{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/817 Esas<br>KARAR NO: 2024/2008<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/02/2022<br>NUMARASI: 2021/407 E. - 2022/26 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, başta ağda ürünleri ve türevleri olmak üzere, kozmetik ve parfümeri sektöründe 25 yıldır faaliyet gösteren, yıllık satış tutarları ve miktarları bazında Türkiye'nin ilk sıralarında yer alan ve başta \"...\" olmak üzere tescilli markaları ile yüksek tanınmışlık düzeyinde olan, sektörün öncü kuruluşlarından olduğunu, \"...\" markasının (... Tescil No., ... Tescil No. ve ... Tescil No.) hak sahibi olduğunu, \"...\" markasının 03 - 05 -16 Sınıflarda müvekkil şirket adına kayıtlı ve tescilli olduğunu, müvekkil şirketin markasının; kozmetik ve parfümeri sektöründe üretilen ürünlerde, süreklilik arz edecek şekilde, ciddi ve gerçek anlamda kullanılmakta olup marka kullanımının halihazırda devam ettiğini, ... markalı ağda ürünlerinin, Türkiye'ye yayılmış ulusal market zincirlerinde ve kozmetik satış noktalarında aktif bir şekilde satıldığını, davalılardan ...'ın, müvekkil şirket'in müşterisi konumunda olan ... Kozm. Hırdavat San. Ltd. Şti.'nin kurucusu ve ortağı ile Şirket'i temsil ve ilzama yetkili müdürü/yetkilisi olduğunu, kendisi ile ticaret yapıldığını, bu sebeple davacı markasından haberdar olduğunu, müvekkili şirket adına kayıtlı ve tescilli olduğu, davalılar tarafından açıkça bilinen \"...\" markasının benzeri niteliğindeki, tüketiciler ve halk nezdinde karışıklığa yol açabilecek nitelikte olan, 03 Nice Sınıfı'nda kullanılan, aynı yazı fontu, büyüklüğü ve rengi ile \"...\" markasının tescili için Kurum'a müracaat gerçekleştirildiğini, tüm bunlara ek olarak; \"...\" markasının kullanımında faydalanılan sembolün, davalılar tarafından tescil ettirilen \"...\" markasının kullanımı aşamasında \"...\" harfinin tasarımında da birebir taklit edildiğini, işbu husus da hedef kitle olan tüketiciler nezdinde her iki markanın karıştırılma ihtimalini arttırmak amacı ile davalılar tarafından kötü niyet ile tercih edilmiş olduğunu, hedef kitle olan ortalama tüketici nezdinde, tüketiciyi; \"...” markasının, \"...” markasının yan ürünü olduğu veya benzer grup imalatından olduğu vb. düşüncelere sevk etme saiki güden davalıların dava konusu markayı kötü niyetle tescil ettirdiklerini, davalılar tarafından Kurum nezdinde gerçekleştirilen 06.06.2020 tarih ve ... numaralı müracaatın sonucunda; \"...” markasının 03 sınıfta tescil edildiğini, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve karıştırılacaklarını aynı zamanda tescilin kötüniyetli olduğunu belirterek markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dava konusu markasının, ... sayılı \"...\" ibareli olduğunu, 03 sınıfta: tescil edildiğini, taraf markaları arasında ayırt edicilik bakımından değerlendirildiğinde markaların tamamen birbirlerinden farklı markalar olduklarını, davacı markaları ile müvekkillerinin markası arasında anlamsal, görsel ve sesçil olarak iltibasa yol açabilecek derecede bütünsel bir benzerlik bulunmadığını, bu çerçevede taraf markalarının bir bütün olarak değerlendirildiğinden farklı anlama gelmeleri ve faklı çağrışımları ifade etmeleri nedeni ile benzer olmadıklarının açık olduğunu, taraf markaları arasında iltibas oluşacak kadar bir benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının hitap ettiği alıcı gurubu ve bu alıcı kitlesinin sosyal ve ekonomik düzeyleri de dikkate alındığında taraf markaları arasında iltibasın oluşma ihtimali bulunmadığını, markaların kapsamındaki mallar ayn tür benzer emtialar olsa da markaların benzer olmaması nedeni ile karıştırılma ihtimalleri bulunmadığını, dava konusu \"...\" ibareli marka ile davacı taraf markalarının kelime markaları olduğunu, dava konusu markanın esas unsurunun \"...\" ibaresi, davacıya ait markaların esas unsurunun ise \"...