{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2020/883 <br>KARAR NO\t: 2024/1752<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...  \t...<br>ÜYE \t: ...      \t...<br>ÜYE \t: ... \t\t...<br>KATİP\t: ... \t\t...<br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 15/01/2020<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2017/562 E.-2020/21 K.<br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t: <br><br>Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; taraflar arasında 03.03.2015 tarihli, müvekkilinin davalıya Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı(BAKKA) 2015 Yılı KOBİ Mali Destek Programı kapsamında destek hibesi almaya hak kazanmaya ilişkin danışmanlık hizmeti sunmayı, davalının müvekkile bedel ödemeyi taahhüt ettiği danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, davalının hibe almaya hak kazandığını ve hibe sahibi ile 30.09.2015'te sözleşme imzalayıp davacı müvekkilin danışmanlığıyla hazırladığı projeyi gerçekleştirmeye başladığını, başarı primi alacağı ile ilgili 14.09.2015 tarihli faturanın davalıya gönderildiğini, davalının borcu ödememesi üzerine hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin son maddesi gereğince Ankara Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek, davalının Ankara 16. İcra Dairesinin 2016/13409 E. sayılı dosyasındaki itirazının iptaline ve asıl alacağa icra takibinden itibaren avans faizi işletilmesine, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş; <br>18.09.2019 tarihli ıslah dilekçesinde; davayı tamamen ıslah ettiklerini, asıl alacak 13.357,72 TL olup taraflar arasında akdedilen dava konusu hizmet sözleşmesinin 4. maddesinde fiyata KDV'nin dahil olmadığı hüküm altına alındığından KDV isteme hakkının saklı tutulduğunu belirterek, asıl alacak olan 13.357,72 TL'nin %18'i oranında KDV bedeli -2.404,38 TL- ile birlikte 15.761,93 TL alacağa temerrüt tarihi olan 01.09.2016'dan itibaren avans faizi üzerinden alacak davası olarak davanın devamını talep etmiştir. <br>Davalı vekili; davanın itirazın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, <br>İcra takibinin ve davanın konusu olan sözleşmede davacı yanın kaşe ve yetkilisinin imzası yanı sıra tarihin de yer almadığını, sözleşme aslının sunulmasını talep ettiklerini, <br>Davacı yan ile yapılan görüşmeler neticesinde müvekkili firma adına BAKKA 2015 yılı<br>KOBİ mali destek programı kapsamında proje hazırlanması hususunda danışmanlıklarının alınmasına karar verildiğini, bu kapsamda gerekli ve davacı yanca talep edilen belgelerin davacı yana tam ve zamanında olacak şekilde iletildiğini, sözleşme gereği davacı yanın proje ve bütçesini Ajansa göndermeden önce, müvekkili firmanın onayı ve denetimi için müvekkile göndermesi gerekmesine ve defalarca aranıp talep edilmesine rağmen firmanın haberi olmaksızın gönderdiklerini, davacı firma tarafından müvekkilinin kontrolünden geçmeyen, firmanın KOSGEB projesinden kopyalanmış, firma yatırım düşünceleri dışında bütçesi de hatalı %50 hibesi tutturulamamış, hatalı proforma faturalar kullanılmış ve geçeceği %98 garanti olan bir proje yerine, sonucu müvekkil firma yönünden düzeltilemeyecek bir proje sunularak, müvekkilinin maddi zarara uğratıldığını, <br>Projenin bir başka projeden kopyala-yapıştır yapılmak suretiyle üstünkörü hazırlandığını, projede, müvekkili firmanın istemediği mallara ilişkin proforma faturalar yazıldığı gibi, müvekkilinin istediği mallara ilişkin proforma faturalarda ise yüksek olan-yani yine müvekkilin aleyhine olan- faturaların projeye yazıldığını, üstelik proforma faturada yer alan ve makinenin çalışabilmesi için gerekli eklentilerin de bütçeye yazılmadığını, davacı yanın projedeki bu fahiş hataları nedeniyle müvekkil firmanın hibe bedeli yaklaşık %5,5 düşerek, müvekkiline yaklaşık 100.000,00 TL hibenin boşa gitmesi şeklinde yansıdığını, müvekkili firma tarafından istenmemesine rağmen hatalı olarak projeye bazı kalemlerin katıldığını, bu nedenle söz konusu proje, müvekkil firma tarafından ele alınarak yürütüldüğünü ve bu şekilde hatalı kalemler firma bütçesinden karşılanmak suretiyle projedeki sorunlar giderilerek hibe işlemlerinin sonuçlandırıldığını, <br>Kaldı ki, davacı yanın sözleşme alacağına ilişkin herhangi bir fatura düzenlemediğini, fatura tebliğ etmediğini, cari hesaplarına işlemediğini, BA/BS formu teyidi yapılmadığını, davacı yanın kendisinin dayandığı sözleşmenin \"Sözleşmeye aykırılık halleri, fesih, tazminat ve cezai şart başlıklı\" 4. maddesindeki, \"Her bir taraf, kendi veya çalışanlarının davranışları sonucunda meydana gelen herhangi bir zarar, ziyan, hara, tazminat ya da ortaya çıkan başka zarardan kendisinin sorumlu olduğunu kabul eder.\" düzenlenmesi uyarınca müvekkilinden özür dilediğini ve söz konusu projeyi hazırlayan çalışanın işine son verildiği belirterek ve meydana gelen zararın telafi edileceği sözü verdiğini, davacının icra takibini başlatmakta kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddine ve %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br> İlk derece Mahkemesince; \"Bilirkişi raporu ile davalı tarafın 445.252,40.