{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/921 Esas <br>KARAR NO:2024/1921 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/702 Esas -  2022/151 Karar <br>TARİH:23/02/2022<br>DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>KARAR TARİHİ:05/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkil ...'in davalı şirkette %5, müvekkil ...'in ise davalı şirkette % 10, toplam olarak davacı müvekkillerin davalı şirkette %15'lik hisseye sahip olduğunu, müvekkilleri ve davalı şirket arasında imzalanan ortaklık sözleşmesi 4. maddesi, TTK md 608 gereği, gerek şirket yetkilileri ve gerekse diğer ortaklar tarafından ödenmesi gereken kar paylan müvekkillere ödenmediğini, şirket yetkilileri ve ortakları tarafından müvekkillerine sürekli zarar edildiği bilgisi verilerek, yine ortaklık sözleşmesi ve TTK md 614 gereğince şirket mali hesapları ve evrakları, defterlerinin müvekkillerince inceleme yetkisi bulunmasına rağmen izin verilmeyerek inceletilmediğini, sözleşmeye aykırı davranıldığını, bu hususların TTK md. 245 gereğince şirket ortaklığından çıkmak için haklı sebeplerden olduğunu, davalı şirketin mali durum raporlarının incelenememesi ve gerekli bilginin müvekkillerince alınamamasından dolayı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 638. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca \"Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava suresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir\" ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 641. Maddesi \"Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir.\" maddeleri gereği, müvekkillerinin şirket hisselerinin gerçek değeri oranında davalı şirket mal varlıklarına diğer ortaklar ve yetkililer tarafında mal kaçırma durumuna binaen tedbir koyulmasını gerektiğini, davalı şirketin mali durumunun incelemesi ile ilgili yapılacak bilirkişi incelemesinde de müvekkillerinin şirket ortaklığından çıkma taleplerinin haklı ve geçerli olduğunun anlaşılacağını, tüm bu sebeplerle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkillerinin şirket ortaklığından çıkarılması ve payının şirkete devredilmesini sağlamak üzere ayrılma akçesi ve kar paylarının hak edilen tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz oranı ile müvekkillerine nakden ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/02/2022 tarih ve 2018/702 Esas -  2022/151 Karar sayılı kararında;\"Dava, limited şirket ortağı olan davacıların haklı sebeple ortaklıktan çıkması ve ayrılma akçesi istemine ilişkindir.TTK 638. maddesine göre şirket sözleşmesi, ortakları şirketten çıkma hakkı tanıyabilir. Bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.Davacılar haklı sebep olarak; kar paylarının ödenmediğini, şirketin sürekli zarar ettiği bilgisi verilerek şirketin  mali hesapları, evrakları ve defterlerinin incelenmesine izin verilmediğini ileri sürmüştür.Uzun süre kar payı ödenmemesi ortaklar için haklı sebeple çıkma nedenidir. Davalı şirketin ticaret odasına kayıt tarihinin ve ana sözleşme tescil tarihinin 18.07.2017 tarihi olduğu, davacıların ortaklık sözleşmesinin 23.08.2017 ve dava tarihinin ise 27.07.2018 tarihi olduğu, bu nedenle uzun süre kar payı ödenmemesi haklı sebebinin somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır.Davacıların şirketin işleyişi ile ilgili bilgi alma haklarının engellendiği iddiası yönünden ise; davacılar tanığının mahkeme huzurunda, davacıların sürekli şirkete geldiklerini, sadece davacı ...'nun öğrenci olduğu için haftada bir gün okula gittiğini, okul çıkışı yine şirkete geldiğini beyan ettiği  bu nedenle davacıların şirketin işleyişi ile ilgili bilgi alma haklarının engellenmediği anlaşıldığından, ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddinin gerekçeden yoksun ve haksız