{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/2044 <br>KARAR NO:2024/3502<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/12/2023<br>NUMARASI:2022/389 E - 2023/723 K<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:19/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yerleşim yeri İstanbul’da bulunan davalı şirket ile Fethiye’de ikamet eden müvekkili şirket arasında akdedilen ... anlaşma kodlu anlaşmaya nazaran, hasarlı araçlara yönelik yetkili servis sözleşmesinde, müvekkili şirket, davalı sigorta şirketinin anlaşmalı olduğu gerçek/tüzel kişilerin araçlarının davalıdan alınan onay neticesinde hasarını giderecek, davalı şirket de müvekkili şirket tarafından gönderilen faturaları ödeyecek olması hususunda müvekkiline taahhütte bulunduğu, ancak müvekkilinin üzerine düşen tamir/onarım edimi titizlikle ifa edilmesine rağmen davalı şirket ücretleri banka hesaplarında bir hata yaparak müvekkili şirket yerine ... adlı şirketin banka hesabına gönderdiğini, hatanın müvekkili şirket tarafından fark edildiğinde durumun davalı şirkete bildirildiğini ve sorunun çözülmesi beklenmişse de davalı şirketten herhangi bir ödeme alınamadığını, bunun üzerine davalı tarafa Fethiye ... Noterliği’nden gönderilen 21.10.2020 tarihli ... nolu ihtarname ile bakiye borcun 7 gün içinde ödemesi için süre verildiği, çekilen ihtarname ile davalı borçlu temerrüde düşürüldüğü gibi verilen sürede de borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında ... sayılı dosyasıyla taraflar arasındaki anlaşmaya binaen genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının 26.11.2020 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu yüzden dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğu fakat arabulucu görüşmeleri sonucunda da anlaşma sağlanamadığını, borçlu davalı şirketin böyle bir borçlarının olmadığını iddia etmekte ise de; müvekkili şirket tarafından onarılan araçların ve ödemeleri alınamayan bedellerin belgeleri/faturalarının mevcut olduğunu, ancak davalı şirketin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyerek müvekkili şirketin hak ettiği ücreti ifa etmediği ve taraflar arasında imzalanan anlaşmaya aykırı davrandığını, sözünü ettikleri nedenlerle davalı borçlunun itirazının iptalini sağlamak için mahkemenize başvurmak zorunluluğunun doğduğunu, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen ticari temerrüt faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 01.07.2010 tarihli sözleşme uyarınca madde 26. gereği müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep ettiklerini, madde 26.ya göre; “sigorta şirketi, onayladığı onarımlardan her ayın 1. ve 30. günleri arasında tamamlananlara ait ödemeyi müteakip akin son günü servisin 19.maddede belirttiği hesabına yapar” hükmünün yer aldığını, 19.madde de ise incelendiğinde görüleceği gibi servisin iban bildirmediğini, davacı yanın TTK m.18/2 maddesi gereği basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, davacı yanın MK. Madde 2. gereği dürüstlük kurallarına uygun olarak hareket etmediğini, yetkili ... A.Ş. ile davacı şirket arasında 01.07.2010 tarihinde imzalandığını, müvekkili şirketçe uzun yıllardır dürüstlük kurallarına uygun hareket edilerek ödemeler gerçekleştirilmiş olmasına karşın davacı şirketin sözleşmeden doğan haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uygun olarak hareket etmediğini, bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturduğunu, TMK’nın 2/1 hükmü herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emrettiğini, hakkın kullanımı ölçütünü TMK’na göre dürüstlük kurallarının verdiğini, bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasını ızrar kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek olmadığını, önemli olanın başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olması olduğunu, objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen TMK’nun 2.maddesinin bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanmasını yasanın korumayacağını belirttiğini, müvekkili şirketçe Yetkili Anlaşmalı Servis Sözleşmesi gereği dava konusu hasar dosyaları kapsamında ödemelerin gerçekleştirildiğini, ancak davacı yan ödemelerin doğru ibana gerçekleşmediği hususunda uzunca yıllardır basiretli bir iş adamı gibi hareket etmediğini, bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirketin veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına muamelelerde bulunan kimse, iyiniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi mesul olduğu, işbu durumun genel itibariyle ticari işletmeyi esas aldığını, bir tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesinin lazım olduğunu, basiretin tacirin ticari işletmesiyle ilgili olarak fiili ve hukuki işlemlerde göstermesi gereken dikkat, tedbir ve objektif özen yükümlülüğü demek olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde ödemelerin davacı şirkete değil ... adlı şirketin banka hesabına gönderildiğinden bahisle huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkili şirket nezdinde gerçekleştirilecek ödemelerde sistem iban ile vergi numarası eşleşmediği taktirde ödeme gerçekleştirmeyeceği, ödeme gerçekleşse dahi müvekkili şirket kayıtlarına iade gerçekleştiğini, müvekkili şirketçe ödemelerin gerçekleştirildiği iban bilgisinin araştırılması gerektiğini, davacı şirketin kollektif şirket olduğu birden çok ortağı bulunduğunu, ilgili ibanın şirket veya ortaklardan birine aidiyetinin, servis müdürüne ait olup olmadığı ilgili ibanın süreç içerisinde isim değiştirip değiştirmediğinin araştırılması gerektiğini, ilgili ibanın araştırılmasını talep ettiklerini, davada gerekçeli itirazları doğrultusunda davanın reddine, aleyhe hüküm kurulması halinde dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulmalarını talep etmiştir... Sayılı icra dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında  136.795,90-TL asıl alacak, 42.752,64-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 179.548,54-TL nın faiziyle tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır.Mahkeme; \"Taraflar arasında 01/07/2010 tarihinde yetkili anlaşmalı servis sözleşmesi imzalanmıştır. Yine davacı ile davalı arasında 04/01/2021 tarihinde ... anlaşma kodlu kasko anlaşmalı servis sözleşmesi imzalandığı bu sözleşmede sigortacı (davalı) tarafından ay içinde ''araç teslim belgesi'' gönderilen araçların bedelleri 45 gün içerisinde servisin İş bankası ... şubesi ... nolu Iban hesabına ödeneceği hükümleri yer almıştır. Taraflar arasında gerçekleştirilen ödemelere ilişkin olarak banka dekontları incelenmiş 22.10.2020 , 25.07.2016, 28.09.2018 tarihlerinde davalı şirketçe davacı şirkete ödemeler yapıldığı görülmüştür. Ancak davaya konu edilen faturalara ilişkin ödemeler dava dışı üçüncü şirkete yapılmıştır. Davalı tarafça bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ödemenin yapıldığı şirketin yetkilisi ile davacı şirket yetkililerinin akraba olduğunu belirterek davacının dürüstlük kurallarına aykırı davrandığı, yapılan ödemelerin geçerli olduğunu iddia etmiş ise de şirket yetkilileri arasında sadece akrabalık bağı olması ticari hayatın birlikte yürütüldüğü sonucunu doğurmayacaktır. Davalı tarafça davacının hesaplarına daha önce yapılan ödemeler bulunduğu da gözetildiğinde davaya konu faturaların 3. kişi şirketin hesabına yapılmış olması basiretli bir tacirden beklenen özenin gösterilmediğinden 3. Kişiye yapılan ödemenin neticesinde davalının davacıya olan faturaya konu borcun ifa edildiği sonucunu doğurmayacağı, ödemenin yapıldığı davadışı şirket ile davacı şirket yetkililerinin akraba olmasının TMK'nın 2. Maddesine aykrılık teşkil etmesi için yeterli olmadığı, davalı şirket ile davacı şirket arasındaki 04/01/2021 tarihli sözleşme ile önceden yapılan ödemeler de göz önünde bulundurulduğunda hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davalının