{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/599 <br>KARAR NO: 2024/3417<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/11/2023<br>NUMARASI: 2022/611 E - 2023/821 K<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul'da müteahhit olarak faaliyet gösterdiğini, inşaat işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin yıllardır avukatlığını yapan kişinin ise dava dışı ... olduğunu, davacı ...'ın ise bu avukatın eşi olduğunu, aralarında avukat-müvekkil ilişkisinin olduğu süreçte avukat-müvekkil ilişkisi haricinde ayrıca ticari ortaklığın  da söz konusu olduğunu, bu ortaklıklardan birinin taraflar arasında imzalanan \"Adi Ortaklık Sözleşmesi\" olduğunu, müvekkili ile avukat ... arasındaki bu ortaklığın her iki tarafa yükümlülük yükleyen bir sözleşme olduğunu, dava konusu senedin teminat olarak verilen senedin kötü niyetli olarak ciro edilmesi ve takibe girişilmesini hukuk düzenini korumayacağını, müvekkili ile dava dışı ... arasındaki bu sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmemesi ihtimaline binaen müvekkili tarafından dava dışı ...'a tamamen teminat amaçlı vade ve düzenleme tarihi kısımları boş olan 180.000 TL bedelli bir senet verildiğini, taraflar arasında imzalanan \"Adi Ortaklık Sözleşmesi\"nin 8. ve son maddesinde müvekkili tarafından dava dışı ...'a \"açık tarihli bir senet verildiği\"nin açıkça beyan edildiğini ve sözleşmenin dava dışı ... tarafından da imzalandığını, bu hususun bononun teminat amacıyla verildiğini ispatlamaya yeter nitelikte olduğunu, ... isimli avukatın teminat amacıyla kendisine verilen 180.000 TL bedelli senedin boş yerlerini de doldurmak suretiyle cirolayarak eşi ...'a geçirdiği, sonrasında müvekkiline icra takibi başlattığını,  davalı ile dava dışı ...'ın evli olup evlilik birliklerinin devam ettiğini, salt bu hususun davaya ve takibe konu senedin muvazaalı şekilde ciro edildiğini ve gerçek bir borç ilişkisinin olmadığını ispat etmeye yeterli olduğunu, bu nedenlerle talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, öncelikli olarak icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasını, aksi kanaatte uygun teminat karşılığında durdurulmasını müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının şahsi defi mahiyetinde olduğunu, müvekkiline ileri sürülebilecek iddialar olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil olduğunu, davacının İstanbul/Kağıthane'de yapacağı kat karşılığı inşaatın çok kazançlı olacağı ve sermaye anlamında desteğe ihtiyacı olduğunu beyanla ... olarak kendisine adi ortaklık teklifinde bulunduğunu, kendisi de inşaatın yapılacağı alanı görerek ve geçmişe dayalı tanışıklık ve güven nedeniyle davacının bu teklifini kabul ettiğini ve aralarında 18.11.2019'da adi ortaklık sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme gereğince toplamda 180.000 TL ödeme yapacağını, ödemelere istinaden teminat olarak 180.000 TL'lik senet aldığını, senedi adi ortaklık sözleşmesinde belirttiklerini, davacının inşaata başlamaması yaptığı ödemelerin teminatı olması ve adi ortaklık kapsamında ödemelere devam edebilmesi bakımından davacının ... olarak tarafına vermiş olduğu senedi eşi davalı ... adına icra takibine koyduğunu, davacının dolandırma kastı olduğunu, söz konusu senedin eşi ...'a devredilmesi hakkında davacının iddialarının doğru olmadığını, davalının eşi olduğunu, davacıya yaptığı 275.000,00 TL ödemeyi eşinin birikimlerinden yaptığı için senedin kendisi tarafından eşine ciro edildiğini ve icra takibini eşi adına başlattığını beyanla davanın redidne karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \"davaya ve takibe konu bononun teminat senedi olduğu, davalı hamilin senedi lehtar ve ilk ciranta olan aynı zamanda senedin tanzim tarihi itibariyle eşi ...'dan ciro yoluyla iktisap ettiği, davalı hamilin lehtarın eşi olması sebebiyle yakın akrabalar ve eşler arasında gerçekleştirilen ciro işleminin, senedin tahsilini kolaylaştırmak ve şahsi defilerin ileri sürülmesini engellemek amacıyla yapıldığı, davalı hamilin dava konusu bononun teminat senedi olduğunu bilen / bilmesi gereken bir kimse olduğu, dolayısıyla davalı hamilin teminat senedini eşinden iktisap ederek tahsil için icra takibine koymasının bilerek borçlunun zararına hareket etmek olduğu, bu durumda davacının 6102 sayılı TTK 687. maddesi hükmü uyarınca şahsi defisini davalı hamile karşı da ileri sürebileceğinden davasında haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile işbu icra takibine temel teşkil eden 10/09/2020 vade tarihli ve 180.000,00 TL bedelli bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Ancak, davalının