olduğunu; çünkü yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan, davalı tarafın cevap dilekçesi dahi vermemesine, haklarında soruşturma açıldığını ve soruşturma ifadelerinde müvekkillerine kar payı para vermediklerini beyan etmiş olmalarına rağmen, şirketin yeni kurulması ve kuruluş sermayelerinin 250 bin iken hemen sonrasında müvekkillerinden de %15 hisseye karşılık 250 bin almış olmaları değerlendirilmeden verilen kararın üstün körü ve incelenmeksizin verildiğini; bu sebeple istinaf sebeplerini tek tek aşağıda açıklayacaklarını,Müvekkilleri tasfiye halinde olan ... Şti' den ...'in  %5, müvekkil ...'in  % 10, toplam olarak %15'lik hisseye satın aldığını ve bu suretle ortak olduğunu,Yapılan bu ortaklığın en baştan itibaren davalı şirket yetkilileri tarafından müvekkillerinin paralarını almak için yapılmış bir hileli işlem olduğunu çünkü müvekkillerin yabancı ülke vatandaşı olduğunu ve Türk kanunlarını bilmemekte olduğunu; bunu fırsat bilen başta diğer şirket yetkilileri  ..., babası ... ve kardeşi...'ın müvekkillerini kandırarak şirketlerine ortak ettiğini, Şirketin yeni kurulduğunu dahi bilmeyen müvekkillerinin şirket ortağı olmak için ortaklık sözleşmesinde de görüleceği üzere %15 ' lik paya karşılık 250. 000 TL üzerinden anlaşmıştır. Oysa şirket 18/07/2017 tarihinde kurulduğunu ve sermayesinin de 250.000 Tl  olduğunu; (EK-1 BİLİRKİŞİ KÖK RAPORU) kurulduktan hemen sonra yabancı olmalarını fırsat bilen davalı şirket yetkililerinin müvekkillerinden şirket sermaye bedelinin tamamını şirket ortaklık bedeli adı altında aldığını; ortaklık sözleşmesinde 185.000 TL' nin peşin geri kalan 65.000 TL' nin aylık kardan  tahsil edileceği böylece toplam 250 Bin TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını,  (EK-2 ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ )28.09.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda söz konusu ortaklık bedeli olan 185.000 TL'nin tamamı hatta fazla olarak 186.500 TL  ödendiğinin tespit edildiğini,  (EK-3 EK BİLİRKİŞİ RAPORU )Gerekçeli kararda davanın reddine gerekçe \"Uzun süre kar payı ödenmemesi ortaklar için haklı sebeple çıkma nedenidir. Davalı şirketin ticaret odasına kayıt tarihinin ve ana sözleşme tescil tarihinin 18.07.2017 tarihi olduğu, davacıların ortaklık sözleşmesinin 23.08.2017 ve dava tarihinin ise 27.07.2018 tarihi olduğu, bu nedenle uzun süre kar payı ödenmemesi haklı sebebinin somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır.\" olarak belirtildiğini; oysa şirketin kuruluş tarihinden hemen sonra ortak alınması, şirket ortaklarının kardeş baba olması, şirket sermayesi kadar bedelin sadece %15 hisse için talep edilmesi ve müvekkillerimin yabancı olmasının değerlendirilmediğini aksine dava açılması için tarihin erken olduğu gerekçe gösterildiğini; son derece hatalı bir tespit ve gerekçe olduğunu,Dava dosyasında, davalı şirketin diğer ortakları hakkında yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturma dosyasının celp edildiğini, (EK-4 soruşturma dosyası) söz konusu soruşturma dosyasında şirket ortaklarında ...' ın vermiş olduğu ifadelerden  şirketin sadece kurulduğunu, müvekkillerinden para alındığını ve bir iş yapmadığını; şirket yöneticisi...'