\" kelimesi olduğunu, dava konusu marka ile davacı markalarının son üç harflerinin aynı olduğunu, dava konusu markanın tescil belgeleri incelendiğinde farklı yazılış ve tarzlarda tescil edildiklerini, buna göre, her ne kadar müvekkillerin dava konusu markaları ile davacı taraf markalarının kapsamlarında aynı tür benzer mallar bulunsa da ve her ne kadar müvekkiller markası ile davacı markalarının son üç harfi aynı olsa da, müvekkillerin markasının başında \"...\" harfinin varlığı nedeniyle tüketicinin dava konusu ibareyi görsel ve işitsel olarak bütüncül algılayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde müvekkillerin dava konusu \"...\" ibareli marka ile davacı tarafın \"...\" esas unsurlu markaları arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, zira davacı taraf markalarının başında \"Vi\" ibaresi bulunmakta olup markaları kavramsal anlamsal ve şekilsel olarak farklılaştırdığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince;\"Kötüniyetli tescil bakımından yapılan değerlendirmede ise, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, davacının faaliyet gösterdiği söz konusu sektörde varlığının uzun yıllara dayandığı, hükümsüzlüğe dayanak en eski markasının 20 yıldan uzun süredir tescilli olduğu ve davacının aynı asli unsura sahip seri markalar kullanarak tescil ettirdiği, tacir olan davalıların basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde, davacıya ait markalardan ve emtialardan habersiz olmasının olağan hayatın akışına aykırı olduğu ve bu bilme/bilmeyi gerekme durumuna rağmen tüketici nezdinde karışıklığa ve karıştırmaya neden olacak mahiyette benzer olan markayı aynı ve benzer hizmet ve emtialarda tescil ettirdiği, fiili kullanımlarının ise davacıya ait ... ve ... tescil numaralı markalarda bulunan \"...\" işaretini içerecek şekilde-tescilli markasından uzaklaşıp davacı markalarına yakınlaştırarak-kullanmayı tercih ettikleri, bu hali ile davalıların davacı markalarından haberdar oldukları ve tescillerinde iyiniyetli olmadıkları hukuki ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalılara ait markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği\" şeklindeki gerekçeleri ile; Davacının davasının KABULÜ ile; Davalılara ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerin markası ile davacı taraf markası incelendiğinde halk arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkillere ait markanın asıl unsuru ise  “...” ibaresi olduğunu, markalar bütüncül olarak incelendiğinde markaların görsel işitsel kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımında benzer markalar olmadığını, taraf markaların benzer markalar olmamaları nedeni ile markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeni ile ilişkilendirilme ihtimali de bulunmadığını, müvekkiller tarafından üretilmiş “...” markalı ürünler gerek hedef kitlesi bakımından gerekse tarafların hedef kitleleri ve dağıtım kanalları bakımından tamamen birbirinden farklı olduğunu,  davacı taraf markalar ile müvekkillere ait marka bir bütün olarak incelendiğinde aralarında herhangi bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacıya ait markaları incelendiğinde bu markaların da müvekkilin markasından oldukça farklı olduğunu yerel mahkeme davacı taraf ile müvekkilin markası arasında biçim ve düzenlenme tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek bir benzerlik olmamasına rağmen markalar arasında iltibasa  karıştırılmaya matuf benzerlik hatalı ve eksik değerlendirme nedeni ile hukuka aykırı karar verildiğini,  yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, İstinaf talebinin kabulü ile Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/407 E. 2022/26 K. Sayılı kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılması ve davacı tarafın mesnetsiz davasının reddine karar  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalılar'dan ..., müvekkil şirket'in müşterisi konumunda olan ... Kozm. Hırdavat San. Ltd. Şti.'nin (\"...