{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/2367 <br>KARAR NO: 2024/1120<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/840 Esas, 2022/477 Karar<br>TARİHİ: 25/05/2022<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olup , davacının davasında davanın reddine dair verilen yerel mahkeme kararı davacı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... Mimarlık arasında, müvekkil şirketin gerçekleştirdiği inşaat projelerinde davalı tarafından mimarlık hizmetleri sunulması hususunda mutabık kalındığını, bu çerçevede taraflar arasında 2005 yılı itibariyle başlayan ticari ilişki yakın tarihe kadar devam ettiğini, bu zaman zarfında müvekkilinin müteahhit sıfatıyla gerçekleştirdiği inşaat projelerinden huzurdaki davaya konu olan 6 adet proje ile ilgili olarak mimari, statik, mekanik ve elektrik proje hazırlama, hazırlık ve ön etüt çalışmaları, ön proje çalışmaları, uygulama proje çalışmaları, sistem ve montaj detayları, imalat detayları, ilgili idareler nezdinde imar izinleri ve tadilatlarına ilişkin işlemlerin yürütülmesi ile yapı ruhsatı alınması gibi mimari proje ve mesleki uygulama hizmetlerinin davalı ... Mimarlık tarafından sağlanması ve bürokratik sürecin yürütülmesi hususunda anlaşıldığını, bazı projeler yönünden zaman zaman müvekkili tarafından davalı ... Mimarlık'a avans ödemelerinin yapıldığını, bu ödemelerin bir kısmı avans olarak davalıya verilmiş, bir kısmı ise fatura karşılığı yapıldığını, ancak davalı tarafından bu bedellerin ne kadarlık kısmının alındığı, ne kadarlık kısmının hangi işler karşılığında uhdesinde tutulduğu müvekkil tarafından bilinmediğinden, müvekkil tarafından noter kanalıyla gönderilen ihtarnamelerde davalıdan defaatle bilgi talep edildiğini, yapılan fazla ödemelerin faizi ile birlikte iade edilmesi talep edildiğini davalı yana yapılan ödemelere ilişkin müvekkili ... tarafından keşide edilen Üsküdar ... Noterliğinin 27.02.2014 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davalı yana yapılan fazla ödemelerin iadesine ilişkin her türlü faiz alacağın saklı olduğunu belirtildiğini, ancak davalı yan hiçbir gerekçe göstermeksizin sadece ve sadece \"müvekkiline hiçbir borcu olmadığını\" ifade ederek müvekkilinin  talebini reddettiğini, belirterek mahkemenin tayin edeceği uzman bilirkişilerce öncelikle dava konusu 6 adet projenin hangi aşamalarda kaldığının ve bu aşamalara kadar davalı şirket tarafından varsa sunulan mimari ve proje hizmetlerinin bedelinin ne kadar olduğunun tespit edilmesi, akabinde müvekkil şirkete ve davalıya ait ticari defter ve kayıtlar ile diğer tüm deliller incelenerek müvekkil tarafından davalı şirkete yapılan ödemelerin toplam miktarının belirlenmesi, müvekkil tarafından yapılan ödemelere ek olarak müvekkil ... tarafından davalı şirkete devredilen ve bedeli de müvekkil ...'ya temlik edilen 2 adet taşınmazın gerçek değerinin belirlenerek müvekkilleri tarafından davalı şirkete yapılan toplam ödemenin tespit  edilmesi, en nihayetinde davalının hak ettiği bedelin müvekkil tarafından davalı şirkete yapılan ödemelerden mahsup edilerek, müvekkilleri tarafından fazla ödenen tutarın tespiti, ardından davanın kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, öncelikli talep olarak dava konusu 2 adet taşınmazın davalı şirket adına olan tescillerinin iptali ile müvekkil ... adına tescil edilmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise terditli olarak, müvekkil tarafından davalıya yapılan ve sayın bilirkişilerce tespit edilecek olan müvekkil şirketçe yapılan fazla ödemelerin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte iade edilmesine karar verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Mimarlık vekili; davacı tarafça dava dilekçesi ile davaya konu edilen ve davacılardan ... tarafından müvekkiline satışı yapılan davaya konu İstanbul ili Kadıköy ilçesi ... mahallesinde kain ... pafta ... ada ... parselde kayıtlı 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ve davacı adına tescilinin istendiğini, tapu iptali davasının bir eda davası olduğunu ve belirsiz alacak olarak açılamayacağını, harcın tamamlatılması gerektiğini, davaya konu taşınmazları müvekkilimize satan davacı ... olduğunu,  ... ile diğer davacı ... İnşaat arasındaki temlik ilişkisi ise, her iki davacı arasında olan bir vakıa olduğunu, bu nedenle, davacı ... İnşaatın tapu iptal davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi, davacı ... San ve Tic. A. Ş. nin aktif husumet ehliyetinin de bulunmadığını, davacı ... İnşaat tarafından açılan davanın, aktif husumet/ehliyeti-(sıfat) yokluğundan ve hukuki yarar noksanlığından reddinin gerektiğini, davacı ...nın tacir olup olmadığının bilinmediğini, bu itibarla öncelikle tapu iptali ve tescil yönünden dosyanın tefrik edilerek görevli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin tüm edimlerini