{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/821 Esas<br>KARAR NO:2024/2065<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:01/03/2022<br>NUMARASI:2019/62 E. - 2022/47 K.<br>DAVANIN KONUSU:Markanın iptali, Markanın Hükümsüzlüğü<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 04.02.2011 başvuru tarihli “...” markasının, topluluk markası olarak tüm Avrupa Birliği ülkelerinde müvekkili adına tescilli olduğunu, tanınmış marka özelliğini haiz olduğunu,  müvekkili şirketin hakim ortağı ve yetkilisi olan ...'in, şirket bünyesinde ticaret yaptığı ürünlerin Türkiye'de imalatını düşündüğü dönemde davalı taraf yetkilileri ile tanıştığını, müvekkilinin ticaretini yaptığı ürünlerin kendisine ait olan “...” markasıyla üretimi konusunda davalı tarafla anlaşma sağladığını ve “...” markalı ilk numuneleri 18.03.2011 tarihinde davalı tarafa gönderdiğini, müvekkili şirket ve davalı tarafın birlikte Almanya dahil çeşitli fuarlara katıldığını, müvekkili şirkete ait \"...” markalı ürün kataloglarının fuarda dağıtıldığını, davalı tarafın 2015 yılı sonuna kadar sipariş üzerine müvekkili şirkete ait \"...” markası altında... iş yapmasına rağmen, müvekkili şirketin izni ve bilgisi olmadan 28.03.2011 tarihinde yaptığı başvuruyla “...” markasını Türkiye'de kendisi adına tescil ettirdiğini, davalı tarafın müvekkili şirketin Türkiye'de kendi markasıyla bir başka şirket ile çalışmasına engel olmak adına kötü niyetli bir tescil yaptırdığını, “...” markasının müvekkili şirkete ait olduğunu ve davalı tarafın markayla tanışmasının müvekkili şirket sayesinde olduğunu ve davalının söz konusu eyleminin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına tescilli ... tescil numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; \"...\" markasının müvekkili şirketçe yaratılmış olduğunu, aralarındaki ilişkinin yalnızca davacının müvekkili şirketi yurt dışında temsil etmekten ibaret olduğunu, müvekkilinin davacının üreticisi olmadığını ,  marka tescil başvurusunun 28.03.2011 tarihli olduğunu,  davanın 30.10.2018 tarihinde ikame edildiğini dava hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın haksız bir intiba uyandırmak için unvanına \"...\" ibaresini eklediğini, oysa şirket unvanında \"...\" ibaresinin olmadığını, Türkiye'de tescilinden önce de ürünlerin davacıya \"...\" ismi ile gönderildiğini, Türkiye'de yayınlanan internet sitesinde de ... firmasının mülkiyetinde olan ürün fotoğraflarını kullandıklarını, ...'nin müvekkiline ait \"...\" markasını kullanamayınca, \"...\" isimli yeni bir marka başvurusu denediğini, dava konusu markanın Türkiye'de ve Avrupa'da tanınmış bir marka olmadığını,  beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Birleşen  2019/48 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesi ile, “...” markasının topluluk markası olarak tüm Avrupa Birliği ülkelerinde müvekkili adına tescilli olduğunu,  tanınmış marka olduğunu  müvekkilinin “...” markalı ilk numuneleri 18/03/2011 tarihinde davalı tarafa gönderdiğini, davalının  müvekkil şirketin izni ve bilgisi olmadan kötü niyetli olarak 28/03/2011 tarihinde yaptığı başvuruyla kendi şirket adına markayı  tescil ettirdiğini, ancak davalı adına kayıtlı ... \"...\" markasının, tescil kapsamındaki 06, 11 ve 35. sınıflarda SMK'nın 9/1 maddesi bağlamında ciddi bir biçimde kullanılmadığını idida ederek, davalı adına ... sayılı markanın iptalini ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Birleşen  2019/48 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı yanın daha evvel 30.10.2018 tarihinde İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2018/235 Esas sayılı dosyası ile aynı talep ve sonuçlar ile dava açtığını ve dosyada yetkisizlik kararı üzerine dosyanın Mahkemenin 2019/62 Esas numarasına kaydolduğunu,buna  rağmen, davacı tarafın usule aykırı  şekilde  işbu davayı müvekkili şirkete karşı ikame ettiğini beyanla , davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \" Asıl dava yönünden davacının davasının REDDİNE, Birleşen 2019/48 Esas Sayılı Dava Yönünden; Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu  06. Sınıfta “Değerli olmayan maden cevherleri. Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamulleri. Metalden mamul kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve aksamları. Elektrik için olmayan madeni kablolar, teller. Hırdavatçı (nalburiye) eşyası. Madeni para kasaları. Metalden mamul demiryolu malzemeleri. Madeni iskele babaları ve şamandıraları, madeni dubalar, deniz taşıtları için çapa demirleri. Döküm işleri için madeni kalıplar (makine parçası olanlar hariç). Adi metallerden veya bunların alaşımlarından yapılmış sanat eserleri. Madeni direkler. Kaldırma, yükleme ve nakil için madeni paletler, madeni halatlar, yük kaldırma ve taşımada kullanılan madeni askılar, bağlar, kolonlar, kuşaklar, bantlar ve şeritler, metal araç çekme halatları.”11. sınıfında “Aydınlatma cihazları (taşıtlar, iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri). Isıtma ve buhar üretme tesisatı için cihazlar(Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli sobalar, kuzineler dahil).  İklimlendirme ve havalandırma cihazları. Soğutucular ve dondurucular. Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan (kişisel bakım amaçlı olanlar dahil) elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar (çamaşır kurutma makineleri, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları dahil). vitrifiye. Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı. Tıbbi amaçlı olmayan elektrikli alt yaygıları ve elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları, sıcak su torbaları (termoforlar). Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları. Sanayi tipi pişirme, kurutma ve soğutma tesisatı. Pastörize ve sterilize edici makineler.” 35. Sınıfında “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili  danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat-ihracat acente hizmetleri dahil). Ticari ve  sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” emtia ve hizmetler yönünden KULLANMAMA NEDENİYLE İPTALİNE, sair emtialar yönünden ise davanın REDDİNE, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin  “...” şeklindeki ticaret unvanıyla 01.11.2010 tarihinde kurulduğunu ve 04.02.2011 tarihinde tescilinin kesinleştiğini, unvanın yanı sıra “...” markası da ticaret sicile kayıt edildiğini, ... topluluk markası olarak tüm Avrupa Birliği ülkelerinde (28 AB ülkesinde) müvekkili adına tescilli olduğunu,  şirket yetkilisinin ticaretini  yaptığı ürünlerin  “...” markasıyla üretimi konusunda davalı tarafla anlaşma sağladığını, müvekkilinin  ilk numuneleri  18.03.2011 tarihinde davalı tarafa gönderdiğini,  davalının  2015 yılının sonuna kadar sipariş üzerine müvekkili şirkete ait \"...” markası altında fason iş yaptığını, fuar katılımlarında müvekkilinin  \"...\" markasını kullandığını, davalı tarafın  ise \"...\" markasını kullandığını, dava konusu markanın gerçek hak sahibinin  \"...\" markası üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibinin davacı  olduğunu  davalının hem müvekkilini hem de markayı bildiğini, davalı tarafından kötü niyetli olarak tescil edilen marka engelleme markalara örnek olduğunu, tanık deliline dayanılarak mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Birleşen dava yönünden,  davanın süresinde açıldığını  davalı \"...\" markasını kullanmadığından tümden iptaline karar verilmesi gerektiğini,  davalının incelenen \"...