{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1963 <br>KARAR NO:2024/1888<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:30/09/2024<br>NUMARASI:2023/232 Esas - 2024/867 Karar<br>DAVA:Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/12/2024<br>Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; tarafların akaryakıt dağıtım sektöründe faaliyet gösteren ana dağıtım firmaları olduğunu, davalı şirketin cari hesap borcuna karşılık 275.274,59-TL bedelli çeki müvekkili şirkete verdiğini,çekin bankaya ibrazında, banka tarafından çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığından ödeme yapılmadığını,davalı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan   275.274,59-TL alacaklı olduğunu, müvekkili şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak incelemede müvekkilinin alacağının ortaya çıkacağını, İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde çekteki imzaya itiraz davası devam ederken, müvekkilinin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 275.274,59-TL'lik cari hesap borcunun tahsili için Bakırköy .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla davalı şirket aleyhine icra takibi başlattığını, davalı şirket tarafından takibe itiraz edildiğini belirterek 275.274,59-TL cari hesap alacağının işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili; yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, cari hesap alacakları, 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, müvekkilinin davacıya, cari hesap ve/veya çekten ve/veya teslim edilmiş bir emtiadan kaynaklı borcu bulunmadığını, davacı tarafın defterleri, davacı aleyhine delil niteliğinde olduğunu, davacıyı bağladığını, davacı tarafın dosyaya sunduğu ekstre ve tüm içeriğine itiraz ettiklerini, davacı tarafın defter ve kayıtlarının müvekkili  açısından bir bağlayıcılığı ve müvekkili aleyhine delil niteliği olmadığını, yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine aksi halde  davanın zamanaşımı nedeniyle  veya  esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;HMK'nın 222'nci maddesi uyarınca davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için talimat yazıldığını, talimat mahkemesince  yapılan tebligata rağmen  davalının defter ve kayıtlarını ibraz etmediğini, nerede olduğunu da bildirmediğini, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıldığı, alınan bilirkişi raporunda; davacıya ait 2016-2023 arası ticari defterlerin kanuna  uygun tutulup davacı lehine delil niteliği bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; davalının; dava tarihinde davalının davacıya  (10.03.2023) (275.274,59-TL) borçlu olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporu ile alacağın varlığının ispatlandığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile, 275.274,59-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi  işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; müvekkilinin teslim edilmiş akaryakıt veya benzeri bir emtiadan kaynaklı olarak davacı şirkete borcu bulunmadığını,dava dilekçesinde, müvekkili ile akaryakıt ticareti yaptıklarını, akaryakıt bedelinin nakit veya çek ile ödendiğini, cari hesap için verilen çek ödenmediğinden ve çek mahkemece iptal edildiğinden, cari hesapta alacaklı oldukları iddiası ile dava açıldığını, borcu doğurduğu iddia edilen akaryakıt tesliminin, davacı tarafça, mal teslimine ilişkin fatura ve irsaliyelerle ispatı gerektiğini, ancak fatura ve irsaliye sunulmadığını, alınan bilirkişi raporunda, davacı defter ve kayıtlarında mal teslimine dair bir fatura ve irsaliyenin yer almadığı, açık hesabın sadece çek giriş çıkışlarından ibaret olduğu açıkça belirtildiğini, açık hesap ilişkisi nedeniyle 10 yıllık zamanaşımının uygulanması gerekçesi ile zamanaşımı itirazını reddetmesi tamamen hatalı olduğunu, davacının icra takibine konu ettiği çek üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğundan, davacının bu çek dayalı bir alacak isteminde bulunmasının yasal dayanağı olmadığını, çekin zamanaşımı süresi daha önceki yıllarda 6 ay en son mevzuatta ise 3 yıl olmakla, çeke dayalı alacağın da zamanaşımına uğradığını, kaldı ki davacı ödenmemiş ve/veya ibraz süresi geçmiş ve/veya başla bir suretle elinde bulundurduğu bir çeke de dayanmadığını, müvekkile teslim edilen bir emtiaya ait faturaya dayalı ise bu durumda, öncelikle alacağın arz edildiği üzere faturaya, mal teslimine dayalı ispat edilmesi, faturanın varlığının veya mal tesliminin ispatından sonra, zamanaşımının fatura tarihinden itibaren hesaplanması ve buna göre zamanaşımı müddetinin dolup dolmadığının belirlenmesi gerekirken, mahkeme hiçbir geçerli belgeye dayanmayan, çek giriş çıkışlarından ibaret bir açık hesaba dayalı olarak, zamanaşımı savunmasını da reddettiğini, müvekkili keşide