{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2022/604 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1764<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/01/2017 (Dava) - 16/10/2020 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2017/63 Esas - 2020/636 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 04/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/63 Esas-2020/636 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden ticari krediler kullandırıldığını, davalı/borçluların kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ancak borçluların kredi borçlarını ödemede temerrüde düşmesi üzerine 01/02/2016 tarihli ihtarname ile kredi hesaplarının kapatıldığı ve borcun ödenmesi gerektiği hususlarını içeren hesap kat ihtarnamesi ve ekindeki hesap özetinin tüm borçlulara tebliğ edildiğini, ancak borçlular tarafından ihtarnamede verilen süre içerisinde de borcun ödenmediğini, bunun üzerine borçlular aleyhine İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2859 sayılı dosyası ile takip işlemlerine başlandığını, borçlular tarafından icra takibine itiraz edildiğini, itirazlarının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olup huzurdaki davayı açma zorunluluklarının doğduğunu, hesap kat ihtarnamesinin sözleşmede gösterilen adrese gönderilmesi ve ulaşması suretiyle alacağın tüm borçlular bakımından muaccel hale geldiğini, borçlulardan ...'nin Karşıyaka 6. Noterliğinin 09/02/2015 tarihli ve ...'in Karşıyaka 6. Noterliğinin 09/02/2015 tarihli ihtarname ile bu ihtarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren dava dışı kredi borçlusu ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine olan kefaletnamelerden istifa ettikleri beyanını içerir ihtarname gönderdiklerini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2012/9018 Esas-2012/14916 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere, BK'nın 493.ve 494.maddeleri emredici nitelikte bulunmadığından kefilin anılan yasa hükümleri ile kendisine tanınan haklardan başlangıçta vazgeçmesinin olanaklı olduğunu, süresiz kefalette kefilin BK'nın 493.ve 494.maddelerindeki haklardan başlangıçta feragatinin, onu kefalet limiti ve kendi temerrüdün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olmak kaydıyla borçlu ile birlikte sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece yükümlülük altına sokacağını, diğer yandan, borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılması yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından, sözleşmeden doğan kefalet sorumluluğunun devam edeceğinin kuşkusuz olduğunu, kredi sözleşmeleri karşılıklı taahhütleri içerdiğinden kefilin tek yanlı olarak bildirdiği irade beyanı ile kefaletten vazgeçemeyeceğini, bu şekildeki bir bildirim, akdin diğer tarafınca açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmayacağını, davalı borçluların tek taraflı irade beyanları ile kefalet sorumluluğundan kurtulamayacaklarını, borçlu ...'e 16/02/2015 tarihli ihtarname ve diğer borçlu ...'ye 16/02/2015 tarihli ayrı ihtarname ile kefalet ilişkisinin borç sona ermeden tek taraflı olarak sonlandırılabilmesinin hukuken mümkün olmadığı, kefilin kefaletten kurtulabilmesinin yalnızca borcun ortadan kalkması ile mümkün olabileceğinin ihtar edildiğini, bu nedenlerle ...'in ve ...'nin borcun tamamından sorumlu olduğunu, rehin ile temin edilen alacaklarda kefil yönünden takip yasağı bulunmadığını, alacaklının kredi sözleşmesiyle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla borcun ifasını üstlenen kişilere karşı rehnin paraya çevrilmesinden önce ya da bundan ayrı olarak genel haciz yoluyla takip yapmasının mümkün olduğunu, bu nedenle davalı borçluların bu yöndeki itirazlarının da reddi gerektiğini, kredi sözleşmesinin 27.maddesi uyarınca müvekkili bankanın defter ve kayıtları arasında tek delil mahiyetinde olduğunu, faiz oranı ve işlemiş faiz miktarına yönelik itirazın da mesnedi bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinin 22. maddesi uyarınca temerrüt faiz oranının düzenlendiğini, bu düzenleme gereği ekte de yer alan temerrüt tarihindeki kısa, orta veya uzun vadeli ticari kredilere uygulanan cari faiz oranlarını gösterir belge nazarında %100 fazlası nispetindeki %100'lük temerrüt faiz oranının sözleşmesel düzenlemeye uygun olduğunu, müvekkili banka tarafından TCMB'ye bildirilen azami kredi faiz oranlarına ilişkin tabloların ekte olduğunu belirterek, İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2859 sayılı dosyasına vaki itirazların iptali ile takibin devamına, suiniyetli borca itiraz nedeniyle davalı/borçlular aleyhine dava konusu bedelin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalılar ... ve ...'in süresinde davaya cevap vermediği, ancak vekilleri tarafından sunulan beyan dilekçesinde özetle; davacı banka ile davadışı ... San ve Tic. A.