{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL\t<br>7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO2024/116 Esas<br>KARAR NO\t:2024/781<br><br>DAVA:Ticari Şirket<br>DAVA TARİHİ:19/02/2024<br>KARAR TARİHİ:12/12/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın usulsüz yapılan genel kurul toplantısında alınan kararın iptali talebiyle açıldığını, davalı şirket ... İnş. Gıda Turizm Tekstil Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nde, davacı müvekkil ... hisseli ortak olup, diğer ortaklardan ... 950 ve ...9425 hisseye sahip olduğunu, müdürler kurulunun 2 üyeden oluşmakta iken, ...'nın süresinin sona ermesi sebebiyle sadece ...'un kalmış olduğunu, tek başına kalan müdür ...'un şirketi temsil ve ilzam kabiliyeti olduğunu, ...ve ...'nın muhtelif mizansenler oluşturarak şirketi ve davacıyı mağdur edici eylem ve işlemlerde bulunarak, usulsüz bir genel kurul toplantısı yapmış ve ortaklardan ...'yı müdürlüğe seçmiş olduklarını, bu genel kurul kararını da 01/02/2024 tarihinde ... sıra numarasıyla, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan ettirmiş olduklarını, Genel Kurul Kararının Butlanı Veya İptalini Gerektiren Sebepler; davacı müvekkilinin ortağı bulunduğu ... İnş. Gıda Turz. Teks. Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin 21/01/2024 tarihinde olağanüstü genel kurul yapacağı tesadüfen öğrenmiş olup, davacı müvekkil toplantı yerine sabah 09:00'da gitmesine rağmen saat 15:00'e kadar hiç kimsenin gelmemiş olduğunu, toplantı yeri olarak gösterilen yerin kapalı boş ve bakımsız bir bina olduğunu, ...ile şirket ortağı ...'nın avukatı olduğunu ifade eden, kendisinin ... olduğunu söyleyen bir kişi geldiğini, kısa bir süre sonra şirketin mali müşaviri olduğunu belirten... isimli kişinin de geldiğini, davacı müvekkilin, ...'nın avukatı olduğunu söyleyen ancak kendisinden vekaletname ibraz etmesi istendiğinde vekaletname sunmayan kişi tarafından getirilen dizüstü bilgisayarında ayak üstü, kahvehaneden alınmış sandalye üzerinde bir tutanak tutulduğunu görünce, kendisine ne yazdığını sormuş ancak bu kişi müvekkile doğru düzgün bir cevap vermeden yazdıklarının bir çıktısını davacıya vermiş olduğunu, davacının da böyle bir toplantının usule uygun olmadığını belirterek itirazlarını dile getirmiş olduğunu, toplantı tutanağındaki ifadelerin tamamen yanlış, kendi iradesini yansıtmayan beyanlar olduğunu söylemiş olduğunu, bu defa bu toplantı tutanağı bir kenara bırakılıp ikinci bir tutanak tanzim edilmeye başlanmış olduğunu, davacı müvekkilin, söz konusu bu toplantının akabinde, diğer şirket ortaklarına ve şirkete .... Noterliği'nin 22/01/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname keşide ederek 21/01/2024 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin itirazlarını bildirmiş olduğunu, ihtarnamenin davalı şirket ortaklarından ...'a 26/01/2024 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, davalı şirket ortağı ...'dan ise 24/01/2024 tarihinde iade olduğunu, davacı müvekkilin 23/01/2024 tarihinde... Müdürlüğü'ne başvuru yapıp, usulsüz olarak yapılan 21/01/2024 tarihinde yapılan genel kurulun tescil ve ilan talebinin reddine karar verilmesini talep etmiş olduğunu, Söz konusu başvuru 05/02/2024 tarihinde karara bağlanmış olup; \".... ticaret sicil numarasında kayıtlı şirketin 21.01.2024 tarihli genel kurul kararının 01.02.2024 tarihinde tescil edildiğinin, sicil dosyasında yapılan incelemeden anlaşılmış olduğunu, Ticaret sicil mü apılan başvuruya ilişkin işlem dosyası ile, şirkete ait dosyanın ticaret sicil müdürlüğünden celp edilmesi halinde, usulüne aykırı olarak ve aynı gün peş peşe tutulan, 2 ayrı genel kurul toplantı tutanağının görüleceğini, iş bu Yönetmelik maddesinin olayımızda usulüne uygun tutulmuş bir tutanaktan bahsedilememekte