\" niteliğindeki ticari defterlerinde \"...\" markasına ilişkin herhangi bir defter kaydına rastlanmadığını, bilirkişiler tarafından hata yapılmak suretiyle \"...\" markasına dikkat edilmeden davalının sadece ticari hayatın içinde faal olduğunun tespiti yapıldığını, davalının kendini \"...\" olarak tanıttığını   davalı \"...\" ibareli markayı hem \"markasal anlamda kullandığını\" hem de \"ciddi\" şekilde kullandığını ispatlayamadığını, bazı faturalarda \"...\" ibarelerinin  sonradan faturalara eklenmiş olabileceğini ve faturalarda hangi marka hangi ürün bağlantısı  kurulamadığını,  Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/445 E. - 2021/278 K. sayılı ilamıyla davalı tarafın \"...\" markasının kullanım ispatını sağlamadığının sabit olduğunu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda kullanım olduğu yönündeki değerlendirmelerin hatalı olduğunu,  itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkemece markanın kullanıldığına yönelik eksik inceleme ve değerlendirmeye yer verilerek hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla istinaf isteminin kabulü ile  kararın kaldırılmasını, asıl ve birleşen davalarının  kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf iddialarının yersiz olduğunu, kararın usul ve yasaya uygun olduğunu,  ... tarafından markanın tescil başvurusu yapıldığında markanın yurtdışında tescilli olduğuna dair  bir emare olmadığını, Avrupa’da  yapılan ve henüz ilana çıkmayan bir başvurunun müvekkili tarafından bilinmesi ihtimal  dahilinde olmadığını, davacının müvekkili şirketin ... ülkeleri temsilcisi olduğunu, hiçbir zaman fason iş ilişkisinde olmadıklarını, ... ile yurt içi fuarlarına katıldığını, hatta davacı marka temsilcisi ...'in Yunanistan için yaptığı imzasını taşıyan vize başvurusunda da müvekkili şirketin ... temsilcisi olduğunun açıkça belirtildiğini,  23.03.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda  tarafların arasındaki ilişkinin fason iş  ilişkisi değil temsil ilişkisi olduğunun  tespit edildiğini,  bilirkişi tarafından incelenen  faturalardaki '...'  ibaresinin yazılara  göre  renk farklılığın iddiasının soyut ve mesnetsiz olduğunu, davacının emsal gösterdiği Ankara 5. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/E. 2021/ 278 K. sayılı davada  marka ile ilgili kurum kararlarının iptali davası olması nedeniyle  her iki davanın konusu farklılık göstertiğinden birbirine emsal teşkil edemeyeceğini, kararın henüz kesinleşmediğini beyanla  davacı tarafın istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Asıl dava, davalı adına tescilli ..tescil numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ,  birleşen dava ise, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın kullanmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir.Davacı vekili asıl dosyada , \"...\" markasının  topluluk markası olarak tüm Avrupa Birliği ülkelerinde davacı  adına tescilli olduğunu, bir çok ülkede davacı adına tescilli olduğunu,  davalı tarafın 2015 yılı sonuna kadar  \"...” markası altında fason iş yapmasına rağmen, müvekkili şirketin izni ve bilgisi olmadan 28.03.2011 tarihinde yaptığı başvuruyla “...” markasını Türkiye'de kendisi adına kötü niyetli bir tescil yaptırdığını beyanla  davalı adına tescilli ... tescil numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Birleşen  dosyada ise, ... \"...\" markasının, tescil kapsamındaki 06, 11 ve 35. sınıflarda ciddi bir biçimde kullanılmadığını beyanla  markanın iptalini talep etmiştir. 