Ş arasında 23/01/2014 tarihinde 3.000.000,00 TL limitli bir genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve müvekkilleri ...'in (dönemin genel müdürü) ve ...'in (dönemin genel müdür yardımcısı) de kefil olarak imzalarının alındığını, ancak kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonraki süreçte adı geçen şirketin mali durumunun çeşitli nedenlerle bozulduğunu, bu süreçte müvekkillerinin şirketin büyük ve hakim ortağı olan ...'e yaptıkları uyarıların da adı geçen tarafından dikkate alınmadığını ve şirketin kötü gidişine engel olunamadığını, bunun üzerine müvekkillerinden ...'nin yönetim kurulu üyeliğinden Nisan 2014'te, genel müdürlük görevinden ise Ocak 2015'te istifa ederek ayrıldığını, diğer müvekkili ...'in de yönetim kurulu üyeliğinden Aralık 2014'te istifa ederek, genel müdür yardımcılığı görevinden ise Kasım 2014 itibariyle işverenin haksız feshi neticesinde ayrıldığını, bu hususun İzmir 7. İş Mahkemesi'nin 2015/120 Esas sayılı dosyasından verilen karar ile tespit edildiğini, borçlu şirket ile müvekkilleri arasındaki her türlü sözleşmesel ve kanuni ilişki sona ermiş olduğundan ve borçlu şirketin finansal durumunun bozulduğu sabit olduğundan müvekkilleri tarafından Borçlar Kanunu'nun 599.maddesinde yer verilen \"Kefaletten Dönme\" hakkının kullanıldığını, müvekkili ...'nin Karşıyaka 6. Noterliğinin 09/02/2015 tarihli, ...'in de 09/02/2015 tarihli ihtarnamesi ile, 23/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefaletlerinden döndüklerini, ihtarnamelerde ihtarnamelerin tebliğinden sonra kullandırılacak olan kredilerden dolayı sorumluluk kabul etmeyeceklerini açıkça bildirdiklerini, müvekkilleri tarafından kefaletten dönülmesi karşısında davacı bankanın ... San ve Tic A.Ş ile 10/04/2015 tarihli ve 5.000.000,00 TL limitli yeni bir kredi akdettiğini ve yeni kefiller alındığını, söz konusu sözleşmenin diğer davalılar ... ve ... tarafından imzalanmış olup müvekkillerinin bu sözleşmede imzalarının bulunmadığını, evraklar davacı banka tarafından dosyaya gönderildiği zaman dava konusu krediden müvekkillerinin sorumlu olmadıkları hususunun açıkça ortaya çıkacağını, davacı bankanın müvekkillerinin kefaletten dönme beyanlarına rağmen borçlu şirket ... A.Ş'ye 20/03/2015 tarihinde 1.025.000,00 TL bedelli ve 23/03/2015 tarihinde ise 935.000,00 TL bedelli iki büyük kredi daha kullandırdığını, kendisinden beklenen özeni göstermediğini ve kötü niyetli olduğunu, öte yandan müvekkillerinin dava konusu alacaklar bakımından borçlu olduklarını kabul anlamına gelmemek üzere takip ve dava konusu yapılan alacağın rehinle temin edilmiş bir alacak olduğunu ve davacı banka tarafından İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2858 sayılı dosyası ile de (ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile) takip başlatıldığını, kredinin teminatını oluşturan rehinlerin borcu karşılamaya yetecek miktarda olduğunu beyanla, davanın müvekkilleri açısından reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ... ve ...'in süresinde cevap vermediği, ancak vekilleri tarafından sunulan beyan dilekçesinde özetle; davacının eğer bir alacağı çıkarsa, hesap kesim ihtarında belirttiği alacak miktarının çok üzerinde ipotekle teminat altına alındığını, alacaklının ihtiyati haciz istemindeki amacının alacağının teminat altına alınması olmadığını, gerçekte alacaklı bankaya karşı sorumlulukları bulunmayan müvekkillerini taciz ederek baskı altında sorumlusu bulunmadıkları borcu ödemeye zorlamak olduğunu, bunun iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını, müvekkilleri tarafından 27/11/2015 tarihli ihtarname ile alacak kalemlerinin aslı ve tüm fer'ilerine itiraz edildiğini, ihtarnamede yer alan alacak kalemlerinin gerçeği yansıtmadığının itirazen