itirazın kısmen iptaline karar verilmesi gerektiği,davaya konu alacağın tacir olan tarafların yürüttükleri ticari iş ve imzaladıkları sözleşme kapsamında düzenlenen faturalara ilişkin alacak istemi olduğundan takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili gerektiği \" gerekçesi ile;\"1-Davanın KISMEN KABULÜNE; İİK.67/1. Maddesi uyarınca ... sayılı icra takip dosyasında ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, 136.795,90-TL asıl alacak ve  38.114,93-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 174.910,83-TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen ve değişen oranlarda avans faizi uygulanarak tahsili için TAKİBİN DEVAMINA, 2-Fazlaya ilişkin talep yönünden DAVANIN REDDİNE,3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK.67/2.maddesi uyarınca takdiren % 20 oranında kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanan, 27.359,18-TL icra inkar tazminatının DAVALIDAN ALINIP DAVACIYA VERİLMESİNE\" karar vermiştir.Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davalı  şirketin ifa yükümlülüğünü yerine getirmiş olmakla birlikte huzurdaki dava ve haksız bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, şirketten edinilen bilgiye göre ... Şirketi arasında daha önce ortaklık ilişkisi olduğu bilgisi edinildiğini,davanın aydınlatılması amacıyle her iki şirketin gerek ticaret sicil gerekse mersis kayıtlarının incelenmesini talep  ettiklerini, aynı zamanda eski ortaklardan eski yöneticilerden müdürlerden  ortak benzer isimlerin mevcudiyetinin araştırılması gerektiğini, ... tvnin 19/05/2023 tarihli internet haberine göre ... İnşaatın tek ortağı olan ...'nın akrabalık ilişkileri olduğunu, 01/07/2010 tarihli sözleşme uyarınca madde 26 gereği müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinden  haksız ve hukuka aykırı hükmün istinaf incelemesi ile kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava,araç tamiri kaynaklı ödenmeyen fatura bedellerinin tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.İspat hususuna gelince; Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür.Taraflar arasında  01/07/2010 tarihinde yetkili anlaşmalı servis sözleşmesi imzalanmış daha sonra yine  davacı ile davalı arasında 04/01/2021 tarihinde ... anlaşma kodlu kasko anlaşmalı servis sözleşmesi imzalanmıştır.Sonraki tarihli sözleşmede ödeme iban numaralarının belirtildiği,ilk sözleşmede ise belirtilmediği,ancak alınan bilirkişi raporunda, gerçekleştirilen ödemelere ilişkin olarak banka dekontları incelendiğinde , 22.10.2020 , 25.07.2016, 28.09.2018 tarihlerinde davalı şirketçe davacı şirkete ödemeler yapıldığının  görülmesine rağmen davaya konu edilen faturalara ilişkin ödemelerin ise davalı tarafça  dava dışı  başka bir şirkete yapıldığı belirlenmiştir.Bu durumda davalının ödeme yaptığı hesabın davacı şirkete ait banka hesabı olmadığı,hatalı olarak  akraba dahi olsalar davacı şirket dışında başka şirkete ödeme yapıldığı anlaşılmakla,davalı tarafça davacının banka hesap ve ibanının bilindiğinin  22.10.2020 , 25.07.2016, 28.09.2018 tarihlerinde davalının davacıya gönderdiği havaleler ile tespiti sonrası ,davalının zuhulen dava konusu fatura karşılıklarını davacı dışındaki başka şirkete ödemesi nedeniyle davacıya ait olan borcundan kurtulmuş sayılmayacaktır. Hükme dayanak bilirkişi raporu taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmuştur.Ayrıca alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı koşulları oluşmuştur. Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygundur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca  reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 11.948,16 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.987,04 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.961,12‬ TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"840e0738cb6a60b7","SID":"ef4138a1dc7244e3"}}