{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R <br>  ESAS NO\t:2022/2083 <br>KARAR NO:2024/1941<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:17/05/2022<br>NUMARASI:2020/112 Esas - 2022/283 Karar<br>DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ:20/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 24/06/2019 tarihinde, ...A.Ş  tarafından sigorta teminatı kapsamına alınan ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunduğu sırada trafik  kazası olduğunu ve sakat kaldığını, geçici iş göremezlik süresindeki kazanç kaybı ve sürekli iş gücü kaybı nedeniyle tazminat talep ettiklerini, sigorta şirketine müracaat edilmesine rağmen zararın tazmin edilmediğini, arabuluculuk müracaatının da sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin sakat kalması sebebiyle geçici tam iş göremezlik  ve sürekli iş göremezlik için şimdilik 200,00 TL  geçici ve sürekli iş  gücü kaybından doğan alacağının bilirkişi tarafından tespit edilmesini ve tespit edilen miktarın davalı taraftan alınarak müvekkiline verilmesini, müvekkilinin asgari ücretle çalıştığını, tazminatın da bu hal göz önüne alınarak verilmesi gerektiğini talep etmiştir.Davalı vekili süresinde olmayan cevap dilekçesinde özetle;  ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, zamanaşımı ileri sürme haklarının saklı olduğunu, hatır için araçta taşıma söz konusu olduğunu,  kazanın meydana geliş şeklinin, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat içinde olmadığını, müterafık kusur nedeniyle  tazminatta indirime gidilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsü ...'ın trafik kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından ve hatır için taşıma söz konusu olduğundan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulüne; 15.520,00TL geçici iş göremezlik, 75.994,128TL sürekli işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 91.514,128TL'nin 23/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davalı tarafa vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; açılmış  davanın ret edilen kısmı için kararı istinaf ettiklerini, mahkemece müvekkilinin maluliyet oranına ilişkin alınan ATK raporu doğru olmadığını, ilk raporda müvekkilinin maluliyet oranı % 17 olarak, davalı vekilinin itirazı üzerine daha sonra bu oranın % 14 olarak belirlendiğini, davalı vekilinin tekrar itiraz etmesi üzerine % 7 olarak hesaplanmış ve % 7 maluliyet oranına göre tazminat hesabı yapıldığını, müvekkilinin maluliyet oranının % 7 değil % 17 olduğunu, bu oran üzerinden aktüer hesaplama yapılması gerektiğini, hesap bilirkişisinden alınan raporun usul ve kanuna aykırı olduğunu, hükme esas alınmaması ve yeniden aktüer bilirkişiden rapor aldırılması gerektiğini, müvekkilinin kaza anında emniyet kemeri takılı olmadığının kabulü ile % 20 müterafik kusur indirimi yapıldığını oysa kaza anında müvekkilinin emniyet kemerinin takılı olduğunu, müvekkilinin emniyet kemerinin takılı olmadığı hususunda savcılık dosyasına yansıyan hiçbir delil ve belge olmadığını, bu sebeple müterafik kusur indirimi yapılmasının doğru olmadığını, mahkeme kabulüne göre müvekkilinin emniyet kemeri takılı olmadığı kabul edilse bile % 20'lik oran oldukça yüksek olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsüne %25 kusur oranı atfedildiği halde müvekkili şirketin davacının uğradığı maddi zararın tamamından sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 28/02/2022 tarihli bilirkişi raporu ile yapılan kusur tespitinin hatalı olup, dosyadaki tüm delillerin değerlendirildiği, denetime elverişli ve çelişkileri giderici, gerekçeli kusur raporu alınmadığını, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/112 E. sayılı dosyanın dava tarihinden (13/02/2020) itibaren yasal faiz işletilmesi gerekir iken, faiz başlangıç tarihinin daha önce görevsizlik kararı verilen  İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/304 E. sayılı  dosyadaki dava tarihi (23.12.2019) olarak kabulünün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hükme esas alınan 28/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda ZMMS poliçe limiti değerlendirilirken sakatlık halinde ve tedavi giderleri yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, tazminat hesabında %0 teknik faiz uygulanmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 24.06.2019 tarihinde dava dışı sürücü ...'ın yönetimindeki... plakalı aracıyla Bursa yönünden İnegöl yönüne seyrederken 19. km'ye geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybedip orta refüje çıkıp oradan aydınlatma direğine sürterek ve ağaçlara çarparak savrulup takla atması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.