bildirildiğini, İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2858 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takip dosyasına konu belgelerin incelenmesi halinde, alacaklının varlığını iddia ettiği alacağına karşılık 3.810.000,00 TL'lik ipotek teminatı aldığının ve alacağın fazlasıyla teminat altında bulunduğunun görüleceğini, TBK'nın 583. maddesinin aradığı koşulların var olmadığını, GKS'ler üzerinde bulunan davalılara ilişkin kefalet miktarı, kefalet tarihi, müteselsil kefil ve karşısına yazılan evet ibarelerinin müvekkillerinin eli ürünü olmadığını, müteselsil kefalete ilişkin yasal koşulların oluşmadığını, dolayısıyla GKS'lerde yer alan kefaletlerin, yasanın emredici nitelikte öngördüğü koşulların yerine gelmemiş olması nedeniyle geçersiz olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Toplanan tüm deliller karşısında; davacı banka ile dava dışı ... San. ve Tic. AŞ. arasında 23/01/2014 tarihli 3.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmeyi ..., ... ve ...'nin 3.000.000,00-TL kefalet limitiyle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, ... tarafından itiraz edilmiş ise de, bu sözleşmedeki kefalet bölümündeki yazıların ...'e ait olduğu, ...'ün bu sözleşme uyarınca kullandırılan kredilerden sorumlu olduğu, bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere bu sözleşme kapsamında bir kısım kredilerin kullandırıldığı, daha sonra davalılardan ... ve ...'nin Karşıyaka 6 Noterliği'nden kredi kullandırılan bankaya gönderdikleri 09/02/2015 tarihli ihtarnameleri ile kefaletten döndüklerini bildirdikleri, kefaletten dönmeye ilişkin ihtarnamenin bankaya 13/02/2015 tarihinde tebliğ olunduğu, TBK 599. maddesi karşısında ... ve ...'nin 13/02/2015 tarihine kadar kullandırılan kredilerden 3.000.000-TL kefalet limitiyle müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, ancak bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden sorumlu olmayacakları, banka tarafından asıl borçlu şirkete davaya konu edilen ... kredi nolu 1.500.000,00-TL tutarlı ve 23/03/2015 tarihli ... nolu 935.000,00-TL'lik kredilerin kullandırıldığı, bu krediler ile daha önce kullanılan kredilerin ödenmemiş borç bakiyelerinin kapatıldığı, ancak banka kayıtlarında yeni kullanılan bu kredilerin eski kredilerin yeniden yapılandırılması olduğuna dair bir belgeye rastlanılmadığı gibi bu kredilerin kayıtlara göre yeni bir kredi olarak kullandırıldığı dikkate alındığında, 20/03/2015 ve 23/03/2015 tarihli kredilerin yeni bir kredi kullandırma olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu iki kredinin de 23/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, bu durum karşısında ...'ün yukarıda belirtildiği üzere bu kredilerden müteselsil kefil sıfatıyla kefalet limitiyle sorumlu olduğu, ancak 13/02/2015 tarihinde kefaletten döndüğü davacı bankaya tebliğ edilen ... ile ...'nin 20/03/2015 ve 23/03/2015 tarihli bu kredilerden kefil sıfatıyla sorumlu olmadıkları, bu aşamadan sonra banka ile asıl borçlu şirket arasında imzalanan 10/04/2015 tarihli genel kredi sözleşmesini ... ve ...'ün kefil sıfatıyla imzaladığı, ancak kefalete ilişkin bölümde kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalete ilişkin yazıların bu davalılara ait olmaması sebebiyle bu sözleşmedeki kefaletlerinin geçerli kabul edilemeyeceği, dolayısıyla takip konusu borçtan bu sözleşmedeki kefalet beyanları nedeniyle sorumlu olmadıkları kanaatine varılmakla, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne, bu davalının İzmir 19. İcra Dairesi'nin 2016/2859 sayılı takibindeki itirazının kısmen iptaline, 2.179.750,12-TL asıl alacak, 77.634,94-TL işlemiş faiz, 3.881,75-TL BSMV, 1.881,57-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 2.263.148,38-TL'nin tahsili bakımından takibin devamına, fazlaya dair itirazın iptali isteminin reddine karar vermek gerektiği, davalı ... vekilince takipteki faize ve faiz oranına itiraz edilmiş ise de, takip  talebinde ortaya konulan akdi ve temerrüt faizin sözleşme hükümlerine uygun olduğu değerlendirilmekle, bu yöndeki itirazının yerinde görülmediği, bilirkişi tarafından takip tarihine kadar işlemiş faizin hesaplamaya dahil edildiği, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %100 oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar verildiği, icra takibinde çek yaprağı zorunlu ödeme tutarlarına ilişkin gayri nakdi alacağın depo edilmesi istenilmiş ise de, müteselsil kefil ...'