28.03.2011 başvuru tarihli... tescil numaralı “...” ibareli markanın 06, 11 ve 35. Sınıflarda 18.05.2012 tarihinden itibaren davalı adına tescilli olduğu görülmektedir. Davacı  “...” firmasının Hollanda menşeli olduğu ve  04.02.2011 tarihinde tescil edildiği , 04.02.2011 başvuru tarihli “...” markasının, 06, 11, 19 sınıflarda topluluk markası olarak  Avrupa Birliği nezdinde davacı adına tescil edildiği görülmektedir.24.02.2020 Bilirkişi raporunda özetle; \" Davacının, gerçek hak sahipliğine ve kötü niyetli tescil olgusuna dayanarak, davalıya ait ... no.lu ... markasının tescilinin hükümsüzlüğünü talep ettiği,  tescil tarihinin 18.05.2012 olduğu,  davanın 30.10.2018 tarihinde  tescilden itibaren 6 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra ikame edildiği,  kötü niyetin varlığında hiçbir süreye tabi olmadan hükümsüzlük davası açılabileceğinden  davalı marka tescilinde kötü niyet bulunup bulunmadığı ekseninde çözümlenmesi gerektiği, dosyaya sunulu delillerden  ... markasının ilk olarak davacı tarafından oluşturulduğu, davalının söz konusu markanın tescili için  başvurusunun daha sonraki tarihli olduğu, fiili kullanım iddia ettiği fatura ve ürün görselinin tarihinin de daha sonraya ait olduğu, taraflar arasındaki 2011 yılından itibaren olan e-posta yazışmalarında davacının kendisini ... olarak adlandırdığı, davalının bundan ve davacının ... sayfasının varlığından haberdar olduğu ve davacının markayı ihdas ettiği tarihten önce ... markasının davalı tarafından kullanıldığını ihdas edildiğini tevsik eden bir delilin bulunmadığı \" bildirilmiştir. 23.03.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; \"Davacı tarafın... ibareli   markanın 04.02.2011 tarihinde 06, 11 ve 19. Sınıflarda ... numaralı Avrupa Birliği Markasının başvurusunu yaptığı,  17/08/2011 tarihinde  tescil edildiği, davacının... tescil numaralı ... markasının  06, 11, 19 ve 35. Sınıfın tamamında, ... tescil numaralı ... markasının ise 19. Sınıfta tescilli olduğu , davalının ... tescil numaralı...markasını 06, 11 ve 35 sınıfta  28.03.2011 tarihinde  başvurusunu yaptığı markanın 18.05.2012 tarihinde tescil edildiği, davalı adına başvurusu yapılan ... başvuru numaralı ... drain markasının ise davacının itirazı üzerine reddedildiği,  sunulan delillerden:   Davalı şirket ile davacı şirketin sahibi olan ...’in, 2010 yılında özellikle yurtdışında birlikte iş yapmak için anlaşmaya vardıkları , davacının, bu birlikteliği “...” davalının ise  “ zaten var olan imalatının yurtdışında da satışına” yönelik olarak algıladığı, davacı şirketin, 01.11.2010 tarihinde kuruluş başvurusu yapıp 04.02.2011 tarihinde Hollanda’da Ticaret Sicile kaydedildiği, bu tarihte davacının Avrupa birliği marka başvurusunu da yaptığı, davalı şirketin ilk sevkiyatını 18.03.2011 de yaptığı, bu tarihte Türkiye’de marka tescili başvurusunu yaptığı ... markasının davalı tarafça  ticaret alanına çıkarılıp davacıya bu tarihte gönderildiği, tarafların birlikte fuara katıldıkları davalı şirketin himayesinde davacının fuarda yer aldığı, davalı şirketin davacının Avrupa’daki iştiraki olarak göründüğü, dosyada yer alan yazışmalardan 2016 yılına kadar davacının davalıya siparişleri ilettiği, davalının da bu siparişleri hazırlayıp gönderdiği, siparişlere konu olan ürünlerin ... markasını taşıdığı , her iki şirket de marka tescilini vekil aracılığıyla yapmış olduğundan birbirlerinin marka tescili yaptırmış olduğundan en azından her iki marka bakımından da ilan sürelerinin geçmiş olduğu 2011 yılı sonuna kadar haberdar olmuş olmalarının bekleneceği, davalı tanıklarının beyanı esas alınıp,... isminin davalı tarafça bulunup davacıya bu marka altında faaliyet göstereceğinin telkin edildiği kabul edilse dahi, markanın ilk kez davacı tarafça yazılı bir belgeye bağlandığı  anlaşılmakla davalının marka başvurusu yaptığı tarihten önceye ait bir kullanımın söz konusu olmadığı,  04.02.2011 tarihinden bu yana