{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/374 <br>KARAR NO:2024/1821<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/11/2021<br>NUMARASI:2017/4 Esas - 2021/703 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkili ile davalının 26 Nisan 2010 tarihinden itibaren ticari ilişki içinde olduğunu, taraflar arasında 29/07/2011 ve 25/07/2012 tarihli Genel Alım Satım Sözleşmeleri ve taraflarca kararlaştırılan şartlar dikkate alınarak yapılan sözleşmeler uyarınca, davalının malları müvekkiline teslim etmeyi, müvekkilinin ise teslim edilecek mallar karşılığında alım satım bedellerini davalıya ödemeyi taahhüt ettiğini, ödemelerin müvekkili tarafından peşin olarak yapıldığını, malların ödemelere müteakip teslim edildiğini, ancak müvekkilinin teslim edilen mal bedelinden 240.269,80-USD fazla ödeme yaptığını, temerrüde düşen tarafın sözleşmelere ve anlaşmalara aykırı davranması halinde diğer tarafın uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin  ödemelerin karşılığı malları teslim etmesini birçok kez davalıdan talep ettiğini ancak davalının teslim etmediğini, fazla ödenen tutarı da iade etmemesi nedeniyle müvekkilinin 08/02/2016 tarihli iadeli taahhütlü mektup ile ihtarname keşide etmiş  ise de sonuç alınamaması üzerine  Kadıköy.... Noterliği'nin 25/07/2016 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, davalının 04/08/2016 tarihinde temerrüde düştüğünü, müvekkili tarafından davalı aleyhinde 09.09.2016 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep  etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin kendi sunduğu belgelere göre son ödeme tarihinin 26.09.2013 olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin son yazışmanın müvekkili şirket tarafından gönderilen 06.02.2014 tarihli elektronik yazı olduğunu, davacı şirketin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yılı aşkın süre geçtiğini, zamanaşımını durduran ve kesen durumların gerçekleşmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin ibraz ettiği sözleşmelerdeki imzanın müvekkili yetkilisi ...'a ait olmadığını, sunulan imza sirkülerinden de anlaşılacağı üzere, 2009-2012 yılları arasında ...'ın müvekkili şirketi temsile yetkili olmadığını, davacı şirketin zararı veya bir alacağı olmadığı gibi tam aksine borçlu bulunduğunun e-posta yazışmaları ile kanıtlandığını, müvekkili şirketin 2007 yılından itibaren yaptığı ihracatla Gürcistan pazarında ... isimli şahsın ortaksız olarak tek başına kurduğu ... firmasının distribütörlüğü ile Gürcistan pazarına ...ürünlerinin pazarlama ve satışını sağladığını, Temmuz 2009 tarihinde ...'in finansal güçlüğe düşüp icra takibine uğraması ve Ağustos 2009'da...'in tek hissedarı ...'nin cezai takibe uğraması nedeniyle Ağustos 2009 tarihinde...'in iflasının istendiğini ve yönetimi kayyuma devredilerek konkordato yönetimi nezdinde ticari faaliyetine devam ettiğini, konkordato halindeki...'in müvekkili şirkete 351.065,0775-USD borcu bulunduğunu, müvekkil şirketin, söz konusu alacağını iflas masasına kaydettiğini, 26/07/2013 tarihinde ... yetkilisi tarafından müvekkili şirkete gönderilen mektupta toplam alacağının 208.545,55 Gürcistan Larisi tutarındaki kısmının ... tarafından 2019 yılında müvekkil şirkete ödeneceğinin beyan edildiğini, 2010 yılında cezaevinden çıkan ...'nin davacı şirketi kurduğunu, davacı şirketin ...'in müvekkili şirkete olan borcunu faiziyle birlikte taksitler halinde ödeyeceğini ve bu koşulla müvekkili şirket ile davacı şirket arasında mal satışı yapılmasını istediğini, müvekkili şirketin