-  2024/5474  K.,  2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). ATK 2. İhtisas Kurulunun 17/03/2021 tarihli Maluliyet raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, hükümlerine göre düzenlenen %17 oranına ilişkin maluliyet raporu ile hükme esas alınan rapor arasındaki fark uygulanan yönetmeliklerin farklı olmasından  kaynaklandığından  maluliyet raporları arasında çelişki bulunmamaktadır. Somut olayda kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenemeyeceğinden tazminat hesabında kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen ve davacının  % 7 oranında işgücü kaybı olduğu tespit eden maluliyet raporunun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Davacı vekili aktüer hesaplamanın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek istinaf konusu edilmiş ise de hangi sebeple usul ve yasaya aykırı olduğu açıklanmadığından isitnaf incelemesi yapılamamıştır.Aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi mercilerce düzenlenmiş kaza tespit tutanağında davacı yolcu için emniyet kemerinin takılı olmadığı belirlemesi yapılmış ve müterafik kusur için Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına uygun olarak indirim oranı uygulanmış olduğundan bu yöndeki davacı istinafının reddi gerekmiştir. Kaza tespit tutanağında dava dışı sürücünün kusurlu olduğu belirtilmiş başka bir sürücü için kusur belirlemesi yapılmamıştır. Mahkemece  alınan bilirkişi raporunda dava  dışı sürücü ve davacının anlatımına göre plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen kamyon sürücüsünün asli ve %75 oranında, dava dışı sigortalı sürücünün tali ve %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kaza tespit tutanağında  plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen kamyon sürücüsünün kusuru ile ilgili bir belirleme yapılmamış ve tek kusurlu olarak sigortalı araç sürücüsü gösterilmiştir. Bu durumda Mahkemece alınan bilirkişi raporu davalı lehine olduğundan kusura ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesine göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.Aynı Kanun'un  88/1. maddesinde ise bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu  olacağı düzenlenmiştir.Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'da haksız fiil halinde  müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek  birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş, ayrıca müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişki düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın  61. ve 62. maddeleri ile müteselsil sorumluluk esaslarına göre; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, 6098 sayılı TBK'nın  162. ve 163. maddelerine  göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nın 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin  09/06/2020  tarih, 2020/972 E. ve 2020/1757 K. sayılı kararı).Müteselsil borçluluk niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde, evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır. Alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabilecektir. Bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçluların da alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan kurtulmalarının (TBK m. 166/1) doğal bir sonucudur. Buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması durumunda bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini açıkça düzenlemiştir  (TBK m. 167). Dosya kapsamından; ...  plakalı araç için  davalı sigorta şirketi nezdinde   ZMMS poliçesi düzenlendiği, bu aracın karıştığı kazada yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığı anlaşılmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere 6098 sayılı TBK'nın 167.maddesi uyarınca, müteselsil sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcut olduğundan İlk Derece Mahkemesince müteselsil sorumluluğa göre hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Görevsizlik kararı ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesine gelen ve yargılama yapılarak karara bağlanan dava, ilk açıldığı İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının devamı olup iki ayrı dava bulunmadığından faiz başlangıcının davanın ilk açıldığı ve görevsizlik kararı veren İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesine açılış tarihi olarak alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında \"TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf talebi yerinde değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin   2022/312  E. ve 2022/3685 K., 2021/13975  E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları).  Yargıtay kararı kapsamına göre bu yöne ilişkin istinafın reddi gerekmiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda  hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.-  2024/5474  K.,  2023/12136  E. -  2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078  E. - 2022/10550  K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları). Bu nedenlerle; davacı vekili ile davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili ile davalı... A.Ş. vekili vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-a)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 6.251,33 TL harçtan peşin alınan 1.562,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.688,5‬0 TL harcın davalı ... A.Ş'den   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.20/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8938040c0b431f92","SID":"d7f91b1f1d94fc0e"}}