{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2278 <br>KARAR NO: 2024/2495<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/03/2024<br>ESAS NO: 2023/555 <br>KARAR NO: 2024/262<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 13/12/2024<br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Müvekkilinin mimar olduğunu, şahsına ait şirketin, ... Mahallesi ...Bulvarı ... Sokak ... Sitesi .../ Kayseri adresinde bulunan villaların inşaat işini üstlendiğini, villaların inşaatında kullarılmak üzere ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden 25.08.2015 tarihli fatura karşılığı polietilen beyaz boru ve aksesuarların satın alındığını, alınan boruların yukarıda adresi verilen inşaatta kullanıldığını, boruların bütün işlemleri bittikten sonra 2016 yılında testinin yapıldığını, test işlemleri sırasında boruların 3 ayrı seferde farklı yerlerden su kaçırdığını, bunun üzerine ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine borularda ayıp bildiriminde bulunulduğunu, firmanın girişimleri ile borunun imal edildiği fabrikadan yetkililerin geldiğini, gelen yetkililerin ayıplı boruların bir kısmının (30 metre) hatalı olduğunu ikrar ederek değiştirdiklerini, daha sonra borular için delil tespiti istenildiğini, dava konusu bu boruların 50 yıl ve daha uzün süre üzeri kullanılan temiz su boruları olduğunu, dava konusu boruların defaten su kaçırdığını ve halen kaçırmaya devam ettiğini, bu kaçakların KASKİ ve müvekkili tarafından tamir edildiğini, her seferinde yeraltına döşenmiş olan boruların tamirleri için üzerine döşenmiş olan kilit taşları sökülüp kazı işlemi yapıldığını, şu ana kadar 8 kez tamirat işleminin çıktığını, son tamirin KASKİ tarafından 24.09.2019 tarihinde yapıldığını, boruların her seferinde farklı yerlerden kaçırma yaptığını, boruların tamamının hatalı olup değişiminin gerektiğini, değişim yapılırken doğalgaz, elektrik, fiber kablo, pis su ve temiz su hatlarının aynı yerde olduğunu, bu sebeple ayıplı boruların değişimi için dikkatli bir şekilde kazının elle yapılmasının gerektiğini, borular değiştirildikten  sonra kazı yapılan yerlerde bozulan kilit parkfxşaşlanrım döşenmesi ve çimlerin yeniden ekilmesinin gerektiğini, kepçe ile kazı yapılmasının mümkün olmadığını, yapılacak bunca işlemin söz konusu ayıplı borulardan kaynaklandığını, satıcının doğrudan ve dolaylı zararların tamamından sorumlu olduğunu, 2018 yılında meydana gelen kaçak nedeniyle KASKİ'ye haber verildiğini, KASKİ çalışanlarının kaçağı tamir ettiklerini, tamir sırasında söz konusu boruların hatalı olduğu ve tamamının değişiminin gerektiğini bildirdiklerini, bu durumu tekrar satıcıya bildirdiklerini, satıcının borulardaki arızaların üretimden kaynaklı olduğunu belirtip, kendilerini ...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine yönlendirdiklerini, şirket yetkililerinin borulardaki sorunun depolama hatası olduğunu söyleyerek hatanın kaynağının ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğunu söylediklerini, bu sürecin ardından aleyhine delil tespiti talebinde bulunulan ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine Kayseri 8. Noterden ihtar çekilerek uğranılan müspet zararın talep edildiğini, ihtara karşı cevap veren ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ayıbın üretimden kaynaklandığını, ayıbın kendilerine yüklenemeyeceğini belirterek ihtarnameye husumet yönünden itiraz ettiğini, bu konuda satıcının ağır kusurunun bulunduğunu, satıcının ayıp sebebiyle sorumluluğunun ihbar süresine bağlı olmaksızın geçerli olduğunu, bu sebeple huzurdaki davayı ikame etmek suretiyle satıcının ağır kusurundan kaynaklanan