eksiksiz olarak ifa ettiğini, davacının müvekkilinin edimlerini eksik veya hiç ifa etmediğine yönelik ithamlarının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, eksikliklerin davacı firmanın kendisinden kaynaklanan eksiklikler olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Dahili davalı İstanbul Geliştirme vekili 17/10/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taşınmazları, daha önce, diğer davalı ... Mimarlık'a satan kişi, davacı ... olduğunu, ... ile diğer davacı ... İnşaat arasındaki temlik ilişkisi ise, davacılar arasında olan bir olay oluğunu, bu nedenle, davacı ... İnşaat’ın tapu iptal davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi, davacı ... İnşaat’ın tapu iptal davası açmak için aktif husumet ehliyetinin de olmadığını davacı ... İnşaat tarafından açılan davanın, aktif husumet ehliyeti yokluğundan ve hukuki yarar bulunmadığından reddinin gerektiğini, dava konusu taşınmazları, daha önce, diğer davalı ... Mimarlık’a devreden, davacı ... olduğunu, davacı ...'nın tacir sıfatını haiz değil ise, tapu iptal ve tescil davası yönünden görevli mahkeme, HMK’nın 2. maddesine göre asliye hukuk mahkemesi olduğunu, bu yüzden öncelikle tapu iptal ve tescil davası yönünden dosyanın ayrılarak, davanın görev nedeniyle reddine karar verilmesini, davacılar, davacı ...’nın ... Mimarlık'a yaptığı önceki taşınmaz devrinin gerçek bir satış olmadığı yönündeki \"taraf muvazaası\" iddialarını, yazılı delille kanıtlayamadıklarından, müvekkil ... A.Ş.’ye yönelttikleri bu yeni davayı açmalarında hukuki yararın olmadığını, davanın, bu nedenle hukuki yarar  yokluğundan da reddinin gerektiğini, davacı taraf, müvekkil ... A.Ş.’ye tebliğ edilen dava dilekçelerinde, ... İnşaat ile ... Mimarlık arasındaki ilişki hakkında uzun uzun çeşitli iddialarda bulunarak bahsetmişse de, bu iddialar, hukuki ilişkilerin nispi olması ve üçüncü kişileri etkilememesi ilkesi gereğince, üçüncü kişi konumunda olan müvekkil ... A.Ş.’yi ilgilendirmediğini, zaten, müvekkil ... A.Ş.’nin, daha önce bu iddialardan haberi olmadığı gibi, bu iddialar hakkında bir bilgisinin de olmadığını, kaldı ki, diğer davalı ... Mimarlık'ın, müvekkil ... A.Ş.'ye yaptığı taşınmaz devri de muvazaalı olmayıp, gerçek bir satış olduğunu, tapu siciline güven ilkesi gereğince de müvekkil ... AŞ.nin iyi niyetli olduğunu, davacıların, bu satışın muvazaalı ve kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaları doğru olmadığını, TMK madde 3’e göre, asıl olan iyi niyetin varlığının olduğunu, karşı taraf, bunun aksini iddia ediyorsa, bu iddialarını ispat ile yükümlü olduğunu, fakat, davacılar bu konuda hiçbir somut delil ortaya koymadıkları gibi, bu davadaki iddialarını, dava dilekçesinden de görüldüğü üzere, sadece zan ve şüpheye dayandırarak izah etmeye çalıştığını, diğer davalı ... Mimarlık'ın, müvekkil ... A.Ş.'ye yaptığı taşınmaz devrinin gerçek bir satış olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.İlk derece Mahkemesince; Davacılardan ...AŞ ile davalı ... AŞ arasında 6 projedeki mimari proje çizimi, imar izinlerinin alınması, mesleki uygulama hizmetleri, iş takibi hizmetleri için 2006 yılında anlaşma yapıldığı, davalı mimarlık şirketinin bu işleri üstlendiğinin sabit olduğu, Davacılardan ... , davaya konu 2 adet taşınmazı alınan/alınacak hizmete karşılık ödeme olarak, 25/01/2008 tarihinde davalı ...AŞ’ye tapuda satış şeklinde  devrettiği, taşınmazlar (her biri 522.000,00 TL olmak üzere iki taşınmaz) toplamda 1.044.000,00 TL değerinde kabul edildiği, aynı tarihte davacı ..., ortağı ve yetkilisi olduğu ... AŞ ile bir temlikname düzenlemiş ve davacı ...’nın davalı ...’a iki adet taşınmaz satışı sebebiyle olan 1.044.000,00 TL olan alacağı, ...AŞ’ye temlik edildiği anlaşıldığı, ... AŞ ile ... AŞ arasında 25/01/2008 tarihli “Takas ve Mahsup Protokolü” başlıklı bir protokol düzenlendiği, bu protokolde, ... AŞ'nin temlikname sebebiyle 1.044.000,00 TL alacağı olduğu, ... AŞ'nin de 01/01/2006 tarihinden bu yana ... AŞ için çeşitli mimarlık hizmetleri vermiş olması sebebiyle muaccel ve müeccel alacakları olduğu belirtildiği, ... AŞ'nin 1.044.000,00 TL. lik alacağı, ... AŞ'nin muaccel ve müeccel alacakları ile takas ve mahsup edilmesine, ... AŞ'nin takas mahsup işlemlerinin ardından kalmış/kalacak bakiye alacağını talep hakkının saklı kalmasına karar verildiği, buraya kadar taaflar arasında bir ihtilaf olmadığı, Davacı ... AŞ ile davalı ... AŞ arasında 25/01/2008 tarihinde yapılan takas ve mahsup protokolünden sonra, 2008 yılının Mayıs ayından dava tarihine kadar ticari bir ilişki de olmadığı görüldüğü, Davacılar, bu ödemenin (taşınmaz devrinin) ifa uğruna olduğunu, inançlı işlem yapıldığını, bedelde muvazaa olduğunu, satış sözleşmesinin muvazaa sebebiyle, temlikname ve takas mahsup protokolünün de konudaki imkansızlık sebebiyle geçersiz olduğunu