{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/672 <br>KARAR NO: 2024/1650<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/12/2022<br>NUMARASI: 2019/176 E. - 2022/795 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili Kırıkhan Belediye Başkanlığı'nca Kırıkhan ilçe genelinde önleyici sağlık hizmetleri ve hastaneye erişim imkânı bulamayan hastalara yerinde teşhis ve tedavi hizmeti vermek amacıyla \"...\" adıyla bir proje çalışması yapıldığını, bu projenin Başbakanlık Hazine Müsteşarlığınca da uygun bulunarak proje için gerekli (74.951 USD) parasal kaynağın  tahsisinin sağlandığını, müvekkili belediye başkanlığınca bu projenin hayata geçirilebilmesi amacıyla tahsis edilen bu paranın aktarılabilmesi için davalı ... Bankası A.Ş. Kırıkhan şube müdürlüğünden müvekkili Kırıkhan Belediyesi adına ... Dolar Hesabı açılmasının talep edildiğini, proje için yurt dışından tahsis edilen kaynağın davalı tarafından açılan hesaba aktarıldığını, daha sonra söz konusu hesaptaki paranın 132.993,35 TL'sinin müvekkili Kırıkhan Belediye Başkanlığı'nın bilgi ve onayı dışında haczedildiğini ve Kırıkhan İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyasına aktarıldığını ve diğer davalılar ... ve ...'e ödendiğinin öğrenildiğini, bunun üzerine yapılan araştırmada davalının anılan banka hesabını müvekkilinin talebinde açıkça belirtilmesine rağmen proje hesabı olarak açmadığını, bu hesabın projenini finansmanı için kullanılacağını, proje hesaplarındaki paranın haczedilemeyeceğini bildiğini veya bilmesi gerektiği halde haciz işlemine itiraz etmediğinin anlaşıldığını, davalının bankacılık mevzuatına ve Belediye Kanununa aykırı olarak bu hatalı işlemi ile müvekkilinin uzun süre çalıştığını, bölge insanı için çok önemli bir sağlık hizmeti desteği sağlayacak bu önemli projenin hayata geçirilmesine engel olduğunu, müvekkilini zarara uğrattığını, davanın konusu paranın iadesinin davalıdan talep edildiğini, davalının bu talebe cevap bile vermediğini, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. Maddesinin 6. Fıkrasında yer alan \" Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği\" gelirleri şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi resim ve harç gelirleri haczedilemez\" hükmüne göre müvekkili Kırıkhan Belediyesi'nin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirlerine ait banka hesaplarına haciz konulmaması ve paranın icra dosyasına gönderilmemesi gerektiğini, müvekkiline proje için tahsis edilen, borçlanma yoluyla elde ettiği gelir mahiyetinde olduğunu iddia ederek, davalının hatalı işlemi nedeniyle haczedilen 132.993,35 TL'nin 28.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili banka nezdindeki hesaplarına  Kırıkhan İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında uygulanan haciz sonucu haczedilen bedelin icra dosyasına gönderilmesinin ardından ödenen tutarın iadesi talebi ile müvekkili banka ve icra dosyası alacaklıları hakkında işbu istirdat davası açıldığını, müvekkili banka tarafından gerçekleştirilen işlemlerin icra müdürlüğü emir ve talimatlarını 3. kişi sıfatıyla yerine getirmekten ibaret olduğunu, dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiği tarihler itibariyle gerek davacı belediye gerekse de icra müdürlüğü tarafından müvekkilin bankaya dava konusu hesabın kamuya tahsisli hesap olduğuna ilişkin yapılan bir bildirim bulunmadığını, işlem tarihleri itibariyle davacı tarafından dava konusu hesabın kamuya tahsisli hesap olduğuna ilişkin müvekkili bankaya sunulan hiç bir kayıt belge bulunmadığını, hesaba haciz uygulanması mümkün olmadığını, bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, bir hesabın kamu yararına özgülendiğinin hesap sahibi belediye tarafından ispat edilmesi ve icra müdürlüğü tarafından da sunulan belge ,bilgi ve kayıtlara hesabın kamu yararına özgülendiğinin tespit edilmesi ve işbu durumun hesabın bulunduğu bankaya bildirilmesi gerektiğini, dava konusu olayda ise ne belediye ispat yükünü yerine getirdiğini, ne de icra müdürlüğü bir karar verdiğini, kaldı ki yerleşik yargıtay içtihatları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında davacının dava konusu hesabın kamuya tahsisli hesap olduğu yönünde meclis kararı bulunmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda hesabın fiilen kamu yararına özgülenerek kullanıldığını da ispat etmesi gerektiğini, dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiği tarihte haciz uygulanan hesabın kamuya tahsisli hesap olduğu yönünde meclis kararı bulunduğunu, bu kararın işlem gerçekleştirmek üzere müvekkili bankaya ve icra müdürlüğüne ibraz edildiğini, dava konusu hesabın fiilen kullanımı ile de hesabın kamuya tahsis edilen kamu yararına özgülenen hesap olduğunun sabit olduğunu,   dosya kapsamı itibariyle işbu ispat konusu başlıkların hiçbirinin  ispata yarar bir delil dahi bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/698 Esas, 2017/577 Karar ve 26.12.2017 tarihli kararı ile; Mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/305 Esas, 2019/8 Karar ve 14.01.2019 tarihli karar ile davalı bankanın yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Eldeki istinaf incelemesine konu karar, dosya kendisine gönderilen yetkili mahkemece verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava, davacı belediyenin Belediye Kanunu'nun 15/6 maddesi kapsamında haczedilmemesi gereken hesapta bulunan paranın haciz talebinde bulunan dava dışı kişilere icra aracılığıyla ödenmesinden kaynaklı alacak davasıdır. Dava konusu hesaptaki paranın aktarıldığı Kırıkhan İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; dava dışı ... ve ... tarafından davacı belediye aleyhinden 25.04.2017 tarihinde ilamlı icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının Hatay İdare Mahkemesinin 15.12.2016 tarih, 2016/1638 Esas ve 2013/1249 Karar sayılı hizmet kusuru nedeni ile tazminat davası sonucunda verilen ilamı olduğu görülmüştür.Davacı yan, davaya konu edilen hesabın Kırıkhan ilçe genelinde önleyici sağlık hizmetleri ve hastaneye erişim imkanı bulamayan hastalara yerinde teşhis ve tedavi hizmeti vermek amacıyla \"...\" adıyla bir proje çalışması yapıldığını, bu proje Başbakanlık Hazine Müsteşarlığınca da uygun bulunarak proje için gerekli (74.951 USD) parasal kaynak tahsis sağlandığı, bu kapsamda davalı bankadan proje kapsamındaki miktarın aktarılabilmesi için hesap açılması talebinde bulunulduğu, Belediye Kanunu'nun 15/6 maddesi kapsamında dava konusu hesabın haczedilmemesi gerekirken, Kırıkhan İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasından yapılan haciz talebi kapsamında proje bedelinin icra dosyasına ödendiği ve davalı bankanın bu nedenle ödenen bedelden sorumlu olduğu iddia edilmiştir. 11.09.2014 tarihli 29116 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6552 Sayılı Kanun'un 121. maddesi ile 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nda 15. maddenin son fıkrasına \"İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi alacak miktarını aşacak veya kamu hizmetini aksatacak şekilde yapılamaz\" hükmü eklenmiş ise de Anayasa Mahkemesi’nin 17/6/2015 tarihli ve E.: 2014/194, K.: 2015/55 sayılı Kararı ile Birinci cümledeki “ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır” ve son cümlesindeki “veya kamu hizmetini aksatacak” ifadeleri iptal edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15/son maddesinde açıkça haczedilmezlik için vergi, resim, harç geliri olma ya da \"fiilen kamu hizmetinde kullanılma\" koşullarının kabul edilmesi karşısında, belediyeye ait bir paranın haczedilmezliği ancak fiili durumun tespiti ile belirlenmelidir. Bu konuda ispat yükü borçluya düşmektedir. Bir diğer anlatımla, haczedilen paraların vergi, resim, harç geliri olduğunu ya da fiilen kamu hizmetinde kullanıldığını borçlu Belediye ispatlamalıdır. Bu nedenledir ki hacizli banka hesabındaki paralara ilişkin olarak kamuya tahsis kararı bulunmasının sonuca etkisi yoktur. Buna göre, borçlu Belediyeye ait taşınır ya da taşınmaz bir malın haczedilmezliği için o malın fiilen kamu hizmetinde kullanılmasının gerektiği tartışmasız olup, bir malın fiilen  kamu hizmetinde kullanıldığının kabulü için ise, o malın kamu hizmetinin yürütülebilmesi amacına uygun bulunması gerekir. Haciz konulan borçlu Belediyenin banka hesaplarında vergi, resim ve harç gelirleri olduğu gibi haczi kabil paraların da bulunduğu durumlarda, haczedilen hesap havuz hesabı niteliğindedir. Hesabın