icra takibinde açıkça kötü niyetli olduğu davacı tarafından ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşullar oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Ayrıca belirtilmelidir ki, davanın açıldığı 02/09/2022 tarih itibariyle 6102 s. TTK'nın 5/A. maddesi uyarınca ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığından, başka bir anlatımla eldeki dava tarihi itibariyle menfi tespit davalarının dava şartı zorunlu arabulucuğa tabi olmaması nedeniyle (Yargıtay 19.HD. 2020/85 E. 2020/454 K.) davacı tarafından dava öncesinde arabuluculuğa başvuru yapılarak masraf yapılmasına davacı bizatihi kendisi sebebiyet verdiğinden bu yargılama giderinin yapılmasına gereksiz yere sebebiyet veren davacıdan tahsiline (Örnek bkz. Yargıtay 6. HD. 2022/3015 E. 2023/1098 K.) karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçeleriyle<br>Davanın KABULÜ ile; 1-İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile işbu icra takibine temel teşkil eden 10/09/2020 vade tarihli ve 180.000,00 TL bedelli bono sebebiyle ayrı ayrı olmak üzere davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşullar oluşmaması sebebiyle reddine, karar verilmiştir. Karara karşı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; adi ortaklık sözleşmesine göre davacının inşaat yapma borcu altına girdiğini, kendisinin ise  davacıya  nakit sermaye verme borcu altına girdiğini, 180.000 TL'lik  senedin dava konusu adi ortaklık sözleşmesine  istinaden    davacıya  yapılacak  ödemelerin  teminatı olarak alındığını, davacıya yaptığı ödemelerin belgeli olup davacı tarafça inkar edilmediğini, nın davacı sözleşme mucibi  edimini  yerine getirmediği  gibi  edimini  yerine  getirdiğini iddia dahi etmediğini, buna rağmen davacının davasının kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, teminat edilen hususun gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise davalının davacıdan temel alacağının bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini, davacıya  hafriyat için  80.000 TL, inşaatın katlarının atılması için 35.000 TL  ödemiş olmasına  rağmen davacının inşaata başlamadığını, bunun üzerine yaptığı ödemelerin teminatı olması ve ödemelere devam edebilmesi bakımından davacının senedini 23.09.2020 tarihinde,  ödemeleri  eşinin şahsi birikiminden yaptığı için  davalı  eşi  adına  icra takibine  koyduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, icra takibinden sonra açılan ve kambiyo evrakı olan bononun teminat senedi olduğu iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı, davaya ve takibe konu bononun teminat senedi olduğunu, davalının eşi ile adi ortaklık sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmede teminat senedi verileceğinin düzenlendiğini, davalının eşinin teminat  senedini eşine ciro ederek takibe konu yaptığını ileri sürmektedir. Davalı vekili ise, davacı ile adi ortaklık sözleşmesini kendisinin imzaladığını, yaptığı ödemeler nedeniyle teminat senedini aldığını, ödemeleri davalı olana eşinin birikimleri ile yaptığını savunmuştur. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının davalı ..., takip borçlusunun ise davacı ... olduğu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibinde toplam 180.010,00 TL alacak üzerinden icra takibine girişildiği, takibe dayanak belgenin ise 04/04/2019 düzenleme tarihli, 10/09/2020 vade tarihli 180.000,00 TL bedelli bono olduğu görülmüştür. Taraflar arasında davacı ile davalının eşi arasında adi ortaklık sözleşmesi imzalandığı, evlilik bağı, sözleşme, sözleşmenin 7. ve 8. maddeleri noktalarında ihtilaf yoktur. Buna göre, davacı ile davalının eşi arasında adi ortaklık sözleşmesinin imzalanmış olduğu, takibe konu senedin sözleşme kapsamında davalının eşine teminat amaçlı olarak verildiği, davalının eşi tarafından senedin doldurularak eşine ciro edildiği,  bu haliyle davalı-hamil, keşideci ve lehtar arasındaki sözleşme ve bu sözleşmeye konu senedin teminat niteliğini bilebilecek konumda olduğu, senedi bile bile borçlunun zararına iktisap eden kişi konumunda olduğu, davalı vekilinin de aşamalardaki dilekçe içeriklerinde  bu hususları kabul etmekte olduğu, davalı ile davacı arasında temel ilişki de bulunmadığı anlaşılmış olmakla mahkemece kararda belirtilen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 12,295,80 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.073,95‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 9.221,85 TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine Yazılmasına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ee4ed31bae943da","SID":"1055aed892efefb8"}}