savunarak, taşınmazların tapusunun iptali ile davacı ... adına tescilini; bu mümkün görülmezse ... AŞ'ye yapılan fazla ödemelerin tespiti ile ...AŞ’ye faizi ile iadesine karar verilmesini talep ettikleri, Davalı ... AŞ, Beyoğlu ... Noterliğinin 20/07/2017 tarihli ... y. nolu ihtarnamesi ile, 7.267.447,54 TL miktarında muhtelif fatura alacakları olduğunu, faturanın asıl alacak kısmının ödendiğini, ancak KDV tutarının ödenmediğini, alacaklarından 6.136.552,07 TL sinin ödendiğini, bakiye 1.130.895,47 TL alacakları olduğunu, bu alacağın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde 11/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile ödenmesini, aksi halde yasal takibe geçileceğini ihtar ettiği, ... AŞ, Üsküdar ... Noterliğinin 20/09/2017 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile, ... AŞ'nin … AŞ'ye hiç borcu olmadığını, aksine 25/02/2014 tarihi itibariyle 1.708.914,00 TL, 3.902.622,00 USD, 8.046.117,00  EURO alacağı olduğunu, 25/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ödenmesini istemiş, ... tarafından devredilen taşınmzalara ilişikin ayni ve nakdi hakların saklı tutulduğunu belirttiği, Yargılama sırasında dava konusu iki adet taşınmaz, davalı ...AŞ tarafından ... AŞ’ye satış yoluyla devredilmiştir. Davacılar vekiline, taşınmazların yargılaması sırasında el değiştirmiş olması sebebiyle HMK.nun 125 maddesi gereği yeni malike karşı tapu iptali tescil olarak davanın devam edip etmeyeceğini bildirmesi, edecekse malike karşı dava dilekçesini sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı ... vekili, 30/04/2021 tarihli dilekçesi ile davalı ... AŞ'nin de davalı ile el ve işbirliği içinde hareket ettiğini, usulsüz ve kötü niyetli olarak taşınmazı dava tarihinden sonra edindiğini ileri sürerek tapu iptal istemli olarak davaya devam edeceğini beyan ettiği, ayrıca davalı ... AŞ'nin 100.000,00 TL sermayeli kurulduğunu, taşınmazları ise 7 milyondan fazla bir bedelle satın aldıklarını, TTK nun 356. Maddesine göre ortaklar kurulu kararı olmadan yapılan satışın da geçersiz olması gerektiğini, sunulan dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmiş, teati tamamlanmış, davalı ... AŞ de davanın öncelikle zamanaşımından reddini, ispatlanamadığından esastan reddini talep ettiği, Davanın davalı … AŞ yönünden incelenmesi için, öncelikle davadaki haklılığın davalı ... AŞ yönünden incelenmesi ve ortaya konmuş olması gerekir.Davacılar ... AŞ'ye yöneltilen iddialarını ispatlamadan, diğer davalıdan talepte bulunmalarında imkan ve hukuki yarar olmadığının anlaşıldığı,Davalı tarafın öncelikli savunmasının zamanaşımı itirazı olduğu,  davalılar, davacıların iade istemi sebepsiz zenginleşmeye dayanıyorsa, en geç,  TBK nın 82 maddesi gereği 10 yıllık sürenin (25/01/2008 + 10 yıl) 25/01/218 tarihinde dolduğunu, iade istemi sözleşmeye dayanıyorsa eser sözleşmesi ilişkisi gereği TBK.nun 147/6 maddesi uyarınca 5 yıllık (25/01/2008 + 5 yıl)  25/01/2013 tarihinde dolduğunu, davanın 13/07/2018 tarihinde açıldığını ve zamanaşımı sebebiyle reddedilmesi gerektiğini belirttikleri, Takas ve mahsup protokolünde kararlaştırılan ...AŞ nin 1.044.000,00 TL lik alacağının ... AŞ nin alacakları ile takas ve mahsubunda, 25/01/2008 tarihinde ... AŞ'nin bir kısım alacaklarının muaccel olduğu sabit olduğu, ... AŞ'nin doğmuş alacakları takas sonucu, sona ermiş olduğu, bilirkişinin taşınmaz devrinin, borcun ifası amacıyla yapıldığına dair tespitleri, somut olayın durumuna uygun olduğunun mahkemenin de kabulünde olduğu, Davalı ... AŞ mimari projelerin çizimi gibi işleri üstlenerek bir eser meydana getirme edimi üstlendiğinden sözleşme eser sözleşmesi mahiyetinde olduğu, aynı davalı, imar işlemlerinin takibini ve bir takım mesleki uygulama hizmetlerini de sunmayı üstlenmiş olduğu, bu edimler sebebiyle sözleşme, vekalet sözleşmesi unsurlarını da barındırdığı, her iki sözleşme tipi için de zamanaşımı süresinin TBK nun 147. Maddesinin 1. Fıkrasının 5 ve 6. bentlerine göre 5 yıllık süreye tabi olduğu, sözleşmenin hukuki nitelendirilmesinde taraflar arasında bir ihtilaf da olmadığı, burada tartışılması gereken husus zamanaşımının başlangıç tarihi olduğu, davacılar, zamanaşımının alacağın muaccel olması ile başlayacağını, dava ile alacağın muaccel olduğunu, davalılar alacak varsa bile zamanaşımını 25/01/2008 tarihli protokol tarihinden itibaren başlaması gerektiğini ileri sürdüğü,  takas şartları, borçların karşılıklı olması, benzer olması, muaccel olması ve takas açıklamasında bulunulması, takas ve mahsup protokolünden her iki tarafın da karşılıklı birbirlerinden alacaklı oldukları ve ... AŞ'nin halen bir kısım müeccel alacağı olduğu, davalı ... AŞ'nin en azından 1.044.000,00 TL tutarındaki muaccel alacağının, takas ve mahsup protokolü ile sona erdiğinin anlaşıldığı, takastan sonra taşınmazın değerindeki artışların da borcun sona ermiş