{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1436 <br>KARAR NO\t: 2024/1810<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/297 E.  -  2022/116 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Patent Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/04/2022 tarih ve 2020/297 E. - 2022/116 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili firmanın 2014 yılında kurulduğunu, hızlı bir gelişme ile Türkiye’de <br>biyomedikal sektörünün bilinen firmalarından biri olduğunu, bu bilinirliğin ... ürünlerinin piyasaya sunulması ile arttığını, davalının uzun yıllardır kullanılan ve yeni olmayan bir cihazı kötü niyetle patent <br>olarak tescil ettirdiğini, müvekkil aleyhine Bakırköy 1. FSHHM'nin 2019/4 E. <br>Sayılı dosyası üzerinden anılan  patente dayalı olarak, davalıdan lisans alan dava <br>dışı üçüncü kişi tarafından, patent hakkına tecavüz iddiası ile dava açıldığını, oysa dava konusu patentin 1998 yılından bu yana pek çok ülkede tescil edilmiş, <br>pek çok makaleye konu olmuş, istemleri yenilik kriterini haiz olmayan, buluş <br>basamağı içermeyen bir patent olduğunu, bu kapsamda olmak üzere, İrlandalı ... firması tarafından, söz konusu <br>ürünlerin 1992 yılından bu yana üretim ve satışının yapıldığını, hatta dava konusu <br>patentin tescil tarihinden önce  2012 yılında davalı firmaya da satışını yaptıklarını <br>beyan ettiklerini, ... tarafından düzenlenen mütalaada da <br>patentin tescil kriterlerini taşımadığı ve hükümsüzlüğünün gerektiği hususlarının <br>somut delilerle tespit edildiğini, diğer taraftan dava konusu patentin istemlerinin oldukça geniş düzenlendiği ve <br>açıklık problemi olduğunu, yeterli açıklık taşımadığını ileri sürerek, 2018/01504 sayılı patentin hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar <br>verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili, dava konusu Avrupa <br>Patentinin, Türkiye’nin de üye olduğu Avrupa Patent Sözleşmesi çerçevesinde <br>Türkiye’de 2018/01504 numara ile validasyon ve tescil edildiğini, <br>davacının müvekkili patentinin buluş basamağı içermediği <br>ve yenilik kriterini haiz olmadığı, daha önce kamuya sunulmuş olduğu iddialarının teknik ve hukuki olarak mesnetsiz olduğunu, müvekkili patentinin tescil şartlarını sağladığını, davanın kötü niyetli olarak açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. \t<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalıya ait TR 2018/1504 sayılı patentin tüm istemleri itibariye yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerine sahip olduğu, ancak buluş basamağı kriterine sahip olmadığı, bu nedenle patentin hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tarafa ait TR 2018 01504 sayılı patentin hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.      <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davacının kötü niyetli olarak eldeki davayı açtığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davacının amcası tarafından yönetilen ... şirketinin aynı iddiaları içeren dava dilekçesi ile EPO dava merkezi Münih'te patent aleyhine dava ikame ettiğini, hatta daha sonra EPO'daki davacının, işbu dava ve diğer davalardaki belgeleri EPO'daki davaya delil olarak sunduğunu, buna rağmen bekletici mesele taleplerinin reddedildiğini, istinafa konu davanın karar duruşmasından 5 gün sonra EPO'daki davanın da karar duruşması bulunmakta iken, EPO'daki davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, EPO'daki davanın ise kaybedildiğini, devam eden dava sürecinde, her iki tarafın da uzman görüşüne başvurduğunu ve birbirine zıt raporların dosyaya sunulduğunu, dosya kapsamında görevlendirilen bilirkişi heyetinin fahiş şekilde hatalı incelemelerde bulunduğunu, bu incelemelere karşı beyanlarının, alınan ek raporlarda dikkate alınmadığını, birbirini tekrar eden 3 rapor alındığını ve bu raporlarda dosyadaki uzman görüşlerinin, dosya delil durumunun hiçbir şekilde tartışılmadığını, bilirkişilerin inceleme yapmaktan ziyade bir sonuca varmak için rapor hazırladığını, dosyadaki delil durumuna istinaden deliller arasındaki çelişkinin giderilmesi taleplerinin, mahkeme tarafından HMK'nın 30. maddesindeki usul ekonomisi gereği reddedildiğini, dosyadaki bilirkişi raporlarına yaptıkları hiçbir itirazın gerçek manada bilirkişiler tarafından yanıtlanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.     <br> <br>GEREKÇE\t: Dava, patent hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDava, davalı adına tescilli 2018/01504 sayılı patentin hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince davaya konu patentin yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik koşullarını sağladığı, ancak buluş basamağı kriterinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davaya konu patent, Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa Patent Sözleşmesi hükümleri uyarınca Avrupa Patent Ofisi'ne başvurusu yapılan ve başvuruda Türkiye'nin de belirtildiği EP3233289B1 sayılı Avrupa Patenti'nin, anılan Sözleşme hükümleri, 551 sayılı KHK ve Avrupa Patent Sözleşmesi Yönetmeliği uyarınca Türkiye'de geçerli ulusal patent olarak kabul edilerek tescil edilmiştir. Avrupa Patent Sözleşmesi Yönetmeliği'nin 11. maddesine göre, Türkiye'nin seçildiği bir Avrupa Patenti, bu yönetmeliğin 12 ve 13. maddelerindeki koşulların sağlanması şartıyla, Avrupa Patent Ofisi tarafından, Avrupa Patentinin verildiğine ilişkin ilanın yapıldığı tarihten itibaren Türkiye'de verilen bir ulusal patent olarak kabul edilir.<br>\tAvrupa Patent Sözleşmesi'nin 105/b maddesinin üçüncü fıkrasında Avrupa patentinin kısıtlandırılması veya hükümsüzlüğüne yönelik kararın, bu patentin verildiği taraf Devletlerin tümünde uygulanacağı, bu kararın Avrupa Patent Bülteninde duyurulduğu tarihten itibaren yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin uygulamalarında da, Türkiye'de görülmekte olan hükümsüzlük davalarında EPO itiraz ya da temyiz sürecinin sonucunun beklenmesi gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.06.2013 tarih, 2011/8162 E., 2013/11840 K., 26.09.2017 tarih 2016/2842 E. 2017/4725 K., 20.12.2023 tarih, 2022/3632 E., 2023/7516 K. sayılı ilamları). Somut uyuşmazlıkta da, davalı vekilince dosyaya sunulan 30.03.2022 havale tarihli dilekçede, işbu dava konusu patentle ilgili olarak EPO nezdinde de, eldeki davada ileri sürülen iddialara dayalı olarak dava açıldığı belirtilmiş, buna ilişkin bir kısım evrak, dilekçe ekinde mahkemeye sunulmuştur. Her ne kadar EPO nezdindeki itiraz ya da davaların, mahkemece yapılacak değerlendirme bakımından bağlayıcılığı bulunmamakta ise de somut uyuşmazlık bakımından mahkemece, yukarıda değinilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararları çerçevesinde EPO'daki dava dosyasına sunulan delilleri değerlendiren ek rapor alınması ve bu buna göre hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. <br>\tÖte yandan, HMK'nın 293. maddesinde  tarafların, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilecekleri, hakimin, talep üzerine veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişiyi davet ederek dinlenilmesine karar verebileceği, uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hakimin ve tarafların gerekli soruları sorabileceği, uzman kişinin çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmemesi halinde hazırlamış olduğu raporun mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmayacağı düzenlenmiştir. Buna göre tarafların bilirkişi dışında uzmanından bilimsel nitelikli görüş almaları mümkün olup, böylece özel ve teknik konularda tarafların uzman görüşünden yararlanmaları, iddia ve savunmalarını bu görüşlerle desteklemeleri mümkün olacaktır. Uzman kişinin dinlenilmesi imkanının getirilmesiyle bir yandan uzmanlık gerektiren konuların daha iyi aydınlatılması, diğer yandan çelişkili ya da eksik veya yanlış bilgilerle yargılamanın önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Somut olayda, taraflarca dosyaya uzman görüşleri sunulmuş olup, ne hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında, ne de mahkemenin gerekçeli kararında, sunulan uzman görüşlerine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davalı vekilinin sunduğu uzman görüşü ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkileri giderecek yeni bir rapor alınıp oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen uzman görüşü konusunda HMK'nın 293. maddesi hükmü kapsamında olumlu olumsuz hiçbir değerlendirmede bulunulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>\t Bu itibarla, ilk derece mahkemesince somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/04/2022 gün ve 2020/297 E. - 2022/116 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/11/2024 \t <br>\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f6e716ebe084dd20","SID":"ef9b6e90daba8183"}}