\") kurucusu ve ortağı ile Şirket'i temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğunu, müvekkil şirket adına kayıtlı tescilli olduğu davalılar tarafından açıkça bilinen \"...\" markasının benzeri niteliğindeki, tüketiciler ve halk nezdinde karışıklığa yol açabilecek nitelikte olan, 03 Nice Sınıfı’nda kullanılan, aynı yazı fontu, büyüklüğü ve rengi ile “...” markasının tescili için Kurum'a müracaat gerçekleştirildiğini, ... markasının  kullanımında faydalanılan sembolün, davalılar tarafından tescil ettirilen \"...\" markasının kullanımı aşamasında \"...\" harfinin tasarımında da birebir taklit ettiklerini, tüketiciler nezdinde markanın karıştırılma ihtimalini arttırmak amacıyla davalılar tarafından kötü niyetli tercih edildiği ve kötü niyetle tescil ettirdiklerini, müvekkil Şirket'in ağda setlerini kullandığı ambalajın şeffaflığı, ambalajın dizaynı, ağda setindeki ürünlerin tasarımları ve fiziki kaplarının unsurları gibi fiziksel ve tasarımsal özelliklerin de davalılar tarafından kötü niyetle tescil edilen \"...\" markasının kullanıldığı ürünlerde kullanıldığını, davalılar'dan ...'a Beyoğlu ... Noterliği'nin 05.01.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, müvekkil şirket'i zarara uğratacak her türlü eyleme son verilmesi, davalılar adına tescil edilen \"...\" markası; müvekkil şirket'in hak sahibi olduğunu ve ... markası ile benzer olup, aynı mal ve hizmetlerde kullanılması sebebiyle halk nezdinde karıştırılmaya elverişli olduğunu, ayrıca davalı tarafın savunmalarının marka adında tek farklı unsur olan \"...\" harfi başlı başına ayırt edicilik vasfına sahip olması için yeterli olmayıp markaların asıl unsurlarında fark yarattığını, bilirkişi raporunda gerek mahkemenin gerekçesinde, müvekkil şirket markası nitelikleri itibarıyla aynı reyonlarda satışa sunulmakta olduğunu, sadece marka adı ile sınırlı olmamakla birlikte, ürünler arasında gerek ambalajlama gerek de ürün mahiyetleri arasında yüksek derecede benzerlik bulunduğunu, \"...\" markası ile \"...\" markası bir bütün olarak karşılaştırıldığını, müvekkil şirket markası ile davalılar adına tescilli dava konusu markanın logoları, bilhassa logolarda kullanılan işaret ve logoların ürünlerde kullanım şekli dahi birbirine benzediğini,  sembolü, davalılar tarafından tescil ettirilen \"...\" markasının kullanımı aşamasında \"...\" harfinin tasarımında da birebir taklit edildiğini, kötü niyetli tescile ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğini, davalı ... markalı ürünleri müvekkil şirket'e ait ürünlerle birlikte aynı görsel içerisinde satılmasını sağlayarak, tüketiciyi yanıltma amacıyla hareket ettiğini, davalıların istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalılar  adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü davasıdır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 20/01/2022 tarihli marka vekili tarafından düzenlenen  bilirkişi raporunda özetle;\"  markalar görsel açıdan incelendiğinde; davacının ... tescil no.lu markasının standart karakterlerle yazılı ve siyah renkte büyük harflerle ... ibaresi olduğu görülmektedir. Marka herhangi bir şekil unsuru içermediği,  söz konusu markanın esas ve ayırt edici unsuru “...” ibaresi olduğu, bir anlam ifade etmediğinden ayırtediciliği yüksek olduğu,  Davacının diğer 2 markası ... ve ... ise hem kelime hem de şekil unsuru içerdiği, kelime unsurunu daha figüratif şekilde yazılan ... kelimesi oluşturduğu, Davalı markası ise tescil edildiği haliyle “...” şeklinde olduğu, Düz standart, küçük ve siyah harflerden ibaret olduğu, Herhangi bir şekil unsuru içermediği, Söz konusu markanın esas ve ayırt edici unsuru “...” ibaresi olduğu, davalı markasının davacı markalarından tek