olmasında hiçbir etkisi olmayacağı, Davacı ... AŞ, davalının bu kadar alacağının muaccel olmadığını, bu paranın avans olarak verildiğini, en azından bir kısmının avans olarak verildiğini ileri sürüyorsa da, protokolün kapsamından ödemenin avans olarak verildiğine dair bir sonuç çıkmadığı, protokolden sonraki aşamalarda da davacının iradesinin başka bir şekilde olduğunu gösteren bir gelişme olmadığı,  takasın borcu sona erdiren bir sebep olduğu, davacı iradesinin sakatlandığını, davalıya fazla ödeme yaptığını yahut her hangi bir sebeple davalının yapmadığı işin parasını tahsil ettiğini ileri sürüyorsa, zamanaşmının takas mahsup protokolü olan 25/01/2008 tarihinden başlayacağının açık olduğunu, 5 yıllık sürenin 25/01/2013 tarihinde dolduğu, davanın 13/07/2018 tarihinde açıldığı, davalının zamanaşımı itirazlarının süresinde olduğu ve davanın ... AŞ yönünden zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığı, zamanaşımını kesen (TBK m.154) veya durduran (TBK m.153) bir sebep de olmadığı, Davacı ...’nın tapu iptal tescil isteminde muvazaa iddiasına da dayandığı, bu sebeple zamanaşımının ileri sürülemeyeceğini iddia ettiği, somut olayda muvazaanın varlığını gösteren somut bir delil olmadığı, davacının taraf muvazaası iddiasını 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacılar, takas mahsup protokolünün bizzat kendisinin bu muvazaa için yazılı delil şartını karşıladığını iddia etmişlerse de, takas mahsup protokolü satışın gerçek bir satış olduğunu teyit etmekten öte bir işleve sahip olmadığı, kaldı ki inançlı işlem için tarafların ayrıca gerçek iradelerini gösterdikleri ikinci bir sözleşme yapmış olmaları gerektiği, satış işlemi ... ile ... AŞ arasında iken, takas ve mahsup protokolü ... AŞ ile ... AŞ arasında akdedildiği,  görüldüğü gibi tarafların da farklı olduğu, bilindiği gibi inançlı işlem olması için kandırılmaya/yanıltılmaya çalışılan üçüncü bir taraf olması gerektiği, somut olayda yanıltılmaya çalışılan üçüncü bir kişi olmadığı, davacı ..., hakim ortağı ve yetkilisi olduğu ... AŞ'nin ... AŞ’ye olan borcu sebebiyle ödeme amacıyla iki taşınmazını satmış, bedelini almamış, satış bedeli alacağını, ortağı ve yetkilisi olduğu ... AŞ'ye temlik etmiş, ... AŞ de yaptığı takas protokolü ile bu alacağını ... AŞ’ye olan borçlarına takas ettiği, takasın bütün koşulları oluştuğu, Satışın gerçek bir satış olmadığını gösteren yazılı bir delil mevcut olmadığı, bedelde muvazaa iddiası yönünden tarafların iç ilişkilerinde taşınmazın değerini gerçekte başka bir tutar olarak kabul ettiğini gösteren bir yazılı delil de mevcut olmadığı, bu durumda sadece (tapu harcı gibi bir takım yükümlülüklerden kaçınmak için) tapu sicilinde taşınmaz değerinin düşük gösterilmiş olması, satış işlemini geçersiz hale getirmeyeceği gibi, bir muvazaa olduğunu da göstermeyeceği, ...’nın iki taşınmazı ... AŞ’ye devrinde bir usulsüzlük olmadığı, diğer davalı ... AŞ'nin taşınmazları edinme şeklinin de geçersizliği ileri sürülemeyeceği, Sonuç olarak, davacılardan ...’nın, yeni malik olan … AŞ’ye karşı devam ettirdiği tapu iptal tescil istemli davası (muvazaanın varlığı, yolsuz tescil iddiası) ispatlanamadığından reddedildiği, diğer davacı ... AŞ'nin davalı ... AŞ'ye yönelttiği (fazla yapılan ödemelerin faizi ile tahsili istemli) davasının ise, zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davacı ...’nın davalı … AŞ’ye yönettiği tapu iptal tescil davasının, ispatlanamadığından reddine, davacı ... AŞ'nin davalı ... AŞ'ye yönelttiği davanın reddine karar verilmiştir.Davacılar vekili istinafında; davada öncelikle dava konusu iki adet taşınmazın tapu iptal ve tescilini kabul edilmemesi halinde terditli talep olarak dava konusu 6 adet proje için tarafların mutabık kaldığı tutarlar ile her bir projenin yapılma/yapılmama oranlarının tespit edilerek ve dahili davalıya devrolunan dava konusu iki adet taşınmazın gerçek değerlerinin tespiti ve dava konusu temlikde dahil olmak üzere davalıya sağlanan kazanımlardan davalının hak ettiği bedelin mahsubu suretiyle müvekkili şirketce davalıya yapılan fazla ödemelerin şimdilik 10.000,00 TL.'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsilini talep ettiklerini , asıl talepleri olan dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı müvekkili ... adına kayıt ve tescilini, terditli olrak da müvekkil şirket tarafından davalı adına yapılan fazla ödemeleri talep ettiklerini, terditli talepleri olan 10.000,00 TL.'ye ilişkin fazla ödeme talepleri ile ilgili olarak, 32.861.400,00 TL. talep arttırım dilekçelerini dosyaya ibraz ettiklerini, ilk derece mahkemesinin tapu iptal ve tescil talebi ile ilgili olarak muvazaanın varlığının ispat edilemediği sebebiyle reddedildiğini, ... şirketinin davalı ...A.Ş.'ye yönelttiği fazla ödemelerin tahsili davasını zamanaşımı sebebiyle reddettiğini, yerel mahkemenin kararında hatalı bir gerekçe olarak, davacıların ...A.