davacı tarafın resmen bu marka ile ticaret hayatında var olduğunu davacının marka üzerinde ilk kez ticaret alanına çıkarma vakıasından dolayı üstün hakkı bulunduğu, davacı tarafın tüm yazışmalarda ... başlığını kullanması, sipariş belgelerinde de ... ibaresinin yer alması nedeniyle davalının da bu kullanımı kabul ettiği davacının marka üzerinde üstün hakkı olduğu, davacının bu marka ile davalıya sipariş verdiği tarihte davalının marka başvurusu yaptığı, davacının hangi marka ile faaliyet göstereceğinin davalı tarafça bilindiği dikkate alındığında davalının, marka tescili yaptırırken kötü niyetli sayılabileceği, 2016 yılına kadar davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin devam ettiği, davalının davacıya... markalı ürünleri satmaya devam ettiği , faturalarda yer alan ürün kodlarının sipariş formları ve elektronik postalarla desteklenmesiyle davalı tarafın 2016 yılı da dahil olmak üzere 2011-2016 yılları arasında kesintisiz olarak ... markasını kullanıldığı, markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin 2019/48 E sayılı davanın açılış tarihinin 05.02.2019 olduğu nazara alındığında dosyada yer alan 2016 yılına ait fatura ve siparişlerin de varlığı nedeniyle SMK 9 da öngörülen 5 yıllık sürenin dolmadığı, Bu nedenle davacı tarafın “kullanmama nedeniyle iptal” taleplerinin yerinde olmadığı,  marka hükümsüzlüğü davasının tescil tarihi 18.05.2012 tarihinden itibaren davanın açılma tarihi 30.10.2018 olmakla davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı ancak davalı tarafın kötü niyetli sayılması durumunda hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği , kullanmama nedeniyle açılacak iptal davaları tescil tarihinden itibaren en az 5 yıl geçtikten sonra açılacağından bu markanın iptali için açılacak davanın 18.05.2017 tarihinden sonra açılabileceği bu nedenle bu dava bakımından davanın kanunda öngörülen sürede açıldığı\" belirtilmiştir. 13.09.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle ; \" davalının davacıya ... markalı ürünleri 2016  tarihi de dahil  satmaya devam ettiği,  faturalarda yer alan ürün kodlarının sipariş formları ve elektronik postalarla desteklenmesiyle davalı tarafın 2016 yılı da dahil olmak üzere 2011-2016 yılları arasında kesintisiz olarak ... markasının  “Drenaj Kanalı, Yer Süzgeci, Yağ Ayırıcı (Tutucu), Üst Izgara, Hijyen Paspası, Slot (Armut) Tipi Atık Su Toplama Kanalı, Çıkış Kutusu, Sifon, Kollektör, Rogar Kapağı, Duş Kanalı, Sürekli Su Toplama Kanalı, Bakım Kapağı, Vantuzlu Açma Aparatı” kullanıldığı,  dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem içerisinde, tescilli olduğu her bir emtia sınıfı yönünden ciddi kullanımının olup olmadığı yönünden, defter kayıtları ile satış faturaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalının üretimini ve toptan satışını yaptığı yukarıda sayılan mallar bakımından ciddi ve kesintisiz kullanımının bulunduğu, bu emtialar dışında markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından kullanımların tespit olunamadığı ilgili mal ve hizmetler bakımından kullanmama nedeniyle markanın iptalinin talep edilebileceği,\" belirtilmiştir.11.02.2022  tarihli bilirkişi heyeti 2.  