{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1895 <br>KARAR NO: 2024/1738<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/03/2021<br>NUMARASI: 2018/1223 E. - 2021/204 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 24//07/2013 tarihli bayilik sözleşmesi düzenlendiğini, söz konusu sözleşme ve ekleri çerçevesinde taraflar arasında kurulan ticari ilişkiden kaynaklı olarak, davalı şirketin müvekkili şirket nezdinde 311.878,69 TL borcu doğduğunu, müvekkili şirket tarafından Kadıköy ... Noterliğinin 08/09/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı şirkete söz konusu borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak davalı tarafın temerrüde düşmesine rağmen borcunu ödemekten imtina ettiğini, bunun üzerine söz konusu alacaklarının tahsili için İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün 2018/40279 Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın sunduğu itiraz dilekçesi ile davalı şirkete Fethiye Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2428 esas sayılı dosyasından alınan kararla TMSF'nin kayyım olarak atandığını, bu nedenle öncelikle borcun kefillerden tahsilinin gerektiğini ve borca itiraz ettiklerini bildirdiğini, müvekkili şirketin davalı taraftan olan alacağına ilişkin davalıya kefil olmuş bir kişi ya da kuruluş bulunmadığını, davalı şirkete kayyım atanmış olmasının aleyhine takip yapılmasına ve dava açılmasına engel bir durum teşkil etmediğini belirterek, davalı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalının takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  müvekkili ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye Fethiye Sulh Ceza Hakimliğinin 01/12/2016 tarih ve 2016/2428 D. İş sayılı kararı ile TMSF'nin kayyım olarak atandığını, 678 Sayılı KHK ile getirilmiş takip yasağına ilişkin hükümler dikkate alındığında müvekkili şirket hakkında doğrudan icra takibi yapılamayacağını ve malvarlığı hakkında satış kararı verilemeyeceğini, davacı şirketin İstanbul ... İcra Müdürlüğünde başlatığı icra takibinin kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini ve iptalinin gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının yaşanan darbe girişiminden sonra TMSF’nin kayyım olarak atandığı ana kadar bir takım zayiata uğratıldığını, davaya konu edilen borcun oluştuğu belirtilen tarihlerin müvekkili şirkete kayyım ataması yapılmadan önceki tarihler olduğunu,  şirketin ticari kayıtlarının zayi edildiğinin tespiti üzerine   Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/16 nolu dosyasıyla belge zayi davası açıldığını, bu nedenle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün dosyası ile başlatılan icra takibine konu edilen borç kalemleri ve miktarlarının birebir kontrol ve teyit edilemediği için kamu çıkarı adına icra takibine itiraz edildiğini, ayrıca akdedilen Kira Sözleşmesi, Bayilik Anlaşması ve Çerçeve Protokolünün davacı tarafından fesih edildiğini ve akabinde alacak talebi ile takip yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Buna göre; taraflar arasında 24/07/2013 tarihli bayilik sözleşmesi düzenlendiği, davalı tarafın sözleşmeden kaynaklı borcunu ödememesi üzerine davacı şirket tarafından Kadıköy ... Noterliği'nin 08/09/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı şirkete söz konusu borcun ödenmesinin ihtar edildiği, buna rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalı aleyhine  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın söz konusu icra takibine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça, icra takibine itiraz edilmişse de, dosya kapsamında talimat yoluyla temin edilen bilirkişi raporu ve bilirkişi ... tarafından düzenlenen 05/10/2020 tarihli rapor ile davacı tarafın davalıdan  311.878,69-TL asıl alacak, 47.070,19-TL takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 358.948,88-TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin 19. Maddesi ile HMK 193. maddesi gözönüne alındığında tacir olan taraflar arasında davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının delil olarak esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı açıktır. Yine TMSF'nin 18/02/2020 tarihli yazısı dikkate alındığında, davalı şirkete TMSF kayyım olarak atanmış ise de, davalı şirketin ayrı tüzel kişiliği haiz olması, borç ve yükümlülüklerinden sorumlu olması karşısında davaya konu borç nedeniyle sorumlu olduğu, aleyhine icra takibi yapılmasına da bir engel bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı şirketin bilirkişi raporunda tespit edilen miktar kadar davacıya borçlu bulunduğu, aleyhine başlatılan icra takibine rağmen borcunu ödemediği, bu anlamda icra takibine karşı yapılan itirazın haksız olduğu sonucuna varılarak açılan davanın bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden kabulüne karar verilmiştir. 2004 sayılı  İcra İflas Kanunu 67/2. maddesi icra inkâr tazminatını düzenlemektedir. Bu maddeye  göre, borçlu itirazında haksız görülürse davacı tarafından açıkça talep edilmiş olması şartıyla icra inkâr tazminatına hükmedilecektir. Borçlunun itirazında haklı veya haksız olması ise alacağın likit(belirli) olup olmamasına bağlıdır. Eğer alacak likit(belirli) ise borçlu itirazında haksızdır; alacak likit(belirli) değilse borçlu itirazında haklıdır. Borçlunun inkâr tazminatına mahküm edilebilmesi için onun ödeme emrine kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir. İtirazının haksızlığına karar verilen borçlu, iyi niyetle itiraz etmiş olsa bile, icra inkâr tazminatına mahküm edilecektir. Eldeki dosyada, davacı alacaklı tarafından taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve cari hesaba dayalı alacak isteminde bulunulmuş, icra takibi başlatılmadan önce de borcun ödenmesi için noter aracılığıyla borcun ödenmesi için ihtarname gönderilmiştir. Bu durumda davalı/borçlu alacağın miktarını bilmektedir, yani icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermesi gerektiğini bilmektedir. Bu itibarla alacak likit(belirli) bulunmaktadır. Bu nedenle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı tarafın  icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekmiştir... \" gerekçesiyle  davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 311.878,69 TL asıl alacak, 47.070,19 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 358.948,88 TL üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa yıllık değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, İİK'nın 67/2. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarı üzerinden, %20 oranında belirlenen 71.789,77 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takibi öncesinde TMSF tarafından şirkete el konulduğunu ve kayyım atanması sonucunda şirket ile ilgili tüm işleyişlerin 678 sayılı KHK'nın 33. maddesiyle değişik 5. fıkrası gereğince gerçekleşeceğini, buna rağmen mahkemenin davalı şirketin ayrı tüzel kişiliği haiz olduğu, borç ve yükümlülüklerinden sorumlu olması karşısında davaya konu borç nedeniyle sorumlu olduğunun kabulüne dair verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik ilişkisine dayalı açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı şirkete Sulh Ceza Hakimliğinin Değişik İş sayılı kararı ile TMSF'nin kayyım olarak  atanmış olması, Fon Kurulu ve Başbakan Yardımcılığı Makamının muhtelif kararlarıyla şirketin yönetim kurulunu oluşturacak üyeliklerine atamalar yapılmasının taraf sıfatına etkisinin olup olmadığına, verilen hükmün usule ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.  