{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/796 - 2024/1399<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/796 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1399<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/780 Esas - 2023/140 Karar<br><br>DAVACI\t\t: TÜRKİYE GARANTİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - Levent Nispetiye Mah. Aytar Cad. No:2 Beşiktaş/İSTANBUL   <br>VEKİLİ\t\t: Av. ..................<br>DAVALI\t\t: ........................  <br>VEKİLİ\t\t: Av. ..................<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: İtirazın İptali (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)<br><br>DAVA TARİHİ  \t\t: 01/04/2022<br>KARAR TARİHİ\t\t: 14/10/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 01/11/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 27/09/2019 tarihinde davacı banka Pamukova Şubesi’nin taşınma işlemleri sırasında davacı bankaya teslim edilip toplam değeri yaklaşık 4,4 MilyonTL olan çeklerin kaybolduğunun tespit edildiğini, kaybolan çeklerden birinin Ziraat Bankası Geyve (Sakarya) Şubesi’ne ait 19/10/2019 keşide tarihli 0125474 sayılı ve 20.000,00 TL tutarlı çek olduğunu, söz konusu çekin kaybolmadan önce dava dışı lehtar Modatek Orman Ürünleri Ltd. Şti. tarafından cirolanarak ticari kredi borçlarını teminen davacı bankaya verildiğini ve başkaca cironun bulunmadığını, davalının yetkili ve meşru hamil olmadığı halde çekin bedelini kötüniyetli ve/veya ağır kusurlu bir şekilde tahsil ederek haksız menfaat edindiğini, davalıya karşı çek bedelinin tahsili için Sakarya 3.İcra Dairesi’nin 2019/12052 Esas sayısında yaptıkları ilamsız icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek davalının Sakarya 3.İcra Dairesi’nin 2019/12052 Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... Davanın REDDİNE ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öğretide ve Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle \"fiilin hukuka aykırılığı\" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edildiğinden ceza yargılamasında verilecek kararın kesinleşmesi beklenilmeden, hatta henüz karar verilmeden dahi ilk derece Mahkemesince karar verilmesi, Ceza yargılaması hakkında sadece iddianamedeki tespit ve değerlendirmelerle hareket edilmesi, karar tarihi itibariyle davalı ve dava konusu çek hakkında ceza yargılamasındaki mevcut tespit ve değerlendirmelerin hiçbir şekilde inceleme ve değerlendirme konusu edilmemesi, çekin çalıntı olduğu sabit iken çalıntı çeki elinde bulunduran davalının kötüniyetli ve/veya ağır kusurlu olup olmadığının tespiti gerekmekte olup bu noktada  eksik araştırma, inceleme ve değerlendirme ile hüküm tesis edilmesi, davalının bir tacir olarak basiretli davranması gerektiğinden keşidecileri ve lehdar-cirantaları farklı olan çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmadan iktisabında ağır kusurlu olduğu, benzer uyuşmazlıkta verilen emsal Bölge Adliye  Mahkemesi kararındaki tespitler göz ardı edilerek işbu emsal karara aykırı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ...'in yargılandığı ceza dosyasında davalının iyi niyetliliğini etkileyecek bir durum mevzubahis olmadığını, bu sebeple, yerel mahkeme kararı yerinde olduğunu, olaya bir bütün olarak bakıldığında davalı iyiniyetli olup aksini ispat yükü karşı tarafta iken karşı taraf iddialarını ispatlayamadığını beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.<br><br>DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2023 Tarih - 2022/780 Esas - 2023/140 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA; bonodan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br> Dosyanın incelemesinde; davacının, bonodan kaynaklanan alacağının tahsili için Sakarya 3. İcra Dairesi'nin 2019/12052 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas.  2021/377 Karar).<br>Dava konusu çekin davalı banka tarafından devralınma ve dava tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 788-(1) maddesi uyarınca açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilecek olup yine cirosu kabil çeklerin teşhis işlevini düzenleyen 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesi; “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.” hükmünü haizdir. Ayrıca 6102 sayılı TTK’nın 818/1-d maddesindeki yollamayla çekler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanun’un 684/1. maddesi uyarınca da; ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolunacağı düzenlenmiştir. Anılan kanunî hükümlerden hareketle çeki muntazam bir ciro zinciriyle elinde bulunduran kişi, meşru hamil sıfatını kazanarak çekten doğan tüm hakları kullanabilecektir.