tüm borcun 2019 yılında ... tarafından kendisine ödenmesi sonrasında davacı şirketin o zamana kadar yaptığı ödemeleri kendisine iade edeceğini taahhüt ettiğini,... firmasının alacağın iflas masasına kaydı sonrasında herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı şirketin taahhüt ettiği ...'in borcuna karşılık gelen ödemeleri zamanında yapmadığı gibi bir müddet sonra herhangi bir ödeme yapmadığını, buna rağmen mal siparişine devam ettiğini, müvekkil şirketin ...'in borçlarının ödenmesi konusundaki ısrarları da karşılıksız kalınca mal satışının 2013 yılında durdurulduğunu, davacı şirket tarafından aradan üç yılı aşkın bir süre geçtikten sonra haksız ve kötü niyetli icra takibi yapıldığını, davacı şirketin, dava dilekçesinde müvekkili şirket ile olan ticari ilişkinin evveliyatıyla birlikte baştangıç şeklini ve üstlendiği ... borcunu gizlediğini, müvekkil şirketin davacı şirkete borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı şirketin mal alımı için yaptığı ödemelerin tamamına karşılık gelen malı teslim ettiğini, açıklanan ticari ilişkinin tamamının, taraflar arasında yapılan yazışmalarla sabit olduğunu, bu yazışmaların aynı zamanda davacı şirketin yetkilisinin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını, ...'nin, davacı şirketin ibraz ettiği sözleşmeleri de, icra takibi ve dava açılması için düzenlenen vekaletnameyi imzalayan kişi olduğunu, davacı şirketin ticari hayatın olağan akışına tamamen aykırı olarak yıllarca mal almadan ödeme yaptığını ve sonuçta da malları alamadığı iddiasında bulunduğunu, bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; davalı vekili, davacı tarafın iddiasında geçen 2 adet satım sözleşmesi altında yer alan imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını savunmuş ise de ticari ilişkinin varlığını kabul etmesi karşısında imzanın aidiyeti yönünde grafolojik inceleme yapılmasına gerek görülmediği, taraflar arasında alım-satım ilişkisinin bulunduğu, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımı süresinin dolmadığı, bilirkişi raporlarına göre davacı şirketin kendi kayıtlarına göre davalı şirketten 240.269,80-USD alacaklı olduğu, davalı şirketin kendi kayıtlarına göre davacı şirkete 241.177,01-USD borçlu olduğu, davalı tarafça takibe konu 240.885,94-USD'nin alındığı kabul edilmekle birlikte bu paranın davacının iddia ettiği gibi satım bedeli olarak alınmadığı, dava dışı ...'in borcuna karşılık alındığı belirtilmiş ise de davalının ...'in borcunu üstlendiğinin ve paranın...'in borcuna karşılık olarak verildiğinin ispat yükümlülüğü altında olduğu, TBK'nın 196. maddesi gereğince borcun üstlenilmesinden söz edilebilmesi için borcu üstlenen ile alacaklı arasında bir sözleşme bulunması gerektiği, böyle bir sözleşmenin dosyaya sunulmadığı,  davalı tarafından e-posta yazışmaları sunulmuş ise de yazışmaların tarihleri ve uyuşmazlığa konu tutarın ödeme tarihi ile karşılaştırılması ve e-posta yazışmalarının içeriklerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda takibe konu tutarın ...'in borcuna karşılık ödendiğinin ispatının kabulüne yeterli olmadığı, mevcut delil durumuna göre bu tutarın satım bedeli olarak davalı tarafa ödendiğinin kabulü gerektiği, bu durumda davacının takip tarihi itibari ile 240.885,94-USD asıl alacak talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazın iptali ile takibin devamına, %20 oranda hesaplanan 141.371,14-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; davacının, dava dışı... firmasının borcunu ödemeyi taahhüt ettiğini, davacı ile dava