ın, hala 250 bin TL'nin ödenmediğini söylediğini, oysa bu bedelin tamamı ödenmeyecekti zaten sadece 185 bin TL ödeneceğini ve bu bedelin ödendiğini,Şirketin iyi bir yıl geçirdiğini kabul ettiğini fakat kar yapamadıklarını, şirketi tasfiye etmek istediklerini ifade ettiğini; müvekkillerinin şirkete hiç bir katkısı olmadığını iddia ederek aslında müvekkillerine ödeme yapmadıklarını kabul ettiğini, Ayrıca dava devam ederken diğer ortakların müvekkilleriyle görüşüp paylarını satın almak istediklerini söylediğini ve aralarında pay devir ve temlik sözleşmesi yapıldığını; müvekkillerinin yabancı oldukları için verdikleri paraları geri almak adına sözleşme yapmayı kabul ettiğini; yapılan sözleşme neticesinde yine davalı şirket tarafından müvekkillerine ödeme yapılmadığı için pay devir işlemi gerçekleşmediğini; şirket kaşesi basıldığını ve yetkilisi tarafından imza altına alındığını; buna ilişkin sözleşme ve senetleri ekte sunduklarını( EK-5 PAY DEVİR VE TEMLİK SÖZLEŞMESİ VE SENETLER ) Salt bu sözleşmenin bile üst mahkeme kararlarına göre haklı olarak ortaklıktan çıkma gerekçesi gösterildiğini,\"T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2015/312 EsasKARAR NO:2021/462 DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ:26/02/2015 KARAR TARİHİ:25/03/2021 Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının davalı ---------- olduğu, şirketin hali hazırda iki ortaklı olduğu, bir ortağın davacı olduğu, diğer ortağın ise davalı ----- olduğu, taraflar arasında ortaklığın sonlandırılması hususunda ortak iradenin olduğu, buna ilişkin taraflara arasında dava açılmadan önce de protokol imzalandığı, ancak imzalanan bu protokolün gereklerinin yerine getirilmediği, taraflar arasında ayrılma payı hususunda uyuşmazlık olduğu, bu hususta dava açılmadan önce de karşılıklı ihtarlar düzenlendiği belirlenmiştir. ---- sonlandırma konusunda iradeleri aynıdır. Ortaklar arasında hakaret ve yaralama eylemlerinden dolayı adli işlemler başlatıldığı dosyaya sunulan evraklardan anlaşılmaktadır. Bu durumda ortaklığın devam etmesi taraflardan beklenemeyecektir.Davalı ile davacı arasında yaşanan ve adli mercilere intikal eden olaylardan dolayı davacının TTK 638/2. maddesi gereğince haklı nedenle ortaklıktan çıkma talebinin haklı olması nedeniyle davanın bu yönüyle kabulüne karar verilmiştir. Ayrılma akçesinin hesaplanmasında rayiç değer yöntemi ve gelecek dönem nakit giriş ve çıkışlarının -------- olmak üzere iki yöntem kullanılmaktadır. Nakit akımları yöntemi daha çok ----- kayıtlı şirketler yönünden ilerideki ---- yıllık ekonomik tahminlere dayanarak şirket değerinin belirlenmesi yöntemi olup, gelişmekte olan ekonomilerde kullanılması doğru sonuçlar vermemektedir.Bu nedenle, dava konusu şirket gibi küçük şirketlerin değerinin belirlenmesinde rayiç değer yöntemi tercih edilmektedir. Rayiç değer yöntemine göre, ayrılma akçesi hesaplandığında, belirlenen rayiç değerin karar tarihine en yakın tarihteki değer olması gerekmektedir. ---- uygulamaları da bu yöndedir. Dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek ---- tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda rayiç değer hesabına göre davacının ayrılma payının ---olduğu belirlenmiştir. Bilirkişinin ayrılma payı hesaplaması yukarıda bahsedilen kurallara göre belirlenmiş olduğu anlaşıldığından hükme esas alınmıştır. Davacı --- tarihli dilekçesinde ayrılma payına yönelik dava değerini ------ olarak belirlemiş olduğundan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu değer dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir. Ortaklıktan çıkma ve ayrılma payı talepli dava şirkete karşı ileri sürülmesi gerekirken davacı tarafından hem şirkete hemde diğer ortağa yöneltilmiştir. Diğer ortağın bu davada pasif husumeti olmadığından bu davalı yönünden davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın davalı -------- yönünden KISMEN KABULÜ ile; davacı -- davalı----- ----- çıkmasına izin verilmesine;2-Davacı----- ortaklıktan çıkma payının davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine\" Davalı diğer şirket ortaklarının hisse çoğunluğunu müvekkillerinin aleyhine kullanarak şirketi tasfiye sürecine soktuğunu ve müvekkillerinin daha da zor durumda kalmasına sebebiyet verdiğini; dava devam ederken şirketin tüm mal varlığının satıldığını ve tasfiye sürecinin başlatıldığını, Müvekkillerinin uzun süre kar payı alamadığını ve şirketin yönetim mali durumu hakkında bilgi sahibi olamadığını; bilerek müvekkillerinin bilgi almasının engellendiğini; davanın dinletmiş oldukları tanık anlatımı ile de ispatlandığını; ayrıca şirket yöneticisi ...'