Ş.'ye yöneltilen iddialarını ispatlamadan diğer davalıdan talepte bulunmalarına imkan ve hukuki yararları olmadığını hatalı olarak belirttiğini, davalı ...'ın kötü niyetli olduğunu, davanın açıldığı tarih olan 13.07.2018 tarihinden iki ay sonra dava konusu iki adet taşınmazın 26.10.2018 tarihinde mal kaçırmak maksadıyla, muvazaalı olarak diğer davalı şirkete devredildiğini, davalıların kötü niyetli olduklarının sabit olduğunu, dava tarihi ile satış tarihi olan 26.10.2018 tarihinin birbirine çok yakın olduğunu, bilirkişi raporu ile dava tarihi değerinin tespit edildiğini,  dava tarihinde her bir taşınmazın değerinin 16.435.700,00 TL. olarak tespit edildiğini, iki taşınmazın değerinin 32.871.400,00 TL. olduğunu, satış değerinin 3.703.702,85 TL. olarak gösterildiğini, iki taşınmaz için 7.407.405,70 TL. olduğunu, taşınmazların gerçek değerinin 1/5 üzerinden satışın gerçekleştirildiğini, davalı ... AŞ. tarafından 7.407.405,70 TL. ödeme belgesinin sunulmadığını, muvazaanın ortada olduğunu, davalı ... A.Ş'nin satışı yapılan bu iki adet taşınmaz için 7.999.998,16 TL. fatura düzenlediğini, ek rapora göre 100.000,00 TL. davalı ... AŞ.'nin 100.000,00 TL. sermaye ile kurulduğunun tespit edildiğini, fatura bedelini ödediğine dair kayıt bulunmadığını, şirketin kurulduğu gün olan 24.10.2018 tarihinde 100.000 USD kaparoyu nasıl temin ettiği ve bu paranın şirkete nasıl girdiğinin, borç aldı ise şirket defterlerine nasıl kaydedildiği hususlarının bilirkişilerce incelenmediğini, bu husustaki itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, davalı ... A.Ş.'nin elden ödense bile 100.000 USD'yi banka hesabında tutması gerektiğini, ancak davalının banka kayıtlarının incelenmediğini, tüm bu hususların muvazaayı gösterdiğini, 26.10.2018 tarihli taşınmaz devirlerinin TTK 356. maddesi uyarınca mutlak butlanla satıl olduğunu, bu madde gereğince kuruluşundan itibaren 2 yıl içine sermayesinin 1/10 unu aşan ayın alınması durumunda genel kurul kararı alınması ve tescil edilmesinin zorunlu olduğunu, yerel mahkemece bu hususta araştırma yapılmadığını, genel kurul alınıp alınmadığının Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilecek kayıtlarla anlaşılacağını, iki davalının kötü niyetle işbirliği yaptıklarını, kanuna karşı hile gerçekleştirdiklerini, müvekkilinden mal kaçırdıklarını, yerel mahkemenin muvazaa iddiamızı yazılı delille ispatlayamadığımıza yönelik tespiti açıkça hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından taraflar arasındaki sözleşmeler dava konusu taşınmazların satış bedelindeki uyuşmazlığın tamamen hatalı değerlendirildiğini, Prof ...'tan alınan hukuki mütalaada,\"...mevcut dosya içeriğine göre taraflar arasında 01.01.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiği anlaşılan asıl sözleşme dışında 4 ayrı hukuki işlemin daha yapıldığının anlaşıldığını, bu hukuki işlemlerin tamamının da 25.01.2018 tarihinde yapıldığını, taraflar aynı gün iki ayrı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, 1 adet temlikname ile 1 adet takas mahsup protokolü imzaladıklarını, bu çerçevede ... ile ... Mimarlık arasındaki taşınmaz satışı, ...'lı ile ... arasında imzalanan alacağın temliki, ... ile ... Mimarlık arasında imzalanan Takas Mahsup protokolünün, asıl sözleşme ile olan hukuki ve fiili bağlantılarının dikkate alınarak birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, bu hukuki işlemlerin tamamının ... ile ... Mimarlık arasındaki Asıl Sözleşme ile kurulan borç ilişkisi kapsamında düzenlendiğinin açık olduğunu, bu bağlantının bilirkişi raporlarında kabul edildiğini, ancak değerlendirme yapılırken bu hususun göz ardı edildiğini, özellikle taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin müstakil olarak değerlendirildiğini, taraflar arasındaki ifa yerine/uğruna edim tartışması bağlamında önemli olan taşınmaz devri ile diğer 3 sözleşme arasındaki bağlantının dikkate alınmadığının anlaşıldığını, 25.01.2018 tarihinde 4 ayrı hukuki ilişki tesis edildiğini, bu işlemlerin tamamının da Asıl Sözleşmeden kaynaklanan muaccel ve müeccel borçların ifasını sağlamak amacını taşıdığını, fiili durum bu yönde olmasına rağmen, 25.01.2018 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde ne asıl sözleşme ile ne de diğer iki hukuki işlemle bağlantı kurulmasını sağlayacak ibareye yer verilmediğini, bu suretle taraflar arasında alelade bir taşınmaz satış sözleşmesi kurulduğu yönünde bir görüntü oluşmasına sebebiyet verildiğini, aslında bu sözleşmeler aracılığıyla iki taşınmazın ... Mimarlık'a devri ve bu suretle ...'nın alacaklı hale getirilmesi, akabinde bu alacakların ...'ya temliki ile onun asıl sözleşmeden kaynaklanan, ... Mimarlık'a olan borçları ile takas edilmesinin amaçlandığını, diğer işlemlerle olan bağlantısının kurulması ile anlaşıldığını, ...'nın sahibi