ün kefalet beyanında bu talepten sorumluluğunu gerektirecek bir beyanına rastlanılmadığından bu yöndeki talebin reddedildiği, borcun İzmir 19. İcra Dairesi'nin 2016/2858 sayılı takibine konu edilen ipotekle teminat altına alındığı savunulmuş ise de, bu takip konusu ipoteklerin asıl borçlu şirketin borcunun teminatı olarak verildiği, müteselsil kefiller aleyhine takibe girişilmesinde hukuki bir engel bulunmadığı anlaşılmakla, bu yöndeki itirazın da yerinde görülmediği, İİK 67. maddesi uyarınca alacak likit olduğundan ve şartları oluşmakla hüküm altına alınan alacağın %20' si oranındaki 452.629,67-TL inkar tazminatının davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, davacı bankanın kötü niyeti sübuta ermediğinden hakkında davanın reddine karar verilen davalıların borca itirazları ve savunmaları yargılamayı gerektirdiğinden davalıların şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmekle, sonuç olarak; Davalılar ... ve ... aleyhine açılan DAVANIN REDDİNE, Davalı ... aleyhine açılan DAVANIN REDDİNE, Davalı ... aleyhine açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile bu davalının İzmir 19. İcra Dairesi'nin 2016/2859 sayılı takibinde itirazının kısmen iptaline, 2.179.750,12-TL asıl alacak, 77.634,94-TL işlemiş faiz, 3.881,75-TL BSMV, 1.881,57-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 2.263.148,38-TL'nin tahsili bakımından takibin devamına, fazlaya dair itirazın iptali isteminin reddine, hüküm altına alınan 2.179.750,12-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %100 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, alacağın %20'si oranındaki 452.629,67-TL inkar tazminatının davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, davalıların şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Adli Tıp Kurumunca yapılan yazı ve imza incelemesine konu edilmiş olan mukayese yazıların kabulünün mümkün olmadığını, genel kredi sözleşmelerinin imza tarihlerinin 23/01/2014 ve 10/04/2015 olduğunu, ilk derece mahkemesince alınan imza örneklerinin ise dava tarihinden sonra alındığını, yazı ve imzaların karşılaştırılması suretiyle yapılmış olan imza incelemesinin, belgelerin tarihleri arasında 4-5 yıl geçmiş olması sebebiyle sağlıklı olmadığını, Adli Tıp Kurumunca farklılıklar saptandığı şeklinde ifade edilen kanaatin somut bir sebebe özgülenmediğini, geniş yorumlanabilecek bir sonuç cümlesi kullanıldığını, ayrıca, Adli Tıp Kurumunca hangi belgedeki imzanın hangi özelliğinin benzemediğine ilişkin somut bir kanıt ortaya konulmamış olması sebebiyle Adli Tıp raporunun sonuç kısmından yola çıkılarak 10/04/2015 tarihli genel kredi sözleşmesindeki kefalete ilişkin azami miktarın kefalet tarihi ve müteselsil kefalete ilişkin yazıların bu davalılara ait olmadığı kararına varılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 10/04/2015 tarihinden önce verilen yazıların başkaca kurum ve kuruluşlardan celbi ile yeniden inceleme yapılması gerekirken, rapora göre davanın ... yönünden reddi ile ... yönünden kısmen reddine ilişkin verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, davalılar ... ve ...'in takibe konu borcun tamamından sorumlu olduklarını, itirazları giderilmeden denetime elverişsiz rapor üzerinden karar verilmiş olmasının yasaya ve usule aykırı olduğunu, davaya konu ticari kredilerin, 23/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin yapılandırılması amacıyla kullandırıldığı ve bu kredilerle mevcut kredi borçlarının kapatılarak yeniden vadelendirildiğinin ek raporun 5.sayfasında yukarıda belirtilen şekilde isabetle tespit edildiğini, borcun devam ettiğini gösterir hesap ekstrelerinin sunulmuş olduğunun sabit olduğunu, işbu mevduat hesap ekstrelerinden anlaşılacağı üzere davalı ... ve ...'in kefaletten dönme beyanlarından önce ve imzaladıkları 23/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin takibe esas hesap kat ihtarına konu kredilerle yapılandırıldığını, yani geri ödeme ile kapanmamış olduğundan bu kredilerin devam ettiğini, dolayısıyla kredi borcunun ... ve ...'in kefaletten dönme beyanı öncesinde kullandırılan kredilerden kaynaklı olduğu sunulan hesap ekstrelerinden açıkça anlaşılmakta olup bilirkişilerin ve mahkemenin ... ve ...'in takibe konu edilen