{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 28/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 21/05/2021<br>DAVANIN KONUSU: Konkordato <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 28/11/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekili, müvekkillerinden ...diğer müvekkili şirketin kurucusu ve münferiden imzaya yetkili temsilcisi olup, müvekkili şirketin borçlarında şahsi kefaleti bulunduğundan usul ekonomisi açısından işbu davanın birlikte açıldığını, şirketin ortaklık yapısının %100 hissenin diğer davacı ... ait olduğunu, müvekkili şirketin borçlarını süresinde ödeyememe durumu ile karşı karşıya bulunduğunu, şirketin borçlarını ödeyememe durumu ile karşı karşıya kalmasının şirket borçlarına şahsen kefil olan diğer müvekkilini de zor durumda bıraktığını ve alacaklıların kendisinden talep etmeleri halinde onun da borçları ödeyememe durumunun söz konusu olduğunu, bu nedenle “vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato kararı verilmesi için bu müracaatta bulunmak zorunda kalındığını, davacılardan ...1999 yılından itibaren ...ili ... ilçesinde faaliyet gösteren yaş sebze meyve sektörünün lideri konumundaki firmalarında yaş sebze ve meyve expertiz ve satın alma - ihracat pozisyonlarında yıllarca çalıştığını ve sektörde önemli deneyimler kazandığını, kazandığı bu deneyimleri hayata geçirmek için 20/09/2013 yılında merkezi \"...Mahallesi ....Sk. .... No:..../....../Antalya\" adresi olan diğer müvekkili şirketi kurduğunu, şirketin tek ortağı ve imzaya yetkili tek kişisi olarak faaliyete başladığını, davacı şirketin kuruluşu ile birlikte ,....’da ....(....) faaliyet gösteren Türk girişimcilerin çoğunlukta olduğu firmalar ile satış anlaşmaları yaparak ihracat ve pazarlama bölümünde sağlam ve istikrarlı bir satış ağı oluşturduğunu, ayrıca davacı müvekkillerinin bölgesinde ve nar isteğinde olan firmalara, ... experliği ve ürün temin etmekte öncü olduklarını, davacıların ...ve...bölgesinde yapılan çalışmalarının sonuç itibariyle çok ekonomik olduğu ve iyi bir marka ve satın alma - satış konusunda önemli potansiyele sahip olması bakımından öncü firma olarak anılmaya başlandığını, bu nedenle Türkiye'nin en önemli borsalarından olan ...davet edildiğini, Moskova’daki şirketlerin 2013-2014 yıllarında nar isteğini büyük oranda arttırdığını, kalite ve ürün güvenliğinin sağlanarak kapasitenin artırılması talebinde bulunduklarını ve bu dönemde kapasite artışı yapıldığını, 28/04/2015 tarihinde şirketin giderek büyüdüğünü ve yatırım yapma zorunluluğu doğduğunu, şirket sermayesinin 1.000.000,00 TL'ye yükseltme kararı alınarak yükseltildiğini, .,..., ,.,,., .,.., ...., ....ve....,Federasyonuna nar ihracatı yapılmaya başlandığını, soğuk hava depoları ve paketleme tesisinin büyütülerek toplanan ürünlerin sağlıklı şekilde paketlenmesi ve muhafazası için gerekli yatırımların yapıldığını, yapılan anlaşmalar neticesinde (4.000 ton civarında) yaklaşık 200 tır ihracat yapılarak 4.000.000,00 USD civarında ihracat rakamına ulaştığını, 2015 yılında yaşanan Rus uçağının düşürülmesi neticesinde bir dönem ekonomik olarak satış rakamlarının düştüğünü ve durma noktasına gelmiş olması nedeniyle öz kaynakla çalışan davacıların bu tarihlerden sonra bankalardan kredi kullanımına başladığını, daha sonra yapılan anlaşmalar ve müvekkilinin olağanüstü gayretleri ve iyi ilişkileri ve Rusya ile ekonomik ilişkilerdeki iyileşmeler neticesi ihracat rakamlarının tekrar yükselmeye başladığını, bu aşamada çeşitli medya kuruluşları ve televizyon firmaları ile reklam anlaşmaları yapıldığını, marka ve patent tescili bulunan ...markasının ... ve .... ...sektöründe tanınan firma konumuna geldiğini, davacı şirketin yurt dışı tanıtımı için ....2018 ve 2019 yılında katılan davacıların bu fuarlarda da yeni müşteriler edindiklerini, 2019 yılı haziran ve temmuz ayında ...’ya 23 Tır (460.000 Kg, 555.000,00 Dolar), iç piyasaya 4 Tır (80,000 Kg, 96.000,00 Dolar) kiraz ihracatı yaptığını, 2019 yılında ...25 Tır (500.000 Kg, 405.000,00 Dolar), ...15 Tır (300.000 kg, 243.000,00 Dolar), iç piyasaya 13 Tır (260.000 Kg, 210.000,00 Dolar) olmak üzere sıkmalık nar satışı yaptığını, 2019 yılında kendi üretimleri dahil çiftçiden (müstahsil) ortalama 4.000.000 Kg nar alışı yapan davacıların, çiftçilerin arazilerinden nar kesim ve toplama yapılması amacıyla 