sürekli işlem görüyor olması ve sürekli yatan ve çekilen paraların bulunması karşısında kalan bakiyenin vergi, resim ve harç gelirinden mi, yoksa haczi kabil paralardan mı oluştuğunun belirlenmesine imkân yoktur. Bu şekilde haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraları karıştırmak suretiyle havuz hesabı oluşturan borçlu Belediye iddiasını ispat imkânını kendisi kaldırmış bulunmaktadır. Bir başka deyişle borçlu Belediyenin haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paralarını farklı hesaplarda tutması yerine havuz hesabı oluşturmasının iyi niyetle de bağdaşmayacağı tartışmasızdır. Böyle bir davranış AİHM'nin AİHS'nin 6 § 1. ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddelerinin ihlali sonucunu doğuracağı gibi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunmakla, hukukça korunamayacağı muhakkaktır. Böyle bir durumda borçlu belediyenin, hesaplardaki paraların haczedilmezliğini ispatlayamadığının kabulü gerekir. Öte yandan borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılması, haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmelidir. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/1197 esas, 2019/9336 karar sayılı kararı) O hâlde, mahkemece, haczedilen hesabın havuz hesabı olup olmadığı hususunu ve haczin kaldırılmasına ilişkin şikâyetin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunmuştur. Yukarıda anlatılan kapsamda davacı Belediye'nin davaya konu ve haczedilen banka hesabına giren paranın niteliğinin araştırılması gerekmektedir. Mahkememizce banka hesap hareketleri celp edilmiş ve dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir. Hazırlanan bir kısım bilirkişi raporlarında davalı bankaya kusur atfedilmemiş, bir kısım raporlarda ise müterafik kusur tespiti yapılmış ise de; yukarıda anlatılan gerekçe de ele alındığı üzere kamu yararı tahsis kararı alınmasına gerek duyulmadığı, davacı Belediye tarafından proje hesabı olduğu açıkça talimatta belirtilmesine rağmen, normal hesap açıldığı ve ödeme nedeniyle davalı bankanın kusuru olduğu görülmektedir. Anlatılan gerekçeyle ve hükme esas alınan 18.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda da bahsedildiği üzere; dava konusu hesabın Avrupa Birliği proje hesabı olduğu, Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından hesaba hibe niteliğinde para yatırıldığı, hesabın karma ya da havuz hesabı olmadığı anlaşılmakla, açılan davanın kabulü ile hatalı işlem neticesinde ödenen bedelin tazminine karar vermek gerekmiş ...\" gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Kırıkhan İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ödemiş olduğu 132.993,35 TL’nin, ödeme tarihi olan 28/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı  vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, katılma yoluyla  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili belediyenin hastaneye erişim imkanı olmayan hastalara yerinde sağlık hizmeti sunmak üzere proje çalışması yaptığını, Hazine Müsteşarlığınca da uygun bulunan proje için yurt dışından 74.951,00 USD kaynak  tahsis edildiğini, bu kaynağın aktarılması amacıyla belediye tarafından davalı banka şubesinden belediye adına ... projesi dolar hesabı açılmasının talep edildiğini, projeye ait paranın hesaba aktarıldığını, bir süre sonra aktarılan paranın icra müdürlüğüne aktarıldığı, Türk Lirası olarak 132.993,35 TL bedelin icra müdürlüğüne aktarılmış olduğu ve dava dışı alacaklılara haricen ödendiğinin öğrenildiğini, 5393 sayılı Yasanın 15/son maddesi gereğince belediyenin projeye tahsisli gelirlerinin haczinin mümkün olmadığını, bankanın kusurlu ve dava konusu bedeli iade ile sorumlu olduğunun alınan raporlar ile teyit edildiğini, bunun üzerine 23.11.2020 tarihli dilekçeyle rapor esas alınarak 38.054,05 USD 'nin aynen iadesine karar verilmesinin talep edildiğini, 31.03.2021 tarihli celsede tekrar edildiğini, mahkeme tarafından bilirkişilere  munzam zararın tespiti yönünden görev verilmediğini, müvekkili zararının TBK'nın 118 ve 122 maddeleri gereğince dava kapsamında belirlenmesi ve dava değerinin artırılmak üzere taraflarına süre verilmesi gerektiğinin 06.12.2022 tarihli dilekçeyle tekrarlandığını, 07.12.2022 tarihli