borçtan sorumlu olmadıkları yönündeki tespitinin gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, geri ödeme planlarında yapılandırma amacıyla kullandırıldığına ilişkin ibare yer almadığından bahisle yeni bir kredi olarak kullandırıldığı görüşünün hatalı olup kabulünün mümkün olmadığını, hesap ekstreleri incelendiğinde bu tutarlarla eski kredilerin tamamının kapatılmış olduğu açıkça görüleceği gibi, müşterinin serbest kullanımına bırakılan bir tutar kalmadığını, tamamı ile eski kredilere ödeme yapıldığı hususunun net olduğunu, borcun devam ettiğini ispat ettiklerini, ... ve ...'in takibe konu borcun tamamından sorumlu olduğunun kabulünün gerektiğini, davalılar ..., ... ve ...'ün imzaladıkları 23/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılmış ve ödenmemiş bulunan takibe konu borcun tamamından müteselsilen sorumlu olduğunu, detayı belirtilen toplam 63.000,00 TL kredinin ... ve ...'in kefaletten dönme beyanı 09/02/2015 sonrası kullandırıldığından bahisle sorumlu olmayacakları yönündeki bilirkişi görüşünün hatalı olduğunu, tek taraflı beyan ile kefaletten dönülemeyeceğini, borç bakiyesi sıfır olsa dahi imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden sorumluluğun devam edeceğini, hesap kat ihtarı ve ekinde tebliğ edilen hesap özetine yasal süresinde itiraz edilmemiş olduğundan, hesap özetinde yer alan alacak tutarının İİK'nın 68/B maddesi gereğince kesinleştiğini, bu nedenle bilirkişilerin bankanın hesap kat tarihi itibariyle oluşturduğu hesap özetlerinde yer alan alacak tutarı toplamını (kredi anaparası+hesap katına kadar işlemiş akdi ve gecikme faizi+ BSMV) takipte asıl alacak tutarı olarak aynen kabul etmesi ve hesaplama yapması gerekirken, kanunen kesinleşen ve davalıya tebliğ edilen hesap özeti mevcut iken, temerrüt tarihi itibariyle asıl alacağı yeniden tespit etmesi (ki hatalı tespit edildiğini) ve bu hesaplamanın hükme esas alınmasının kanuna ve genel kredi sözleşmesinin delil anlaşması niteliğindeki hükmüne aykırı olduğunu, itirazlarının esasının incelenmediğini, itirazlarının yalnızca takip hukuku açısından kesinleşmiş bulunan hesap özetlerinin yeniden hesaplanmış olması olmadığını, bu hesaplamanın dahi hatalı yapılmış olması olduğunu, genel kredi sözleşmeleri uyarınca ödenmeyen taksit tutarlarına taksit vadesinden itibaren (akdi faiz değil) gecikme/temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, bu nedenle, temerrüt tarihi itibariyle asıl alacağın ve işlemiş faizin tespiti yönünden de kararı istinaf etme zorunluluklarının doğduğunu, bilirkişi tarafından hesap özetlerinde belirtilen kredi anaparası esas alınarak temerrüt tarihine kadar akdi faiz ve BSMV hesaplaması yapılmış olmasının hükme esas hesaplamanın, eksik ve hatalı olmasına sebep olduğunu, genel kredi sözleşmesinin taksitli ticari krediyi düzenleyen 43.5. maddesinde; müşterinin, taksitlerden herhangi birini vadesinde ödemediği takdirde, vadesinde ödenmeyen anapara, faiz, fon ve gider vergisinden oluşan taksit ile bu taksiti takip eden taksitlerin anaparaları toplamının hiçbir ihbar veya merasime gerek olmaksızın kendiliğinden muaccel olacağını ve bu nedenle söz konusu toplam tutarı derhal ve nakden ödemekle yükümlü olduğunu kabul ve beyan ettiğini, 43.6.maddesinde; müşterinin; ekli geri ödeme planında yer alan şekli ile ödemekle yükümlü olduğu işbu kredi borcunun ödenmesinde temerrüde düştüğü takdirde, temerrüt faizi uygulanacağını kabul ve beyan ettiğini, genel kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca, bankanın vadesi/taksit tarihi belirli olup da vadesinde ödenmeyen taksit tutarları ve fer'ileri toplamına gecikme/temerrüt faizi işletme hakkının bulunduğunu, mahkeme ve bilirkişiler tarafından, işbu kredilerin geri ödeme planına bağlı ve vadesi belirli taksitlerden oluşan krediler olduğunun, işbu kredi türlerine ilişkin genel kredi sözleşmesinde özel hükümler bulunduğunun nazara alınmadığını, bilirkişi raporlarında kredi anaparasına temerrüt tarihine kadar akdi faiz işletildiğini ve işbu akdi faiz ile BSMV'si toplamının takipteki asıl alacak olması gerektiği kanaatine varıldığını, vadesi belirli nakdi kredilere ilişkin hesap katına kadar işlemiş akdi ve gecikme faizi ile BSMV'si toplamının asıl alacak olarak kabul edilmesi gerektiğini, gayrinakit alacaklarını teşkil eden çek bedeli depo talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesinin de yasaya ve usule aykırı olduğunu, çek yapraklarının müvekkili bankaya ibrazı halinde sorumluluk tutarının hamiline ödenme riski bulunmakla, genel kredi sözleşmesi gereğince bu tutarın depo edilmesi gerektiğini, borçlu tarafça depo edilmeden tazmin edilmesi halinde de gayri nakit risk nakit alacağa dönüşeceğinden takipteki nakit alacak hesabında dikkate alınacak bu tutarın reddedilmesinin hak kaybına sebep olduğunu, sırf bu hususun dahi genel kredi sözleşmesi hükümlerinin ne bilirkişiler ne de mahkeme tarafından incelenmediğini ortaya koyduğunu, ilk derece mahkemesinin kefalet beyanından ne kastettiğinin de anlaşılamadığını, gayri nakit alacakları yönünden davanın reddi kararının genel kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVALILAR ... VE ... VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Müvekkili ...'ün istinaf harçlarını karşılaması mümkün olmadığından adli yardım taleplerinin bulunduğunu, mal varlığını kaybettiğini ve halen ailesinin yardım ve desteği ile günlük yaşamını sürdürmeye çalıştığını, yatırılması gereken 1/4 nispi harç tutarını yatıracak bir geliri ve varlığının bulunmadığını, 23/01/2014 tarihli GKS'de yer alan müteselsil kefaletin aynı zamanda müşterek borçluluğu içeren kefalet olduğunu, kefiller arasında teselsül bulunduğunu ve bu kapsamda diğer kefillerin döndüğü gerekçesiyle sorumsuzluğuna karar verilmesi halinde ...'ün de kefalet sorumluluğundan kurtulmasının yasanın buyruğu olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de belirttikleri üzere 23/01/2014 tarihli GKS'nin her üç kefilin müşterek borçlu/müteselsil kefil başlığı altında imza attıkları sözleşme olduğunu, BK'nın 587/3.maddesinde; 'kefillerden birinin alacaklı tarafından borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, borcundan kurtulur' denildiğini, buna aykırı oluşturulan mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, sözleşmede öngörülen temerrüt faizinin, bildirilen faiz oranının %100 fazlası yani iki katı olup temerrüt faiz oranının %100 olmadığını, hesaplanan faiz oranının fahiş olup kabul edilemez olduğunu, bilirkişi raporunda akdi faiz %12,12, temerrüt faizi %100 faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığını, bu faizin GKS'nin hangi maddesine dayandığının açıklığa kavuşturulmadığını, davacı bankanın internet sitesinde yer alan genel kredi sözleşmelerinde temerrüde ilişkin 22.maddenin; '...temerrüt faizinin ise sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan bankanın TCMB'ye uygulanacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak oran' içeriğini taşıdığı dikkate alındığında, bu faizin sözleşmeye uygun olmadığı gibi şahıs kefillerden olağanüstü yüksek bir faiz oranının istenmesinin hakkaniyete de uygun bulunmadığının açık olduğunu, Yargıtay kararlarında da Merkez Bankası'na bildirilen değil, bankanın uyguladığı reel faizin esas alınmasının öngörüldüğünü, davacı bankanın salt baskı kurma amacıyla müvekkili ... hakkında takip yaptığını ve haksız olduğunu bile bile ihtiyati haciz uyguladığını, bu nedenle bu müvekkiline tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, davacı bankanın TBK'nın 583.maddesindeki kural uyarınca müvekkili ...'in sorumlu olmadığını yasal takip sürecine başlamadan önce dahi bildiğini, tekrar tekrar ihtiyati haciz istediğini, müvekkili hakkında mal varlığı sorgulamasına devam ettiğini, dolayısıyla davacıyı iyi niyetli kabul edebilmenin olanaksız olduğunu, GKS'de imzası ve kefalet şartlarına ilişkin kendi el yazısı bulunmayan ... hakkında takip yapılmasının, itirazlarına rağmen tekrar tekrar ihtiyati haciz talep edilerek uygulanmasının tam bir kötü niyet olduğunu, nitekim 27/11/2015 tarihli ihtarname ile bankanın hesap kat ihtarına itiraz edildiğini, 18/02/2016 tarihinde İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati haciz kararına kefil olunmadığı ve GKS'deki imzanın kabul edilmediği bildirilerek itiraz edildiğini, ancak sonuç alınamadığını, 2016/2859 sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine de itiraz edildiğini, takibin durdurulduğunu, ancak o aşamaya kadar müvekkilinin varlığına uygulanan hacizlerin devam ettiğini, mahkemenin çoğunluk kararı ile ihtiyati haczi kabul ettiğini, karara itiraz edilmiş ise de itirazlarından sonuç