{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2856 <br>KARAR NO: 2024/3427<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/07/2024<br>NUMARASI: 2023/896 E - 2024/548 K<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile müvekkili ...'ün İstanbul İli Çekmeköy İlçesi ... Mahallesi ve kain tapunun ... pafta ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilecek ... Blok, ... Blok ... Blok ve ... Blok  binalara ilişkin önce sözlü olarak \"... İnşaat Yapım Sözleşmesi\" konusunda anlaştıklarını, akabinde taraflar 01.10.2017 Tarihinde bir araya gelerek \"... İnşaat Yapım Sözleşmesi\" imzaladıklarını,  bu sözleşmeye göre \"İstanbul İli Çekmeköy İlçesi  ... Mah. ... pafta ... parselde ... İnşaat tarafından yapılacak inşaatın  bitiminde, ... İnşaata düşecek  dairelerin %50'sinin davacı ...'e devredileceğinin\" kararlaştırıldığını, yine tarafların 26.10.2018 Tarihinde bir araya gelerek ek sözleşme imzaladıklarını, bu ek sözleşmeye göre davacı ...'ün yaptığı ve yapacağı ödemeler karşılığında ...'ün hissesinin  % 75 olacağı,  inşaatlar bittikten sonra davalı ... İnşaata düşen dairelerin % 75'nin ...'e devredileceğinin\"  kararlaştırıldığını, bu  inşaat sözleşmesinden kaynaklı olarak davalı şirkete karşı İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/203 Esas sayılı dosyadan  tapu tescil olmazsa alacak istemli dava açıldığını, yine davalı şirket ile davacı müvekkili arasında yapılan \"26.10.2018 tarihli sözleşme\" uyarınca İstanbul İli Kartal İlçesi ... Mah. ... Pafta ... Ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerin davacıya verilmemesinden dolayı  İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/195  esas sayılı dosyadan tapu tescil davasının  görülmekte olduğunu, davalı şirketin  26.01.2023 tarihinde Çekmeköy Tapu Müdürlüğünde, ... İnşaat Yapım Sözleşmesinden kaynaklı bir kısım tapuları müvekkiline devrederken   davalı şirket yetkilisi ...'ın \"... İnşaat'ın yasal sorumluluk süresince vergi dairesi, SGK gibi kurumlardan inşaata gelebilecek vergi, ceza gibi borçlara,yine inşaatın ayıp nedeniyle bakım tadilat durumu olmasına karşılık olmak üzere teminat olarak\" müvekkiline alel acele 50.000 USD'lik bir senet imzalattığını, müvekkilinin söz konusu senedi defalarca davalı şirketten istemesine rağmen, davalı şirket yetkilisi ... ve ...'ın , şirkete karşı  İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/203 Esas sayılı dosyadan ve İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/195 esas sayılı dosyadan davalar açıldığını kastederek senedin fotokopisini dahi vermediklerini, davalı şirket tarafından İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/203 Esas  sayılı dosyada davalı şirket tarafından verilen cevap dilekçesi ve ekinde  15.11.2022 tarihli bir sözleşme sunulduğunu, sözleşmenin 2 nolu bendinde  bu proje ile doğabilecek her türlü sorun, SGK, maliye, ceza, vergi, harç vesaire giderler için davacının 50.000 USD teminat vereceğinin belirtildiğini, kıymetli evrakta mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereği takibe konu senetlerin kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içermesi gerektiğini, eğer senet borcunun sebebi belirli ise bu senedin artık kambiyo vasfı kalmadığını,  yine teminat amaçlı verilen senedin, kayıtsız ve şartsız bir bedeli ödemek vaadini taşımadığını, diğer anlatımla senetlerin kambiyo vasfı kalmadığından geçersiz olduğunu, 15.11.2022 tarihli sözleşmedeki imza, yazı ve tarihin müvekkiline ait  olmadığını,  yine davacı müvekkili ile davalı taraf arasında derdest İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/203 Esas  sayılı dosyasında, davalı tarafından sunulan \" 09.10.2022 tarihli yazılı belgenin sağ üst köşesinde yer alan imzanın \"müvekkiline ait olmadığını tüm bu nedenlerle  01.10.2017  tarihli ... İnşaat Yapım Sözleşmesi ve  26.10.2018 Tarihinde bir araya gelerek ek sözleşme uyarınca inşa edilen İstanbul İli Çekmeköy İlçesi ... Mahallesi ve kain tapunun ... pafta ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilecek ... Blok, ... Blok ... Blok ve ... Blok binalara ilişkin davalı ... İnşaat'ın yasal sorumluluk süresince vergi dairesi, SGK gibi kurumlardan inşaata gelebilecek vergi, ceza gibi borçlara,yine inşaatın ayıp nedeniyle bakım tadilat durumu olmasına karşılık olmak üzere teminat olarak  verilen  26.01.2023 tarihinde Çekmeköy Tapu Müdürlüğünde verilen  50.000 USD  miktarlı senedin,  ilyetten mücerret olmaması, ve teminat senedi olması nedeniyle söz konusu