olduğunu, söz konusu tutanak, toplantıya usulsüz olarak katılan kişi de dahil olmak üzere hiç kimse tarafından imzalanmamış olduğunu, tutanakta şirketin unvanı, toplantı tarihi ve yeri, şirketin toplam sermayesi ve pay adedi, toplantıda hazır bulunan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin sahip oldukları pay sayılarının toplamı ve grupları ile paylarının itibari değerlerinin toplamı gösterilmek suretiyle toplantı nisabı, genel kurulda sorulan sorular ve verilen cevaplar, alınan her karar için kullanılmış olumlu ve olumsuz oy sayısı, çağrıya dayalı toplantı yapılıyorsa çağrının ne surette yapıldığının yazılmadığını, olumlu ve olumsuz oyların toplamlarının belirtilmediğini, Yargıtay ilamlarına göre de toplantı tutanağının usulüne uygun olarak düzenlenmediğinin belirlendiğini, toplantıya usulsüz ve yetkisiz bir şekilde katılan kişiler olduğu gibi, bu kişiler dışında davalı şirket ortaklarının imzasının da tutanakta yer almadığını, ortaklardan ...'nın avukatı olduğunu beyan ederek katılan ... isimli kişinin, ...'yı temsil ettiğine dair usulüne uygun düzenlenmiş hiçbir vekaletname veya yetki belgesi sunulmadığını, mezkur madde hükümlerine göre, davacıya toplantı günü iadeli taahhütlü mektupla bildirilmesi gerekirken böyle bir davet yapılmamış olduğunu, ilan ve çağrı mektuplarında toplantının yapılacağı yer ve saat ile toplantı gündeminin belirtilmesinin de zorunlu olduğunu, davacıya usulüne uygun yapılmış bir tebligat olmadığını, davacıya yasaya ve yönetmeliğe uygun bir davetiye tebliğ edilmediği gibi, davalı şirket ortaklarının ticaret sicilinde yapmış oldukları ilanda, kanunda belirtilen bilgilerin yer almadığını, gündem de belirtilmemiş olduğunu, davacı müvekkilin, davalı şirket ortakları ... ve ...hakkında...Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş olduğunu, Genel kurul tutanağını düzenleyen TTK madde 422 bağlamında; ilgili yasa hükmü gereğince toplantıda usulüne aykırı olarak tutulan her iki tutanağın imzasız olduğu sunulan tutanaklardaki imzaların toplantı bittikten sonra atılmış olduklarını, dava dilekçemiz ekinde sunduğumuz ve \"2.tutulan tutanak” başlıklı tutanağın 1.maddesi incelendiğinde ise; ...'un toplantı başkanlığına, ...'nin oy toplama memurluğuna ve...'nın ise tutanak yazmanlığına oyçokluğu ile seçildiği yazılmış olduğunu, bu ikinci tutulan tutanağın son kısmında İsmail Uzun'un birtakım beyanları geçmiş olsa da, söylediği tüm itirazların tutanağa geçirilmemiş olduğunu, tutulan her iki tutanak da, ... isimli kişi tarafından tamamen kendi keyfine göre gerçek dışı ibarelerle dolu olacak şekilde tutulmuş, davacının bu tutanağa itiraz etmesi üzerine ikinci bir tutanak daha tutulmuş, hiçbir teklifi almadan ve oylamaya sunmadan kendi kafasına göre birtakım kararları yazmış ve davacı tarafından bu kararların hiçbirine iştirak etmediği ve kararların hem usul ve alımı yönünden hem de esas yönünden yasaya aykırı olduğunu, itirazlarının tutanağa yazılması gerektiğini ifade etmesine rağmen ciddiyetten uzak bir şekilde ve gerçeğe aykırı olarak tuttukları her iki tutanağı imzalatmadan mahali kaçarcasına terk etmiş olduklarını, davacı müvekkilin, dava öncesinde .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 22.01.2024 tarihli ihtarnamesi ile 21.01.2024 terhinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin itirazlarını davalı şirkete ve diğer ortaklara bildirmiş olduğunu, ihtarnamede de belirtildiği gibi ortaklar kurulu toplantısı usulünce davacıya tebliğ edilmemiş, davacıya gösterilen ilanda dahi toplantı saati yazılmamış, toplantı yeri yıllardan bu yana harabe şeklinde kapalı olarak bulunan mezbelelik bir binadır, bu toplantıdan daha önce yapıldığı iddia edilen toplantılarda alınan kararlar, davacının sahte imzası atılarak alınmış, bu sahte toplantı ve kararlara