alınamadığını, Adli Tıp Raporunda; ...'in 23/01/2014 tarihli kredinin dayanağı olan sözleşme GKS'nin kefalete ilişkin 43.sayfasında imza ve yazısının bulunmadığını, 10/04/2015 tarihli GKS'nin kefalete ilişkin 47.sayfasındaki yazıların ...'e ait olmadığını tespit ettiğini, hacizlerin mahkemenin 03/05/2019 tarihli kararına kadar devam ettiğini, bu koşullar altında müvekkillerinden ... hakkında yapılan takibin tümüyle kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, 29/01/2014 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/469 Esas-2014/45 Karar sayılı kararının da bunu doğruladığını, bu açıdan müvekkili yönünden İİK'nın 67. ve 68. maddeleri uyarınca takip ve dava değerinin %20'si oranında tazminat ödemekle yükümlü olduğu halde mahkemece aksine karar verilmiş olmasının tümüyle hukuka aykırı olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacak için müteselsil kefillere yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosyada her ne kadar davalı ... adına da istinaf dilekçesi ile birtakım itirazlarda bulunulduğu görülmüş ise de, bu davalının istinaf isteminin nispi karar harcına tabi olup gerekli harcı yatırmadığı ve adli yardım talep ettiği, Dairemizce bu talebin reddedildiği, adli yardım red kararına yönelik olarak İzmir BAM 21. H.D'ne yapılan itirazın da reddedildiği, ardından yeniden adli yardım talep edilip yeniden reddine karar verildiği ve buna dair itirazın da yeniden reddedildiği, adli yardım talebinin reddinin kesinleşmesi akabinde mahkemece muhtıra çıkarılmış olmakla birlikte, anılan davalı tarafından istinaf harçlarının yatırılmadığı, ancak bunun sonucuna dair yerel mahkemece bir karar verilmediği görülmekle; Dairemizce, HMK 344.maddesinin; “İstinaf dilekçesi verilirken istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren  mahkeme tarafından verilecek bir haftalık  kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan  vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir.” hükmü gereği, anılan davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair karar verilmesi gerekmiştir.<br>2-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında iki adet genel kredi sözleşmesi (23.01.2014 ve 10.04.2015 tarihli) yapıldığı, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu tutularak aleyhlerine İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2589 sayılı icra takibinin başlatıldığı, itiraz üzerine de işbu davanın açıldığı, davaya konu takipteki alacağın temelindeki kredilerin ise 20.03.2015 ve 23.03.2015 tarihli taksitli ticari krediler olduğu, kredilerin tarihlerinden de açıkça anlaşıldığı üzere bu kredilerin dayanağının 23.01.2014 tarihli GKS olduğu anlaşılmaktadır. <br>Takip dayanağının 23.01.2014 tarihli GKS olduğunun mahkemece alınan bilirkişi raporları ile de belirlenmiş bulunmasına ve tarafların bu hususta bir itirazının da bulunmamasına göre, dava dosyasına dair değerlendirmelerin de bu GKS kapsamında yapılması gerektiği açıktır. Sözkonusu 3.000.000-TL bedelli GKS'de davalılardan ...'in adı ve imzası hiç geçmemekte olup, yalnızca diğer 3 davalının müteselsil kefil olduğu görülmektedir. <br>Mahkemece alınan imza/yazı incelemesine dair ATK Fizik İhtisas Dairesi raporunda, 2014 tarihli bu sözleşmedeki imza ve elle yazılması gereken yazıların (TBK 583.md), davalı ...'ün eli ürünü olduğu belirlenmiş, davalı ...'ın da bu hususta itirazda bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu noktada, her ne kadar davacı banka ATK raporundaki incelemelerin yetersiz olduğunu ileri sürerek bu raporu istinafa getirmiş ise de, anılan raporda 2015 tarihli sözleşmedeki ... ve ... yazılarının kendilerinin eli ürünü olmadığı belirlenmiş olup, yukarıda açıklandığı üzere işbu davada 2015 tarihli GKS'ye dair kullandırılan bir krediye dayalı alacak talebi bulunmadığından raporun bu yönü itibariyle işbu davaya etkisi bulunmamaktadır. 