celsede; mahkemenin bu taleplerinin dosyanın geldiği aşama ve talebin ayrı bir dava konusu olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, munzam zarar tespitinin 2 yıl önce 23.11.2020 tarihli dilekçe ile de talep edildiğini, ret kararının hukuka ve yargılama ilkelerine aykırı olduğunu, müvekkilinin davalının kusuru nedeniyle mağduriyetinin ortada olduğunu belirterek, 07.12.2022 tarihli munzam zarar talebinin ret kararının kaldırılmasına, munzam zararın karşılanabilmesi için davalı tarafından dava konusu alacak için yapılacak ödemenin 38.054,05 USD bedelin TL olarak karşılığının eksik kalan kısmının ödeme tarihindeki güncel kur üzerinden tamamlanmasına, bilirkişi incelemesi ile tespit edilecek munzam zararın davalı tarafça ticari faiz ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçesiyle hükmü arasında yer alan çelişkiler nedeniyle  kararın hukuka aykırı olduğunu, Kırıkhan İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında, müvekkili bankaya 15.06.2017 tarihinde tebliğ edilen yazı ile müvekkilinin banka nezdinde hesaplarında bulunan mevduatta 127.886,42 TL tutarında haciz işleminin talep edildiğini, müvekkili bankanın tebliğ olunan talimat gereğini yerine getirdiğini, icra dosyalarına paranın gönderildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından müvekkili banka nezdindeki hesabın kamuya tahsisli hesap olduğuna ilişkin belediye meclis kararının bulunmadığının tespit edildiğini, davacının davaya konu ve haczedilen banka hesabına giren paranın niteliğinin araştırılması gerektiği açıklaması ile hesabın niteliğinin belirlenmesi amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğinin belirtildiğini, dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiği tarihler itibariyle dava konusu hesabın kamuya tahsis edilen bir proje hesabı olduğuna ilişkin usul ve hukuka uygun şekilde alınan belediye meclis kararının bulunmadığını, 5393 sayılı Belediyeler Kanunun 15/son maddesinde, düzenlemenin mevcut olduğunu, bu maddeye göre belediyenin haczedilmezlik şikayetinin kabul edilebilmesi için makcuzların fiilen kamu hizmetinde kullanılmasının zorunlu olduğunu, yasanın 18.maddesi gereğince kamuya tahsisli hesap ya da proje hesabı belirlenmesinin belediye meclisine ait olduğunu, mahkeme kararının aksine dava konusu olayda hukuka uygun davranan tek tarafın müvekkili banka olduğunu, müvekkiline ne de icra müdürlüğüne bankadaki hesabın kamuya tahsisli hesap/proje hesabı olduğuna ilişkin sunulan belediye meclis kararının bulunmadığını, bir belediye hesabının kamu yararına tahsis edildiğinin ancak belediye tarafından bu hususun ispat edilmesi ve ispatında ilgili kayıtlar üzerinden yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu sabit olmasına bağlı olduğunu, dava konusu proje hesabı olduğu, hesabın kamu tahsisli hesap olup olmadığının, ne belediye kararı, ne de hesabın kullanılış şekliyle sabit olmadığını, dava konusu olayda müvekkili bankanın 3.kişi olduğunu, icra dosyasının tarafı olmadığını, hukuken müvekkili bankaya davanın  yöneltilemeyeceğini, müvekkili banka tarafından yapılan işlemin sonuç olarak davacı belediye lehine sonuç doğurduğunu, belediye menfaatine işlem yapıldığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bankacılık işleminin hatalı yerine getirilmesi ve hesaptaki paranın icra dosya  hesabına aktarılması nedeniyle  hesaptan aktarılan bedelin tahsili istemiyle açılmış bir alacak  davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı tarafça davalı bankaya hesap açtırıldığı, belediye hesabındaki mevcut bedelin davalı banka şubesine gelen icra müdürlüğü yazısı üzerine   haciz işlenerek müdürlüğe bilgi verildiği, talimat gereğince banka tarafından icra müdürlüğü hesabına söz konusu bedelin aktarıldığı  konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının açtırmış olduğu hesabındaki paranın haczinin mümkün olup olmadığı, hesabın doğru  şekilde açılıp açılmadığı, bankanın kusur ve  ihmalinin bulunup bulunmadığı, davacının yargılama aşamasında dilekçe ile aşkın zarara ilişkin olarak talepte bulunmasının ve bu talebinin reddi  ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, 26.01.2017 tarihinde Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından Kırıkhan Belediye Başkanlığına hitaben, Japon Hükümeti tarafından Sivil Toplum Kuruluşları ve Yerel Yönetimlere yönelik uygulanan hibe programı kapsamında yürütülecek olan ... Projesi için 74.300,00 ABD Doları tutarında finansmanın sağlanmasına izin verilmesinin talep edildiği, bu çerçevede 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Düzenlemesi Hakkındaki Kanunun 8.maddesi gereğince müşteşarlıkça uygun bulunduğunun belirtildiği, belediye mali hizmetler müdürlüğü tarafından 24.02.2017 tarihinde davalı bankanın Kırıkhan Şubesine hesap açılması konulu yazı yazıldığı söz konusu yazıda, belediye adına şubenin nezdindeki ... merkezi projesi Dolar hesabı açılması hususunda gereğinin yapılmasının rica edildiği, davalı banka tarafından 24.02.2017 tarihinde vadesiz mevzuat hesabının belediye adına açılmış olduğu, 02.10.2017 tarihinde davalı belediye tarafından bankanın Kırıkhan Şubesine yazı yazılarak 24.02.2017 tarihinde banka nezdinde vadesiz USD hesabı açıldığı, söz konusu hesabın taleplerinde belirtildiği üzere proje hesabı olduğu, 5393 sayılı Belediye Kanunun 15.maddesinde de belirtildiği üzere belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirlerinin haczedilemeyeceğinin belirtildiği ancak hesabın açılmasına dair ilgi yazıdaki talepleri ve ilgili mevzuatın açık olmasına rağmen hesaptan resen para çekilerek icra dairesi hesabına aktarıldığı belirtilerek hesaptan çekilen tutarın tekrar iadesinin talep edildiği, iade işleminin gerçekleşmemesi üzerine davacı tarafça istirdat davasının açıldığı, davalı banka tarafından Kırıkhan İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında, 15.06.2017 tarihinde tebliğ edilen yazı üzerine 127.886,42 TL borç tutarında haciz işlenmesinin talep edildiği, bankanın bu yazı gereği belediyenin hesabından borca karşılık 36.397,55 USD (127.886,43 TL) üzerine haciz işlenerek icra müdürlüğüne bildirildiği, 2.yazının 02.08.2017 tarihinde tebliğ edildiği, 5.824,50 TL borç tutarı üzerinden haciz işlenmesi talep edildiği, belediyeye ait hesaptan borca karşılık 1.656,15 USD ( 5.824,50 TL) üzerine haciz işlendiği, icra müdürlüğüne bilgi verildiği, haczedilen tutarların icra müdürlüğü hesabına gönderilmesi talebi üzerine banka tarafından 132.993,35 TL miktarın icra müdürlüğü hesabına gönderildiği, davacının dava konusu etmiş olduğu miktarın aynı miktar olduğu, yetkisizlik kararı öncesinde davacı belediye tarafından davalı banka ile birlikte dava dışı ... ve ... ile banka şubeleri hakkında da dava açtığı, yetkisizlik kararı üzerine dosyanın yalnızca banka yönünden İstanbul Mahkemelerine intikal ettiği, ilk dava dilekçesindeki davalılardan ... ve ...'in Hatay 1. İdare Mahkemesine davacınında yer aldığı davalılar hakkında açmış olduğu davada, küçük çocuklarının 16.03.2013 tarihinde suluma kanalına düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi nedeniyle idarenin kusurundan dolayı maddi ve manevi tazminat davasını açmış olduğu, söz konusu dava neticesinde verilen karar  ile davacı belediye aleyhine başlatılan icra takip dosyasında  ilgili icra müdürlüğünce davalı belediyenin hesabının bulunduğu davalı banka şubesine müzekkereler yazıldığı ve yazılan müzekkereler neticesinde hesaptaki paraların icra müdürlüğü hesabına aktarıldığı, söz konusu hesaptaki mevcut paranın belediyenin projesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Tarafların dosyaya delillerini ibraz ve celbi sonrasında bilirkişi raporları alınmıştır.  23.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda; bankanın Genel müdürlüğü'nde yapılan incelemede Belediye ile Banka arasında imzalanan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'ne ulaşılamadığının tarafına bildirildiği, ancak dava konusu hesabın açılışına ilişkin sunulan Belediyenin 24.02.2017 tarihli hesap açma talimatının \"Belediyemiz adına şubeniz nezdinde ... Merkezi projesi Dolar Hesabı açılması hususunda gereğinin yapılmasını rica ederim” doğrultusunda davalı banka tarafından 24 02 2017 tarihinde USD döviz hesabı açıldığı ve hesaba 09.03.2017 tarihinde 74.951.00 USD havale geldiği, iş bu talimatta hesabın kamuya tahsisli olduğuna ve hususta belediye meclisi kararı bulunduğuna ve haciz işlemi uygulanmayacağına