5 ayrı firma ile anlaşma yaptığını, günlük yevmiye ile çalışan 300 kişinin nar toplama işinde çalıştırıldığını, istihdam yarattığını, şu an davacı şirket bünyesinde 31 paketleme işçisi istihdam edilmekte olduğunu, 2019 yılında yaşanan ekonomik kriz ve banka borçlarından dolayı şirketin nakit akışında problemler yaşamaya başladığını, şirket faaliyetlerinin devam ettirilmesi ve ülkemize döviz kazandırıcı katma değerli ticaretin devamı ve önemli ölçüde yapılan personel istihdamının sürekli hale gelebilmesi için işbu başvurunun gerekliliğinin doğduğunu, şirketin yurt içinden önemli miktarda bir alacağının olmadığını, yurt dışında .,.., .,.., .,.., ..., ..ile ticari iş yaptığından söz konusu firmalardan yaklaşık 4.300.000,00 TL alacağının bulunduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde %30'un 2020 Ekim ayına kadar tahsil edileceğini, kalanı diğer sezon içerisinde aynı oranda, diğer kalanın da 3. sezon sonuna kadar tahsil edilebileceğini, müvekkili ...davacı şirket adına alınan kredilere müteselsil kefil olduğunu, ayrıca piyasadan temin edilen tesis yatırımına ait ve üretim giderlerine ait ürünlerin açık hesap (vadeli alım) temininde 3. kişiler lehine şirket borçları için kefil olduğunu, diğer davacı şirketin %100 hissesine sahip olması nedeniyle, şirket adına akdettiği tüm sözleşmelerde ve borçlanmak için düzenlenen kıymetli evraklarda da şahsi cirosunun söz konusu olduğunu, müvekkili davacının örnek bir girişimci olarak ülkemizin ihtiyacı olan yaş meyve ve sebze sektörü sektöründe yatırım yaptığını, şahsi menkul mallarını bu işe yatırdığını, kefil olarak kredi temin ettiğini, kefil olarak mal ve malzeme temin ettiğini, şirketin ticari faaliyeti, üretimi ve satışlarının devam etmekte olduğunu, şirketin yurt dışına yaptığı satışlardan ödenmeyen alacaklarının mevcut olduğunu, söz konusu alacakları tahsil edildiği takdirde konkordato talebinden vazgeçileceğini, şirketin konkordato talebi ile ilgili ön mühlet kararı verildiği takdirde şirket ortağının borçlarla baş başa kalması, yaşayacağı maddi ve manevi sıkıntıların şirketin yönetimini de olumsuz etkileyeceğini, şirket aleyhine ya da şirket tek ortağı ve yetkili yöneticisi olan davacı aleyhine başlatılmış bir icra takibinin söz konusu olmadığını, vergi ve SGK borcu bulunmadığını, davacı şirketin halen ticari çalışmalarını aralıksız sürdürmekte olduğunu, davacıların şu an ki mali durumları ve vadesi gelmekte olan ve ödenemeyecek çekler ile hacizlerin kapıda bekliyor olması, ötelenen ve ertelenen senetlerin vadesinin geliyor olmasının taleplerinin yasal ve haklı unsurlarını oluşturmakta olduğunu, ayrıca mevcut ekonomik sıkıntılar ve her an haciz tehdidi altında bulunulmasının şirketin çalışmalarını engellemekte, sağlıklı bir çalışmanın söz konusu olmadığını, bu şartlarda şirketin çalışmasının çok zor olduğunu, oysa müvekkili şirketin faaliyetine devam etmesi ve para kazanmasının, borçlarını ödemesinin mümkün olduğunu, konkordato kararı verilmesi halinde (haciz tehdidi de olmadığı için) gelir elde edip bütün borçlarını tam ve sağlıklı bir şekilde ödemesinin mümkün olabileceğini, bu olmadığı takdirde iflas edeceğini, şirketin tüm malları ile yok olacağını belirterek, öncelikle 2004 sayılı İİK'nın 287. maddesi kapsamındaki tedbir taleplerinin kabulü ile müvekkilleri aleyhine 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere (İİK'nın 206. maddesinde yer alan alacaklar hariç olmak üzere) konkordato süresince takip yasağı ilkesi gereğince şirket aleyhine ihtiyati haciz kararı dahil yeni takip yapılamamasına, açılmış ve açılacak mevcut tüm takiplerin tedbiren durdurulmasına, müvekkillerinin konkordato süresi boyunca geçerli olmak üzere, şirket mal varlıklarının korunması için İİK'nın 287. amir hükmü gereği uygun görülecek tedbirlerin alınmasına ve bu süreçte alacaklılarca haczedilecek ve muhafaza tedbiri uygulanarak kaldırılacak araçları, tesis, makine ve cihazlar ile diğer levazım ve malzemelerinin şirket yetkilisine yediemin olarak teslimine, tedbir kararının verilmesinden sonra İİK'nın 89. maddesi uyarınca müvekkili şirketlerin üçüncü kişilerdeki hacizli hak, alacak, hak ediş ve blokelerinin şirket yetkilisine teslimine, müvekkilleri için şartları oluştuğundan konkordato talebinin kabulü ile 2004 sayılı İİK'nın 287 ve devamı maddeleri gereği müvekkili şirketler için \"geçici mühlet\" kararı verilerek geçici konkordato komiseri atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>ASLİ MÜDAHİLLERİN SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Müdahil ... Ltd. Şti vekili 27/02/2020 tarihli dilekçesinde özetle; müdahale taleplerinin kabulüne, konkordato mühleti verilmesini gerektirir bir hal bulunmadığından, davacıların konkordato talebinin reddine, geçici mühlet kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ...A.