2014 tarihli GKS davanın konusu olup, bu sözleşmedeki imza ve yazıların ise davalı ...'a ait olduğunun bahse konu ATK raporu ile belirlenmiş olduğu gözetildiğinde, raporun davacı banka lehine olduğu, aleyhe karar kaldırma yasağı gözetilerek davacı banka vekilinin bu yöndeki itirazlarının kabulünün mümkün bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>3-Davalılar ... ve ...'in 09.02.2015 tarihli kefaletten dönme ihtarı ve kredi tarihlerinin de bu ihtardan sonra olmasına göre, mahkemece verilen kararda bu davalıların borçtan sorumlu tutulmamalarına dair davacı banka vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; bilindiği üzere, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 599. Maddesinde yapılan düzenleme ile; \"1-Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir.2-Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür\" denilmiştir. Somut uyuşmazlıkta da, henüz banka tarafından dava konusu kredi kullandırılmadan önce kefaletten dönülme ihtarının bu davalılar tarafından bankaya bildirildiği, bu süreçte davadışı şirketin mali durumunda ve ortaklık yapısında meydana gelen sorunların dosya kapsamından ve kredi ödemelerinde düşülen sıkıntıdan açıkça anlaşılmakta olduğu, ayrıca yeni kullandırılan kredilerin ödeme planları incelendiğinde, bilirkişi raporlarında da yerinde bir şekilde belirlendiği üzere bu yeni kredilerin önceki kredi borcunun yapılandırılması şeklinde olduğuna dair hiçbir ifade içermediği, nitekim dosyaya asıl borçlu şirketin bu yönde bir yapılandırma talep ettiğine dair banka tarafından talep dilekçesinin de sunulamış olmadığı, davaya konu kredinin farklı faiz ve koşullarla yeni bir kredi kullandırımı olduğunun görüldüğü, bu yeni tahsis edilen kredi ile önceki borcun ödenmiş olmasının, krediyi yeni bir kredi olmaktan çıkarmadığı, önceki kredi borcunun tasfiye suretiyle kapatıldığı, banka tarafından aksi yönde hiçbir delil sunulamamış olduğu görülmekle, kefaletten usulünce rücu eden bu davalıların, rücu ihtarından sonra kullandırılan krediden dolayı sorumlu tutulmamalarında bir isabetsizlik görülmemiştir (Benzer yönce bknz. Yargıtay 11. HD 2015/4978 E. - 2015/6275 K).<br>4-Bununla birlikte, her ne kadar bilirkişi kök raporuna itiraz üzerine düzenlenen ek raporda, bankanın icra takibinde gayrinakdi risk bakımından çek depo bedeline dair bir talebi olmadığından hesaplama yapılmadığı belirtilmişse de, davanın temeli olan İzmir 19.İcra Müdürlüğü'nün 2016/2589 sayılı icra takip dosyasında banka tarafından açıkça çek depo bedeli de talep edildiği görülmekle, bu hususta eksik inceleme yapıldığına dair banka vekilinin istinaf itirazının ise kabulü gerekmiş, bu noktada, bahse konu gayrinakdi riskin nakde dönüşüp dönüşmediğine dair banka kayıtları ve ilgili çeklere dair tüm belgeler incelenmek suretiyle rapor alınıp bir karar verilmek üzere mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir.<br>5-Davalılardan ... vekilinin itirazı bakımından; anılan davalının davaya konu kredilerin dayanağı olan 23.01.2014 tarihli GKS'nde hiç imzası ve adı bulunmadığının açıkça anlaşılmasına göre, buna rağmen banka tarafından bu davalı aleyhine açılan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğu, zira banka tarafından gerekli basit bir araştırma dahi yapılmadan bu davalının da takipte borçlu gösterilip hakkında ihtiyati hacizler uygulandığı  anlaşılmakla, mahkemece anılan davalı yararına %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, aksi yönde hüküm kurulması doğru olmamış, davalı ... ... vekilinin bu husustan ibaret olan istinaf itirazının kabulü ile kararın bu nedenle de kaldırılması gerekmiştir (Benzer yönde bknz. Yargıtay HGK 2013/12-1931 E. - 2014/239 K.)<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı ...'ün istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, davalı ... (...) ... vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ve davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ...'ün İSTİNAF BAŞVURUSUNUN HMK 344.madde gereğince YAPILMAMIŞ SAYILMASINA,<br>2-Davalı ... (...) ... vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ve davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/63 Esas - 2020/636 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,<br>5-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a-Davalı ... tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine,<br>b-Davalı ... (...) ... tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine,<br>c-Davacı banka tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>6-İstinaf aşamasında davacı ve davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>8-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  04/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d24f2818f100b337","SID":"45dfbc4daa15e5b0"}}