senedin hükümsüzlüğünün ve bedelsizliğinin tespitine davalı şirkete verilen 50.000 USD miktarlı  senedin 3. kişilere devrinin önlenmesine yönelik tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; teminat senedinin şartlarının oluşmadığını, senedin teminat senedi olarak kabulünün mümkün olmadığını, bir senedin teminat kapsamında verilip verilmediğinin Yargıtay içtihatları ve doktrinde belirli çerçeve dahilinde ele alınmakta olduğunu, bilindiği üzere, teminat senedi bir anlaşma uyarınca işin, verilen sözün, mal veya hizmetin eksiksiz tamamlanacağını, taahhüdün sorun olmadan yerine getirileceğini, verilen taahhütlerin yerine getirilmediği takdirde, nasıl bir sorumlulukla karşı karşıya kalacağını beyan eden tarafın imzaladığı şartlı-bedeli senede denmekte olduğunu, yani teminat senedinin; bir işin, taahhüdün, alım-satımın veya hizmetin kararlaştırıldığı şekilde tamamlanacağının, aksi halde senette yazan parasal miktarın ödeneceğinin taahhüt edildiği yazılı belge olduğunu, bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmesinin ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanması gerektiğini, senet üzerine yazılacak olan ‘’teminattır’’ ibaresinin tek başına senede teminat senedi olma hüviyetini kazandırmadığını, teminat senedidir, devredilemez, ciro edilemez ibareleri tek başına geçersiz, hiç yazılmamış kabul edildiğini, bu hususlarda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilamlarının  mevcut olduğunu, davacının, 50.000 USD lik bir senedin varlığını ve bu senedin teminat olarak verildiğini  iddia etmekte olduğunu, davacının iddiasını destekler yazılı delil bulunmadığını, huzurdaki davanın menfi tespit talepli iddia olunan senedin hükümsüzlüğüne ilişkin olduğunu, senedin teminat senedi olduğunun iddia eden taraf Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi bu konuya ilişkin  1989/1254 E.,1989/3739 K. sayılı 21.09.1989 tarihli kararında aynen “Çekin teminat veya borç senedi gibi herhangi bir hukuki ilişki nedeniyle verildiğini iddia eden taraf bu hususu ispat etmekle yükümlüdür” şeklinde içtihat ettiğini, teminat senedi kapsamında varlığı dahi ispatlanamayan senedin hükümsüzlüğünün tespitinin mümkün olmadığını, İspat külfeti altında olan taraf iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, çünkü HMK’da yazılı delile karşı yazılı delille ispat kuralı bulunduğunu, işbu hüküm gereğince senedin üzerine teminatın hangi ilişkiden kaynaklandığı açık bir şekilde yazılmalısı gerektiğini veyahut sözleşme üzerine teminat senedinin vasıf ve unsurları belirtilerek açıkça atıf yapılması gerektiğini, teminat kapsamında değerlendirilse dahi senedin hükümsüzlüğü mümkün olmadığını, taraflar arasında inşaat sözleşmelerinden dolayı bir kısım derdest davalar görülmekte olduğunu, davacının, müvekkilini ticari hayatını ve ihtilaf konusu edilen inşaat projesinin devamına mani olmak amacıyla kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, mevcut senedin varlığı dahi tartışmalı olduğunu, kaldı ki, mevcut bir senedin varlığı olsa dahi taraflar arasında yapılan ortaklık ve inşaat sözleşmelerinde yapılacak işlerin  tamamen yerine getirildiğinde işin biteceğinin kararlaştırıldığının görülmekte olduğunu, şartlar oluşmadığından iadesi veya hükümsüzlüğünün mümkün olamayacağını, davacının davasının, samimiyetsiz ve haksız olduğunun açık olduğunu tüm bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından; \"Dava veya takibin konusunun bono ya da çek gibi bir kambiyo senedine dayalı olması tek başına davanın ticari dava olduğunu göstermez. Mahkemenin görevini tayin için tarafların her ikisinin de tacir olup olmadığı, uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olup olmadığı ve aralarındaki temel hukuki ilişkinin niteliğine bakılması gerekmektedir. Davalı şirket tacir ise de mahkememizce yapılan araştırmada, gelen müzekkere cevaplarından davacının tacir olmadığı anlaşıldığından, davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine aittir. Nitekim İstanbul BAM 15. HD'nin 2022/2338 Esas,  2022/1459 Karar sayılı ve  2020/1295 Esas, 2023/995 Karar sayılı ilamları da bu doğrultudadır. \" gerekçeleriyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, dosyanın asliye hukuk mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; dava dilekçesinde mahkemenin belirttiği gibi \"eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemi\" gibi bir talebin olmadığını, 6104 Sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen tüm uyuşmazlıkların mutlak ticari