{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/931 <br>KARAR NO:2024/1701<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/03/2021<br>NUMARASI:2019/454 Esas -  2021/174 Karar<br>DAVA:Alacak <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:21/11/2024<br>Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'a müvekkilinin İstanbul'da Suriye ekmek ve pasta fırını açma-işletmesi için 27.01.2014 tarihinde 20.000 USD, 03.02.2014 tarihinde 20.000 USD, 06.03.2014 tarihinde 10.086 USD, 29.03.2014 tarihinde 49.900 USD, 21.07.2014 tarihinde 60.000 USD'yi elden ve nakit olarak ödediğini, davalı ... ve oğulları ... ve ...'ın 185.000 USD aldığını beyan ve teyit eder 11.10.2014 tarihli yazılı belgeyi imzalayıp müvekkiline verdiğini, davalının başlangıçta müvekkilinden bahsi geçen iş için 150.000 USD talep ettiğini ancak daha sonra devamlı olarak çeşitli gerekçeler ile para istemeye devam ettiğini, iş yapıldığını ve kar elde edeceğini düşünen müvekkilinin de devamında 12.03.2015 tarihinde 25.000 USD (+) 14.000 USD, 23.03.2015 tarihinde 16.000 USD, 20.05.2015 tarihinde 25.000 USD, 01.08.2015 tarihinde 20.000 USD daha elden ve nakit verdiğini, sonrasında da 25.000 USD nakit bir ödeme daha yaparak toplamda 310.000 USD ödediğini, müvekkilinin 2014 ve 2015 yıllarında yaptığı 310.000 USD ödemeye ilişkin olarak yazılı belge aldığını, sözleşmeye göre İstanbul/Fatih'te Suriye ekmeği ve çeşitli pasta üretimi için fırın inşa etme ve açılması yönünde irade ortaya konulduğunu, bu amaçla \"...\" ve \"...\" markaları altında iş yapılacağı ve ... Şti. adına şirket kurulduğunu, % 60'ının müvekkili ile davalıya ait olduğunu, aylık ve yıllık hesap sonucu ortakların kar payları alacağının kararlaştırıldığını ancak o günden bu güne kadar ne aylık, ne de yıllık kar payı almadığı gibi paranın akıbeti hakkında da bilgisinin bulunmadığını, davalı taraf ve çocuklarının müvekkilinden aldıkları parayı amaç dışı kullandıklarını ve müvekkilini mağdur ettiklerini, tüm bu ödemelere karşılık olarak müvekkiline sembolik olarak... ticaret sicil nolu 10.000 TL sermayeli davalıların ortak olduğu ... Fatih İSTANBUL adresinde kurulu.. Şirketine %60 ortak yaptığını, ... sicil numaralı ....Şti. isimli 40.000 TL sermayeli ortakları ... (36.000 TL hisseli) ve ... (4.000 TL hisseli) olan 2 ortaklı bu şirkete müvekkiline yine sembolik olarak ...'ın hissesinden 14.000 TL payı müvekkiline 01.04.2015 tarihinde devrettiğini ve 3. ortak olarak şirkete aldığını, bu iki şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde kuruluş dışında herhangi bir faaliyetinin olmadığı, davalı ...'ın müvekkilinden bu paraları alırken ve onu iş için ikna etmeye çalışırken verdiği belgede İstanbul'da açılacak tüm işletme ve şirketlere ortak olacağını ve ortak kazanç sağlayacağını da kabul ettiğini ve imzaladığını, Fatih'te fırın ve tatlı dükkanı açıldığını, bir süre çalıştığını, kazanç elde etmesine rağmen müvekkiline ödeme yapılmadığını, müvekkilinin 310.000 USD para verip kazanç sağlayacağını düşündüğünü ancak herhangi bir kazanç elde edemediği gibi ödediği parayı geri istediğinde parasını alamadığını, işletmenin zarar ettiğini iddia ettiğini, ancak buna ilişkin müvekkiline ne ticari defter, ne  fatura ne de  belge sunulmadığını, bu nedenle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen yasal faizi ile tahsiline, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın alacağı olduğunu iddia ettiği miktarı 310.000 