farkının  “...” harfi ile başlaması olduğu, Taraf markaları – (tire) ve “...” ibarelerini benzer şekilde içerdiği, Markaların genel görünümü, dizaynı ve gözde bıraktıkları genel intiba nazara alındığında; ... açısından orta düzeyde, ... ve ... açısından ise düşük düzeyde taraf markaları arasında görsel açıdan kısmi benzerlik söz konusu olduğu, Markalar işitsel açıdan incelendiğinde; Taraf markalarında yer alan “...” ve “...” ibarelerinin okunuşları “...” ibarelerini benzer şekilde içerdiklerinden işitsel açıdan orta düzeyde kısmi benzerlik söz konusu olduğu, Türkçe’de yer alan “...” kelimesi nedeniyle çoğunluk tarafından bu şekilde anlamlandırılacak olsa da, arada “–“ tire işareti olması ve yazım şeklinin de Davacı markası ile benzer olması nedeniyle, davacı markalarıyla kavramsal bağlantı kurulmasının da mümkün olduğu,  bu yüzden, kavramsal açıdan orta düzeyde kısmi benzerlik söz konusu olduğu ve neticede, SMK m.6/1 uyarınca benzerlik ve karıştırılma ihtimali nedeniyle hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu, SMK. m.6/9 uyarınca \"kötüniyetli tescil\" hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğu\" belirtilmiştir. Uygulamada (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun  16.07.2008 tarih ve E.2008/11-501, K. 2008/507 sayılı ilamında ve 15/04/2015 tarihli 2013/11-1831 Esas 2015/1198 Karar sayılı kararında da açıklandığı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce  de uygulamada benimsendiği üzere) marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil nedeniyle sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli tescil olarak kabul edilmektedir. Somut uyuşmazlıkta davalı markasının bu şekilde kötüniyetli olarak tescil edildiğine yönelik somut deliller bulunmadığından, mahkemenin kötüniyete yönelik gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir. Somut olayda davacı tarafından markanın hükümsüzlüğünün talep ve dava edildiği mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, Söz konusu markalar karşılaştırıldığında, “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” açıdan kısmi nitelikte bir benzerlik olduğu, Markaların genel görünümü ve dizaynı nazara alındığında ve yukarıda açıklanan nedenlerle tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle, taraf markaları arasında bağlantı kurulabileceği ve bu açıdan genel anlamda iltibasın oluşacağı, tarafların emtialarının, faaliyet alanlarının ve müşteri kitlesinin benzerliği hususu da dikkate alındığında, markalar arasında bir ilişkilendirme, idari veya ekonomik bir bağ kurma ihtimalinin söz konusu olacağı, davacı markalarıyla karıştırılma riski doğuracağı ve genel anlamda iltibasın ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmakla mahkemece markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde ise de davalının kötü niyetli olması sebebi ile hükümsüzlük koşulunun oluştuğu gerekçesi yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davalılar istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince Kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın kabulüne  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/02/2022 tarih, 2021/407 E. 2022/26 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile  yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KABULÜNE-Davalılara ait ... tescil numaralı markanın Hükümsüzlüğüne, sicilden Terkinine, -Karar kesinleştiğinde TPMK'ya bildirilmesine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 368,3‬0-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 1.000,00  TL bilirkişi ücreti,  201,50  TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.328,6‬0 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle,  davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/b-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0491937e61680f9a","SID":"2634d48e415721bb"}}