<br>Somut uyuşmazlıkla ilgisi nedeniyle değinilmesi gereken 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, A.: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238). <br>İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir.<br>6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/11-159  -2021/417).<br>Eldeki davada; davanın temelini, davacı bankaya teslim edilen Ziraat Bankası Geyve/Sakarya şubesine ait 19/10/2019 keşide tarihli 0125474 seri numaralı 20.000,00-TL bedelli, keşidecisi Yusuf Küçük olan çek oluşturmaktadır. Davacı taraf çekin elinden rızası hilafına çıktığını iddia etmiştir. Gerçekten de, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2020/224 E. Sayılı dosyasındaki iddianame ve beyanlar incelendiğinde, davaya konu edilen çekin dava dışı lehtar Modatek Orman Ürünleri Ltd. Şti. tarafından cirolanarak davacıya teslim edildiği, davacının bu şekilde hamil sıfatını kazandığı, ancak davacının rızası dışında elinden çıktığı, çekin arkası incelendiğinde, lehtardan sonraki ilk cironun dava dışı ...’e ait olduğu, ondan da davalıya ciro yolu ile çekin geçtiği anlaşılmıştır.<br> 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesi hükmüne göre; cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Yine aynı yasanın 792. maddesine göre Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.  Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir.<br>Eldeki davada; Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/224 E. Sayılı dosyasında davalının mağdur sıfatıyla yer aldığı, davalının kötü niyetli olduğuna, çekin rıza dışı elden çıktığını bildiğine dair herhangi bir anlatımın ve iddianın bulunmadığı, aksine anılan ceza dosyasındaki tanık beyanlarında davalının çeki ...’den borcuna karşılık aldığının söylendiği, yine davaya konu çekin İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1058 E. ve 2020/686 E. sayılı dosyası ile (gerekçeli kararın 13. sayfasında) iptaline karar verilmiş ise de, anılan davanın 21/10/2019 tarihinde açıldığı, dosyaya gelen Ziraat Bankasının 20/12/2022 tarihli yazısı ekinde bulunan çekin ödenmesine ait dekonta göre, çek bedelinin 19/10/2019 tarihinde davalıya ödendiği, dolayısıyla davalının çek iptali davası açılmasından önce çeki tahsil ettiği, dolayısıyla davalının çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun dosya kapsamıyla ispat edilemediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince açıklanan tüm bu neden ve gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması, yerleşik Yargıtay içtihatlarına, Dairemiz uygulamalarına ve usul ve yasaya uygun olmakla davacı vekilinin istinaf istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. <br>Diğer yandan davacı vekili istinafında ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, ceza dosyasında davalının yer almadığı, davalıya yönelik bir iddianın bulunmadığı haliyle davalı hakkında bir hüküm kurulmayacağı, bu durumda ceza dosyasının beklenmesinin eldeki davaya bir etkisinin olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf istemleri de reddedilmiştir. <br>Bununla birlikte, dosya kapsamında resen yapılan inceleme sonucu; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, 7036 sayılı Kanun'un 3. madde 14-16. fıkralarda; tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlendiği halde, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti ile ilgili bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;<br>1-)Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2023 Tarih - 2022/780 Esas - 2023/140 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın REDDİNE,<br>b-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 179,90-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 62,15-TL'nin yatıran tarafa iadesine,<br>c-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>d-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle davacıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, <br>e-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine,<br>2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br><br>a-Bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>ç-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,<br>d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>f-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/10/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e741433dcdc4d866","SID":"4e473a4249a1ce4b"}}