USD olarak belirttiğini, alacak iddiasını kalem kalem detaylı olarak açıkladığını ancak davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını, alacak iddiasının belli olduğunu, HMK 114 vd. gereğince davacının 310.000 USD'yi TL ye çevrilerek güncel kur üzerinden harcını ödemesi, aksi takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının yabancı uyruklu olduğunu ve HMK 114/ğ uyarınca teminat yatırması gerektiğini, davacı ile davalı ... ile ... arasında Türkiye'de uzun vadeli ticaret yapmak amacıyla 10 maddelik sözleşme imzaladıklarını, sözleşme gereğince Suriye'ye ait yöresel fırın ve pastane ürünlerinin üretim ve toptan satışını yapmak üzere işletmeler kurulduğunu ve faaliyete başlandığını, Yalova ve İstanbul'da birer adet olmak üzere toplam iki adet imalathane açıldığını, Yalova'daki şirketin %35, İstanbul'daki şirketin ise % 60 hissesinin davacıya ait olduğunu, tarafların ticari faaliyetlerinin yolunda gitmediğini, davacı ve davalının ticari projelerinde beklenen satışların gerçekleşmemesi sonucu işletmenin kar'a geçmediğini, zorunlu masraflar olan kira, istihdam maliyeti, hammadde, vergi, muhasebe, elektrik, su vs. giderlerin yüksek oluşu, mali olarak tarafların güçlerinin fevkinde bir tablo oluşması sebebiyle fiilen işletmelerin devam ettirme imkanının kalmadığını, davacının dava konusu ettiği paraların iş bu ortaklığın ticari faaliyetleri için ihtiyacı olan sermaye olarak konulan paralar olduğunu, davacının mahkemeye bizzat sunduğu ödeme makbuzlarında da paranın veriliş gayesinin ticari ortaklığa sermaye olduğu açıkça belirtildiğini, ticari sermeye olarak verilmiş olan paranın alacağa konu edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, tarafların birbirlerine kar garantili taahhüt vermediklerini, tarafların kar ve zarara ortak olduklarını, tarafların ticari girişimlerinin zararla sonuçlanmış olduğundan tarafların zararı paylaşmak zorunda kaldığını, söz konusu şirketlerin davacının iddiasında olduğu gibi kağıt üzerinde ve sembolik şirketler olmadığını, aksine iş yapmak amacı ile kurulduğunu ve bu uğurda Yalova ve İstanbul'da gayrimenkuller kiralandığını, muhasebecisi olan, vergi ödeyen, istihdam oluşturulmuş şirketlerin söz konusu olduğunu, gayrimenkullerin kira bedelleri olarak 260.000 TL'yi aşkın kira ödendiğini, sadece üretimde kullanılmak üzere tek bir fırın için 70.000 USD ödediklerini, bunun yanı sıra daha birçok makine aldıklarına ve masraf yaptıklarını, 2014 yılında başlayan ve 15 Temmuz 2016 ile devam eden talihsiz süreç sonunda ticaret hayatının çok olumsuz etkilendiğini, zaten yabancı olan davacı ve davalıların yabancı bir ülkede başarısız olduklarını, ticaretin risk almak anlamına geldiğini, müvekkili tarafından davacının kar-zarar tablosunun değerlendirilmesi için çağrıldığını, ancak davacının bu çağrılara cevap vermediğini, davacının bu durumun kendisini ilgilendirmediğini ifade ile verdiği parayı geri istediğini, davacının bu söyleminin ortaklıkla bağdaşmadığını, tarafların ticari ortaklıktan istenilen sonucu alamamaları üzerine 22.08.2016 tarihinde Yalova, 01.11.2016 tarihinde de İstanbul'daki  fiili ticareti sonlandırdıklarını, bu süreçte müvekkilinin de davacı kadar zarar ettiğini, hep birlikte başlanılan projede başarısız olduklarını ve zarar ettiklerini, ortakların zarara birlikte ve payları oranında katlanmak zorunda olduğunu ifade ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Taraflar arasındaki sözleşme, alınan ve harcanan paralar nazara alındığında, davalı tarafın sözleşme kapsamında davacıdan aldığı fazla miktarı iade ile yükümlü  olduğu, talebin haklı olduğu, sözleşmenin tarafı ve borç üstlenen davalı  ...'