Ş. vekili 04/02/2020 tarihli dilekçesinde özetle; müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ...vekili 19/12/2019 tarihli dilekçesinde özetle; karşı taraf borçlulara verilen geçici konkordato mühletinin kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ...A.Ş vekili 24/12/2019 tarihli dilekçesinde özetle; alacaklıları zarara uğratmak amacıyla talep edilen konkordato mühletinin kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ... vekili 07/02/2020 havale tarihli dilekçesinde özetle; konkordato ön projelerine itiraz ettiklerini ve konkordato talebinin alacaklılar aleyhine zaman kazanmaya yönelik olması ve davacılar hakkında konkordato mühleti verilmesini gerektiren bir hal olmaması nedenleriyle davacıların konkordato taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ... A.Ş. vekili 05/03/2020 havale tarihli dilekçesinde özetle; müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil .,... vekili 18/12/2019 tarihli dilekçesinde özetle; konkordato talep eden şirket ile müvekkili banka arasında akdedilmiş olan kredi sözleşmeleri nedeniyle nakit ve gayri nakit krediler kullandırıldığını, diğer davacının da kefaletinin bulunmakta olup, müvekkili bankanın alacaklı olması nedeniyle müdahillik taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ... vekili 09/03/2020 havale tarihli dilekçesinde özetle; borçlu şirketin mal kaçırmak ve alacaklarını hiç alamamaları veya geç almaları amacıyla giriştiği bu yargılama süresince verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ...vekili 30/01/2020 havale tarihli dilekçesinde özetle; müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ...San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili 31/01/2020 havale tarihli dilekçesinde özetle; müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ...vekili 02/01/2020 havale tarihli dilekçesinde özetle; müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahiller ..., ..., ...vekili 09/03/2020 havale tarihli dilekçesinde özetle; müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ... vekili 10/02/2021 havale tarihli dilekçesinde özetle; müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahil ... 31/12/2019 havale tarihli dilekçesinde özetle; müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Müdahiller ...ve ...24/12/2019 havale tarihli dilekçelerinde özetle; müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Davacı şirket yönünden, teklif edilen tutarın, borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olduğu, teklif edilen tutarın borçluların kaynaklarıyla orantılı olduğu; yapılan alacaklılar toplantısında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 302. maddesinde belirlenen projenin kabulü için adi alacaklılar yönünden gerekli alacaklı ve alacak çoğunluğunun sağlandığı, davacı şirket yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmiştir. Davacı ...yönünden, davacının taleplerinin doğrudan doğruya davacı şirketle bağlantılı olduğu, buna gerekçe olarak davacı gerçek kişinin şirket borçlarına kefil olmasının gösterildiği, konkordato ön projesinin davacı gerçek kişi yönünden ayrı bir proje niteliğinde olmayıp, şirketin elde edebileceği gelirlere özgülendiği, bir başka anlatımla davacı ...yönünden ayrı ve bağımsız bir konkordato ön projesinin bulunmadığı, davacı ...başkaca borçlarının ve alacaklarının bulunduğuna ilişkin bilgi verilmediği, bu hali ile adı geçen davacı yönünden bağımsız bir konkordato ön projesinin bulunmaması nedeni ile dava şartlarının yerine getirilmediği, bunun sonucu olarak davacı ...tarafından açılan davanın usulden reddine\" gerekçesiyle davacı ...yönünden, kesin mühlet verilmesi ve konkordato talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı şirket yönünden, konkordatonun tasdiki ile, kayıt altına alınan tüm adi alacakların 31/01/2022 tarihinden başlayarak 3 yıl vadede 9 eşit taksitte konkordato projesi uyarınca komiserler tarafından dosyaya sunulan ödeme projesi kapsamında ödenmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, asli müdahil ...A.