ın ifadesinde bilerek kar payı ödemesi yapmadığını ifade ettiğini; bile bile müvekkillerinin sözleşmede hak ettikleri ortaklı ödemelerini alamadığını; bunun da ayrıca ortaklıktan çıkmak için haklı sebep oluşturduğunu; bunun yanında daha yukarıda bahsettikleri şirketin payının müvekkillerine yüksek bir bedel ile satılması fakat sonrasında üretim yapılmayarak şirketten mal kaçırılması ve bilerek şirketin zarara uğratılmasının da haklı çıkma sebebi olduğunu,İleri sürerek, yukarıda ayrıntılı izah edildiği üzere açtıkları davanın reddi kararının kaldırılarak, müvekkillerinin şirket ortaklığından çıkarılması ve payının şirkete devredilmesini sağlamak üzere ayrılma akçesi ve kar paylarının hak edilen tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz oranı ile müvekkillerine nakden ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; 6102 Sayılı TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca limited şirket ortağı olan davacıların haklı sebeple davalı şirketten çıkmalarına, paylarının şirkete devrinin sağlanmak suretiyle ayrılma akçesinin ve kar paylarının hak edilen tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacılar vekili, taraflar arasında akdedilen 23/08/2017 tarihli ortaklık sözleşmesi ile davacı ...'in davalı şirkete % 5, davacı ...'nun % 10 oranında hissedar olduğunu, % 15 hisseye tekabül eden hisse devir bedelinin 250.000,00 TL olarak belirlendiğini, sözleşmeye göre bu bedelin 185.000,00 TL lik kısmının nakden, bakiye 65.000,00 TL lik kısmını hisselerine düşen aylık kardan tahsil edileceğinin kararlaştırıldığını ve söz konusu hisse bedelinin davalı tarafa ödendiğini, ancak davalı tarafından kar dağıtımı yapılmadığını ve davacıların bilgi alma ve inceme haklarının kullanılmasına engel olunduğunu, bu hususların ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi için haklı sebep oluşturduğunu, bu sebeple davacıların davalı şirket ortaklığından çıkmalarına, paylarının şirkete devrinin sağlanmak suretiyle ayrılma akçesinin ve kar paylarının hak edilen tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekiline dava dilekçesi elden usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunulmamış ve dava dilekçesinde iddia edilen vakıalar inkar edilmiş sayılmıştır.6102 Sayılı TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. TTK'nın 641. maddesi uyarınca ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Yine aynı Kanunun 608. maddesine göre kar payının hakkı ve nasıl dağıtılacağı hususu hüküm altına alınmıştır. TTK’nın 638/2. maddesinde haklı sebeplerin neler olduğunun belirtilmediği,  bu nedenle çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkemenin değerlendireceği, yerleşmiş yargı karaları ve öğretide kabul edildiği üzere şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak; aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen; şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulünün gerektiği, haklı sebeplerin sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığı her somut olayın özelliğine ve koşullarına göre değerlendirilmesi gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta davacılar vekili haklı sebep olarak; şirketin kar payı dağıtmaması ve bilgi alma ve inceleme hakkının kullanıldırtılmamasını ileri sürmüştür.TTK'nın 614 maddesi; \"Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verir. Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Mahkeme kararı kesindir.