dava olduğunu, çek ve bononun bizzat Türk Ticaret Kanununda düzenlenmesi nedeniyle başka hiçbir şeye bakılmadan görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı müvekkilinin; ... inşaat sözleşmesi yapıldığını, davalı ... İnşaat'ın yasal sorumluluk süresince vergi dairesi, SGK gibi kurumlardan inşaata gelebilecek vergi, ceza gibi borçlara,yine inşaatın ayıp nedeniyle bakım tadilat durumu olmasına karşılık olmak üzere 26.01.2023 tarihinde Çekmeköy Tapu Müdürlüğünde  teminat olarak verilen  verilen 50.000 USD miktarlı senedin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini istediğini, uyuşmazlığın  verilen 50.000 USD miktarlı senetten kaynaklandığını, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit isteminin olmadığını, Yargıtay  20. Hukuk Dairesi'nin     2019/6433 E.  -  2020/697 K sayılı kararında \"01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilen davalardır. Buna göre, her iki tarafın da \"ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan\" hukuk davaları, ticari dava sayılmıştır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. TTK'nın 4/1-a maddesinde, “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır. Kambiyo senetleri, 6102 sayılı TTK'nın 670 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle, TTK'da düzenlenmiş olan kambiyo senedinden kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari dava olup, aynı Kanunun 5/1. maddesi gereğince uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Somut olayda dava, kambiyo senedi özelliklerini taşıyan bonodan kaynaklanmakta olup, TTK'nın 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereğince, mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın ticaret mahkemesi tarafından çözümlenmesi gerekmektedir. Şeklinde karar verildiğini, mahkemenin görevli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, davalı tarafa  26.01.2023 tarihinde Çekmeköy Tapu Müdürlüğünde  verilen 50.000 USD miktarlı senedi  hükümsüzlüğüne ve  bedelsizliğine  ilişkin menfi tespit davasıdır. Davacı, davalı ile  01.10.2017 tarihinde  bir araya gelerek  \" ... İnşaat Yapım Sözleşmesi\" imzalandığını, bu sözleşmeye göre ... İnşaat tarafından yapılacak inşaatın  bitiminde, ... İnşaata düşecek  dairelerin % 50 sinin davacıya devredileceğinin kararlaştırıldığını 26.10.2018 tarihli  ek sözleşmeye göre davacı ...'ün    yaptığı ve yapacağı ödemeler karşılığında ...'ün hissesinin %75 olacağı, inşaatlar bittikten sonra davalı ... İnşaata düşen dairelerin %75'nin ...'e devredileceğinin\" kararlaştırıldığını, sözleşme gereği tapuların devedilmemesi nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, bu sözleşmelere gereği  ... inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklı  bir kısım tapuları müvekkiline devrederken  26.01.2023 tarihinde Çekmeköy Tapu Müdürlüğünde  davalı şirket yetkilisi ...'ın \"... İnşaat'ın yasal sorumluluk süresince vergi dairesi, SGK gibi kurumlardan inşaata gelebilecek vergi, ceza gibi borçlara,yine inşaatın ayıp nedeniyle bakım tadilat durumu olmasına karşılık olmak üzere teminat olarak\" müvekkiline alel acele 50.000 USD 'lik bir senet imzalattığını, senedin verilme sebebinin davalı şirkette resmi kayıtlarda ortak olarak gözükmeyen davacı müvekkilinin, haricen ortak olduğu inşaattan dolayı davalı şirkete  yasal sorumluluk süresince vergi dairesi, sgk gibi kurumlardan inşaata gelebilecek vergi, ceza gibi borçlara, tadilat projesi olması durumundan doğacak masraflara  karşılık olmak üzere olduğunu, 15.11.2022 tarihli sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, senedin kayıtsız ve şartsız borç ikrarını taşımadığını, senet tahsilinin yargılamayı gerektirdiği ileri sürerek  kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Aynı Kanun'un 5. maddesinde ise ticari davaların dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği ve asliye ticaret mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu hüküm altına alınmıştır. Somut olayda; davacı tarafça, senedin teminat amaçlı olarak verildiği iddiasıyla açılan geçersizliğinin tespiti talebine ilişkin olduğu, bu hususun 6102 sayılı TTK'nun 776. vd. maddelerinde düzenlenmiş olduğundan dava yukarıda anılan hüküm uyarınca mutlak ticari davadır.Bu durumda, mahkemece; davanın asliye ticaret mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, işin esasın incelenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere  dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8d4049fb8b5e5cd","SID":"4a9127b7270b66d8"}}