Ş. vekili, asli müdahil ....vekili, asli müdahil ... vekili, asli müdahil ...A.Ş. vekili, asli müdahil .... vekili, asli müdahil ...A.Ş. vekili istinaf başvurularında bulunmuşlardır.  <br>Asli müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın davacı şirketten adi alacakları yönünden kesin mühlet tarihi olan 09/03/2020 tarihi itibariyle alacaklarının komiser tarafından hesap edilen tutarın 1.330.649,00 TL(1.282.129,96 TL nakit, 26.700,00 TL gayrinakit) olarak bildirildiğini, müvekkili bankanın 09/03/2020 kesin mühlet tarihi itibariyle alacağının 1.452,881,75 TL olduğunu, ihracat taahhüdü süresince gerçekleştirilmeyen kredilerin toplam tutarının 11.604,34 TL olduğunu, dolayısıyla müvekkili bankanın hak kaybına uğramaması açısından bu tutarın (1.452.881,75 + 11.604,34 =1.464.486,09) alacaklarına eklenmesini, kabul edilen alacak tutarları ile daha önceden bildirilen gerçek alacak tutarları arasında büyük fark olduğunu, şirketlerin mal varlığı ve mali durumları incelendiğinde, şirketler açısından konkordato gerektiren bir durumun söz konusu olmadığını, firmanın borcunu ödemesinin mümkün olmadığını, teklifin tamamen tek tarafın menfaatine göre oluşturulduğunu ve tasdik edildiğini, müvekkili bankanın asıl alacağının bile bu teklifte ödenecek tutarın üzerinde olduğunu, 1.464.486,09 TL tutarındaki toplam alacaklarının kabul edilmemiş olması sebebiyle alacaklı bankanın ciddi bir hak kaybına uğrayacağını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin konkordato talep eden şirkete nar ürünü sattığını, müvekkilinin, davacı şirketten 30/01/2020 keşide tarihli,... seri nolu, 100.000,00 TL bedelli çek, 27/02/2020 keşide tarihli, ...seri nolu, 100.000,00 TL bedelli çek, 26/03/2020 keşide tarihli, ...seri nolu, 100.000,00 TL bedelli çek olmak üzere toplamda 300.000,00 TL alacağının bulunduğunu, müvekkilinin satmış olduğu nar karşılığı alacağını 1 yılı aşkın süredir alamadığını, alacağını tahsil edemediğini, davacı tarafın borçlarını ödemeye yeterli mal varlığının bulunmadığını, mahkemece alacaklı müvekkilinin haklarının korunmadığını, davacı şirketin dava dilekçesinde herhangi bir eksiltme talebi olmaksızın borçlarını ödeyeceğini belirtmiş iken, oylamaya sunulan projede %30 tenzilatla ödeme teklifinde bulunmasının ve konkordato projesinin tasdikine karar verilmesinin, müvekkilinin menfaatlerine aykırı olduğunu, müvekkilinin zarar göreceğini, müvekkilinin asıl alacağına kavuşamayacak olmasının mahkemece göz önüne alınmadığını, 3 yıllık süre zarfında ve %30 tenzilatla ödeme yapılmasının müvekkilinin zararına olacağını, sadece davacı şirketin menfaatleri doğrultusunda karar verilmesinin, müvekkilinin menfaatlerinin korunmamasının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin başlangıçta dava dilekçesinde tenzilat olmaksızın tüm borçlarını ödeyeceğini belirtmesine rağmen daha sonra %30 tenzilat ve vadeli ödeme teklifinde bulunduğunu, bu şekilde yapılan oylamanın hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, tasdikine karar verilen projede müvekkilinin, davacı şirketten 3 adet 118.000,00 TL bedelli çek alacağının bulunduğunu, bu çeklerin borçlu tarafından ön projede kısa süreli alacaklar içerisinde de yer aldığını, çeklerin karşılıksız  çıktığını, sadece yasal tutarlarının müvekkiline ödendiğini, çek alacağının da sadece 40.001,16 TL'lik kısmının konkordato projesine dahil edildiğini, geri kalan kısmın alacaklılar toplantısında öğrenildiği üzere, cari hesap gerekçesi ile çekişmeli hale getirildiğini, gerek müvekkili açısından gerekse müvekkili gibi cari hesap gerekçesi ile alacağı çekişmeli hale getirilen diğer alacaklar açısından konkordato alacak ve alacaklı nisabına uygun hareket edilmediğini, usulüne uygun onaylama yapılmadığını, konkordatonun tasdiki aşamasına gelinceye kadar gerekli usuli işlemlerin hukuka uygun şekilde yerine getirilmediğini, alacaklılar toplantısı için basın ilan kurumu aracılığıyla yapılan ilanda belirtildiği üzere, alacaklılar toplantısından önce alacağın varlığının ve miktarının teyidi için 08/04/2021 tarihinde şirketin deposuna gidildiğini ancak herhangi bir alacaklı ve alacak listesi bulunamadığını, bu