dışı borçlu ... firması arasında borcun nakli sözleşmesi yapıldığına dair bir iddiada bulunmadıklarını, Mahkemece TBK'nın 196. maddesinde düzenlenen borcun nakli müessesesi çerçevesinde değerlendirme yapılmasının yerinde olmadığını, kaldı ki TBK.'nın 196. maddesinden yararlanacak ve bunu ileri sürebilecek olanın...firması olduğunu, ancak davanın tarafı olmadığını, bilirkişi raporunda borca katılma ile borcun nakli müesseselerinin karıştırıldığını, dava dışı ... firmasının borcunun aynı kişilere ait olan davacı firması tarafından ödeneceğinin taahhüt edildiğini, TBK'nın 201. maddesi gereğince değerlendirme yapılması gerektiğini, borca katılmada eski borçlu ile yeni borçlunun birlikte ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini,sunulan elektronik posta yazışmalarında, ödeme taahhütleri ve bunların ödenmesine ilişkin karşılıklı yükümlülükler ve kabuller bulunduğunu, bu e-posta yazışmalarını yapan kişinin davacı şirketin yetkilisi . ..ve diğer şirket çalışanları ile müvekkil şirket yetkilileri ve çalışanları olduğunu, bu yazışmalar gereğince davacı şirket tarafından müvekkili şirkete ödemelerin de yapıldığını, bilirkişi raporunda e-postaların değerlendirilmediğini, raporda \"dosyaya serpiştirilmiş\" gibi gayri ciddi bir ifade kullanıldığını, müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından davacı şirketin satın alma birimi sorumlusu...’ye gönderilen 08.03.2013 tarihli yazıda “…Bunun yanında, halen 170 bin tutarındaki vadesi gelmiş borcun ve ... eski borcu için son 3 ayın ödemesi olan 7 bin x 3 = 21 bin USD’nin ödenmesini bekliyoruz. ... borcunu ...’undan alamayacağımızı anlamış bulunuyoruz. Çünkü 2012 yılı için 100 bin USD tutarındaki ödemeyi yapmadılar ve daha önce anlaşmış olduğumuz gibi ne yazık ki bu tutarı da pazarlama gideri veya satış gideri şeklinde doğrudan sizin hesabınıza yansıtacağız.” şeklindeki e-postaya 08.03.2013 tarihli yazı ile davacı şirket satın alma birimi sorumlusu ...'nin “…’e ait borçların ödeme takvimiyle ilgili olarak anlaşmış olduğumuz gibi devam edeceğiz…/ …. rehabilitasyon planıyla ilgili olarak size 2012’de 100.000 USD, 2014’te 100.000 USD ve 2015’te de kalan 130.000 USD’yi ödemeleri gerektiği konusunda haklısınız…” şeklinde yanıt verildiğini, davalı tarafça gönderilen 25.03.2013 tarihli e-postada “… borçlarıyla ilgili olarak, tüm parayı bu yükleme için kullanmadığımızdan, bu 21 bin’i ... hesabımızdan kesmenizi rica ediyorum. İkinci gemi yüklemeden önce 21 bin’i tamamlayacağız.” şeklinde beyanda bulunulduğunu, ödemelerin aksaması üzerine müvekkili tarafından gönderilen 21.05.2013 tarihli “..., Nisan ve Mayıs aylarına ait ... ödemelerini gerçekleştirmenizi rica ediyorum.” şeklinde e-postaya davalı tarafından aynı gün verilen cevapta “..., ... borç tutarını önümüzdeki hafta ödeyeceğiz.” şeklinde beyanda bulunulduğunu, bu ve diğer yazışmalarda davacı şirketin borcu ödemeyi taahhüt ettiğinin çok açık olduğunu,e-posta yazışmalarının HMK'nın 199. maddesi gereğince belge niteliğinde olduğunu, HMK.'nın 199. maddesindeki belge niteliğindeki delilin yeterli görülmemesi halinde HMK'nın 202. maddesi gereğince tanık dinlenmesi gerektiğini, HMK'nın bu hükümlerine rağmen deliller toplanmadan karar verildiğini, TBK'nın 72. maddesine göre davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, likit olmayan alacak için icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında mal teslim ediminin yerine getirilmediğinden bahisle avans olarak ödendiği iddia edilen bedelin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 