maddi manevi zararın talep edilme zorunluluğunun hasıl olduğunu talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Müvekkilinin inşaat malzemeleri sattığını ve sattığı Ürünlerin üreticisi olmadığını, davacı tarafın villa inşatlarında kullanılmak üzere müvekkilinden boru satın aldığını beyan ettiğini, her ne kadar müvekkili şirket ile davacı arasında satış sözleşmesi yapılmışsa da mahkemede görülen davanın müvekkil şirketine yöneltilmesinin olanaksız olduğunu, müvekkil şirketinin davacı tarafa sadece boru sattığını, dava konusu boruların diğer davalı ...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından üretildiğini, müvekkilinin üretim konusunda hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, ayıplı malır neden olduğu zarardan sorumluluk hakkında yönetmenliğin 6. Maddesi hükmü uyarınca ayıplı maldan doğar zararların üreticiden talep edilmesi hakkının doğmuş olduğunu, söz konusu boruların sadece satışını yapmış olmasından dolayı müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, dolayısı ile doğan zarardan da sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, söz konusu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacının dçtığı davanın satılanın ayıbından doğan sorumluluğun iki yılı geçmiş olmasından dolayı zaman aşımına uğradığını, davanın zaman aşınımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın esas yönünden de reddinin gerektiğini, davacının müvekkilinden 25.09.2015 tarihinde 489.07 TL karşılığı 100 metre boru aldığını, borulardaki kırılma nedeniyle diğer davalı üreticiden onarım talep ettiğini, borunun 30 metrelik bölümünün değiştirildiğini, davacının bu konuda seçimlik hakkını kullandığını, daha sonra sözleşmeden dönerek oluşan zararı talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının patlamaların borudan kaynaklı olduğunu ispatlamasının gerektiğini, boruların döşenmesinin fen ve tekniğe uygun yapılıp yapılmadığının bilinmediğini, fen ve tekniğe uygun döşenmemiş olursa bütün kusurun davacıya ait olacağını, davacının söz konusu borular hakkında 50 yıl ve daha fazla kullanıldığını iddia ettiğini, oysa müvekkil şirketin bu yönde bir garanti vermediğini, bu konuda dayanmış olduğu Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından hazırlatılan bilirkişi raporuna hem kendilerinin hem davacının itiraz ettiğini, bu nedenle ilgili raporun hukuken delil niteliğinin bulunmadığını beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...Bu genel açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere taraflar arasındaki satış sözleşmesinde kaynaklanan ayıptan doğan sorumluluk hükümleri çerçevesinde satım konusu mallardaki ayıp değerlendirildiğinde hukuken açık değil gizli ayıp olduğu konusunda bir duraksama bulunmamaktadır. Ancak maldaki ayıbın gizli ayıp olması halinde bunun aynı zamanda satıcının ağır kusuru bulunduğuna işaret ettiğine dair bilirkişi heyetinin değerlendirmeleri yerinde değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde öğretide de savunulduğu üzere maldaki ayıbın gizli ayıp olması tek başına satıcının ağır kusuru bulunduğuna işaret etmez. Ayrıca ayıp ister açık ayıp ister gizli ayıp olsun, bu konuda satıcının ağır kusurunun bulunması gerekmektedir, fakat ağır kusur kavramı borçlar hukukunun haksız fiile ilişkin hükümlerde belirtilen ağır ihmal kavramına benzer bir kavram gibi gözükse de bundan farklıdır. Dolayısıyla satıcının ayıptan doğan sorumluluğuna ilişkin zamanmışımı süresinin TBK m 146' da belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresini çıkaran diğer bir deyimle TBK m 231/1'de belirtilen 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanmasına engel olan kusurun mutlaka ağır kusur olması gerektiği m. 231/2' de açıkça ifade edilmiştir. Alıcının ayıptan doğan sorumluluk hükümleri çerçevesinde satıcıya başvurarak 2 yıllık zamanaşımı süresi ile bağlı olmaksızın dava ve talepte bulunabilmesi için zorunlu olan bu ağır kusurun satıcı tarafından ve satıcının ayıplı olarak devretmekte ortaya çıkmış olması gerekmektedir. Ancak dosya içerisinde tarafların sunduğu delil ve belgelerden davalı satıcının ağır kusurunu gösterir nitelikte bir vakıa bulunmamaktadır. Davacı alıcı bir kısım faturalar ve ayıptan doğan ihbar yükümülüğünü yerine getirdiğine ilişkin noter aracılığıyla göndermiş olduğu ihtarnameleri dosyaya sunmuştur. Ayracı tespit dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ise yalnız satılandaki ayıba işaret eden delil, belge ve raporlardır. Davalı satıcının ayıptan doğan sorumluluğunun 2 yıllık zamanaşımı süresine bağlı olmaksızın ve bu zamanaşımını 10 yıla çıkaran ağır kusurlu davranmasına ilişkin iddia, davacı alıcı tarafından kanıtlanamamıştır. Esasen davacı da maldaki ayıbın gizli ayıp olduğundan bahisle davalı satıcının ağır kusuru olduğunu iddia etmekte ise de bu iddianın ve ileri sürülen tezin yukarıda yapmış olduğumuz genel açıklamalar çerçevesinde yerinde olmadığı, diğer bir deyimle salt maldaki ayıbın gizli olmasının, satıcının satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olduğunu göstermemektedir. Öğretide ve uygulamada ağır kusurlu eylemlerin daha çok maldaki ayıbın \"gizlenmiş ayıp\" olması yahut ek beyan, garanti ve taahhütlerle malın ayıplı olmadığına ve ayıplı olmayacağına ilişkin beyan, söz ve bildirimlerle oluşacağını, satıcının burada hileli davranışlar içerisinde olması halinde ağır kusuru bulunduğu ileri sürülmektedir. Bu hususta Yüksek Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi 08/10/2015 tarih, 2014/14978 Esas, 2015/12360 Karar sayılı ilamı ile 30/06/2014 tarih 2014/8243 Esas, 2014/12057 Karar sayılı ilamlarında satıcının ağır kusuru olarak alıcıya \"iğfal etmesi\"nden  bahsedilmektedir. Mahkememizce, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, BAM (ilk) kaldırma kararında belirtildiği surette araştırma ve inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınmış olup, alınan bilirkişi raporunda her ne kadar ayıbın gizli ayıp olduğu yönündeki tespit ve değerlendirmelere yer verilmiş ise de satılandaki ayıbın gizli ayıp olmasının tek başına satıcının ağır kusuru bulunduğunu göstermeyeceği, satılanı ayıplı olarak devretmekte satıcının ağır kusurunun bulunduğunu ispat yükünün davacı alıcıda olduğu ve fakat davacının geçerli delil ve belgelerle bunu ispat edemediği, sonuç olarak; satılanın alıcıya devrinden başlayarak ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin dava ve taleplerinin 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte zamanaşımına uğradığı, davalıların zamanaşımı def'inin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle süre yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça davanın kısmi dava olarak 1.000-TL dava değeri gösterilmek suretiyle açıldığı ve fakat Kaldırma kararı sonrası davacı vekilinin duruşmadaki beyanında yaklaşık davacı zararının 101.894,27-TL olduğunu ve bu nedenle  ıslah için süre isteminde bulunmuş ise de davacının ıslah isteminin kabulüne karar verip artırılan değer üzerinden aynı sebep ve gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle süre yönünden reddine karar verilecek olması göz önüne alınarak davacının ıslah isteminin hukuki yararı bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. BAM (son) kaldırma kararı doğrultusunda