hususun konkordato hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, ilanın yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkilinin alacağının bir kısmının son anda çekişmeli hale getirildiğini alacaklılar toplantısı günü olan 15/04/2021 tarihinde öğrenebildiğini, alacak borçlu tarafından alacaklılar toplantısından hemen önce çekişmeli hale getirildiğinden, konkordato hukukuna uygun olacak şekilde çekişmeli alacak prosedürünün de uygulanmadığını, bu nedenle konkordato projesinde çekişmeli alacaklara ilişkin pay ayrılmadığını ve hatta bu nedenle kararda da teminat hususunun projede pay ayrılmadığından, karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiğini, mahkemece İİK'nın 302/5. maddesi uyarınca çekişmeli hale getirilen alacakların, oylamada hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına ilişkin bir karar dahi verilmediğini, bu durumun konkordatonun tasdiki şartlarından sayıldığını, kantar fişi olmadığı gerekçesiyle alacaklıların oy hakkına engel olmanın, hatta alacağını ortadan kaldırmanın hukuka, hakkaniyete aykırı olduğunu, bu kapsamda konkordatoya dahil edilmeyen cari hesapta açık görünen alacak miktarlarının kabulünün mümkün olmadığını, konkordatonun tasdiki için bu çoğunluğun sağlanmış olmasının yeterli olmadığını, İİK'nın 305. maddesi gereğince başka şartların da sağlanması gerektiğini, öncelikle alacaklıların çoğunun çiftçi olduğu gözetildiğinde, davacı şirketin yurt dışı alacaklarının miktarı, beklentileri, raporlarda hala şirketin devamında yarar gözetilmesi, covid şartlarında dahi belirli miktarda gelir elde etmesi karşısında, %30 tenzilat oranının belirlenmesi ve 3 yıllık sürede 9 taksitle borçların ödenmesinin alacaklılara bir yarar sağlamayacağını, bu sebeple davacı şirketin ve projenin iyi niyetli olduğunun ileri sürülemeyeceğini, cari hesabı açık gözüken alacaklıların oy hakkının kısıtlanmamış olmasının, yani alacaklıların çekişmeli hale getirilmemiş olması halinde adi alacaklılar açısından konkordato nisabının değişeceğinin görüleceğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin borçları ödemeye yeterli oranda mal varlığının bulunmadığını, dolayısıyla alacaklılara borcunu ödeme ihtimalinin görülmediğini, borçlu firmanın konkordato mühleti talebininin takiplerin durdurulmasının sağlanması amacıyla zaman kazanılması, böylelikle müvekkili banka alacaklarının sürüncemede bırakılması amacına yönelik bir talep olduğunu, kaldı ki kabul edilen alacak tutarı ile müvekkili bankanın davacıdan alacağı olan miktar arasında fark olduğunu, müvekkili bankanın davacı şirketten alacağının çok daha fazla olduğunu, müvekkili bankanın davacıdan rehinli alacağının da bulunmadığını, müvekkili bankanın davacı şirketten 29/04/2021 tarihi itibariyle toplam alacağının 222.427,90 TL olduğunu, davacı şirketin başlangıçta tenzilat olmaksızın tüm borçlarını ödeyeceğini belirttiğini ancak daha sonra %30 tenzilat ve vadeli ödeme teklifinde bulunduğunu, bu şekilde yapılan oylamanın hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin kötü niyetli olduğunu, yalnızca alacaklılarını zarara uğratmak ve borçlarının ödenmesini geciktirmek, borçları nedeniyle başlatılan icra takiplerinin durdurulması amacıyla, müvekkili bankanın alacağını sürüncemede bırakmak kastı ile konkordato talebinde bulunduğunu, davacı şirketin asıl amacının alacaklıların tüm tahsil yollarını engellemek olduğunu, davacı şirketin nar ve kiraz ihracatı yaptığı ve yapılan, yapılacak ihracatlar nedeniyle şirketin borçlarını ödeyebilmesinin mümkün olacağı değerlendirmesinin de yerinde olmadığını, davacı şirketin yaptığı veya yapacağı ihracatların, borçlarını ödemeye yeterli oranda kazanım elde edemeyeceği kanaatinde olduklarını, konkordato talebinin, kapsam ve sonuçları gereği en son çare olarak başvurulacak olağanüstü başvuru yolu olduğunu, borçlunun, borçlarını tasfiyesine yönelik alacaklılarla anlaşma yoluna giderek yapılacak protokoller ile borçlarını yeniden yapılandırması yolu gibi yasal imkanlar mevcut iken, borçlu şirketin bahsi geçen imkanların hiçbirini kullanmadan son çare düşünülmesi gereken konkordato talebinde bulunduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil ...vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin başlangıçta tenzilat olmaksızın tüm borçlarını ödeyeceğini belirttiğini ancak daha