26/04/2010 tarihinden itibaren ticari ilişki olduğunu, taraflar arasında akdedilen 29/07/2011 ve 25/07/2012 tarihli genel alım-satım sözleşmeleri ve taraflar arasındaki anlaşmalar uyarınca davalı şirketin söz konusu malları müvekkiline teslim etmeyi, müvekkili şirketin ise teslim edilecek mallar karşılığında alım-satım bedellerini davalı şirkete ödemeyi taahhüt ettiğini, anılan sözleşme ve anlaşmalar gereğince ödemelerin müvekkili tarafından peşin olarak yapıldığını ve malların ödemelerin yapılmasını takiben teslim edildiğini, ancak teslim edilen malların miktarının müvekkili tarafından yapılan ödeme tutarlarına uygunluk göstermediğini, müvekkili tarafından fazladan 240.269,80-USD tutarında ödeme yapıldığı halde karşılığında mal teslim edilmediğini belirterek davalı hakkında başlattığı icra takibiyle alacağının tahsilini talep etmektedir. Davalı vekili ise; alacağın zamanaşımına uğradığını,davacı şirketin sahibinin... isimli kişi olduğunu, bu kişi tarafından daha önce kurulan ... unvanlı firmanın 2009 yılı Ağustos ayında...'in iflasının istendiğini ve yönetiminin kayyıma tevdi edildiğini, bu tarihten itibaren konkordato yönetimi nezdinde ticari faaliyetine devam ettiğini, ...'in 31/12/2013 tarihi itibari ile müvekkili şirkete 298.383,42-€, 261.943,63-USD tutarında borcunun bulunduğunu, ...'in halen müvekkili şirkete 351.065,07-USD borcu bulunduğunu, müvekkili şirketin söz konusu alacağı iflas masasına kaydettiğini, 2010 yılında ...'nin davacı şirketi kurduğunu, davacı şirket aracılığı ile...'in müvekkili şirkete olan borçlarını ödeyeceğini taahhüt ettiğini ve davacı şirkete mal satışına devam edilmesini istediğini, müvekkili şirket kayıtlarına göre davacı şirket tarafından 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında parça parça olmak üzere toplam 241.177,02-USD ödendiğini, bu bedeller alım satım ilişkisi kapsamında ödenmediği için müvekkili şirket tarafından fatura kesilmediğini, bu tutarın ...'in borcuna karşılık ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Taraflar arasında mal satımına dair ticari ilişki bulunduğu, davacı şirketin dava dışı ... firmasından alacaklı olduğu hususları ihtilaf dışı olup, uyuşmazlık davacı şirketin, ... firmasının davalıya olan borçlarını ödemeyi üstlenip üstlenmediği, davacının davalıdan satın aldığı malların dışında davalıya dava dışı ... firmasının borcu için ödeme yapıp yapmadığı, fazladan yapıldığı iddia edilen ödemelerin davalı şirketin dava dışı... firmasından olan alacakları için yapılıp yapılmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususundan kaynaklanmaktadır.Taraflar arasında satım sözleşmesi bulunduğu sabit olup,TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zaman aşımı süresi uygulanması gerektiğinden ve dava tarihi itibari ile zamanaşımı süresi dolmadığından davalı tarafın aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.TBK nın 196. vd maddelerinde düzenlenen borcun nakli, alacaklı ile borcu üstlenen kişi arasında yapılan ve o ana kadar alacaklıya karşı borçlu olan kişinin ilgili borç ilişkisinden doğan belli bir borcunun üstlenen kişiye geçmesi sonucunu doğuran bir hukuki işlemdir. TBK'nın 201. maddesinde düzenlenen borca katılma ise mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir. Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsil sorumlu olmaktadır. Bununla birlikte, alacaklının bizzat borçlu tarafından borcun ifasında menfaati yoksa borcun üçüncü şahıs tarafından ifasına hiç bir engel bulunmamaktadır. Üçüncü kişinin borç ifası için borcu devralmasına ya da borca katılması zorunlu değildir.Taraflar arasındaki ilişkide yer almadan da borcun ifası mümkündür. Davalı vekili, davacının dava dışı ... firmasının müvekkiline olan borcunu ödemeyi üstlendiğini, dava dışı firmanın borcuna katıldığını ileri sürmektedir. Bu hususta ispat yükü davalının üzerinde olup, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına dayanmaktadır. HMK'nın 199. maddesinde uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları belge olarak kabul edilmektedir. HMK'nın 199. maddesi elektronik ortamdaki veriler de belge kabul edildiğinden davalı tarafça ibraz edilen e-postaların delil olarak kabulü ve uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı yetkilisi tarafından davacı şirketin satın alma birimi sorumlusu ...’ye gönderilen 08.03.2013 tarihli yazıda “…Bunun yanında, halen 170 bin tutarındaki vadesi gelmiş borcun ve ... eski borcu için son 3 ayın ödemesi olan 7 bin x 3 = 21 bin USD’nin ödenmesini bekliyoruz. ... borcunu ...’undan alamayacağımızı anlamış bulunuyoruz. Çünkü 2012 yılı için 100 bin USD tutarındaki ödemeyi yapmadılar ve daha önce anlaşmış olduğumuz gibi ne yazık ki bu tutarı da pazarlama gideri veya satış gideri şeklinde doğrudan sizin hesabınıza yansıtacağız.” şeklindeki e-postaya 08.03.2013 tarihli e-posta ile ...'nin “…’e ait borçların ödeme takvimiyle ilgili olarak anlaşmış olduğumuz gibi devam edeceğiz …/ … rehabilitasyon planıyla ilgili olarak Size 2012’de 100.000 USD, 2014’te 100.000 USD ve 2015’te de kalan 130.000 USD’yi ödemeleri gerektiği konusunda haklısınız…” şeklinde yanıt verilmiştir. Davacı tarafça gönderilen 25.03.2013 tarihli e-postada “… borçlarıyla ilgili olarak, tüm parayı bu yükleme için kullanmadığımızdan, bu 21 bin’i ... hesabımızdan kesmenizi rica ediyorum. İkinci gemi yüklemeden önce 21 bin’i tamamlayacağız.” şeklinde beyanda bulunulmuştur. Davacı tarafından gönderilen 21.05.2013 tarihli “..., Nisan ve Mayıs aylarına ait ... ödemelerini gerçekleştirmenizi rica ediyorum.” şeklinde e-postaya davalı tarafından aynı gün verilen cevapta “..., ... borç tutarını önümüzdeki hafta ödeyeceğiz.” şeklinde beyanda bulunulmuştur. Bahsi geçen e-postalar ile davalının sunduğu tüm e-postaların bütünün incelenmesinde davacı şirketle davalı şirket arasındaki satım ilişkisinin devam etmesi, ... firmasının davalı firmaya olan borçlarının tarafların kararlaştırıldığı takvime göre davacı tarafından parça parça ödenmesi şartına bağlı tutulmuştur. Davacı firma, davalı ile aralarında kararlaştırılan ödeme takvimine göre dava dışı ... firmasının borçlarını ödemeyi üstlenmiştir. Davalı, dava dışı ... firmasından olan alacağını iflas masasına kaydettirmiş olup aynı zamanda dava dışı ... firmasından borcun ödeneceğine dair taahhüt almıştır. Dava dışı firmanın davalıya olan borcunu ödemesi halinde, davacı tarafından dava dışı ... firmasının borcu için davalıya ödenen bedellerin iade edileceği davalı tarafından davacıya karşı taahhüt edilmiştir. Bahsi geçen e-posta yazışmalarında dava dışı ...firmasının borcu için davalıya aylık taksit 7.000-USD ödeneceği belirtilmektedir. Bahsi geçen yazışmalara göre davalı ile aralarında ticari ilişkinin devamı için davacının, dava dışı... firmasının borcunu üstlenerek borcu taksitler halinde ödemeyi kabul ettiği  açıktır. Diğer bir ifade ile davacı ile davalı arasındaki satım ilişkisinin devamı, davacı tarafından davalıya ... firmasına ait borçların taksitler halinde ödenmesine bağlı tutulmuştur. Davalı tarafından bu süreçte toplam 5.669.922-USD fatura