{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1138 Esas<br>KARAR NO: 2024/1495<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/02/2021<br>NUMARASI: 2019/979 Esas, 2021/145 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Trafik Müşavirliği Hizmet protokolü bulunduğunu, yapılan protokol gereği müvekkilinin davalıya trafik müşavirliği hizmeti verdiğini, hizmete ilişkin  faturalar kestiğini, firma adına ödemelerde bulunulduğunu, bu ödemeler ile hizmet karşılığı kesilen faturaların ve diğer alacak kalemlerinden oluşan cari hesabın tutmadığını, davalının uzun bir süredir taraflar arasında tutulan cari hesaba ilişkin ödemeler de bulunmadığını, bu nedenle davalıya karşı Beykoz İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı firma tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, taraflarınca ilgili kanun gereği arabulucuya başvurulduğunu, ancak netice alamadıklarını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz eden borçlular aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında uzun süredir trafik müşavirliği hizmet protokolü olduğunu, ancak davacıya herhangi borçlarının olmadığını, icra takibinde borca dayanak hiçbir belgenin sunulmadığını, sadece devretmiş bir rakamdan başlayarak taraflar arasındaki birkaç cari hesap hareketini gösteren tek sayfalık bir cari hesap ekstresi sunduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden tarafça iddia edilen borcun mevcudiyetini gösteren bir delilin bulunmadığını, müvekkil ile davacı  arasında Trafik Müşavirliği Hizmet protokolü ilişkisi bulunduğunu, ticari ilişkinin uzun bir süre devam ettiğini, ancak davacı şirketin davalı müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, söz konusu icra takibine dayanak teşkil eden cari hesap ekstrelerinin devirli olduğunu, cari hesapta gösterilen miktardan öncesinin ne olduğunun, borcun kaynağının ne olduğunun belirtilmediğini, davacı tarafından devirli cari hesap ekstresinin icra takibinin dayanak belgesi olarak sunulduğunu,, iş bu cari hesap ekstresine konu herhangi bir faturanın veya borç kaynağının ne olduğunun belirtilmediğini, bütün aşamalarda ve yargı sürecinden önce davacı tarafa alacağını belgelendirmesi gerektiği ve alacağının mevcudiyetinin ispat külfetinin kendisine ait olduğunun belirtildiğini, davalı şirket kayıtlarında herhangi bir borcun görünmediğini, bunun aksine dayanak belgelendirme yapılması halinde varsa borcu ödemeye hazır olduklarını davacıya bildirdiklerini, ancak bugüne kadar davacı tarafından davalı müvekkili şirket kayıtlarının aksine hiçbir bilgi ve belgelendirmenin yapılamadığını, davacı şirket tarafından davalı müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin tamamen haksız kazanç elde etmeye yönelik bir girişim olduğunu, borcun kaynağının belirsiz ve dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine ve haksız olarak icra takibine girişen davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının kök rapora itiraz dilekçesinde makbuzların ilgili kurumlardan celbini talep etttiği, ancak hangi makbuzların hangi kurumlardan celbini istediğinin muğlak olduğu, delil bildirme süresinin de geçtiği, davacı tarafından delil listesinde bu delile de dayanılmadığı, ispat külfeti altında olan davacının kendi aleyhine delil teşkil eden ticari defterleri ile davalının usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerine göre davalıdan alacağının olmadığı, denetime elverişli bilirkişi kök ve ek raporundaki tespitler gereğince davasını ispat edemediği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Trafik Müşavirliği Hizmet protokolü gereği davacının davalı firmaya trafik müşavirliği hizmeti verdiğini, hizmete ilişkin  faturalar kestiğini, davalı firma adına ödemelerde bulunulduğunu, bu ödemeler ile hizmet karşılığı kesilen faturalar ve diğer alacak kalemlerinden oluşan cari hesabın tutulduğunu, davalı firmanın uzun bir süredir taraflar arasında tutulan cari hesaba ilişkin ödemeler de bulunmadığını, mahkemeye bildirildiği halde ödemelere ilişkin belgelerin ilgili kurumlardan celp edilmediğini, davaya konu icra takibinde başlatılan takibin sadece taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmadığını, verilen hizmet gereği davalı firmaya ait araçlar için bir çok kalemde ödemelerde