ek raporunda özetle ; \" kullanımın kabul edildiği; “ Drenaj Kanalı, Yer Süzgeci, Yağ Ayırıcı (Tutucu), Üst Izgara, Hijyen Paspası, Slot (Armut) Tipi Atık Su Toplama Kanalı, Çıkış Kutusu, Sifon, Kollektör, Rogar Kapağı, Duş Kanalı, Sürekli Su Toplama Kanalı, Bakım Kapağı, Vantuzlu Açma Aparatı” ürünlerinin  tek tek hangi sınıfta olduğu incelendiğinde; Drenaj Kanalı, Yer Süzgeci, Yağ Ayırıcı (Tutucu), Üst Izgara, Slot (Armut) Tipi Atık Su Toplama Kanalı, , Rogar Kapağı, Duş Kanalı, Sürekli Su Toplama Kanalı, Bakım Kapağı” emtiasının 06. Sınıfta  “Havalandırma, ısıtma, kanalizasyon, telefon, yeraltı elektrik ve iklimlendirme tesisatları için havalandırma kanalları, menfezler,  menfez kapakları, borular, baca şapkaları, menhol (baca) kapakları,, ızgaralar, saklama, muhafaza etme, depolama amaçlarıyla yapılmış metalden malzemeler ve araçlar,” emtiasına karşılık geldiği, “Sifon, Kollektör,” emtiasının 11. Sınıfta “sıhhi tesisat, vitrifiye” emtiasına karşılık geldiği,  diğer ürünler olan “Hijyen Paspası, Çıkış Kutusu, Vantuzlu Açma Aparatı” ürünlerinin  ise ... tescil numaralı ... markasının kapsamında olmadığı,  Hijyen Paspası isimli emtiasının kullanım amacı ve yapıldığı malzemeye göre 17, 19 veya 20.  Sınıfa dahil olduğu, ...,  isimli emtiasının 09. ... isimli ürünün ise 07. Sınıfta yer aldığının tespit edildiği, davalının fiilen kullandığı ve kullanımı ispat ettiği mallar dışında kalan 06. Sınıfta “Değerli olmayan maden cevherleri. Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamulleri. Metalden mamul kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve aksamları. Elektrik için olmayan madeni kablolar, teller. Hırdavatçı (nalburiye) eşyası. Madeni para kasaları. Metalden mamul demiryolu malzemeleri. Madeni iskele babaları ve şamandıraları, madeni dubalar, deniz taşıtları için çapa demirleri. Döküm işleri için madeni kalıplar (makine parçası olanlar hariç). Adi metallerden veya bunların alaşımlarından yapılmış sanat eserleri. Madeni direkler. Kaldırma, yükleme ve nakil için madeni paletler, madeni halatlar, yük kaldırma ve taşımada kullanılan madeni askılar, bağlar, kolonlar, kuşaklar, bantlar ve şeritler, metal araç çekme halatları.”  11. sınıfında “Aydınlatma cihazları (taşıtlar, iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri). Isıtma ve buhar üretme tesisatı için cihazlar(Katı, sıvı, gaz yakıtlı ve elektrikli sobalar, kuzineler dahil). İklimlendirme ve havalandırma cihazları. Soğutucular ve dondurucular. Pişirme, kurulama ve kaynatmada kullanılan (kişisel bakım amaçlı olanlar dahil) elektrikle ve gazla çalışan aletler, makineler ve cihazlar ( çamaşır kurutma makineleri, saç kurutucuları ve el kurutma cihazları dahil). ....Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı. Tıbbi amaçlı olmayan elektrikli alt yaygıları ve elektrikli battaniyeler, ısıtıcı yastıklar, elektrikli veya elektriksiz ayak ısıtıcıları, sıcak su torbaları (termoforlar). Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları. Sanayi tipi pişirme, kurutma ve soğutma tesisatı. Pastörize ve sterilize edici makineler.”  35. Sınıfında “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (ithalat-ihracat acente hizmetleri dahil). Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri ( belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir ).” mal ve hizmetleri bakımından kullanımın ispatlanamadığı, kullanmama nedeniyle markanın iptalinin talep edilebileceği, \" belirtilmiştir. Davacı markanın gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürmüş, davalı ise markayı kendilerinin ihdas ettiğini ve markanın gerçek hak sahibi olduğunu   savunmuştur. Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi” geçerlidir. Öte yandan Türk Marka Hukukunda “gerçek hak sahipliği ilkesi” de benimsenmiştir. Buna göre, marka hakkının sağladığı koruma  kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının   önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilmiş ise korunacaktır. Bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi, marka üzerinde gerçek hak sahibidir. (SMK 6/3 maddesi).  Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir.Dosya kapsamına göre, davacı şirket yetklisinin davalı şirket ile imalat ve satış konusunda anlaşma yaptığı , davacı şirketin   kuruluş başvurusunu 01.11.2010 yılında yaptığı ve 04.02.2011 tarihinde tescil edildiği ,\" ...