davacı tarafa ıslah için süre verilmiş, davacı taraf verilen süre içerisinde davasını ıslah ederek dava  değerini artırmış ve talep sonucu olarak 8.767,53-TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiş olup, bu doğrultuda davalılar lehine vekâlet ücreti taktir olunmuştur. Ayrıca davacının ıslah ile artırdığı toplam talep sonucu, karar tarihi itibariyle istinaf kanun yoluna başvurusu bakımından geçerli kesinlik sınırının altında ise de dosyada daha önce istinaf kanun yolu incelemesine göre bir karar verilmiş ve verilen hüküm istinaf incelemesi neticesi kaldırılmış olup müteakip verilecek tüm kararların bu sebeple istinaf kanun yoluna açık olduğu gözetilerek hükümde başvurulacak kanun yolu, mercii ve başvuru süresi açıkça gösterilmiştir. Davanın zamanaşımı nedeniyle süre yönünden reddine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinaf konusu edilen yerel mahkeme kararı ile davanın zamanaşımı nedeni ile süre bakımından reddine karar verilmiş ise de dava süresi içerisinde ikame edildiğini, yerel mahkeme kararına gerekçe olarak sunulan TBK madde 231/1 hükmünün dava konusu uyuşmazlığa uygulanma imkanı bulunmadığını, gerekçeli karar incelendiğinde görüleceği üzere, yerel mahkeme zamanaşımı bakımından davanın reddine karar verirken kararın gerekçesini TBK madde 231/1 hükmüne dayandırdığını, ancak bu kabulün hatalı bir değerlendirmeye dayandığını, zira, anılan madde hükmünün \"Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.\" şeklinde düzenlenen 2. fıkrası dava konusu uyuşmazlıkta zamanaşımı süresinin tespitinde uygulanması gereken hüküm olduğunu, dava konusu boruların müvekkile devri işleminde satıcı konumunda bulunan ... şirketi ağır kusurlu olduğunu, zira, dava konusu boruların devrini gerçekleştiren davalı, sıhhi tesisat işleri ile iştigal etmekte olan bir tacir olduğunu, davalı, gerek iştigal alanı gerekse tacir vasfına haiz olması nedeniyle \"basiretli davranma yükümlülüğü\" altında olması dolayısıyla satışa konu boruların ayıplı bir şekilde devrinde ağır kusurlu olduğunu, satıcının satışını gerçekleştirdiği malı, gerekli ve yeterli kontrolleri yapmadan satışa sunmuş olduğu ve bu durumun davalının ağır kusurunu oluşturduğunu, dava konusu boruların üretimini gerçekleştiren ... Şirketi de işbu boruların ayıplı şekilde devrinde ağır kusurlu olduğunu, dava konusu boruların kalite standartlarına uygun olarak üretilmemiş olması nedeniyle yeterince kontrol edilmeden piyasaya sürülmesi davalının ağır kusurunu teşkil edeceğini, zira, davalı dava konusu boruların üretimi işiyle iştigal etmekte olup, basiretli tacir sıfatını haiz olduğunu, dava konusu boruların ayıbının üretim kaynaklı olduğu hususu, esas dosyaya sunmuş olduğumuz Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası kapsamında alınmış Bilirkişi Raporu ile sarih bir biçimde ortaya konduğunu, dolayısıyla davalı her ne kadar zamanaşımı def'ini ileri sürdüğünü ve yerel mahkemece kabul görmüş ise de, ağır kusuru ile sebep olduğu ayıplı devir nedeni ile davalı itirazının somut uyuşmazlık bakımından uygulama imkanı bulunmadığını, zira bu durum yargılama sürecinde alınan 19/02/2022 tarihli ve 03/10/2022 tarihli bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, raporlarda \"dava konusu polietilen boruda tespit edilen ayıbın üretimden kaynaklı, gizli ayıp olduğu ve üretimden kaynaklı olması sebebiyle davalılar açısından ağır kusur teşkil edeceği\" beyan edildiğini, diğer taraftan borulardaki ayıpların bir başka unsurdan kaynaklandığına dair davalılarca dosyaya sunulmuş herhangi bir delil de bulunmadığını, yerel mahkemenin ağır kusura ilişkin tarafımızca dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı ve dahi ağır kusurun ispat edilemediği şeklindeki belirlemesi fahiş hatalı olup uzman bilirkişilerce de açıkça tespit edildiği üzere, polietilen borunun niteliği dikkate alındığında; üretimden kaynaklı olması sebebiyle tek başına davalılar açısından ağır kusur teşkil edeceğini, dava konusu boruların temiz su taşımak için kullanılan, niteliği gereği uzun yıllar kullanılmak üzere üretilen ve dayanıklı olması beklenen mallardan olduğunu,  mezkur borular için ayıptan sorumluluğun 2 yıl olduğunun kabulü abesle iştigal olduğunu, zira yeraltına döşenen boruların 2 yılda bir değiştirilmesi durumu hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, öyle ki, mezkur borular için üreticisi tarafından yaklaşık 50 yıl garanti verildiğini, dolayısıyla, yerel mahkeme tarafından ayıptan sorumluluk 2 yıl süreyle sınırlı olarak tespit edilmişse de, işbu durumun ticari hayatın gerekleri düşünüldüğünde tarafımızca kabulü mümkün olmadığını, dava konusu boruların müvekkiline 50 yıla kadar garantili, hatta ömür boyu garantili şeklindeki nitelemeler ve söylemler ile satıldığını, keza söz konusu borular ile muadillerinden beklenen performans da bu yönde olduğunu, toprak altına döşenerek kullanılan mezkur borular bakımından herhangi başka bir taşınır mal için, söz gelimi bir TV ya da buzdolabı gibi mallar için öngörülen 2 yıl gibi bir süre garanti süresi olarak kabul edilemeyeceğini, zira, aksi kabul 2 yıla bir boruların arıza verebileceği ve bu nedenle boru üzerindeki yapıların sökülerek işçilik, malzeme gibi masraflarla birlikte yenileme işleminin yapılabileceğinin kabulü anlamına gelir ki işbu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mezkur boru ve muadillerinden beklenen performans ve dayanıklılık bu nedenle 50 yıl ve daha uzun sürelerle belirlendiğini, kaldı ki, dava konusu boruların üreticisi konumunda bulunan davalı boruların arızalandığı şantiyelerde incelemede bulunmuş, patlayan boruların ayıplı olduğunu ikrar ettiğini ve birkaç kez tüm masraflarını üstlenerek boruların değişimini gerçekleştirdiğini, işbu durum dahi tek başına davalının mezkur borular için garanti taahhüdünde bulunulduğunun açık bir göstergesi olduğunu, bu minvalde, müvekkilin satın almış olduğu boruların üretici firmanın hatalı bir seri üretim ürünü ve ürünlerdeki ayıbın gizlenmiş ayıp olduğunu, belirsiz alacak davasında dava değerinin artırılması “ıslah” olmadığını, zamanaşımı yüzünden davanın ''zaten'' reddedileceği gerekçesiyle ıslah talebimizin reddedilmesi hakkaniyetli olmadığını, 11/01/2024 tarihli duruşmada Yerel Mahkeme tarafından HMK uyarınca davanın ıslahı için tarafımıza 1 haftalık süre verildiğini, 18/01/2024 tarihinde yargılama sürecinin gereğine uygun olarak pratikteki ismi ile \"talep arttırım dilekçesi\" verildiğini, her ne kadar yerel mahkemece, HMK 180-181. Maddelere göre davanın 1 haftalık süre içerisinde ıslah edilmesi istendiğini ve bu yükümlülüğü yerine getirmek ve hak kaybına uğramamak adına mahkemenin talebine uygun \"ıslah dilekçesi\" isimli dilekçe mahkemeye ibraz edilmiş olsa da söz konusu usuli işlem HMK daki \"Islah\" kurumu olmadığını, bahsi geçen kurum HMK'da belirsiz alacak davaları için madde 107 fıkra 2 de özel olarak düzenlenmiş talep arttırımı olduğunu, zira belirsiz alacak davasında dava değerinin artırılması “ıslah” olmadığını, çünkü ıslah, o güne kadarki usul işlemlerinin kısmen veya tamamen değiştirilmesi amacıyla yapılacağını, oysa, belirsiz alacak davasında dava değerinin artırılması, o güne kadar tamamlanmış olan usul işlemlerine dayanacağını, bu nedenler doğrultusunda, HMK 181. Madde ile