ın bundan sorumlu olduğu anlaşılmış ve bu davalı yönünden davanın kabulüne, diğer iki davalı ise parayı davalı  ...'a ulaştırmak üzere alan kişiler olduğu, sözleşmenin tarafı olmadığı gibi vekalet görevinin kötüye kullanılarak paranın yerine ulaştırılmadığına dair bir delil ve iddia da olmadığı anlaşılmakla davacının davasının, davalı ... yönünden KABULÜ ile, 240.000,00USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davacının davasının, diğer iki davalı yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davalılar hakkında açtıkları alacak  davasında, davacının davasının, davalı ... yönünden kabulüne, diğer iki davalı yönünden husumet  yokluğu nedeni ile reddine kararı verildiğini, bu iki davalının da sorumlu olması nedeni ile hükmü bu karar yönünden  istinaf  ettiklerini, müvekkilinin, davaya konu olan parayı davalılar baba ... ve çocukları ... ile ...’a teslim ettiğini, bu paranın iadesinden birlikte sorumlu olduklarını, müvekkiline ait paranın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talepli dava açıldığını, davalıların hiçbirinin ne cevap dilekçesinde ne de dava boyunca beyanlarında husumet  itirazında bulunmadıklarını, bu nedenle kararın 2 nolu kısmı usul ve yasaya aykırı olduğunu, 11.10.2014 tarihli 185.000 USD meblağlı belgede ise o güne kadar davacıdan 185.000 USD’nin ... ve ... ile alındığını diğer davalı ...  beyan edip belgeye imza attığını, 01.08.2015 tarihli belgede 10.000 USD nin davalı ...’a teslim edildiğini, diğer 10.000 USD'nin de ...’a verildiğinin imza ile sabit olduğunu, davalı  ..., çocukları olan diğer davalılar ile birlikte hareket  ederek müvekkilinin iyi niyet ve yaşlılığını suiistimal ederek \"birlikte iş yapar kazanç elde ederiz\" diyerek kandırdıklarını, davalıların, müvekkilinden aldıkları yüklü parayı amaç dışı kullandıklarını ve müvekkilini mağdur ettiklerini, davalıların tümünün birlikte hareket ettiklerini ve müvekkilinden dava konusu parayı birlikte aldıklarını, dosyada bulunan belgelerde de bu durumun sabit olduğunu, davalıların birlikte hareket edip parayı birlikte almaları, davada buna ilişkin herhangi bir itirazlarının, husumet itirazının bulunmaması ve imzalı belgelerden anlaşıldığı üzere davalı baba ... ile birlikte oğulları  diğer 2 davalı ... ve ...’ın  da parayı teslim almış olmasından dolayı, davalıların hepsinin dava konusu alacaktan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu beyanla mahkemenin  diğer iki davalı yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin kısmının kaldırılarak davanın tüm davalılar yönünden müştereken ve müteslesilen kabulüne kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, şirket kurmak için yapılan anlaşma çerçevesinde yapılan ödemelerin iadesine yönelik alacak  davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın davalı ... yönünden kabulüne, davanın diğer iki davalı yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde,  davalılar ... ve ...' ın  davacı tarafça yapılan ödemelerin iadesi talebine ilişkin pasif husumet ehliyetlerinin  bulunup bulunmadığı noktasındadır.Dosya kapsamına sunulan davacı ile davalı ... ve dava dışı ... arasında imzalanan adi yazılı sözleşmede Suriye ekmeği ve çeşitli pasta üretimi için Türkiye-İstanbul Fatih bölgesinde  fırın inşa etme ve açma amacıyla tarafların dışında iki ortak (...) ile birlikte toplam beş ortaklı ... markası altında limited şirket kurulduğu, davacı ile davalı ...'