sonra %30 tenzilat ve vadeli ödeme teklifinde bulunduğunu, davacı şirketin konkordato talebinde kötü niyetli olduğunu, yalnızca alacaklılarını zarara uğratmak ve borçlarının ödenmesini geciktirmek, borçları nedeniyle başlatılan icra takiplerinin durdurulması amacıyla, müvekkilinin ve diğer üreticilerin alacaklarını sürüncemede bırakmak kastı ile konkordato talebinde bulunduğunu, davacı şirketin asıl amacının alacaklıların tüm tahsil yollarını engellemek olduğunu, davacı şirketin nar ve kiraz ihracatı yaptığı ve yapılan, yapılacak ihracatlar nedeniyle şirketin borçlarını ödeyebilmesinin mümkün olacağı değerlendirmesinin de yerinde olmadığını, davacı şirketin yaptığı veya yapacağı ihracatların, borçlarını ödemeye yeterli oranda kazanım elde edemeyeceğinin komiserler tarafından sunulan raporların aksine sabit olduğunu, konkordato talebinin, kapsam ve sonuçları gereği en son çare olarak başvurulacak olağanüstü başvuru yolu olduğunu, borçlunun, borçlarını tasfiyesine yönelik alacaklılarla anlaşma yoluna giderek yapılacak protokoller ile borçlarını yeniden yapılandırması yolu gibi yasal imkanlar mevcut iken, borçlu şirketin bahsi geçen imkanların hiçbirini kullanmadan son çare düşünülmesi gereken konkordato talebinde bulunduğunu, bu hususun davacı şirketin kötü niyetini ve aleyhine başlatılan takipleri sürüncemede bırakma kastı içerisinde olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, konkordato komiserlerinin hazırladığı projede davacıdan alacaklı olanların alacaklarından %30 tenzilat yapılmasının kabul edildiğini ve bu orana göre müvekkiline 120.000,00 TL ödenmesine karar verilmesi gerekse de, 27/04/2021 tarihli ve taraflarına tebliğ edilmeyen komiser heyeti raporunda toplam alacaktan neden ve nasıl olduğu belirsiz bir şekilde 49.998,56 TL mahsup edilerek, 100.001,44 TL üzerinden %30 tenzilat yapılarak 70.001,01 TL ödenmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Asli müdahil .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin müvekkili bankanın ...Şubesi'nden genel kredi sözleşmelerine istinaden nakdi krediler ve taksitli ticari krediler kullandığını, diğer davacının da işbu genel kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, söz konusu kredi şartları ihlal edildiğinden davacı borçluya 177.710,34 TL ve 133.924,31 Euro nakit borcu ödemesinin ihtar edildiğini, davacı tarafından işbu ihtarnamelerde belirtilen hususların yerine getirilmediğini, müvekkili bankanın davacı şirketten olan alacağının rehinli alacak olmasına rağmen adi alacak olarak değerlendirildiğini, davacı şirketin kredi borçlarının teminatı olarak müvekkili bankaya taşınmazın tamamı üzerinde 1. derece, 1.500.000,00 TL bedelli ipoteğin tesis edildiğini, taşınmazın malikinin diğer davacı ...olmasının, ipoteğin onun müteselsil kefaletten kaynaklı borçları için verildiğini göstermediğini, hükmün, borçlu şirketin rehinli alacağı bulunmadığı, diğer davacı... rehinli alacağı olduğu, bu tutarın da 860.000,00 TL olduğunun belirtilmesinin, Yasa'ya ve taraflar arası imzalanan sözleşmelere, ipotek akit belgesine aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili bankanın rehin bedelinin 1.500.000,00 TL olduğunun açık olmasına rağmen, dava süresinde alınan gayrimenkul değerleme raporunun rehin tutarı olarak kabul görmesinin de taraflarınca kabul edilemeyeceğini, ipotek belgesinin Kanun ve dava dışı bırakılmasının, yok sayılmasının hukukun ve Yasa'nın bütünlüğüne aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece hem müvekkili bankanın alacağının rehinli alacak olarak kabul edildiğini ve kesin mühlet tarihine kadar faiz işlemiş tutarın oylamada nisaba katılmasına karar verildiğini hem de müvekkili bankanın alacağının rehinli sayılmayarak adi alacaklarla birlikte oylamaya tabi tutulduğunu, işbu kararın rehinli malın satışı neticesinde borçlu aleyhine de sonuç doğmasına sebebiyet vereceğini, mahkemece üçüncü kişi adına kayıtlı rehinli taşınmazın konkordato oylamasında, rehinli alacak olarak dikkate alınmaması ve rehinli alacak oylamasında yer almaması neticesinde, hükümle birlikte üzerindeki tedbirler kalkan ipotekli taşınmaz yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi yönündeki takibe devam etmesinde bir sakınca da görülmediğini, konkordatonun üçüncü kişinin malını koruma amacının bulunmadığını, rehinli malın konkordato