tanınan ıslah hakkının henüz kullanılmamış olması hasebiyle, dosyaya sunduğumuz 10/03/2024 tarihli Uzman Görüşünde hesap edilen güncel değer yönünden talep ve ıslah hakkımız saklı olmak üzere davamızın kabulü gerektiğini, mezkur dosya daha öncesinde birçok defa üst mahkemeye taşınmış lakin karar eksik inceleme sebebiyle usulden bozulduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından mezkur dava konusu olay kendi içerisinde ve dava konusuna göre değerlendirilemediğini, bu husus üst mahkeme tarafından da kaldırma kararına esas teşkil etmiş olup Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2020/691 Esas Ve 2020/762 Karar sayılı ilamı ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2023/740 Esas Ve 2023/844 Karar sayılı ilamları ile mahkemenin eksik inceleme sonucu karar verdiğine hükmederek, dosyayı yeniden inceleme yapılmak üzere mahkemesine gönderdiğini, mahkemeye sunulan uzman görüşünün yargılamanın esası bakımından değerlendirmeye alınması gerektiğini, her ne kadar yerel mahkemece uzman görüşü'ne delil olarak dayanılmadığı için mahkemece \"iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı\" kapsamında delil olarak değerlendirilemeyeceği kararına varılmış ise de -uzman görüşü de bir bilirkişi raporu niteliğinde olup bilirkişi raporu deliline dayanıldığını, yargılamanın devam ettiği süreçte taraflar mahkeme heyetine haklılıklarını kanıtlamak veya somut olaya açıklık getirmek maksadı ile sözlü veya yazılı şekilde beyanda bulunabildiklerini, Yargıtay kararları ve doktrinde uzman görüşünün delil niteliğinin yanında bir beyan olduğuna ve hakim tarafından hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesi için takdiri olarak göz önüne alınabileceğine dair bir çok görüş olduğunu, emsal Yargıtay kararından ve kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere yargılamanın selameti açısından düşünüldüğünde; sunulan uzman görüşünün değerlendirmeye alınması açısından herhangi bir hukuki engel bulunmadığını, izah ettiği gerekçeler ve Yüksek Mahkeme Kararları ışığında, takdiri bir delil olarak varsayabileceği uzman görüşünün \"iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı\" kapsamında değerlendirilmesinin hakkaniyete uygun olmayacağını, istinaf başvurumuzun kabulü ile, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2024 Tarih, 2023/555 Esas ve 2024/262 Karar sayılı hukuka ve hakkaniyete aykırı \"usulden red\" kararının istinaf talebimiz doğrultusunda kaldırılmasına, esasa ilişkin yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda haklı davamızın kabulüne karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemeye tevdiine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflar üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle;  dava konusu borularla ilgili müvekkil şirkete yükletilebilecek herhangi bir sorumluluk, kusur ve dahi ağır kusur bulunmamakla beraber, \"onarım\" seçimlik hakkını kullanan davacının, sonradan bundan dönerek diğer seçimlik haklarından \"sözleşmeden dönme\" hakkını da kullanması ve zararlarını talep etmesi mümkün olmadığını, zaten açılan dava zamanaşımına uğramış olmakla müvekkil şirket aleyhine herhangi bir hüküm oluşturulması da mümkün olmadığını, tüm bu gerekçelerle dosya kapsamında yer alan yazılı ve sözlü beyanlarımızı tekrarla davacı tarafın ileri sürmüş olduğu haksız ve hukuka aykırı istinaf itirazlarının tarafımızca kabulü kesinlikle mümkün olmadığını, yukarıda açıklanan tüm sebeplerle, davacı tarafın istinaf başvurusu dilekçesinde ileri sürmüş olduğu sebepler yersiz, usule, yasaya, gerçeğe ve hakkaniyete açıkça aykırı olup yapılacak inceleme neticesinde davacı tarafın istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, ayıplı mal satışından kaynaklı tazminat talebine ilişkindir.  <br>1.000,00 TL alacak miktarı üzerinden belirsiz alacak davası açıldığı, bilirkişi incelemesi sonucunda zarar miktarının tespiti ile davacının ıslah talebi ile alacağını 8.767,53 TL olarak belirlediği ve mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın zaman aşımı nedeniyle süre yönünden reddine kararı verildiği görülmüştür. Davacı işbu kararı istinaf etttiğinden istinaf edilen ret karar miktarının/dava değerinin 8.767,53 TL olduğu anlaşılmıştır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” 4. Fıkrasında :\"(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>... tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  ''istinaf yoluna başvurulabilen kararlar'' kenar başlığını taşıyan 341. maddesinin 2-3-4. fıkralarında değişiklik yapılarak \"binbeşyüz\" Türk Lirası ibaresi \"üçbin\" Türk Lirası olarak değiştirilmiş, yine 6763 sayılı Kanunun 47. maddesinde kanunun yayımı tarihi ile yürürlüğe gireceği aynı Kanunun \"Parasal sınırların artırılması\" başlıklı ek 1. maddesinde;\"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.<br>(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükmü getirilmiştir.<br>Mahkemece 14/03/2024 tarihinde nihai karar verilmiş olup, hükmün verildiği tarih itibariyle kesinlik (İstinaf edilebilme) sınırı 28.250,00 TL’dir. <br>Davacı tarafından istinaf kanun yoluna konu edilen karara ilişkin dava değerinin/reddedilen karar miktarının ise 8.767,53TL'ye ilişkin olduğu görülmüş olup HMK 341/4 maddesi gereğince hükmün verildiği tarih itibariyle miktar veya değeri 28.250,00 (yirmisekizbinikiyüzelli) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesin olduğundan,alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramayacağından,karar tarihi itibariyle bu miktarın da 28.250,00TL ye yükseltildiğinden, mahkemece her ne kadar ilgili istinaf başvuru dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmemiş ise de; aynı Kanun hükme ve  352. madde hükmü uyarınca, istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle davacının istinaf dilekçesinin/başvurusunun HMK 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle davacının istinaf ettiği karara ilişkin dava değerinin/reddedilen miktarının kesinlik (istinaf edilebilme) sınırının altında olması nedeniyle kesin sayılan kararla ilgili işbu istinaf  dilekçesinin/talebinin HMK 341/2-4 ve HMK 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.  (T.C.YARGITAY 20.Hukuk Dairesi'nin 2017/5341 E - 2019/127 K sayılı emsal kararı da aynı yöndedir.)<br>HMK 352/1-b maddesine göre kesin olan kararların istinafı halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk dairesince  ön incelemede öncelikle gerekli karar verilir.  <br>Açıklanan nedenlerle davacının istinaf ettiği karara ilişkin dava değerinin/miktarının kesinlik (istinaf edilebilme) sınırının altında olması nedeniyle kesin sayılan kararla ilgili işbu istinaf  dilekçesinin/talebinin HMK 341/2-4 ve HMK 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin istinafa konu dava değerinin/reddedilen karar miktarının karar tarihi itibari ile kesinlik (istinaf edilebilme) sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  341/2-4 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davacının peşin yatırdığı 427,60 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvuru harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; HMK'nın 359.maddesi gereğince de karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"24be11cc6fd69f47","SID":"e761fe2ced2ceeda"}}