Dosya kapsamından, taraflar arasında 24.07.2013 tarihinde bayilik anlaşmasının yapıldığı, davalı şirketin sözleşmeyi bayi olarak imzalamış olduğu, sözleşmenin 1. maddesinde, bayinin Muğla ili Fethiye ilçesinde bir parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt satış yeri ve müştemilatının işleticiliğini, akaryakıt vb emtia satışı yapılmak üzere bayi olarak tevdi edildiği, sözleşmede satışların ne şekilde gerçekleştireceğinin ayrıntılı şekilde düzenlendiği, fiyat ve stoklara yer verildiği, anlaşma süresinin 5 yıl olarak belirlendiği, davacı şirket tarafından 08.09.2017 tarihinde davalı şirkete Kadıköy ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnameyi gönderdiği, ihtarnamede; bayilik sözleşmesi ve ayrıca satış yeri çerçeve protokolü ile anlaşma gereğince işlemlerin tekrar edilerek 07.09.2017 tarihi itibariyle şirkete vadesi gelmiş olan 311.878,69 TL tutarında borcun bulunduğunun belirtildiği, ayrıca uzun süredir akaryakıt ikmal edilmeyerek ve satış ile  servis hizmeti verilmeyerek bayilik faaliyetinin fiilen sona erdiği , anlaşmanın ihlal edildiği ifade edilerek muaccel borcun 3 gün içinde ödenmesinin talep edildiği, talebin yerine getirilmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı  dosyasında 15.11.2018 tarihinde 311.878,69 TL cari hesap ile 47.486,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 359.365,43 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından takibe karşı itirazda bulunulduğu, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açmış olduğu, davalı şirkete Fethiye Sulh Ceza Hakimliğinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/2428 Değişik İş sayılı kararı ile TMSF'nin kayyım olarak atandığı, Fon Kurulu ve Başbakan Yardımcılığı makamı tarafından şirketin yönetim kurulu oluşturularak başkan ve üyeliklerine atamalar yapıldığı, TMSF İştirakler Ve Gayrimenkuller Daire Başkanlığının 18.02.2020 tarihli cevabı yazısında, davalı şirketin Fon'dan bağımsız tüzel kişiliği ve taraf ehliyetinin olduğu, şirketin hak, borç, dava ve takiplerinin devralınmadığı ayrıca tüzel kişi şirketin hak ve alacaklara sahip olduğu, borç ve yükümlülüklerinden sorumlu bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, taraf delillerin dosyaya ibraz edilmesi ile birlikte bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 14.01.2020 tarihli talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin  ticari defter ve kayıtlarının zayi olduğu, bu hususta Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/16 nolu dosyası ile zayi belgesi davasının açıldığının beyan edildiği, bu nedenle ticari defterler üzerinde inceleme yapılmadığı, dava konusu ve icra takibine dayanak cari hesap dökümünde, 2016 ve 2017 yıllarını kapsayan borç ve alacak kalemlerinin olduğu, faturalar ve tahsilatları ihtiva eden cari hesap dökümünün bakiyesinin 311.878,69 TL olduğu belirtilmiştir. 05.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacının dava konusu döneme ait defterlerinin delil olma özelliğine haiz olduğu, takibe konu olan davacı alacağının ticari defterlerde davalı adına tutulan muavin defter kaydında takip tarihi itibariyle 311.878,69 TL borç bakiyesi ile kayıtlı olduğu, tarafların karşılıklı olarak dava konusu fatura bedelinin Vergi Dairesine BA/BS Formları ile bildirdiği, özellikle davalı tarafından yapılan bu bildirimlerin mal ve hizmet teslimine ilişkin karine olarak kabul edildiğinden dava konusu malların teslim edildiğinin kabul edilebileceği belirtilerek davacının takip tarihi itibariyle 311.878,69 TL asıl alacağı ile ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işlemiş 47.070,19 TL avans faiz alacağının bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna ve  yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, ticari ilişkinin ve ayrıca borç ve alacak ilişkisinin varlığı yönünden herhangi bir ihtilaf mevcut değildir. Bu nedenle, alacağa hükmedilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Davalı tarafça her ne kadar, mahkemenin değişik iş sayılı kararı ile şirkete TMSF'nin kayyım olarak atandığı ve şirketin KHK kapsamında işlemlerinin yürütüldüğü belirtilmiş ise de dosya içerisinde yer alan TMSF'nin cevabı yazısından, davalı şirketin tüzel kişiliğinin ve taraf ehliyetinin devam ettiği, ayrıca Fon tarafından herhangi bir borç, alacak, dava ve takiplerin devralınmadığı anlaşılmış olduğundan, davalı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve yasaya  uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 18.389,85 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.05.12.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5a1d9227cec23c5","SID":"20ab2b5c38c90aee"}}