etmediği, imzasını içermeyen bir çekle ilgili başlatılan icra takibinin cari hesap veya fatura alacağına dair bir zamanaşımı müddetini keseceği yöndeki kabule iştirak etmediklerini, kararın hukuka aykırı olduğunu, bu sebeplerden dolayı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava davalının cari hesapta (açık) hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir.Davalı vekili, zamanaşımı defii ileri sürmüştür.Taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Tarafların kayıtlarından  ticari ilişkinin açık hesap şeklinde işlediği belirlenmiştir. Açık hesap ilişkisi ise; önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde, taraflar tek taraflı veya karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. Taraflar arasında satım ilişkisi bulunduğu anlaşılmakla satım bedelinden kaynaklanan alacaklara 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır.Alınan bilirkişi raporunda; davacıya ait 2016-2023 arası dönem, defter-i kebir ve yevmiye defterinin, e-defter olarak tutulduğu, beratlarının zamanında ve usulüne uygun oluşturulduğu, fiziki olarak tutulan, envanter defteri açılış noter onayının zamanında ve usulüne uygun yaptırıldığı, hesap ve kayıt yönünden incelenen davacı yasal defterlerine göre, davalının; dava  tarihinde (10.03.2023)  (275.274,59-TL)  tutarında borçlu olduğu tespit edilmiştir.Dava dilekçesine ekli davacı tarafın muavin defter özetinden; taraflar arasında ki ilişkinin 2013 yılından evvel başladığı 2012 yılından 7.084.463-TL borç devir edildiği düzenlenen faturaların toptan satış faturaları olduğu davalının da çekler ile ödeme yaptığı, borcun 31.12.2013 tarihi itibariyle sıfırlandığı, 31.12.2014 sonu itibariyle 7.563.179-TL borç bulunmaktadır. Aynı yıl içinde pek çok alım yapılmış,aynı şekilde çek veya havaleler ile  ödemeler yapıldığı kayıtlanmıştır. Ticari ilişkinin sonunda; alımlar ve ödemeler sonunda davalının imza inkarına konu ettiği  275.276,59-TL  çek bedeli dahil olmak üzere 94.603.178-TL de sonlanmıştır. Bilirkişi raporunda belirlendiği üzere 2016 yılı açılışı davalının davacıya 3.019.158-TL borcun devri  ile başlamıştır. 16.5.2016 tarihinde 14 ayrı çek girişiyle bakiye borç 1.419.158-TL ye düşmüş iken bir adet çekin iadesi kaydıyla diğer işlemler ile borç miktarı yine artmış, 15.8.2016 tarihinde 9 adet çekin kayıtlara alınmasıyla alacak 274.991-TL ye düşmüştür. Bu tarihten sonra ticari ilişkinin sonlandığı anlaşılmakla birlikte 15.12.2016 tarihinde borç miktarı 275.276,59-TL iken cari hesaba imza inkarı ve bedeli davaya konu edilen  çek kayıtlara alınmıştır. Bu çekin icra takibine konulduğu imza inkarı nedeniyle takibin iptaline karar verildiği, anlaşılmaktadır. İcra takibine konu bu çek biraz evvel zikredilen ve 2016 başında mevcut olan borca karşılık verilen çeklerin kısmen ödenip kısmen iade edildiği; ancak geriye iade edilen çeklerden kalan açık hesap borcuna karşılık kayıtlara alındığı anlaşılmakla birlikte; imza inkarı nedeniyle tahsil edilemeyen borç kadar açık hesap alacağının devam ettiği hususu sabittir. 2015 yılından 2016 yılına devir eden 3.019.158,42-TL alacaktan ödenmeyen tek çek 275.276,59-TL bedelli olup  2016 yılında alışveriş olmasa da borcun 2015 yılında yapılan akaryakıt satımlarından kaynaklandığı açıktır.Bu nedenle iptal edilen kambiyo takibinin zamanaşımı süresini kesip kesmediğinin tartışmanın bir anlamı bulunmamaktadır. Talep  edilen  miktardan çok daha fazla alım yapıldığına göre kalan en son borç en son alıma ait olacağından  dava tarihi olan 10.03.2023 tarihinden geriye doğru 10 yılık sürede yapılan alımlar nedeniyle zamanaşımı süresi dolmadığından davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.HMK'nın  222(3) maddesi; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek:22/7/2020-7251/23 madde) Mahkemece;davalının ticari defterlerinin incelenmesi için ara karar vermiş ise de   davalı taraf tebligata rağmen defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Bu sebeple HMK nın 222(3)maddesi uyarınca kanuna uygun tutulan davacı tarafın ticari defterleri davacı lehine delil teşkil ettiğinden davacının fatura veya tebliğ belgesi sunmasına gerek kalmadan alacağını ispatladığının kabulü gerektiğinden davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık  yoktur. Açıklanan nedenlerle; davacının davada talep ettiği miktarı talep etmekte haklı bulunduğu, alacağını lehine delil niteliğinde olan ticari defterleri ile kanıtladığı sonucuna varılmakla istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 18.804,01-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 4.701‬-TL harcın mahsubu ile kalan 14.106,01‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 370‬-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"858f660ba8ffd546","SID":"072660ed237832e8"}}