretini de kabul etmediklerini, eksper raporuna göre yapılan ödeme ile müvekkil şirket tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, ihbar tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olduğunu, kusur oranlarının mahkemece belirlenmesi gerektiğini, müvekkil şirketin dava konusu olayda başkaca ödemesi gereken bir hasar tazminatı bulunmadığından davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''....Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 5.027,00 TL hasar tazminatının ve 250,00 TL çekici ücretinin, 24/08/2018 tarihinden itibaren, yasal faizi ile, davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, 236,00 TL eksper ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesine....''  şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyada aracın pert total kabul edilemeyeceği yönündeki İTÜ raporuna uyulması ancak yan sanayi parçalar üzerinden değil orjinal parçalar üzerinden gerçek zarar hesaplamasının yapılması gerekeceğinden müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığı kazada, sigortalı veya sigortacı sıfatını değil, zarar gören sıfatını taşıdığını, kazada hasarlanan aracını sigorta şirketinin onayıyla 13.300 TL'ye onarttığı ve cebinden onarım için bu bedeli harcadığı dikkate alınarak dosyada bulunan talep arttırım dilekçesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, talebimin kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek öncelikli olarak istinaf incelemesi tamamlanana kadar İCRANIN GERİ BIRAKILMASINA karar verilmesini, davalının istinaf isteminin yargılamayı uzatmak maksatlı ve dayanaksız olması  nedeniyle duruşma açılmadan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini, katılma yoluyla yaptıkları istinaf başvurusunun kabulüyle, İzmir 4 Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, talep arttırım dilekçesi uyarınca aracın ödenmeyen tamir bedeli olan 10.668,14 TL' nin temerrüt tarihi olan 24.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faziyle birlikte lehlerine hüküm altına alınmasını, verilecek yeni karar doğrultusunda vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin  karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.  <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı vekili 17.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın müddeabihini arttırmış olup taraflarınca işbu ıslah talebine itiraz edildiğini, KTK Md.109 ve Trafik Sigortası Genel Şartları Md.17 uyarınca motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, ayrıca ceza davasını ilgilendiren olaylarda ise ceza zamanaşımının dikkate alındığını, dava konusu kaza 09.08.2018 tarihinde meydana gelmiş olup zamanaşımı süresinin  dolduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2008/3479 E.,2008/5038 K. ve 03.11.2008 tarihli içtihatında da ıslahın zamanaşımı süresi içerisinde yapılması gerektiğinin belirtildiğini, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.04.2008 tarih,2008/4-326 E.,2008/325 K.sayılı ilamında ıslah işleminin zamanaşımı süresi içerisinde yapılması gerektiğinin belirtildiğini, Mahkemece ıslah talebinin kabul edilmesi hatalı olmuş olup,bozmayı gerektirdiğini, ayrıca davacıların kazası sonrası müvekkili şirket tarafından hasar dosyası açıldığını hasar bedeli 2.973,28 TL.olarak tespit edilerek ibraname ile davacılara ödendiğini, bilirkişilerin tespit ettikleri hasar bedelinden müvekkili şirket tarafından ödenen tazminatı mahsup eder iken tazminat bedelini güncelleştirmediğini ve bu şekilde mahsupun hatalı olduğunu belirterek davacılar tarafından ıslah yolu ile müddeabihin arttırılması Karayolları Trafik Kanunununda belirtilen zamanaşımı süresi dolduktan sonra yapıldığından ve müvekkili şirket tarafından davadan önce ibraname ile yapılan ödeme mahsup edilirken güncelleştirilmediğinden,usul ve yasaya aykırı kararın temyizen tetkiki ile bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, 09/08/2018 tarihli kazadan kaynaklı davacı aracında meydana gelen hasar nedeniyle bakiye hasar bedeli ve çekici ücretinin tazmini istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>6100 sayılı HMK.'nun 341-(2) maddesinde; \"miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir\" hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK.'nun Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK.'nun \"341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz\" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK.'nun \"341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı\" düzenlenmiş bulunmaktadır.<br>Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK.'nun 341-(2) maddesindeki kesinlik sınırı 5.880,00 TL olmuştur.<br>Davacı yönünden reddedilen 5.641,14 TL ve davalı yönünden kabul edilen 5.277,00 TL karar tarihi itibarı ile HMK.'nun 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altındadır. Bu durumda ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir.<br>Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi ise sonuca etkili değildir.<br>Buna göre; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, <br>3-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b ve 362/1-a maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"781bb7f7ef90a2b9","SID":"e224fc3b7d210688"}}