\" ibaresinin tescilden sonra ticaret ünvanına dahil edildiği, davacının şirket tescil tarihi ile  aynı tarihte  \"...\" markasının AB nezdinde tescili başvurusunu yaptığı, taraflar arasında\" ...\" markalı ürünlerin  fason imalat ilişkisinin 2016  yılına kadar devam ettiği , davalı tarafından ilk kez 18.03.2011 tarihinde davacıya  \"...\" markalı numune ürünün  gönderildiği,  ve  davalının davacı ile ticari ilişkisi devam ederken aynı markayı davacı tescilinden  sonra  28.03.2011 başvurusu ile tescil ettirdiği dikkate alındığında markanın davacı tarafından ihdas edildiği, davalının markayı davacıdan daha önce ihdas ve istimal ettiğine dair  delil bulunmadığı , gerçek hak sahipliği eskiye dayalı tescilsiz kullanımla elde edileceğinden tanıkların markayı davalının  oluşturduğu davacının tescil ettirdiği yolundaki beyanlarının  sonuca etkili olmadığı, her iki  tarafın da   kendi marka tescil tarihlerinden  önce eskiye dayalı fiili markasal kullanımları olduğu hususunun ispatının bulunmadığı gözetildiğinde kurucu nitelikte  marka tescilinin sağladığı koruma   tescil ile doğduğundan ,  tescilde öncelik ilkesi gereği tescil tarihi daha eski olan  davacı yanın marka üzerinde  öncelik hakkının bulunduğunun kabulü gerektiği  anlaşılmaktadır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir.Ancak kötüniyetli tescilin varlığı halinde dava açma bir süreye bağlı değildir.  ( SMK 25/6 maddesi) .Sessiz kalma suretiyle hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, TMK 2. Madde de düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasının korumayacağı ilkesine dayandığından, somut olayın özellikleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.Dosya kapsamına göre, davalı marka tescilinden itibaren dava tarihine kadar 6 yıl süre geçtiği anlaşılıyorsa da, davalının davacının siparişlerine  göre üretim yapıp davacıya gönderdiği, markanın kullanımına dair sunulan faturaların davacı ile olan ticari ilişki nedeniyle düzenlendiği, davalının davacı dışında söz konusu markayı ürünler üzerinde kullandığına dair fatura v.b. kullanım delili bulunmadığı , sunulan faturaların kullanım ispatı yönünden yeterli olmadığı,  fuar görüntülerinde de davalı ve  davacının  birlikte katıldıkları, davalının... markası ile yer aldığı,  bu durumda davalı tarafından Türkiye' de  fiilen kullanılmayan marka tescilinden davacının haberdar olmasının beklenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Kaldı ki davacı şirket marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğundan , davalı da fason üretim yapan taraf olduğundan davalının markanın davacıya ait olduğunu bildiği halde davacının Türkiye'de markasını henüz tescil ettirmemesinden faydalanarak kullanmadığı markayı kendi adına tescil ettirmesinin davacının Türkiye'de markasını tescil ettirme ve Türkiye piyasasına girmesini engelleyici nitelikte olup, davalı tescili kötü niyetlidir ve kötü niyetli tescilde hak düşürücü süre söz konusu değildir. Bu nedenlerle asıl davada , davalının tescili kötüniyetli olduğundan tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunda haklı olduğu anlaşılmıştır.Asıl Davada hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğinden, birleşen davadaki kullanmama nedeniyle iptal talebi konusuz kalmakla birlikte, yargılama gideri ve vekalet ücretinin yükleneceği tarafın tespiti yönünden tarafların haklılık durumunun belirlenmesi gerektiği anlaşılmıştır.Marka sahibinin  tescilli markasını  fiilen kullanma yükümlülüğü söz konusudur.  