bulunulduğunu, davalı firma adına tarafımızdan yapılan ödemelerin kendilerine geri ödenmediğini, bu nedenle sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca taleplerinin bulunduğunun açıkça ifade edildiğini, dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarına da bu yönüyle itiraz edildiğini, yerel mahkemenin ise bu hususta inceleme yapmadığını, oysa dava dilekçesindeki delil listesinde davalıya ait araçlar nedeni ile ödeme yapılan kalemlere ait listenin flash bellek içerisinde sunulduğunu, ilgili kurumlardan makbuzların celbinin talep edildiğini, yerel mahkemenin bu taleplerini inceleme konusu yapmadığını, hatalı şekilde istinafa konu kararın verildiğini, yerel mahkemenin dava dilekçesinde belirtilen deliller arasında bulunan yemin deliline başvuru hakkını dahi hatırlatmaksızın taraflarınca yemin deliline başvurulup başvurulmayacağına ilişkin beyanları alınmaksızın eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, taraflar arasındaki trafik müşavirliği hizmetinin özel inceleme gerektiren sözleşmelerde olduğunu, bu nedenle trafik müşavirliği hizmeti alanında uzman bir bilirkişinin bilirkişi heyetinde yer almasının özellikle talep edildiğini, ancak konu hakkında uzmanlığı bulunmayan bilirkişilerce hazırlanan rapora dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 09/01/2019 tarihli trafik müşavirlik hizmetleri sözleşmesinden ve cari hesap ekstrelerinden ve borçlu şirket adına kayıtlı araçlar için yapılan müşavirlik hizmetlerinden doğan alacakların ve bu araçlar için  idari para cezaları ödemeleri, HGS, OGS ücret ödemeleri vb. tüm ödemelerin davalıdan tahsili için başlatılan takibe vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. 17/01/2019 tarihli takip talebinde borcun sebebi olarak; 09/01/2019 tarihli trafik müşavirlik hizmetleri sözleşmesinden ve cari hesap ekstrelerinden ve borçlu şirket adına kayıtlı araçlar için yapılan müşavirlik hizmetlerinden doğan alacaklar ile bu araçlar için ödenen idari para cezaları, HGS, OGS vb. tüm ödemeler gösterilmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan ilk flash diskte, 2010-2018 yıllarına ait excel formatında tek taraflı tutulan cari kayıtların bulunduğu, ikinci flash diskte 2011-2018 yıllarına ait  excel formatında tek taraflı tutulan kayıtların bulunduğu, üçüncü flash diskte muavin yevmiyeli açıklamalı bilgilerin sunulduğu, son olarak sunulan flash diskte ise yıllara göre çalışılan plakalar içerikli 2010-2018 yıllarına ait listenin sunulduğu görülmüştür. \"Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir.\" (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı).Dosya kapsamında alınan kök raporda, davacı tarafından sunulan kayıtların dayanaklarıyla birlikte ve birbiriyle ve ticari defterlerle bağlantılı olacak şekilde sunulmadığı, ek raporda ise, davacı ticari defterlerine göre davalının davacıya borçlu olmadığının tespit edildiği, davalı ticari defterlerine göre de davalının davacıya borçlu olmadığı tespit edilmiştir. Dolayısı ile davacı taraf \"ticari defterlerin ibrazı ve delil olması\" başlıklı HMK 222. maddesi gereğince ticari defter deliline göre alacağını ispat edememiştir. Öte yandan yemin deliline başvurulabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması gerekir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 03.03.2017 tarihli 2015/2 Esas 2017/1 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, açıkça yemin deliline dayanılmamış ise dilekçede yer alan sair deliller gibi bir ibare ile yemin deliline dayanıldığı kabul edilemez.  İspat yükü kendisinde olan davacı; dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmıştır. Mahkemece; davacıya yemin teklif hakkını kullanıp kullanmayacağı sorulmamıştır. Yemin delili davayı sonuçlandıran yasal ve kesin delil olup, davada verilecek kararın esasını etkileyecek niteliktedir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davacı tarafından delil listesinde açıkça dayanılan yemin delilinin dikkate alınmaması yerinde olmamıştır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca  kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/979 Esas, 2021/145 Karar sayılı ve 17/02/2021 tarihli  kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b6f58571be0f16c7","SID":"654bc25f4867046a"}}