olduğu ...'nın Asıl Sözleşmesinden doğan borcunun ifasını sağlamak üzere taşınmazların ... Mimarlık'a devrini sağlamak olduğunu, taşınmaz satış sözleşmelirin yapıldığı tarihte ve aynı kişiler arasında alacağın temliki ve takas mahsup işlemlerinin yapılmış olmasının üç şahsında irade birliği içerisinde hareket ettiğini gösterdiğini, yapılan satış sözleşmelerinin görünürdeki işlemeler olduğunu, resmi şekilde düzenlenen satış sözleşmelerinde satış bedelinin ödendiği kayıtlı olmasına rağmen gerçekte bu ödemenin yapılmayıp sırasıyla ve aynı anda temlik ve takas mahsup işlemlerine konu edilmiş olması muvazaanın varlığını açıkça ortaya koyan eylemli karinelerdir\" denilerek, tarafların irade birliği içerisinde hareke ettiğini, gerçek hukuki durum ile görünürdeki hukuki durumun birbirinden tamamen farklı olduğunu, muvazaanın varlığının tespit edildiğini, dolayısıyla yerel mahkemenin taşınmazın satışındaki bedeldeki muvazaaya ilişkin yazılı delil olmadığı yönündeki bilirkişi tespitlerinin kadük kaldığını, mahkemenin muvazaa iddialarının ispatlanamadığına dair kararının hatalı olduğunu, ... ile ... Mimarlık arasında akdedilen takas mahsup protokolünün yazılı delil mahiyetinde olduğunu, 25.01.2008 tarihli iki belgenin, satış işleminin muvazaalı olduğuna ilişkin yazılı delil olarak değerlendirilebilecek durumda olduğunu, ...'lı ile ... arasında imzalanan 25.01.2008 tarihli temlikname gerçekte mevcut olmayan bir alacak hakkının temlikini konu edindiğini, konudaki imkansızlık sebebiyle geçersiz olduğunu, aynı geçersizliğin 25.01.2008 tarihli takas mahsup protokolü içinde söz konusu olduğunu, bu hukuki işlemlere her hangi bir sonuç bağlanamayacağını, 25.01.2008 tarihili satış sözleşmelerinin muvazaa sebebiyle geçersiz olması, ... Mimarlık adına yapılmış tescilinde geçersizliği sonucunu doğurduğunu, ... Mimarlık kendisine ait olmayan taşınmazları, davalı ...A,Ş,'ye sattığını, 3. Şahıs olan davalı ... A.Ş.'nin TMK 1023 maddesinden istifade edemeyeceğinin uzman görüşünde belirtildiğini, yolsuz tescil durumu sabit olduğundan 2 adet taşınmazın müvekkili ...'lı adına tescilini talep ettiklerini, yerel mahkeme tarafından zamanaşımı süresinin başlangıcı ve süresinin hatalı tespit edildiğini, alacağın huzurdaki davanın ikamesi ile muaccel olduğunu, aksi düşünülse dahi Üsküdar ... Noterliğinin 20.09.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin temerrüt tarihi olarak kabul edileceğini, 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu, yerel mahkemenin takasın borcu sona erdiren bir sebep olduğunu, zamanaşımının takas mahsup protokolü olan 25.01.2008 tarihinden başlayacağını, 5 yıllık sürenin 25.01.2013 tarihinde dolduğunu, davanın 13.07.2018 tarihinde açıldığını, davalının zamanaşımı itirazlarının süresinde olduğunu, ... A.Ş. Yönünden davanın zamanaşımında reddine karar verildiğini, ... ile ... arasındaki sözleşmenin içeriğinin Haydarpaşa projesi için kararlaştırılan bedel hariç olmak üzere, bu proje ile ... Mimarlık, ...'nın bir miktar para ödemesi karşılığında, yapılacak 6 inşaat projesi için mimari projelerin hazırlanması ve bu projelerin idare tarafından onaylanmasına ilişkin sürecin yürütülmesi, inşaatın yapılması için ihtiyaç duyulacak izin ve ruhsatların alınması yükümlülüğü altına girildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin atipik bir sözleşme olduğunu, uzman görüşünde de belirtildiği üzere  10 yılık genel  zamanaşımına tabi olduğunu, davalının Beyoğlu ... Noteriliğinden 20.07.2017 tarih ve ... yevmiyeli ihtar ile müvekkilinin KDV bedellerini ödemediğini ihtar ettiğini bunun üzerine müvekkilinin alacağına dair Üsküdar ... Noterliğinin 20.09.2017 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarını gönderdiklerini, davalının temerrüde düştüğünü, alacağın muaccel olduğunu, zamanaşımının bu tarihten itibaren işleyeceğini, takas mahsup işleminin zamanaşımına esas alınmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemenin davaya konu taşınmazların devrinin, taşınmaz satış sözleşmesinin borcun ifası amacıyla yapıldığı yönündeki tespiti hatalı olduğunu,  dayanak bilirkişi raporundaki taşınmaz devrinin borcun ifası kapsamında yapıldığı hususunun kabulünün ... Mimarlık'ın beyanlarına dayandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi söz konusu işlemlerin ifa yerine edim olarak kabul edilebilmesi için müvekkilinin alacak hakkının asıl borcun yerine geçmek üzere davalıya temlik edilmiş olması gerektiğini, müvekkilinin ikame edim yaptığını, ifa yerine/ifa uğruna temlikin varlığından söz edebilmek için borçlunun, alacaklısına 3. Bir şahıstan olan alacağını temlik etmesi gerektiğini, bu ihtimalde asıl edimden başka bir şeyin ifa yerine /uğruna edim olarak verilmesinden söz edilebileceğini, takas mahsup başlıklı belgenin TBK gereği takas mahsup işlemi olarak nitelenemeyeceğini ve sonuç bağlanamayacağını, 25.01.2008 tarihinde gerçekleştirilmiş olan her 3 işlem birlikte değerlendirildiğinde, tarafların gerçek iradesinden doğan yegane işlemin ...'nın borcuna mahsuben taşınmazları ... Mimarlık'a devri ve bu suretle ...'nın borcunun ifasında kullanılmasının temin olduğunu, hukuki mütalaada belirtildiği üzere dava konusu taşınmazların rayiç değerinin tespit edilmesi ve /veya müvekkili ...'ya iade edilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından taşınmaz devrinin borcun ifası amacıyla yapıldığı tespitinin kadük kaldığını, müvekkili tarafından ...'