{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1665 Esas<br>KARAR NO: 2024/1926 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/09/2024<br>NUMARASI: 2024/141 E.sayılı ara karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/12/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>TALEP:Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde; davalının tescilsiz \"...\" markasını, müvekkili markalarının tescilli olduğu sınıflarda fiilen \"...\" olarak kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğini ve mevcut haksız rekabetin men’i ve tecavüzün ref’ini talep ettiklerini, davalının tescilsiz \"...\" markasını fiilen kullandığını, davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvurusu bulunmadığını  ve markasının tescilli olmadığını,  \"...\" markasının müvekkillerinin ... başvuru numaralı, 16., 35., 36., ve 41. sınıflarda tescilli markası \"...\",  ... başvuru numaralı, 29., 31., 35., ve 43. sınıflarda tescilli markası \"...\", ... başvuru numaralı, 29., 31., 35., ve 43. sınıflarda tescilli markası \"...\",  ... başvuru numaralı, 29., 31., 36. ve 41. sınıflarda tescilli markası \"...\", ... başvuru numaralı, 35., 36., 37., 38., 41. ve 43. sınıflarda tescilli markası \"...\", ... başvuru numaralı, 41. ve 43. sınıflarda tescilli markası \"...\" ve ... başvuru numaralı, 29., 31., 35., 36., 37., 38., 41. ve 43. sınıflarda tescilli markası \"... A.Ş.\" markalarının  hukuki ve ticari açıdan ayırt edici ve asli unsurunu teşkil eden \"...\"  kelimesini aynen ve esaslı unsur olarak içerdiğini, davalının kötü niyetli hareket ettiğini, tescilsiz \"...\" markasının müvekkillerinin markalarının tescilli olduğu sınıflarda fiilen kullanmasının müvekkillerinin markalarına telafisi imkansız zarar vereceğini belirterek, davalıya ait \"...\" markası veya \"...\" ibaresini asli unsur olarak içeren sair herhangi bir işaretin, dava sonuçlanıncaya kadar müvekkillerine ait markaların tescilli olduğu sınıflardaki hizmetler için her türlü şekil ve mecrada kullanılmasının önlenmesine ve gıyapta ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalıya ait tescilsiz markaların dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devirlerinin önlenmesine, ihtiyati tedbir kararlarının hüküm kesinleşinceye kadar devamına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>TEDBİR TALEBİNİN REDDİ KARARI:İstanbul 4.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 11/09/2024 tarihli  2024/141 E. Sayılı ara kararıyla; \"...Tüm dosya kapsamı, yaklaşık ispat şartı dikkate alınarak; marka hükümsüzlüğü ve iptali talepli davalarda marka tescil belgesinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi bakımından gerek usul ekonomisi gerekse yargılamada taraf değişikliğinin önüne geçilmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmektedir. Bu şekilde tedbir kararları marka üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanması sonucunu doğurduğundan, uygulamada teminat alınarak davalı tarafın uğrayabileceği zararların önüne geçilmektedir.  (İstanbul BAM 16.HD  2022/1413 Esas,  2022/1764 Karar sayılı ilamı) Somut olay bakımından yapılan değerlendirmede ise davalı tarafından kullanıldığı iddia edilen tescilsiz markaların tecavüz iddiasına dayanak yapılmasına karşın davalı tarafından kullanıldığı iddia olunan markanın dava konusu olmadığının sabit olduğu,  huzurdaki davanın marka hükümsüzlüğü ve iptali talepli dahi olmadığı  gözetilerek davalı tarafından kullanıldığı iddia olunan markanın üçüncü kişilere devir ve temlikinin  ihtiyati tedbiren önlenmesine, yönelik taleplerin reddine; Yine  dava dilekçesi ekinde yaklaşık ispatın varlığına yönelik davalının marka kullanımına ilişkin bir delilin veya tespitin bulunmadığı, ihlale dayanak gösterilen sosyal medya hesaplarının ve internet sitelerinin davalılara ait olup olmadığına dair de dosyada bir delil ve tespit bulunmadığı,  davacının tedbir talebinin esas dava içinde  uzman bilirkişiler vasıtası ile takdirinin yapılacağı, bu aşamada esası çözer nitelikte verilebilecek bir tedbir kararının ölçülülük ilkesine uymayacağı, yargılamanın devamında değişen delil durumuna göre ihtiyati tedbir talep edilmesinin de mümkün olduğu, dolayısı ile  tedbir talebinin yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından, yasal şartların oluşmadığı...\" gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece davalının kullandığı \"...\" markasının dava konusu olmadığı, davanın marka hükümsüzlüğü veya iptali davası olmadığı gerekçesiyle markanın dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesinde dair ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, davalının bu markayı Çanakkale'deki projesinde kullandığının açıkça dava dilekçesinde belirtildiği, markanın dava konusu olduğunu, bu nedenle tedbir talebinin reddine dair kararın bozulması gerektiğini, İhtiyati tedbir talepleriyle ilgili yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, davalıların \"...\" markasını müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarda internet sitelerinde kullandıklarının belirtildiğini,  Müvekkili tarafından \"...\", \"...\", ...\", \"...\", \"...\" ve \"...\" markalarının başvurularına yapılan itirazlarla ilgili müvekkili lehine verilen kararların da dosyaya sunulduğunu, davalının marka kullanımının müvekkilinin markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun yaklaşık olarak ispatlandığını belirterek, istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/141 Esas sayılı dosyasından verilen 11/09/2024 tarihli kararın bozularak kaldırılmasına, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dosyada mevcut marka tescil kayıtları incelendiğinde; ... numaralı \"...\" markasının 29, 31,36, 41. sınıflarda, ... numaralı \"...\" markasının 41, 43. sınıflarda,... numaralı \"...\" markasının 35, 36, 37, 38, 41, 43. sınıflarda, ... numaralı \"... YATIRIMLAR A.Ş.\" markasının 29, 31, 35, 36, 37, 38, 41, 43. sınıflarda, ... numaralı \"...\" markasının 29, 31, 35, 43. sınıflarda, ... numaralı \"...\" markasının 29, 31, 35, 43. sınıflarda, ... numaralı \"...\" markasının 16, 35, 36, 41. sınıflarda davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.<br>G E R E K Ç E: Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır. Davacı tarafça, davalıların tescilsiz olarak kullandıklarını ve müvekkili adına tescilli \"...\" esas unsurlu markaları ile benzer olduğunu iddia ettikleri \"...\" markasının dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi ve davalılar tarafından kullanılmasının yasaklanması için talep edilen ihtiyati tedbirin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davalıların kullandığı iddia edilen \"...\" markasının tescilsiz olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Tescilsiz bir markayla ilgili devir yasağı verilemeyeceği gibi, davanın marka hükümsüzlüğü ya da marka iptali davası olmaması nedeniyle Mahkemece davalılar tarafından kullanıldığı iddia edilen markanın dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık yoktur.Davacı vekilinin markanın kullanılmasının önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir talebiyle ilgili yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğine dair istinaf talebinin incelenmesinde; dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep edilmişse de, davalıların marka kullanımlarına dair delil tespiti talebinde bulunulmadığı, dava dilekçesinin ekinde bazı internet sitelerine ilişkin görüntüler dosyaya sunulmuşsa da, bu internet sitelerinin kime ait oldukları, markaların hangi tarihte kullanıldıklarına dair bir tespitin yapılamadığı, bu aşamada HMK’nun 390/son maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşullarının mevcut olmadığı, bu nedenle mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 18/12/2024 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd53336b820e1899","SID":"ff5c2018885c341f"}}