meşruiyet kazandırılması için toplantı tutanağına yazılmış olduğunu, usul ve yasaya aykırı olarak düzenlenen 21.01.2024 tarihli genel kurulun birçok yönden usulsüzlükler içermesi sebebiyle bu genel kurulda alınan kararların iptaline, mahkemece verilecek iptal kararının ticaret sicil gazetesinde ve... Müdürlüğünde tescil ve ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin temsilcisi olduğu şirketin ortakları arasında bir kısım hukuki ihtilaflar söz konusu olduğunu, şirkete ait olan arsa/arsalar üzerine bir inşaat yapılmış olup bu inşaatın yapım maliyetinin karşılanması konusunda yaşanan ihtilaflar bilahare yargıya intikal etmiş olduğunu, şirket müdürlerinin müştereken temsile yetkili görev sürelerinin dolması üzerine, şirket genel kurulunun, 21.01.2024 tarihinde şirket merkezinde yapılacak olan toplantıya çağrılmasına ve yeni şirket müdürlerinin seçilmesine dair genel kurul toplantısı yapılmasına dair karar alınmış olduğunu, 21.01.2024 tarihinde yapılacak olan genel kurul toplantısına dair ilan, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 22.12.2023 tarih ve 10985 sayılı nüshasında süresinde yayınlandığını, toplantı davetinin gündem ve vekaletname örneği ile birlikte davacı da dahil tüm pay sahiplerine, iadeli taahhütlü posta ile de tebliğ edildiğini, davacının da dava konusu edilen iş bu genel kurul toplantısına iştirak etmiş olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine, toplantı, yasal çağrı usulüne uygun şekilde şirketin tescilli merkezinde yapılmış olup aksi yöndeki iddiaların dinlenebilir yanı olmadığını, avukat ...'yi uzun zamandan beridir gerek davalı şirketin avukatı ve gerekse de müvekkil ...'nın avukatı olması hasebiyle şahsen tanımakta olduğunu, ... tarafından ... adına temsile yetkilendirildiği .... Noterliğinin 05.01.2024 tarih ve 159 yevmiye sayılı vekaletnamesi düzenlenmiş olduğunu, dava dilekçesinde genel kurul toplantısı ile ilgili olarak 2 ayrı tutanak düzenlendiği, bunların pay sahibi davacı tarafından imzalanmadığı, bu nedenle geçersiz olduğu, 2 ayrı tutanak düzenlenmesinin dahi genel kurulda alınan kararların iptali sebebi olduğu iddia edildiğini, ismi geçen hiçbir kimsenin imzasını içermeyen A4 kağıdına yazılı bir kısım evrakın Toplantı Tutanağı olarak gösterilmeye çalışılmasının haksız olduğunu, taslak olarak hazırlanan tutanakların sonradan gereken değişiklikler yapılarak tanzim edilmesinin de mutat bir işlem olduğunu, Genel kurul toplantısında alınan kararların iptali sebepleri yasada sınırlı olarak sayılmış olup, genel kurul toplantı tutanağı müsveddelerinin birden fazla olması, yasada veya içtihatta genel kurul kararlarının iptali için bir sebep olarak düzenlenmemiş olduğunu, Toplantı tutanağının usulsüz olduğuna dair iddialar da gerçeğe aykırı olduğunu, Pay sahiplerinden (9650 pay sahibi) ... tarafından ... adına yönetmelik ekinde yer alan matbu formata uygun temsile yetkilendirildiği .... Noterliğinin 05.01.2024 tarih ve ...yevmiye sayılı vekaletnamesi düzenlenmiş olduğunu, iki ayrı genel kurul (ortaklar kurulu) toplantı tutanağı düzenlendiğine dair iddialar da gerçeğe aykırı olduğunu; Noterden onaylanmış, ticaret sicilinde tescil ve ilan olunmuş genel kurul toplantı tutanağı dışında, davacı tarafından keyfince sunulan ya da müsvedde olarak düzenlenen imzasız a4 kağıdına yazılı belgelere itibar edilemeyeceğini, imzasız, müsvedde olarak düzenlenen genel kurul toplantı tutanağı örneklerinin, genel kurul toplantısında alınan kararların iptali gerekçesi olduğuna dair davacı iddiasının haksız olduğunu, toplantıya çağrı yasaya uygun şekilde yapılmış olduğunu; çağrıda usulsüzlük, alınan kararlara etki etmediği sürece tek başına alınan kararların iptali ya da butlanı sebebi olmadığını, 6102 Sayılı TTK 617/3. Maddesinde; \"Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır...\" hükmü yer aldığını, 6102 Sayılı yasanın 414. Maddesinde \"Anonim şirketler için genel kurul toplantısına \"Çağrının Şekli\" düzenlenmiş olduğunu, toplantı gündemi ile birlikte toplantının yapılacağı yer ve tarih saat tüm pay sahiplerine ve davacıya iadeli taahhütlü posta ile tebliğ edilmiş olduğunu, davacı, toplantıda alınan kararlara, usulüne uygun bir şekilde muhalif kalmamış ve muhalefetini toplantı tutanağına yazdırmamış olduğundan iş bu davayı açma hakkı olmadığını, Genel kurulda alınan kararlara peşinen muhalefet edilemeyeceği gibi toptan muhalefet de (alınan tüm kararlara muhalefet ediyorum/itiraz ediyorum) edilemeyeceğini, Genel kurul toplantısında alınan kararlar, yasaya ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına uygun olup iptali mümkün olmadığını, toplantı tutanağının 1. Maddesinde toplantı başkanı, oy toplama memuru ve tutanak yazmanı seçilmiş olduğunu, davacının pay oranı % 25 olup davacının yasaya uygun şekilde muhalif kaldığı kabul edilse bile nitelikli çoğunluk aranmayan bu karar açısından, oyçokluğu ile alınan karar yasaya, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğunu, toplantı tutanağının 2. Maddesinde, müdürlerin görev sürelerinin sona erdiği, bu nedenle de şirket genel kurulunun olağanüstü toplantıya çağrılmasına dair karar alındığı, bu karara istinaden belirlenen toplantı gün ve saatinin yasaya uygun şekilde ilan edildiği ve yine pay sahiplerine de iadeli taahhütlü posta ile bildirildiğine dair bir tespit yer almakta olduğunu, toplantı tutanağının 3. Maddesinde, şirket müdürlüğüne, pay sahiplerinden ...'nın seçilmesine oyçokluğu ile karar verildiğini, davacının pay oranı % 25 olup davacının yasaya uygun şekilde muhalif kaldığı kabul edilse bile nitelikli çoğunluk aranmayan bu karar açısından, oyçokluğu ile alınan karar yasaya (TTK 620), esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğunu, toplantı tutanağının, 4. Maddesinde, \"Diğer şirket müdürü pay sahibi ...'un ik yetkisinin devam ettiği hususunun tespit edildiğini, genel kurul toplantı tutanağında yer alan bu tespitler, genel kurul tarafından alınmış bir karar olmadığından, iptali de talep edilemeyeceği toplantı tutanağının 5. Maddesinde, müdürler kuruluna seçilen ... ve ...'un şirketi, birlikte atacakları imza ile müştereken ve müteselsilen temsil ve ilzam edecekleri hususunun tespit edildiğini, genel kurul toplantı tutanağında yer alan bu tespit, şirket ana sözleşmesinde, şirketin temsil ve ilzamına ilişkin hükümlere uygun şekilde yapılan bir tespit olup genel kurul tarafından alınmış bir karar olmadığından, iptali de talep edilemeyeceğini, Genel kurul toplantı tutanağının 5.maddesinin 2. paragrafında ise \"Şirketin sahip olduğu taşınmazların satılabilmesi için oybirliği ile alınacak olan ortaklar kurulu kararının şart olduğu\" şeklinde bir tespit yer aldığını, genel kurul toplantı tutanağında yer alan bu hususun bir genel kurul kararı olduğu düşünülse dahi, alınan bu karar, yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun bir karar olduğundan iptali mümkün olmadığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama gideri ile vekâlet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.<br>Mahkememizce aldırılan  24/10/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; \"Çağrı usulüne aykırılık tespit edilememiş olması bir yana davacının bizzat toplantıya katılmış olması karşısında çağrı usulüne aykırılık nedeniyle iptalini talep edemeyeceği, davacının iptalini talep ettiği kararlar bakımından ise iptal koşullarının oluşmadığı\" yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir. <br>DELİLLER: <br>... Vergi Dairesi Müdürlüğüne,...Sicil Müdürlüğüne, ... .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyas...Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun ... Soruşturma sayılı dosyası dosyamız arasına celp edilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava genel kurul karar iptali istemine ilişkindir.<br>İptali talep edilen genel kurul kararının 21/01/2024  tarihli olduğu, davanın 19/02/2024  tarihinde 3 aylık yasal süre içeresinde şirket merkezinin bulunduğu yer olan mahkememizde açıldığı anlaşılmıştır.<br>Somut uyuşmazlık davalı şirket genel kurulunda alınan kararların geçersizliğine ilişkin <br>olup, Limited şirketlerde genel kurul kararlarının iptali bakımından anonim şirketlere <br>ilişkin düzenlemeye yapılan atfa istinaden (TTK md. 622) TTK md. 445 vd. hükümleri <br>uygulama alanı bulacaktır.  <br>Bilindiği üzere, her anonim/limited şirket pay sahibinin Kanuna, esas mukaveleye veya <br>afaki iyi niyet kurallarına aykırı genel kurul kararlarına karşı, TTK md. 445’de öngörülen iptal davasını ikame etme hakkı vardır. Ancak pay sahiplerinin <br>iptal davası açabilmeleri TTK.’nun 446. maddesi uyarınca bazı koşullara tabi <br>tutulmuştur. Bu koşullar uyarınca;  <br>a) ancak toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten <br>pay sahipleri ile,  <br>b) toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da <br>olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, <br>genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp <br>oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin <br>verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili <br>olduğunu ileri süren pay sahipleri iptal davası açmaya yetkilidir.  <br>Bu açıdan değerlendirildiğinde, davacının 446. maddenin (a) bendinde öngörüldüğü <br>biçimde toplantıya katılıp iptali istenen gündem maddeleri ile ilgili olarak muhalefet <br>şerhini zapta geçirttiği anlaşılmaktadır. <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-701 Esas 2022/275 Karar sayılı ilamı aşağıdaki şekildedir. <br>\"Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.<br>Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.<br>Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.<br> <br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.6762 Sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez.<br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir.  Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.<br>Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.<br>Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).<br>Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir (Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017, s. 194). Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir (Moroğlu, s. 37).<br>Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır.\"<br>Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; denetime elverişli ve yeterli bulunduğundan mahkememizce de itibar edilen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, Davalı şirketin 21/01/2024 genel kurulunda alınan kararların toplantıya çağrı usulüne <br>aykırılık dolayısıyla geçersizliği bakımından,  genel kurulda alınan tüm kararların butlanını veya iptalini gerektirecek biçimde <br>çağrı usulüne aykırılık tespit edilememiştir. Şöyle ki genel kurul kararlarının çağrı <br>usulüne aykırılık nedeniyle geçersiz olduğunu söyleyebilmek için örneğin toplantıya <br>çağrının hiç veya yetkisiz organ tarafından yapılmış olması gerekir. Oysa huzurdaki <br>davada Davalı şirketin genel kurul toplantısına ilişkin ertelenen çağrıya yönelik ileri <br>sürülen kanuna aykırılıklar çağrı usulünün ağır biçimde ihlali niteliği taşımadığı gibi <br>davacının genel kurul toplantısına katılmış ve alınan kararlara da muhalif kalmış olduğu <br>dikkate alındığında çağrı usulüne aykırılığa dayalı olarak kararların iptalini talep etmesi <br>Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere TMK md. 2 anlamında dürüstlük <br>kuralına aykırılı teşkil eder. Anonim şirketlerde genel kurul toplantısına çağrının ağır <br>şekil şartına tabi tutulmasının nedeni pay sahiplerinin toplantıdan haberdar olması ve <br>böylece toplantıya katılımlarının sağlanmasıdır. Davacı toplantıda hazır bulunup <br>muhalefet şerhini sunduğuna göre artık çağrı usulüne aykırılık nedeniyle genel kurul <br>kararlarının iptalini veya butlanını talep edemez.  <br>Bu bağlamda davacının ileri sürdüğü iki ayrı tutanaktan imzasız olanın taslak olduğunu <br>ve uygulamada sıkça rastlanan bu durumun bir iptal sebebi olmadığını belirtmek gerekir. <br> <br>İptali talep edilen kararlara ve iptal koşullarının oluşup oluşmadığına gelince <br>Davalı şirket ortaklar kurulunda alınan ve iptali talep edilen 1 nolu gündem maddesi <br>divan seçimine ilişkin olup anılan kararın iptalini gerektirecek bir kanuna veya esas <br>sözleşmeye aykırılık tespit edilememiştir.  <br>Davalı şirket ortaklar kurulunda 2 nolu gündem maddesi ile bir karar alınmadığından bu <br>maddenin iptali söz konusu olamaz. <br>Davalı şirket ortaklar kurulunda karara bağlanan 3 nolu gündem maddesi müdür <br>seçimine ilişkin olup, müdürlerin seçimi bakımından kanunda veya şirket esas <br>sözleşmesinde ağırlaştırılmış bir nisap öngörülmediği dikkate alındığında çoğunluk <br>tarafından yapılan seçimin geçerli olduğu, anonim şirketlerde olduğu üzere limited <br>şirketlerde de çoğunluk prensibinin geçerli olduğu anılan kararın iptali koşulunun <br>oluşmadığı kanaatine varılmıştır.  <br>Davalı şirket ortaklar kurulunun 4. Gündem maddesinde alınmış bir karar bulunmayıp, <br>temsil yetkisinin devam ettiğine dair tespitin iptali söz konusu edilemez. <br>Davalı şirket ortaklar kurulunda karara bağlanan 5 nolu gündem maddesinde ise esas <br>sözleşmenin 9.maddesine uygun olarak müdürlerin temsil yetkisi belirlenmiş olup <br>anılan maddenin iptali koşulunun oluşmadığı  <br>tespit edilmiştir. Açıklanan gerekçeler doğrultusunda  davalı şirketin 21.01.2024 tarihli genel <br>kurulunun <br>Çağrı usulüne aykırılık tespit edilememiş olması bir yana davacının bizzat toplantıya <br>katılmış olması karşısında çağrı usulüne aykırılık nedeniyle iptalini talep edemeyeceği, <br>davacının iptalini talep ettiği kararlar bakımından ise iptal koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.<br>Somut olayda, davacı vekili tarafından 3. Celsede bilirkişi raporuna itirazlar tekrar edilerek beyanda bulunulduktan sonra bilirkişi raporuna yapılan itirazın reddine karar verilmesi sonrası sözlü yargılama için süre talep edildiği, davanın basit yargılama usulüne tabi olması nedeniyle sözlü yargılama aşaması bulunmadığından talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.  Davacı vekili tahkikat tamamlanıp HMK 321 gereği son beyanın sorulduğu aşamada  heyetin taraflı olduğunu ehil ve liyakatını kaybettiğini belirterek reddi hakim talebinde bulunmuş ise de tahkikat tamamlanmadan önce bilirkişi raporuna itirazlar aynı celsede ileri sürülmüşken taleplerin reddi sonrasında birden heyetin liyakatını kaybettiğine ilişkin inandırıcı delil ve emare gösterilmemiş olup talebin yerinde olmadığı anlaşılmakla  HMK 41/1-b ve 2 gereği geri çevrilmesine karar verilmiştir.<br>Açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL harç bedeli peşin alınmış olduğunda yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince takdiren 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,<br>5-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341.madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.<br>12/12/2024<br><br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ....<br>e-imzalıdır <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"23c1c93a238690e4","SID":"eebd273f0aa511d8"}}