ilişkin hiçbir ifadenin yer almadığı, davacı belediyenin ise eft işleminden çok sonra 06.10.2017 tarihinde belediye meclis kararının alındığı, bu belgelere göre belediye hakkında icra takibi yapıldığı, belediye hesaplarına haciz uygulandığı tarih itibariyle belediyenin davalı nezdindeki hesaplarının kamuya tahsisli olduğuna ilişkin bir belediye meclis kararının bulunmadığı, bu nedenle davalı banka tarafından haciz uygulanan hesabın kamuya tahsisli olduğuna ilişkin haciz işlemleri tarihi itibariyle bir meclis kararı bulunmadığından hesabın kullanım amacına ilişkin bir şüphe duyulması, araştırma yapılmasını gerektiren yasal koşulların oluşmadığı, icra takibinin kesinleşmesi için gerekli işlemlerde düşünüldüğünde davacı belediye tarafından yapılması gerekenin hesapların kamuya tahsisli olduğu iddiasının icra takibi üzerine icra uygulanması ardından icra müdürlüğü emrini yerine getiren bankaya bir kusur atfedilemeyeceği, ayrıca paranın icra dosyasına gönderildiği tarihte bir meclis kararı bulunması dahi sadece bu karara dayanarak bankanın bir hesabın kamuya tahsisli olup olmadığını değerlendirme yetkisi ve icra talimatını yerine getirmeme hakkı  bulunmadığı, bu nedenle davacının haczedilmezlik şikayetinin yerinde olmadığı, aksi kanaatte olunması durumunda belediyenin davalı nezdindeki hesaplarının kamuya tahsisli olduğuna ilişkin bir belediye meclis kararı bulunmaması karşısında bankanın haciz tarihinde hesabının kamuya tahsisli olup olmadığını araştırılması gerektiği yönünde karar verilmesi halinde davacının talebinin yerinde olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili, 06.02.2015 tarihli 21 karar numaralı belediye meclis kararı ile belediye başkanına dava konusu edilen proje ve proje geliri ile ilgili tam yetkinin verildiğini, bankaya gönderilen 24.02.2017 tarihli yazıda, projeyle dolar hesabı açılmasına ilişkin ifadelerin yer aldığını belirtmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; müvekkili belediyenin hastaneye erişim imkanı olmayan hastalara yerinde sağlık hizmeti sunmak üzere proje çalışması yaptığını, Hazine Müsteşarlığınca uygun bulunan proje için yurt dışından kaynak tahsis edildiğini, belediye adına ... merkezi hesabı dolar hesabı açılmasının bankadan talep edildiğini, daha sonra projeye ait paranın davalı banka şubesinin belediye adına açtığı hesaba aktarıldığını, bir süre sonra projeye tahsisli paranın haczedilerek ödendiğinin haricen öğrenildiğini, 5393 sayılı Yasanın 15/son maddesi gereğince belediyenin projeye tahsisli gelirlerinin haczedilemeyeceğini, dava konusu ihtilafın hesabın kamuya tahsisli olup olmadığının oluşturmadığını, davanın konusunun, proje hesabı yerine normal mevduat hesabı açan, yanlış açtığı hesaptaki projeye ait paranın yasaya aykırı olarak haczine itiraz etmeyen haciz konusunda hesap sahibini bildirmeyen bankanın kusurlu olup olmadığına ilişkin olduğunu, proje hesabı ile bu talebe karşılık vadesiz mevduat hesabı arasındaki farkı bankanın bilmemesinin mümkün olmadığı gibi aksininde kabul edilemeyeceğini belirterek yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir. 04.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 1. Maddesinin “ Bu Kurumun amacı, Finansal piyasalarda güven ve İstikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına İlişkin usül ve esasları düzenlemektir.\" Hükmü ve kanunun ilgili diğer maddeleri gereğince davalı bankanın tasarruf sahibi sıfatını taşıyan müşterisinin hak ve menfaatini korumakla yükümlü bulunduğu, davacı Belediyenin hesabındaki paranın davalı banka tarafından bloke edildiğinin İcra Müdürlüğüne bildirildiği tarih 21/06/2017, icra dairesine yapılan ödeme işleminin tarihinin 28/07/2017 olduğu dikkate alındığında, arada geçen sürede haciz ve bloke işlemleri yerine getirilirken, aynı zamanda bankacılık uygulamaları gereğince hesabın bloke edildiği konusunda müşterinin bilgilendirilebileceği, şayet bu bilgilendirme yapılmış olsaydı davacı müşterinin haciz kararına karşı hesaptaki paranın şartlı bağış ve proje geliri olduğu konusunda ilgili icra dairesi nezdinde yasal haklarını kullanmasının mümkün olabileceği, böylece hesap açılırken yapılan hatanın haciz ve bloke aşamasında telafi edilerek müşteri mağduriyetinin