6769 sayılı  SMK 26/1-a göndermesi ile  aynı yasanın 9/1 maddesinde , markanın kullanılmaması iptal nedeni olarak düzenlenmiştir. Markanın ciddi şekilde kullanıldığının, kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin  kabulü için tescilli olduğu tüm sınıf ve alt sınıflarda kullanılmış olması gereklidir. Zira markanın benzer olsa bile kullanılmadığı mal ve hizmetler yönünden kullanım şartı gerçekleşmiş olmaz. \"ciddi kullanımın\" her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve özellikle tescilli olduğu alanda pazar payı yaratma, arttırma, koruma ve  sürdürmek için  yeterli şekilde ticari faaliyet yürütüp yürütmediği dikkate alınmalıdır.Somut olayda, davalı tarafça sunulan faturalarda ... ibaresinin ürün markası olarak kullanılmadığı, davalının sunduğu  25/10/2018 tarihli 4 adet faturada ve kullanmama nedenine dayalı açılan birleşen dava tarihinden sonraki tarihli sunduğu bir kısım faturalarda ...Şti ibaresi altında .., ... ibarelerine yer verdiği anlaşılıyorsa da, tek başına faturadaki bu ibarenin markanın satışı yapılan emtialar üzerinde markasal olarak kullanıma delil teşkil etmeyeceği,  hükümsüzlük davası öncesi sunulan  4 faturada kullanımın 06-11-35. Sınıflarda kullanımı ispat yönünden yeterli olmadığı gibi, davacı tarafça ... ibaresinin faturalara sonradan basıldığının iddia edildiği ve mahkemece bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmamış ise de, kullanım şekli itibariyle ürün markası şeklinde 06/11. Sınıflarda kullanıldığını ispatlayamadığı ayrıca 35. Sınıf yönünden de kullanımın Başaran markası ile olduğu anlaşılmış, davalının markası ciddi şekilde tescilli olduğu emtialarda kullandığı ispat edilemediğinden davalı markasının kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluştuğu, davacı tarafın dava açmakta haklı olduğu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince kurulan hükmün dosya kapsamı ve hukuka uygun olmadığı, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile,  HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına , asıl davanın kabulüne; davalı adına tescilli ... tescil numaralı “...” ibareli markanınhükümsüzlüğüne  ve sicilden terkinine, birleşen dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/03/2022 tarih, 2019/62 E., 2022/47 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- ASIL DAVANIN KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil numaralı “...” ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE  VE SİCİLDEN TERKİNİNE, -Karar kesinleştiğinde TPMK'na bildirilmesine, 4-BİRLEŞEN DAVA konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dava yönünden 427,60 TL+ birleşen dava yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 855,2‬0  karar harcından peşin alınan 80,30 TL'nin mahsubu  ile 774,9‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde asıl davada yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 35,90 TL peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 3.800,00 TL bilirkişi ücreti, 319,38‬ TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4.196,38‬ TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde birleşen davada yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 TL peşin harç, 61,00 TL tebligat müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 149,8‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/d-Asıl dava yönünden, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre  40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/e-Birleşen dava yönünden, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre  40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 441,4‬0 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 103,80 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 545,2‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"21704fcc215a9568","SID":"cfbbbca17ff663f1"}}