borçlusunun malı olmadığından, konkordato borçlusunun pasifini de arttırmayacağını, bu haliyle ipoteğin maliki olan davacı ... hakkında açılan davanın usulden reddedildiğini, taşınmazın ise tüm dava boyunca asıl borçlunun değil, davacı ...rehinli borcu olduğu ideasından hareketle, ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi yoluyla açılan takipte, üzerindeki tedbirlerin kalktığı taşınmazın satışının, tasdik edilen projede müvekkili bankaya ödenecek toplam tutardan daha yüksek bir tutara satılması halinde dahi hukuki kaos yarattığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 285. maddesi uyarınca açılan adi konkordato  istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle; davacı ...konkordato talebinin reddine, davacı ..... Şti.'nin adi konkordato tasdik talebinin ise  kabulü ile; şirketin konkordatoya tabi adi borçlarının 31/01/2022 tarihinden başlayarak 3 yıl vadede 9 eşit taksitte ödemesine  karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>I- İstinaf hakkı bulunmayan alacaklılara yönelik olarak:<br>İcra ve İflas Kanunu’nun “Kanun yolları” başlıklı 308/a maddesinde, konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklının, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklıların ise tasdik kararının ilanından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabileceği düzenlenmiştir. Anılan düzenlemede konkordato hakkında verilen karara karşı kimlerin ne zaman kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiş olup, buna göre borçlu veya konkordato talep eden alacaklı ile birlikte itiraz eden diğer alacaklılara kanun yolu hakkı tanınmıştır. <br>İcra ve İflas Kanunu’nun 308/a maddesinin; aynı Kanun’un “Konkordatonun mahkemece incelenmesi” başlıklı 304 üncü maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde anılan maddede; komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlayacağı, mahkemenin, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her halde kesin mühlet içinde kararını vermek zorunda olduğu, karar vermek için tayin olunan duruşma gününün, 288 inci madde uyarınca ilan edileceği, itiraz edenlerin ise, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabileceklerinin de ilana yazılacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre, projeye itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmemeleri halinde tasdik duruşmasında yer alamayacakları anlaşılmaktadır. Komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanması, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye dilekçe vermesi, tasdik talebini inceleyen mahkeme bakımından hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alacaklının, ancak tasdik talebine ilişkin nihai raporun ve dosyanın mahkemeye sunulmasından sonra tasdik raporuna karşı duruşma gününden üç gün öncesine kadar itirazlarını bildirmesi halinde mahkemece dikkate alınacaktır. Henüz tasdik talebine ilişkin komiser raporunun sunulmadığı aşamada verilen dilekçeler, mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkanı tanımayacaktır. <br>Bu yasal düzenlemelerden hareketle, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/01/2024 tarih, 2023/6-1161 Esas ve 2024/5 Karar sayılı ilamı)\t<br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; mahkemece tasdik yargılama duruşma gününün İİK'nın 304/1. maddesine uygun olarak İİK'nın 288. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve Basın İlan Kurumu Portalı'nda gerekli ilanların yapıldığı,  ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen, istinaf yoluna başvuran ....A.Ş. , .... ve ...tarafından Yasa'nın (İİK m.304/I) ifade ettiği biçimde \"itiraz\" edilmediğinden ve bu suretle \"itiraz eden alacaklı\" sıfatına haiz olmadıklarından İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca  istinaf kanun yoluna başvuru haklarının da bulunmadığı anlaşılmakla, adı geçen müdahil vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>II. Asli müdahiller ..., ,... ve ... . vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru hakkının bulunduğu ve şartların sağlandığı görülmekle istinaf başvurusunun esasen yapılan incelemesi sonucu  yapılan değerlendirmede:<br>Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez. <br> İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Bu kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Konkordatonun feshi sebeplerinden birinin tasdik aşamasında tespit edilmesi durumunda da tasdik talebi reddedilir. Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır.<br>Somut olayda, davacı şirket dava dilekçesi ile ileri sürdüğü ilk teklifi, tenzilatsız vade konkordatosu niteliğinde olup, yargılama sırasında projesini revize ederek %30 tenzilatla tasdik kararından sonra yaklaşık 8 ay ödemesiz dönemden sonra 31/01/2022 tarihinden başlamak üzere 3 yılda 9 eşit taksitte ödenmesini teklif ederek, hem tenzilat hem vade konkordatosu talep etmiştir. Dosya kapsamında komiserler tarafından hazırlanan ön rapora göre; dava tarihi itibariyle davacı şirketin borca batık olmadığı ancak rayiç değerlerin tespiti sonrası, sunulan tüm raporlarda ve nihai raporda davacı şirketin borca batık olduğu görülmektedir. Komiser raporlarına göre, borçların kesin mühletin bitimine kadar sürekli arttığı, kar elde edilmediği, zarar ettiği, nihai raporda, borç ve zarar miktarının azalmasına rağmen borca batıklığın devam ettiği, davacının ürünlerini pazarlayacak pazarının mevcut olması sebebiyle projenin uygulanabileceğine yönelik komiser görüşleri üzerine konkordatonun tasdik edildiği görülmektedir. Tasdik kararından sonra sunulan 23/05/2023 tarihli son kayyım raporuna göre davacı şirketin projeye göre vadesinde yapılması planlanan ödemeleri yapmadığı anlaşılmaktadır.<br>Konkordato davalarında, dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık ve projenin uygulanabilir olup olmadığı sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Gerek borca batıklık ve gerek konkordato projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı, uygulanıp uygulanmadığı hususunda (muhasebe ve işletme ekonomisi bilgisi özel ve teknik bilgi niteliğinde bulunduğundan ve hâkimin bunları genel ve mesleki bilgisiyle çözmesi beklenemeyeceğinden) HMK’nın 266. maddesinde gösterildiği şekilde bilirkişinin oy ve görüşüne müracaat edilmeli ve bu raporun da hukuka uygunluğu hakim tarafından denetlenmelidir. <br>Karardan sonra sunulan son kayyım raporuna göre davacı şirketin tasdik edilen projede öngörülen ödemelerini yapamadığı bu haliyle projeyi uygulamadığı anlaşıldığından, konkordato tasdik kararının kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Davacı şirketin borca batık olup olmadığı karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerler esas alınarak belirlenmeli, borca batıklık kesin bir şekilde tespit edilmelidir.<br>Bu durumda mahkemece davacı şirketin güncel durumu itibariyle rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının belirlenmesi, borca batık değilse  yukarıda açıklanan gerekçelerle sadece konkordato talebinin reddine karar verilmesi, borca batık ise konkordato talebinin reddi ile birlikte şirketin iflasına karar verilmesi  gerekmektedir<br>Sonuç olarak, asli müdahiller ,.,... , .... ve ...vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca usulden reddine, asli müdahiller ... , ... ve ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Müdahiller ,..,.A.Ş. , ,..,. . ve ....vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca başvuru şartları yerine getirilmediğinden USULDEN REDDİNE, <br>2-Müdahiller ..., .,.. ve .,.. . vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE,\t<br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2021 tarih ve ...Esas - ...Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>4-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli ayrı ayrı 427,60'ar TL maktu istinaf karar harçlarından müdahiller .... , .... ve ...tarafından peşin olarak yatırılan ayrı ayrı 59,30'ar TL harçların mahsubu ile ayrı ayrı bakiye 368,30'ar TL istinaf karar harçlarının bu müdahillerden tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,<br>6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince müdahiller ..., ...ve ,.,.,. tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talepleri halinde bu müdahillere İADESİNE,<br>7-Müdahiller ,..... , .... ve ,..,. istinaf başvuruları nedeniyle yapmış oldukları yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,<br>8-Müdahiller ..., ..... ve .,... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>9-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,<br>10-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f28e6c5d3e43101","SID":"681122a866c1e14d"}}