\" hükmünü içermektedir. Davacılar tarafından bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmasının engellendiği ileri sürülmüş ise de, bu hususta bir girişimde bulunduğuna, davalıya ihtarname gönderdiğine veya genel kurula başvurduğuna, girişimlerinin sonuçsuz kalması üzerine Mahkemeye başvurduğuna dair dosyaya somut bir delil sunulmamış ve yasal yollar tüketilmemiştir.Davacılar bu iddiasına ilişkin yasal yollara başvuru imkanına sahipken  bu haklarını kullanmaması ve tüketmemesi sebebiyle bu sebep ortaklıktan ayrılma için tek başına yeterli bir sebep olmayıp, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacılar vekili haklı sebep olarak ayırca kar payının dağıtılmamasını ileri sürmüştür. Mahkemece davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrası alınan bilirkişi raporunda; davacı ...'nun hissesinin %10 olup, ödenmemiş sermaye borcunun 25.000,00 TL, davacı ...'in hissesinin % 5,20 olup, ödenmemiş sermaye borcunun 13.000,00 TL olduğu, şirketin nakit ihtiyacı olmadığı ve 2017 yılında kar elde etmeyip, 2018 yılında 43.544,58 TL kar elde ettiği, kar dağıtımı yapmadığı, 2017 ve 2018 yılı defter ve kayıtlara göre davacıların ayrılma akçesi bedellerinin hesaplandığı görülmüştür. Davacılar vekili tarafından sermaye borcu ödendiği ileri sürülmüş ise de, kendi kabulünde olan sözleşmede de belirtildiği üzere ödenen 186.500,00 TL aralarında akdedilen sözleşme uyarınca peşin ödenecek olan 185.000,00 TL hisse bedelidir ve sunulan dekontlarda da sermaye borcunun ödendiğine ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Bu durumda davacılar tarafından sermaye borcunun ödendiği ispat edilememiştir. Bunun yanında taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre de bakiye hisse bedeli olan 65.000,00 TLnin ise hisselerine düşen aylık kardan tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı, şirket ana sözleşmesinde karın nasıl dağıtılacağının hüküm altına alındığı, bu hüküm uyarınca ve 2018 yılında elde edilen kar dikkate alındığında davacıların hissesine düşen kar bedelinin bakiye hisse bedelini dahi karşılamadığı ve hisse bedeli ödenmeden kendilerine ödenecek bir karın bulunmadığı, ayrıca davalı şirketin 2018 yılında kar elde ettiğinin tespit edildiği, ana sözleşme ve kanun hükmü gereğince   olağan genel kurul toplantısının her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içerisinde yapılacağının hüküm altına alındığı, dava tarihi itibariyle 2018 yılı hesap dönemi dahi sona ermediği ve dava tarihinden önce 2018 yılına ilişkin davalı şirket tarafından henüz olağan genel kurul toplantısı yapılmadığı, karın dağıtılıp dağıtılmayacağına ilişkin karar verecek olan genel kurul tarafından karın dağıtılıp dağıtılmamasına ilişkin bir karar alınmadığı, Mahkeme kararında da belirtildiği üzere davacıların hisseleri devir aldıkları tarih ile dava tarihi arasında çok kısa bir süre olduğu, bu sebeplerle karın dağıtılmaması sebebinin ortaklıktan çıkarılma için haklı bir sebep oluşturmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.TTK 616/1-e maddesi gereğince kar payı dağıtılmasında yetkili organ olan genel kurulda kar payı dağıtılmasına ilişkin herhangi bir karar alınmadan kar payı dağıtılması da mümkün değildir. Genel kurul tarafından karın dağıtılmasına karar verilmesi ile kar payı kararlaştırılan miktar şirkete karşı alacak hakkına dönüşür. Genel kurul tarafından karın dağıtılması kararı verilmedikçe kar payının bir alacak davası açılmak suretiyle talep edilmesi, mümkün olmadığından davacının bu aşamada muaccel olmayan kar payı alacağını da talep etmesi mümkün değildir. Mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmaması usul ve yasaya uygun değil ise de, sonuç olarak davanın reddine karar verildiğinden kaldırma sebebi yapılmamıştır. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"486efea1eae9f69e","SID":"ce5df66cdf5aa708"}}