ın şahsi hesabına yapılan TL. cinsinden ödemelerin müvekkiline iade edilmesi gerektiğini, müvekkilinin bu bedelleri ... ile aralarındaki sözleşme ilişkisi sebebiyle gönderdiğini sabit olduğunu, anılan ödemelerin dava konusu proje bedellerine ilişkin olduğunu, taraflar arasında mimarlık sözleşmesi dışında ilişki olmadığını, ...'lı tarafından, ...'a yapılan ödemelerin banka kayıtlarından tespit edilmesi gerektiğini, bu ödemelerin 2.500.000,00 TL. olduğunu, davacının sözleşmede geçen borç miktarı 80.000,00 TL. İle satış bedelinin bir kısmını aldığını beyan ettiği 15.000,00 TL. ve 12.500,00 TL. olmak üzere toplam 22.500,00 TL.'nin belirlenen  rayiç bedelden düşüldükten sonraki bakiye miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğramadığının tespiti ile 6 adet projeye ilişkin olarak  müvekkilleri tarafından davalı ... Mimarlık'a ödenen iade edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili tarafından Davalı ... Mimarlığa elden 2 parça olarak ödenen toplam  4.000.000 Euro'nun iadesine karar verilmesi gerektiğini, tahsilat makbuzu ile somutlaştırılmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu , ... Kentsel Dönüşüm projesinin hayata geçirilmesi için ... San ve Tic A.Ş. Kurulduğunu, davalının bu proje maliyetinden hissesi oranında mesul olduğunu, dava dışı ... Turizm şirketinde yapılan yerinde inceleme gün ve saatinin kendilerine bildirilmediğini bunun hukuka ve usule aykırı olduğunu ve inceleme sonucunda alınan bilirkişi  raporun  dikkate alındığını bunun hukuka aykırı olduğunu, ... Turizm'in, davalı ...'a gönderilmek üzere ilettiği bir para bulunmadığını, projelerin davalının taahhüt ettiği aşamalara getirilmediğini, avan proje aşamasına dahi getirilmediğini, dolayısıyla ...'ın hak kazanacağı her hangi bir ücret bulunmadığını, müvekkilinden alacağı bulunmadığını, 6 projenin yapımının kararlaştırıldığını el yazısıyla hazırlanıp, imzalandığını, tüm projelerin avan veya ruhsat projesi aşamasına getirildiği kabul edilse bile söz konusu projelerin onaylı nüshalarının hiç biri müvekkiline tesilm edilmediğini, davalı tarafın teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, proje kapakları incelendiğinde, projeyi teslim alan müteahhit kısımının imzasız olduğunu, teslim edilmeyen, bir sürü eksiklik içeren projenin avan proje aşamasına getirildiğinin kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, projelerde sayısız eksiklik ve hata olduğunu, ... Mimarlık'ın projeler kapsamında her hangi bir ücrete hak kazanmadığını belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı ... dava konusu tapu iptal ve tescil istenen 2 adet taşınmazı, davalı şirkete satan ve alacak olarak temlik eden kişi,  Davacı ...A.Ş.  iş sahibi, Davalı ... yüklenici, davalı ...A.Ş.  Dava konusu 2 adet taşınmazı dava devam ederken satın alan 3. kişidir. Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin edimlerinin davalı ... tarafından yerine getirilmediğini, müvekkili ... tarafından bir takım ödemeler yapıldığını, bu ödemelere ilaveten 25.01.2008 tarihinde 2 adet taşınmazın devri suretiyle aynen ifa edildiğini, davalı  ... Mimarlık şirketine fazladan kazandırılan 2 adet tapu kaydının iptalini ve müvekkili ... adına tescilini, tescilin kabul edilmemesi halinde terditli olarak taşınmazların gerçek değerinin tespiti ve dava konusu temlik dahil olmak üzere davalıya sağlanan kazanımlardan davalının hak ettiği bedelin mahsup edilerek yapılan fazla ödemelerin tahsili talep edilmiştir. 13.07.2018 tarihinde dava açıldıktan sonra, dava konusu 2 adet taşınmazın davalı şirket tarafından 26.10.2018 tarihinde ... A.Ş.'ye devredildiği ve davacı vekilinin 28.04.2021 tarihli beyanı ile HMK 125. Madde kapsamında tapu iptal ve tescil talebini yeni malik davalı şirkete yönelttiklerini, iade talebinin ise muhatabının sadece davalı ... Mimarlık olduğunu belirtmiştir. Davalı ... Mimarlık vekili; zamanaşımı itirazları olduğunu, müvekkilinin edimlerini ifa ettiğini, eksikliklerin davacıdan kaynaklandığını, takas mahsup talepleri olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili, Davacı ...A.