-TL'lık hibe tutarından faydalandığı, taraflar arasındaki sözleşme gereği hibe tutarının % 3'ünün prim olarak ödenmesinin kararlaştırıldığı, bu miktarın başarı primi ve proje dosya bedeli + KDV toplamı olarak 15.938,93 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili davasını 15.761,93 TL'nin 01/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair alacak davası olarak ıslah etmiş, yukarıda ayrıntısı açıklanan bilirkişi raporu ile davacının, davalı taraftan başarı primi, KDV ve  proje dosya bedelini talep hakkı olduğu anlaşılmakla\" gerekçesiyle, davacının ıslah ettiği davasının kabulü ile, 15.761,93 TL'nin 01.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. \t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının akdedildiğini iddia ettiği müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmış ve usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş bir sözleşmenin varlığını, geçerliliğini, sözleşmeden kaynaklı yükümlülük ve edimlerini yerine getirdiğini ispatlayamadığını,<br>Sözleşmenin kurulduğu iddia edilen tarihte ...'in şirket müdürü olarak görev yaptığını, dosya kapsamında bulunan sözleşme sureti üzerinde ... adına imza bulunduğu (sözleşme aslı ibraz edilmediğinden imza incelemesi yapılamadığından bunu da kabul etmediklerini) belirtilmiş olduğuna göre, sözleşmenin şirketi bağlayıcı olduğundan söz edilemeyeceğini, İlk Derece Mahkemesi'nin 30.11.2017 tarihli duruşmasında sözleşmenin aslının sunulması için davacıya süre verilmiş ise de sözleşme aslının sunulamadığını, <br>Kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı şirketin, sözleşmede ve taraflar arasındaki sözleşme öncesi görüşmelerde belirtilen edimlerini ve taahhütlerini gereği gibi ve hatta hiç ifa etmediğini, müvekkilinin onay, talimat ve talebi dışında hibe programcısı Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı'na müvekkilinin talebi gibi olmayan bir projeyi gönderdiğini, müvekkilince sonraki hibe programlarına katılmaktan men vb sonuçların doğması ihtimali bulunması nedeniyle hibe sözleşmesinin imzalanmak zorunda kalındığını, müvekkilinin bunun sonucunda %50 hibeden yararlanma imkânı varken, %44,50 oranında hibeden yararlanmak ve buna katlanmak zorunda kaldığını ve artan maliyetlerini kendisinin karşıladığını, sözleşme sürecinin sözleşme ön görüşmeleri seviyesinde kaldığını ancak davacının sözleşme yürürlükteymiş gibi müvekkilini bilgilendirmeksizin bir takım iş ve işlemlere giriştiğini,<br>Müvekkili tarafından sunulacak projenin hazırlanmasına ve başvurunun yapılıp sonuçlandırılmasına ilişkin işlemlerden oluşan işlerin vekalet sözleşmesi olduğunu, davacının işi TBK'nın 506/2 ve 3. fıkralarındaki, \"Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.<br>\tVekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.\" hükmüne uygun olarak yerine getirmediğini, bu nedenle hiçbir ücrete hak kazanamadığını, <br>Yine TBK'nın vekaletsiz iş görme ile ilgili 526. maddesinde, \"Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına işgören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür.<br>\", 527. maddesinde, \"Vekâletsiz işgören, her türlü ihmalinden sorumludur.\", 529. maddesinde ise, \"İşsahibi, işin kendi menfaatine yapılması hâlinde, işgörenin, durumun gereğine göre zorunlu ve yararlı bulunan bütün masrafları faiziyle ödemek ve gördüğü iş dolayısıyla üstlendiği edimleri ifa etmek ve hâkimin takdir edeceği zararı gidermekle yükümlüdür.\" hükümlerinin düzenlendiğini, bu hükümlere göre davacının ancak bu işi yerine getirirken katlandığı masrafları müvekkilinden talep edebileceğini, ancak bunların da zamanaşımına uğradığını, <br>Davacının sunulan projenin onay aldığını kanıtlayamadığını, müvekkilinin kontrolünden geçmeyen, firmanın KOSGEB projesinden kopyalanmış, firma yatırım düşünceleri dışında bütçesi de hatalı %50 hibesi tutturulamamış, hatalı proforma faturalar kullanılmış ve geçeceği %98 garanti olan bir proje yerine, sonucu müvekkil firma yönünden düzeltilemeyecek bir proje sunarak, müvekkilini maddi zarara uğrattığını, bilirkişi raporunda buna ilişkin bir tespit yapılamadığını,<br>Davacının müvekkili bakımından bağlayıcılığı bulunmayan sözleşmeden dolayı hiç bir alacağı bulunmadığını, <br>Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, itirazları doğrultusunda hukukçu hesap bilirkişisinden yeniden rapor alınmasına ve sonuç olarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>Dava, ıslahla taraflar arasındaki Danışmanlık Sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilen alacağın tahsili istemine  ilişkindir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.076,70 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 261,32 TL'nin mahsubuyla kalan 815,38 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine, <br>4-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>19.12.2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  19/12/2024\t\t\t\t<br>    <br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br> e-imza<br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e9f49d209ec98a72","SID":"ec912eb049458958"}}