düzenlendiği, davacı tarafından ise 5.911.099,42-USD ödeme yapıldığı, davacının davalıya 241.177,02-USD fazla ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında mal alımına dayalı ticari ilişki devam ederken aynı zamanda davacının ... firmasına ait borç taksitlerini de ödemeye devam ettiği yazışmalarla sabittir.Davalı şirket yetkilisi tarafından davacı yetkilisine gönderilen 12/02/2013 tarihli e-postada ... firmasının borcu için toplamda 2011 yılı için 60.000-USD, 2012 yılı için ise 84.000-USD alındığı belirtilmiştir. Bunun dışında davalı yetkilisi tarafından davacı şirkete gönderilen 06/02/2014 tarihli e-postada Haziran 2013'den beri ödemesi yapılmayan 9 ay X 7.000-USD= 63.000-USD tutarın mevcut olduğu belirtilmiştir. Bu ödenen miktarlara ve e-postalara davacı tarafından karşı çıkılmamıştır. 06/02/2014 tarihli e-postanın gönderildiği tarih itibariyle 2013 yılında 5 aylık döneme isabet eden 35.000-USD taksit ödemesinin yapıldığı anlaşılmaktadır. 06/02/2014 tarihli e-postanın gönderildiği Şubat ayı da dahil olmak üzere geriye dönük 9 aylık ödenmesi gereken 63.000-USD de dikkate alındığında (60.000+84.000+35.000+63.0000=) 06/02/2014 tarihli e-postanın gönderildiği tarih itibariyle davacının ödemesi gereken ... firmasına ait borç taksit tutarının 242.000-USD olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, davalıdan mal alımı dışında 241.177,02-USD fazla ödeme yaptığı tespit edildiğine göre artık fazla yapılan bu ödemenin davacının üstlendiği ... borçlarının taksitleri için yapıldığının kabulü gerekir. Davacının 2 yıldan fazla süredir davalı firmadan mal alıp ticari faaliyetine devam ettiği halde kalan borç taksitlerini ödememesi,... firmasının borcu için ödediği bu tutarları sonradan geri istemesi iyiniyet kurallarına aykırıdır.Bu sebeblerle  davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. İİK'nın 67. maddesinde takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının istem varsa kötüniyet tazminatına hükmedileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına göre davacının mal alımı dışında yaptığı ödemelerin dava dışı ... firmasının borç taksitleri için yapıldığı, davacının davalıdan alacağı bulunmadığı halde davalıdan alacaklı olduğundan bahisle takip başlatmakta davacının kötüniyetli olduğunun kabulü gerekir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddi gerekirken, kabulü doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın reddine, alacağın % 20'si tutarında kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/4 Esas  2021/703 Karar sayılı 18/11/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;\"Davanın reddine,Reddedilen alacağın takip tarihindeki karşılığı 706.855,70-TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 141.371,14-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine\"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;\"Alınması gereken 427,60-TL karar harcının davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 11.039,27-TL ile icra veznesine yatırılan 3.545,96-TL olmak üzere toplam 14.585,23-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 14.157,63‬-TL'nin davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı vekili için takdir olunan 131.568,55-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya ödenmesine,\"Davalı tarafından yatırılan 14.585,23‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya  iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 72-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"450ccc680a70b699","SID":"c2727618452c0d09"}}