oluşmayabileceği, davacı müşteri olan T.C. Kırıkhan Belediye Başkanlığı'nın, dava dosyasına bir fotokopisi sunulu Japonya Büyükelçiliği ile imzalamış olduğu şartlı bağış sözleşmesi gereğince, kendisine sağlanan 74,958 USD tutarındaki kaynağın tamamını “... Merkezi Sağlanması Projesi” için harcamak, yapılan harcamaları belgelendirmek, harcayamadığı miktan bağış yapana iade yükümlülüğünün bulunduğu, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3. Maddesinde mevduat “Yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen para” olarak tanımlandığı göz önüne alındığında, hatalı bankacılık işlem ve uygulamalarıyla ilgili 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesi gereğince hacze konu edilmemesi gereken şartlı bağış niteliğindeki belediye gelirinin bir kısmının bloke edilmesine ve icra dairesi hesaplarına ödenmesine sebep olan ve hesaba haciz ve bloke konulduğu hususunda zamanında hesap sahibini bilgilendirmeksizin res'en hesaptan para transferi gerçekleştiren davalı bankanın, davacı müşteri olan Belediyeye karşı kendisine emanet edilen 38,054.08 USD tutarındaki vadesiz mevduatı aynen iade yükümlülüğünün bulunduğu belirtilmiştir. Davacı vekili 23.11.2020 tarihli dilekçesinde; 38.054,05 USD'nin haciz tarihindeki karşılığı 132.993,35 TL'nin ticari faizi ile iadesini talep ettiklerini, bilirkişi raporuyla davalı bankanın aynen iade yükümlülüğünün bulunduğunun tespit edildiğini, öncelikle rapor esas alınarak 38.054,05 USD'nin aynen iadesine veya 132.993,35 TL'nin 28.07.2017 tarihinden itibaren ticari faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 08.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda; dosyaya sunulan belgeler üzerinde görüleceği üzere; Belediye tarafından davalı bankaya hitaben düzenlenen hesap açma talimatında “... Projesi Dolar Hesabı” nın “kamuya tahsisli hesap” niteliğinde olduğu hususunun somut olarak belirtilmediği, bankanın; kamuya tahsisli hesaplardaki paranın haczedilemeyeceğini bildiği veya bilmesi gerektiğinin ifade edildiği, oysa hesap açma talimatının; operasyonel olarak herhangi bir yoruma dahi imkan vermeyecek kadar anlaşılabilir, açık ve net ifadeleri içermesi gerektiği, her halükarda belediye tarafından açılması talep edilen banka hesabı ile bankanın açmış olduğu hesabın niteliklerinin, belge ve kayıt düzeni çerçevesinde belediyenin talimat ve iç prosedürlerine, mevzuatına uygun olup olmadığının kontrol edilmemesinden dolayı belediyenin de sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora itiraz dilekçesinde; belediyenin söz konusu proje için yurt dışından güçlükle temin ve tahsis edilmiş olan ancak davalı bankanın özensiz/kusurlu işlemi nedeniyle amaç dışı kullanılan kaynağın hesabını tahsis makamlarına vermek zorunda olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 18.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ... Bankası tarafından Bankacılık Kanunun etik ilkeler başlıklı 75. maddesine istinaden oluşturulan Bankacılık Etik İlkelerine aykırı olarak davalı banka tarafından, davacı Kırıkhan Belediyesine, haciz işlemi hakkında herhangi bir bildirim yapılmadığı için haciz kararına karşı itiraz hakkını kullanamadığı, oysa blokaj işlemi hakkında Belediyenin bilgisinin bulunması halinde, haciz kararına karşı hesaptaki paranın şartlı bağış ve proje geliri olduğu konusunda ilgili icra dairesi nezdinde 27.10.2017 tarihli icra dosyası kararında olduğu gibi yasal haklarını kullanmasının mümkün olabileceği, böylece belediye adına açılan hesabın \"kamuya tahsisli hesap\" niteliğinde olmadığı, vadesiz döviz mevduat hesabı olduğunun görülebileceği ve hesap niteliğinin “Kamuya Tahsisli Hesap” olarak düzeltilerek Belediyenin mağduriyetinin önlenebileceği, resmi yazıda açıkça \"Proje Hesabı\" açılması talimatı verildiği halde hesabın talimattan farklı olarak döviz mevduat hesabı olarak açıldığının hesap cüzdanında görüldüğü, ayrıca hesaptaki parasal hareketlerin Belediye muhasebe kayıt sistemine aktarılması aşamasında iç kontrol ve denetim sistemi tarafından açılması talep edilen banka hesabı ile açılan banka hesabının nitelikleri açısından kontrol edildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı ve bu konuda bankanın sorumlu olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından davanın 19.12.2017 tarihinde açıldığını, yargılama sürecinde bankanın sorumlu olduğunun tespit edildiğini, TBK'nın 118.maddesine göre temerrüte düşen borçlunun temerrüte düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından dolayı uğranılan zararı gidermekle yükümlü olduğunu, aşkın zarar başlıklı 122. maddenin düzenlenmesininde bulunduğunu, dava konusu alacağın dosya kapsamında belli olduğu gibi bilirkişi raporu ile de tespit ve ifade edildiğini belirterek, TBK'nın 122 maddesi gereğince davacı belediyenin aşkın zararının görülmekte olan bu dava kapsamında belirlenmesi ve taraflarına dava değerini artırmak üzere süre verilmesini veya bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olan 38.054,05 USD alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 07.12.2022 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; TBK'nın 122.maddesi kapsamında aşkın zarar tazminat taleplerini tekrar etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna itirazlarını tekrar ettiğini, bankanın kusuru bulunmadığını, öncelikle davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, davacı vekilinin TBK'nın 122.maddesi kapsamında aşkın zarar talebinin dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak ve talebin farklı bir dava konusu olduğu gerekçesiyle reddi ile yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, davacı belediye tarafından 24.02.2017 tarihinde,  ... merkezi projesi dolar hesabı açılması hususunda bankadan talepte bulunduğu, banka tarafından bu talep üzerine aynı tarihli vadesiz mevduat hesabı açıldığı  konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Dosya içerisine ibraz edilen yazılı delilerden, söz konusu hesabın açılmasına konu  edilen paranın, şartlı bağış konusu ... merkezi sağlanması projesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 5393 sayılı Belediyeler Kanunu'nun dava tarihinde yürürlükte bulunan 15.maddesinde; \"...Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez.\"  düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda, hesabın projeye ilişkin şartlı bağış hesabı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı talebinin bu anlamda hesabın şartlı bağışa ilişkin olduğu açıklaması bulunmadığı gerekçesi ile eksik kabul edilebilirse de davalı banka bu konuda açıklama istemeden talepten farklı hesap açmıştır. Diğer taraftan icra müdürlüğü yazısı üzerine davacıya  bilgilendirme yapılmadığı, hesaptaki paranın haciz yazısı sonrasında yaklaşık bir ay sonra icra dosya hesabına gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı bankanın, davacı talebininden farklı hesap açarak ve  hesap içerisinde yer alan tahsis bedellerinin icra müdürlük yazıları üzerine davacı hesap sahibi bilgilendirilmeden   aktarılmış olmasından dolayı bankacılık kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca sorumlu olduğunun kabulü  uygun görülmüştür. TBK'nın 115/3 fıkrasında; uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmanın kesin olarak hükümsüz olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı banka tarafından uzmanlığı gerektiren bir hizmet verildiği gibi verilen hizmet kanun ve yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütüldüğünden hafif kusurundan dahi sorumlu olacağının kabulü kaçınılmazdır. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili ise aşkın zarara ilişkin taleplerinin araştırılarak karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek istinaf konusu yapmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 141.maddesinde, iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı vekili, bilirkişi raporlarının alınmasından sonra iddiasını genişletmek istemiştir. Davalı vekili  açıkça muvafakat etmemiştir. TBK'nın 122/2. maddesi uyarınca aşkın zarara aynı dava içinde hükmedilebilir ise de bunun usulüne uygun şekilde talep edilmiş olması gerekir. Davacı vekili tarafından davanın ıslahına ilişkin olarak herhangi bir talepte bulunulmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 247,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 6.812,78 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89397779625b50e4","SID":"9acdbe7301e3c1ad"}}