ın projenin maliyetinin tamamını ödedikleri, şirketin süresinin 01.02.2014 tarihinden itibaren başlamak üzere 10 yıl olduğu, şirket kuruluş maliyeti ekstresine dayanarak %60 hissenin ... ile ...'a ait olacağı, her ayın sonunda şirketin kar-zarar hesapları yapılacağı , her ortak hissesine göre şirkette elde edilen kazancın %70'nin çekebileceği, şirketin çalıştırılması için gerekli meblağlardan fazla kar elde edildiğinde ortakların hisseleri oranında kar paylarının tamamını alabilecekleri, daha sonra her yılın sonunda yıllık olarak kar-zarar hesapları yapılacağı hususlarının yazılı olduğu anlaşılmaktadır.Dosyaya sunulu 01.07.2014 tarih ve 8606 sayılı Ticaret Sicil Gazetesine göre ...Şti.'nin sermayesinin 10.000 TL olup, %60 hissenin davacı ... , %15 hissenin  davalı ...'a ait olduğu; 28.01.2015 tarih 8746 sayılı Ticaret Sicil Gazetesine göre ...Şti.'nin sermayesinin 40.000 TL  olduğu, %10 hissenin dava dışı ...'a, %90 hissesi davalı ... ...'a ait olduğu, 01.04.2015 tarihinde  hisse devri  yapılarak  devir neticesinde %55 hissenin  davalı ...'a, %35 hissenin davacıya ...'a ait olduğu görülmektedir. Dosyaya tercümesi sunulan 27.01.2014- 03.02.2014- 06.03.2014 - 29.03.2014 - 21.07.2014 - 12.03.2015 - 23.03.2015 - 20.05.2015 - 01.08.2015 tarihli belgelere göre davacının toplam 285.000 USD'yi Suriye ekmek ve pasta fırını inşasını finanse etmek için davalı ...'a verdiği, 27.01.2014- 03.02.2014 -06.03.2014-29.03.2014 - 21.07.2014  tarihli belgeler altında davalı ...'ın imzasının bulunduğu, 11.10.2014 tarihli belgede ise o güne kadar davacıdan 185.000 USD’nin ... ve ... aracılığıyla alındığının diğer davalı ... tarafından beyan edildiği ve ilgili belgenin davalı ... tarafından imzalandığı  ihtilafsızdır Dosyaya kazandırılan mali müşavir bilirkişi raporlarında, ....Şti. ve ...Şti. 'nin Kurumlar Vergisi Beyannamelerine göre davacının ödemiş olduğu tutarların şirket kayıtlarında girişinin olmadığı, davalı tarafça dava dışı ...Şti. 'nin 2016, 2017 yıllarına ait ticari defterlerinin ibraz edildiği ancak 2015 yılı ticari defterlerin ibraz edilmediği, dava dışı şirketin ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulmadığı, dava dışı ... Şti.'ne ait ticari defterlerin ise  ibraz edilmediği, davalı tarafça sunulan 2014, 2015, 2016 yıllarına ve 2017 yılına ait bir kısım beyannamelerin davayı aydınlatacak yeterli bilgileri taşımadığı belirtilmiştir.Somut olayda, davalılardan ...'ın, davacı ile diğer davalı  ... arasında imzalanan sözleşme gereği davacının yaptığı ödemelere ilişkin yazılı belgeler  altında imzası bulunmamakta olup, yalnızca 11.10.2014 tarihli belgede , davalı ... tarafından davacıdan 185.000 USD’nin ... ve ... aracılığıyla  alındığı beyanı mevcuttur. Gerek 27.01.2014- 03.02.2014- 06.03.2014- 29.03.2014- 21.07.2014 tarihli belgeler altında imzası bulunan davalı  ...'ın, gerekse 11.10.2014 tarihli belge  içeriğinde ismi geçen davalı ...'ın, davacının dayandığı sözleşmenin tarafı olmadıkları ve sözleşmenin davalılardan ... yönünden bağlayıcı olduğu gözetildiğinde davacı tarafından yatırılan paraların diğer davalıların uhdesinde olduğu  iddia ve ispat edilmediğine göre mahkemece davalılar ... ve  ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d3bed0bf03c771b","SID":"37ecad61ce08118d"}}