Ş.'nin husumet ehliyeti olmadığını, muvazaa ile ilgili davacının yazılı delil sunmadığını, satışın gerçek bir satış olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi kararında davacı ...'nın tapunun iptal ve tescil talebinin muvazaa iddiasına dayandığını, satışın gerçek bir satış olmadığını gösteren muvazaayı ispatlayan yazılı bir delil olmadığını, davacı ...'nın, davalı ... Mimarlık'a iki taşınmazı devrinde bir usulsüzlük olmadığından ispatlanamayan tapu iptal ve tescil davasının reddine, diğer davalı ... A.Ş.'nin taşınmazları edinme şeklinin geçersiz olduğunun ileri sürülemeyeceğini ve diğer davacı ... A.Ş.'nin, davalı ... Mimarlık'a yönelttiği fazla ödemelerin iadesi talebini de zamanşımı sebebiyle reddine karar vermiştir. Somut olayda Davalı ... Mimarlık, davacı ...nın üstlendiği işlerde (6 adet işte) projelerin çizimi, bir takım mesleki uygulamaları ve imar işlemlerini üstlendiği, taraflar arasında 2006 yılında anlaşma yapıldığında tarafların mutabık olduğu, 2008 yılından dava tarihine kadar taraflar arasında ticari ilişkinin devam etmediği  anlaşılmaktadır. Davacılardan ..., davaya konu 2 adet taşınmazı alınan/alınacak hizmete karşılık ödeme olarak, 25/01/2008 tarihinde davalı ...AŞ’ye tapuda satış şeklinde devrettiği, taşınmazlar (her biri 522.000 TL olmak üzere iki taşınmaz) toplamda 1.044.000,00 TL değerinde kabul edildiği, aynı tarihte davacı ..., ortağı ve yetkilisi olduğu ... AŞ ile bir temlikname düzenlemiş ve davacı ...’nın davalı ...’a iki adet taşınmaz satışı sebebiyle olan 1.044.000 TL olan alacağı, ...AŞ’ye temlik edildiği anlaşılmaktadır. ...AŞ ile ...AŞ arasında 25/01/2008 tarihli “Takas ve Mahsup Protokolü” başlıklı bir protokol düzenlendiği, bu protokolde, ...AŞ nin temlikname sebebiyle 1.044.000,00 TL alacağı olduğu, ...AŞ nin de 01/01/2006 tarihinden bu yana ... için çeşitli mimarlık hizmetleri vermiş olması sebebiyle muaccel ve müeccel alacakları olduğu belirtildiği, ...AŞ nin 1.044.000,00 TL lik alacağı, ... AŞ nin muaccel ve müeccel alacakları ile takas ve mahsup edilmesine; ...AŞ’nin takas mahsup işlemlerinin ardından kalmış/kalacak bakiye alacağını talep hakkının saklı kalmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı ... tarafından 2 adet taşınmazın 25.01.2008 tarihinde hizmet karşılığı olarak Davalı ... Mimarlık'a sattığı, toplam 1.044.000,00TL. satış bedelini de Davacı ... şirketine temlik ettiği  anlaşılmaktadır. Eldeki davada davacı yanca taraf muvazaası sebebiyle bu satışların geçersiz olduğu iddia edilmiştir. Taraf muvazaasının ispatı, taraflardan sadır bir yazılı belge ile ispatlanabilir. Davacı, bu iki adet taşınmazın Davalı .. Mimarlığa temlikinin yolsuz tescil olduğuna ilişkin iddiasını, taraflar kardeş olsalar bile davacının kendi muvazaasına ilişkin işlemin iptalini ancak yazılı delille ispat etmesi gerekir. Davacı muvazaa iddiasını ispatlayamamıştır. Taraflar arasında gerçekleştirilen 25.01.2008 tarihli Takas Mahsup Protokolü incelendiğinde, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden alacaklarını ve borçlarını 1.044.000,00 TL. olarak takas mahsup ettiklerini ve davalı ... Mimarlık'ın bu işlemin ardından bakiye alacağının kaldığını kendi serbest  iradeleriyle kabul etmişlerdir. Takas bir ifa olmasa bile, ifa ile aynı sonuçları meydana getirmekte ve alacaklıyı tatmin ederek borcu sona erdirmektedir. Takas anlaşması ile bu hakkı kullanan taraf hem kendi muaccel alacağını hem de kendi alacaklısının muaccel alacağını sukut ettirmiş olur. Taraflar arasındaki sözleşmeden davalı ... Mimarlık'ın 1.044.000,00 TL.'lik alacağının da son bulduğu, aynı şekilde davacı ... şirketinin de alacağının bu nispette sona erdiği, geriye davalı ... Mimarlık'ın bir kısım müeccel alacağı kaldığı anlaşılmaktadır. Davamızda taraflar takas/ mahsup sözleşmesi yaparak iradi olarak bir nevi ibra yapılmıştır. Yerel mahkemenin taraflar arasındaki bu takas /mahsup anlaşmasının tarihi olan 25.01.2008 tarihinden itibaren 5 yıl zamanaşımı süresi dolduktan sonra davanın açılmış olması sebebiyle tazmin talebinin reddine karar vermiş olması da yerinde olup, sonuç olarak ilk derece mahkemesince verilen tapu iptal ve tescil talebinin ve tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddi kararları  dosya kapsamına, hukuka ve usule uygundur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2022 tarih ve 2018/840 Esas, 2022/477 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - a)Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 220,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 206,90 TL istinaf karar harcının davacı ...'dan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b)Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 220,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 206,90 TL istinaf karar harcının davacı ...A.Ş.'den alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,  3 - Davacılar tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 27/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d0d536fd70eaff7","SID":"d653d526bfe5b5bf"}}